Ağlatan tesadüf

Efeler’de yaşayan üniversite öğrencisi Afra Rabia Demirel (22) kanser hastası annesinin taburcu olduğu gün kendisinin kan kanseri (lösemi) olduğunu öğrendi. İlik nakli bekleyen genç kız, lösemili hastaları için ‘Her şey güzel olacak’ sloganıyla ‘Umut ol kan ver’ kampanyası başlattı.

Eklenme: 18 Kasım 2016 - 11:25 / Son Güncelleme: 18 Kasım 2016 - 11:25 / Editör: Büşra Kılıç
42c67cc25f8a85d3465a61d53156126b

Özge SÖNMEZ- Denge Gazetesi(Aydın)- Efeler’de yaşayan İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi Afra Rabia Demirel, meme kanseri tedavisi gören annesinin taburcu olacağı gün, kan kanseri olduğunu öğrendi. Geçmeyen grip, halsizlik gibi nedenlerle doktora giden Demirel’e faranjit tanısı konuldu. Son olarak yüzünde ve ayağında çıkan kırımızı beneklerden dolayı kan testi yaptırmaya karar veren Demirel, annesinin çıkış işlemleri sırasında lösemi olduğunu öğrendi.

2015’te annesinin meme kanserine yakalandığını söyleyen Demirel, “2015 yılında anneme meme kanseri teşhisi konuldu. O zaman üniversite 1.sınıf öğrencisiydim. Hastalık sürecinde annemin yanında olmam gerekiyordu. Bu yüzden okulumu dondurarak Aydın’a geldim. Annem 1 yıl boyunca bu hastalıkla savaştı. Kemoterapiler aldı, ameliyat oldu, son olarak geçtiğimiz eylül ayında sonuçları temiz çıktı ve ‘Taburcu olabilirsiniz’ dediler. Taburcu işlemleri sürerken yüzümdeki kırmızı beneklerden dolayı kan testi yaptırmaya karar verdim ve kanser olduğumu öğrendim” dedi.

“ZEHİRLENDİĞİMİ DÜŞÜNÜRKEN KANSER OLDUĞUMU ÖĞRENDİM”

Hastalık belirtilerinin 3 ay öncesinden başladığını belirten Demirel, sözlerine şöyle devam etti: “3 ay boyunca geçmeyen bir faranjitim vardı. Normalde grip bile olsam çok çabuk atlatırdım. Ama hastalığım bir türlü geçmiyordu. Gün geçtikçe halsizleşiyordum ve ayağa kalkacak gücü kendimde bulamıyordum. Doktora gittiğimde faranjit teşhisi koydu. İlaç kullandım ama bu sefer vücudumda çıban gibi küçük kırmızı lekeler çıkmaya başladı. Bunu yüzümde daha çok gözlemledim. Sivilcedir diye geçiştirdim. En son bacaklarımda morluklar çıkmaya başlayınca bir şeylerin ters gittiğini anladım. Eylül ayında annemin taburcu olacağı gün hazır hastanedeyken kan testi yaptırayım dedim ve ben kanımda oluşan bir zehir yüzünden bu halde olduğumu düşünürken lösemi olduğumu öğrendim.”

