Asalet ve merhametin simgesi “sadaka taşı”

Osmanlı döneminde, ihtiyaç sahibi kişilere yardım amacıyla oluşturulan tarihi “sadaka taşları”ndan birisi, Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Bigalı köyünde sergileniyor.

Eklenme: 10 Haziran 2016 - 11:40 / Son Güncelleme: 10 Haziran 2016 - 11:40 / Editör: Oğuz AKÇAKOCA

Bigalı Muhtarı Burhan Çetin, sadaka taşı geleneğinin çok eski dönemlere dayandığını, ekonomik sıkıntısı olan, bunu kimseye söyleyemeyen kişilere destek amacıyla bu taşların oluşturulduğunu söyledi.

Bu taşlardan birisini köy kahvehanesinin girişinde sergilediklerini aktaran Çetin, “Silindir şeklinde yapılan taşın üzerinde metal paranın atılabileceği bir kovuk bulunuyor. Eskiden varlıklı kişiler, ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla bu kovuğa para atarmış. Ekonomik durumu iyi olmayan kişiler de buradan ihtiyacı kadar para alırlarmış. Parayı aldıktan sonra dua eder ve ayrılırmış” dedi.

Çetin, sadakayı alanın da verenin de görülmemesi için tenha yerlere konulan taşa, o dönemlerde “asalet” ve “merhamet”in simgesi olarak bakıldığını dile getirdi.

Köyde yaşayan 73 yaşındaki Süleyman Uysal ise kendisinin sadaka taşı geleneğini göremediğini, aile büyüklerinden, bu sistemden fakir ve fukaranın yararlandığını duyduğunu söyledi. Uysal, “700 yıllık geçmişi olan köyümüzde sadaka taşının ne zaman konulduğunu hiç kimse bilmiyor. Şimdi ise artık o taşa sadaka konmuyor” diye konuştu.

“Sadakanın da ahlakı var”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nimetullah Akın, İslam dininin, her şeyde olduğu gibi sadaka ve bağışın da bir ahlakı olduğunun altını kalın çizgilerle çizdiğini söyledi.

Sadaka verme adabının önemli noktalarından birini de “rencide etmemek ve minnet duygusu oluşturmamak” olduğunu aktaran Akın, “Geleneğimizde önemli yeri olan sadaka taşları bu zarafeti en güzel şekilde yansıtmaktadır. Modern dönemde bazı batı ülkelerinde bulunan ‘askıda kahve’ gibi güzel adetlere hayranlık duyulurken, kendi geleneğimizdeki bu sadaka taşlarının unutulmaya yüz tutması üzüntü vericidir” şeklinde konuştu.

Akın, sadaka taşlarının genelde cami avlularında, bazı tekkelerin bahçelerinde, vakıf binalarında ve fakir semtlerde yaklaşık 40 santim çapında, 1,5-2 metre boyundaki bir taş olduğuna işaret ederek, “Bu taşlar, şehir ve kasabalarda cami, çeşme yanı, hastane gibi işlek yerlerde olabildiği gibi, sadakayı alanın da verenin de kimsenin görmeyeceği tenha yerlere de konulmuştur. Bu bakımdan sadaka taşlarına, asalet ve merhametin simgesi olarak da bakılırmış” ifadelerini kullandı.

Taşların yanında, bazen tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamak konabildiğini anlatan Akın, şunları kaydetti:

“Baş kısmında küçük bir oyuk bulunur. Bu oyuklara zengin ve hayır sahipleri, kimsenin göremeyeceği zamanlarda ya sabah çok erken ya da akşam karanlığında para bırakırlardı. Fakir de buradan ihtiyacı kadar olan parayı alır, gerisine dokunmazdı. Sadakayı veren de alan da birbirini görmezdi. Çanakkale’de rastlanılan bu sadaka taşı bize bu geleneğin sadece büyük yerleşim merkezlerinde değil, her yerde yaygın olduğunu göstermektedir. Orta Asya’dan Balkanlara kadar insanlığın en kalabalık olduğu coğrafyada sadaka taşları bulunmaktadır” AA