Asırlık tatlar ve sanatlar, çarşıda canlanıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gelenekselleştirilen “Asırlık Tatlar ve Sanatlar Çarşısı”, Sultanahmet’te ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

Eklenme: 14 Haziran 2017 - 12:31 / Son Güncelleme: 14 Haziran 2017 - 12:31 / Editör: Büşra Kılıç

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ramazanda geleneksel hale getirilen “Asırlık Tatlar ve Sanatlar Çarşısı” unutulmaya yüz tutmuş tatlar ve sanatları yeniden canlandırıyor.

Ramazanda Sultanahmet’te kapılarını açan çarşıda, sanatkarlar ve ustalar, ziyaretçileri için hünerlerini sergiliyor.

Çini, ebru, seramik, porselen, telkari, minyatür, tezhib, cam işçiliği, iğne oyası, filografi, yorgancılık, bastonculuk, bıçakçılık, kaşıkçılık, ipek dokuma, ahşap oymacılığı ve yemenicilik gibi el işçiliğinin sergilendiği çarşıda, helva, şerbet, turşu, lokum, kuru kahve, boza ve Kanlıca yoğurdu gibi asırlık lezzetler de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

Çarşıya yoğun ilgi gösteren ziyaretçiler, el işçiliği ürünleri satın alma imkanı bulduğu gibi, iftar ve sahur masalarını asırlık tatlarla zenginleştirme fırsatını da yakalıyor.

İpek şal ve başörtüsü ilgili görüyor 

Çarşıda, “Hatay Sarısı” adı verilen ipek böceği türü ile üretilen ipeğin dokunduğu stant ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.

Stantta ipek dokumayı sergileyen Ali Büyükaşık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 9 yaşından bu yana ipek üreticiliği ve dokumaya ilgi duyduğunu ve baba mesleğini devraldığını dile getirdi.

Büyükaşık, ramazanda en çok ipek dokuma şal ve başörtülerine ilgi olduğunu anlatarak, şunları söyledi:

“İpek böceği kozasından ipek iplik üretimi gerçekleştiriyoruz. Baba ve dede sanatı olan ipek dokumayı, Hatay’da 5. kuşak olarak yapmaktayız. Babam bu sanatı ciddi bir şekilde sevdirdi. İpek kozasından ipek üretimi yapıp daha sonrasında el tezgahında farklı aşamadan geçip, kumaş ürün haline getiriyoruz. Standımıza gelenler teşekkür ediyorlar. Maalesef bu sanatımızla ilgilenen kişilerin sayısı az. Türkiye’de bu sanatımız hiç ölmesin istiyoruz. 2000 yılında kozacılık Türkiye’de sıfıra düşmüş durumdaydı. Şu an devletimizin desteğiyle 6-7 yıldır ciddi koza çıkıyor. Maalesef üretici olmadığı için biz alabildiğimizi alıyoruz. Bizden artan koza da Çin’e satılıyor. Keşke herkes bu ipek iplik üretimini ve sanatı severek yapsa.”

Seramik de var, iğne oyası da 

Kütahya’dan gelen 37 yıllık seramik sanatçısı Mehmet Yıldırım da standında seramik üretiminin inceliklerini gösteriyor.

Kaseden tabloya kadar çeşitli seramik ve çini objeler üreten Yıldırım, yıllardır gezerek sanatını tanıtmaya çalıştığını ifade etti. Seramik üretiminin ayakta kalacağını düşündüğünü aktaran Yıldırım, “Seramiğin içinde yaşıyoruz. Yüzyıllar boyunca bu sanat ve sancak nasıl geldiyse, inşallah böyle gidecek. Gençler ümitsiz olmasınlar. Kütahya’da çini sanatı nedir bunu anlatmaya çalışıyoruz insanlara. Burada uygulama da yapıyoruz. Gece gündüz halkımızın çocuklarına geleneklerimizi anlatmaya çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Emekli öğretmen Semra Alp de iğne oyasının inceliklerini sergilediği standında, ziyaretçilere ürünleriyle ilgili bilgi veriyor.

Lokumlu kadayıf beğeniliyor 

Çarşıdaki asırlık lezzetler stantları da ziyaretçilerin en çok uğradığı yerlerin başında geliyor.

Tatlıcı Recep Deneri, görev yaptığı stantta kadayıf, şekerpare, fıstıklı Halep sarması ve lokum çeşitlerini ziyaretçilere sunuyor.

Ürünlerinde glikoz şurubu ve tatlandırıcı kullanmadıklarını söyleyen Deneri, “Bu tatlılar Osmanlı’dan kalan mirasımız. Özellikle ramazanda burma ve lokumlu kadayıf çok dikkati çekiyor.” dedi.

Çarşıdaki bir stantta şerbet sunumu yapan Samet Kahraman ise ramazanda en çok şehzade ve demirhindi şerbetinin tercih edildiğini ifade etti.

Ramazanda şerbetlerin ilgi gördüğünü anlatan Kahraman, “Osmanlı’dan kalma tatlardan şerbetleri halkımıza sunduğumuz için mutluyuz. Şerbetler ustamız tarafından hazırlanıyor. Şerbetler günlük gelip tazeleniyor.” diye konuştu.