ANNESİ TABURCU OLDU, KENDİSİ HASTANEDE KALDI

Kanser olduğunu duyduğunda neler hissettiğini anlatan Demirel, “Annesine aşık bir kız olarak aynı kaderi bu kadar kısa aralıklarla yaşayacağımıza hayatta inanmazdım. 1 Eylül 2016 topuklu ayakkabıyla gittiğim hastaneye dönüşte ‘Arkadaşımla buluşacağım’ düşüncesiyle girdiğim doktorun yanından ağlayarak çıktım. Önce inanamadım, beynim algılamakta güçlük çekti bir rüya olduğunu çok düşündüm. Lösemi tanısı konmuştu ve tedavisi kemoterapiydi. Annemin bir yıl boyunca aldığı kemoterapiyi ben de alacaktım. Yan etkilerini ezberlediğim, annemin bütün acılarına ortak olmaya çalıştığım ama asla tam olarak acısını yaşayamadığım o yan etkilerin tümünü şimdi yaşamaya hazırlanmam gerekiyordu. Yürümeye halim olmayacaktı, yemek yiyemeyecektim, su içemeyecektim, midem bulanacaktı, konuşmayı bile istemeyecektim, saçlarım dökülecekti. Kuaförde kestirirken bile kıyamadığım saçlarım tamamen dökülecekti, yamuk olduğundan şikayet ettiğim kaşlarım hiç olmayacaktı, kirpiklerim de dökülecekti, çok korktum. İlk kanser olduğumu duyduğumda bunları düşündüm” diye konuştu.

Annesi taburcu olurken kendisinin yatışının yapıldığını kaydeden Demirel, “Üniversite kaydımı yeniletmiştim. Hatta bazı eşyalarımı bile göndermiştim, üniversiteye gideceğimi düşünürken benim tedavi sürecim başladı, yaklaşık iki aydır tedavi görüyorum” ifadelerini kullandı.

“SAĞLIKLIYKEN DONÖR OLSAYDIM”

Meme kanseri anne Beylühan Demirel (42) taburcu olurken kızının lösemi olduğunu ilk duyduğunda inanamadığını söyledi. Hastalık süreci boyunca kızının kendisine sürekli destek olduğunu söyleyen anne Demirel, “Doktor kızımın lösemi hastası olduğunu ve hemen tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Kızım, hastalığım boyunca hep yanımdaydı, hep elimden tuttu, her yerde onun ayak izleri vardı. Şimdi ben onun elinden tutuyorum. Kızımın en büyük hedefi, kimsesiz çocuklara yardım etmekti. İyileşip onların elinden tutacak, ayrıca lösemili hastalara da ışık olacak. Keşke sağlıklıyken donör olsaydım. Bu yüzden hayatını kaybetmiş birçok insana umut olabilirdim” dedi.

3 TÜP KANLA HAYAT KURTAR

3 tüp kanla ilik bekleyen insanlara umut olunabileceğini belirten Demirel, “İlik nakli olmam gerekiyor. Ben inanıyorum ki gerekli ilik bulunacak. Ama ilik nakli bekleyen birçok insan var, ben onlara da umut olmak istiyorum. Bu yüzden herkesin Kızılay’a kan verip dönor olmasını istiyorum” diye konuştu

Türkiye’de 180 bin donör bulunduğunu bu sayıyı yükseltmek istediğini söyleyen Demirel, sözlerine şöyle devam etti: “Kanser çok ağır, lösemi çok daha ağır. Enfeksiyon kapmamam gerekiyor, çünkü enfeksiyon öldürür. Ben 22 yaşındayım ama bir de küçücük bebekleri düşünün. Bir de yürümeye hali olmayan yaşlı dede ve ninelerimizi. Onlar yaşam mücadelesi verirken lütfen 5 dakikanızı ayırın ve Kızılay’a donör olmak istediğinizi söyleyin. Farkındalık yaratmak istiyorum, bunu kendim için değil tüm hastalar için yapıyorum.”

Arkadaşı Yunus Emre Erden ile birlikte ‘Umut ol, kan ver’ kampanyası başlattıklarını belirten genç kız, “Instagram umutolkanver sayfası açtık. Orada donör olan herkese teşekkür ediyoruz. Amacımız donör olmayanlara, bu konuda bilgisi olmayanlara, korkanlara bunun çok basit bir işlem olduğunu göstermek Twitter’da umutolkanver ve facebook’da ‘Her şey güzel olacak’ hesaplarının birine donör olurken insanları fotoğraf atmalarını rica ediyorum. İnsanlar birbirlerini gördükçe bunun kötü bir şey olmadığını görecek. Lütfen 5 dakikanızı ayırarak kan verin ve hayat kurtarın” ifadelerini kullandı.