657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu değişiyor mu?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ''1965 model ve her yerinden su almaya başlayan 657 sayılı kanun, günümüz Türkiyesinin ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzaktır'' dedi

28 Ocak 2013 Pazartesi, 12:48
BOLU - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ''Çalışanın emeğinin tam karşılığını veren, hem hizmet sunanı hem de hizmet alanı memnun eden, liyakat ilkesini esas alan, toplumsal yapımıza uygun olan, kamu hizmetinde verimliliği esas alan ve Türkiye'nin dinamizmine ayak uyduracak yeni bir personel sistemini hayata geçirmemiz gerekiyor'' dedi.
    
Devlet Personel Başkanlığı'nca Abant'ta düzenlenen ''Kamu Personel Sisteminin Sorunları, Çözüm Önerileri ve 2023 Vizyonu Çalıştayı''nın açılışında konuşan Çelik, her alanda ciddi değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir süreçten geçtiklerini söyledi.

Personel sayısının iyi ve kaliteli hizmet anlamına gelmediğine dikkati çeken Çelik, nicelik yerine niteliğin esas alınması gerektiğini, çalıştayda ortaya konacak fikirlerin yeni personel sistemi konusunda yol gösterici olacağını vurguladı.

Türkiye'nin gelecek 50 yılına damga vuracak personel sistemini sosyal ortaklar ve sosyal diyalogla hayata geçirmek istediklerini dile getiren Çelik, ''Dünyadaki uygulamaları da gözden geçirerek, kamu personelinin yurt sathına dengeli dağılımını gözeten, çalışanın emeğinin tam karşılığını veren, hem hizmet sunanı hem de hizmet alanı memnun eden, liyakat ilkesini esas alan, toplumsal yapımıza uygun olan, kamu hizmetinde verimliliği esas alan ve Türkiye'nin dinamizmine ayak uyduracak yeni bir personel sistemini hayata geçirmemiz gerekiyor'' şeklinde konuştu.
   
''Çağdaş ülkelerle aramızdaki mesafeyi önemli oranda kapattık''
   
Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, kendini sürekli yenileyen nitelikli insanları kamu hizmetine katabilmeyi amaçladıklarını ifade eden Çelik, Türkiye'nin son 10 yılda yakaladığı siyasi istikrar sayesinde her alanda yenilenme yaşadığını bildirdi.

Çelik, geçmişteki acı tecrübeler, darbeler, muhtıralar, anti demokratik müdahaleler ve kayıp yıllara rağmen Türkiye'nin son 10 yılda yakaladığı siyasi istikrar sayesinde her alanda yenilenme, tazelenme ve onarım süreci yaşadığını belirterek, şöyle devam etti:

''1923'ten 2012'ye kadar yıpranan ve yorulan Türkiye'nin her organını adeta servis bakımına aldık. 2002 öncesinde adeta çığ altında kalan Türkiye, dünyanın gidişatını iyi okuyarak 10 yıllık süreçte hayata geçirdiğimiz reformlarla çağ atlayan bir noktaya geldi. Hükümetimiz döneminde ekonomik kalkınmanın yanında demokratik kalkınmayı da gerçekleştirerek, çağdaş ülkelerle aramızdaki mesafeyi önemli oranda kapattık. İnsan haklarını imtiyaz olarak gören anlayışların aksine, temel hak ve özgürlükleri vazgeçilmez kılan, millet iradesini tali unsur olarak değil, asli unsur olarak kabul eden yönetim anlayışını hayata geçirdik.''

Türkiye'de hantal bürokrasi anlayışı nedeniyle devlet kapısının adeta ''çile kapısına'' dönüştüğünü dile getiren Çelik, ''Eskiden bu millet köyüne yol isterdi, yol için yapılan yazışmaların evrakı talep edilen yoldan daha uzun olurdu. Devleti millet iradesi üzerine kurgulamamız gerekiyor. Artık vatandaşa tepeden bakan 'Bugün git, bir ay sonra gel' anlayışı yerine, vatandaşın yanında olan ve 'Senin derdin benim derdimdir' anayışını daha da güçlendirmeliyiz'' ifadelerini kullandı.

Çelik, devlet iradesini değişen ve çeşitlenen ihtiyaçlara karşılık verebilecek, çağdaş yapıya kavuşturmak istediklerini kaydederek, şöyle konuştu:
  
''Bu konuda son 10 yılda geçmişe kıyasla çok büyük mesafe aldık. Sosyal Güvenlik reformundan tutun da ceza kanunlarına, bankacılık kanunlarına, borçlar kanunlarına, yerel yönetimlere ilişkin yasalara kadar her alanda Türkiye'nin mevzuat hafızasını güncellledik. Bunun yanında bürokrasiyi azaltan, devletin vatandaşa, vatandaşın devlete, doğrudan temasını sağlayan e-devlet, e-reçete gibi pekçok uygulamayı hayata geçirdik ama hala istediğimiz seviyede olduğumuzu söyleyemeyiz. Geldiğimiz her noktada ulaştığımız aşamada eksikliklerimizi görüyoruz.''

Bütün reformlara rağmen önlerinde çok önemli bir eşik, viraj kaldığına işaret eden Çelik, personel sistemini hizmeti sunanların hak ve yükümlülükleri ile hizmet sunulanların talep ve beklentileri açısından çağın gerekleri doğrultusunda, vizyoner bakış açısıyla yeniden ele almak gerektiğini söyledi.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
   
''5 ayrı mevzuatla yürütülen kamu personel sistemimizin amiral gemisi olan 1965 model ve her yerinden su almaya başlayan 657 sayılı kanun, günümüz Türkiyesinin ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzaktır'' diyen Çelik, şunları ifade etti:

''Zaman içinde 657'den fazla değişikliğe uğrayan, yürürlüğe girdiği dönemle uygulandığı dönem arasında dağlar kadar fark olan bu yasa, yama kaldırmayacak kadar yıpranmıştır. Her kurumun mevzuatında yavru 657'cikler oluşmaya başladı. Çeşit çeşit istihdam türleri ortaya çıktı. Kamuda memur, sözleşmeli personel, geçici personel, Teşkilat Kanunu'na göre sözleşmeli personel, 399 Sayılı KHK'ya göre sözleşmeli personel, Belediye Yasası'na göre sözleşmeli personel, 4924 sayılı kanuna göre sözleşmeli personel, işçi, geçici işçi, kapsam dışı personel gibi değişik ad ve statüler altında personel çalıştırılmaktadır. Ücret unsurları bile sayılamayacak boyutlara ulaştı. Dağınık ve savruk bir mevzuat var.''

Çelik, iyi işleyen devlet çarkı için iyi işleyen personel sistemine ve mevzuatına ihtiyaç bulunduğunu vurgulayarak, devlet bütçesinin yaklaşık üçte birinin personel giderlerine ayrıldığını, söz konusu kaynağın verimli kullanılmasını sağlamak, beşeri sermayeden alınan verimi çoğaltmak ve vatandaşlara kaliteli, etkin hizmet sunmak için gerekli mevzuat düzenlemesini yapmak durumunda olduklarını bildirdi.

Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

''Her ülke ihtiyaçlarına, gelenek ve alışkanlıklarına göre bir sistemi benimsemekte ve hayata geçirmektedir. Genel anlamda dünyada istihdamda esneklik, hiyerarşik yapı yerine yetki devri, bazı hizmetlerin yerele bırakılması, insan kaynakları yönetiminde verimliliğin artırılması, vatandaş odaklı yönetim kurulması gibi konular tartışılmakta ve çözüm önerileri konuşulmaktadır. Bunun yanında hayat boyu istihdam garantili çalışmanın birçok ülkede hala ülkede geçerli olduğunu görmekteyiz.''
       
Muhabir: Emin Gürbüz / Ömer Ürer
Yayıncı: Kemal Kaymak

MFK

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ
>