Aşkları hastalıklara yenilmedi

Cemal Tekün, yapay kalp ile yaşayan fakat durumu kritik olduğu için hastaneye yatırılan eşi Beyhan Tekün’ün kalp nakli olacağı günü umutla beklerken prostat kanserine yakalandı. Sadece sefada değil, cefada da birbirlerine omuz veren Tekün çifti, şimdi aynı hastanede tedavi görüyor.

Eklenme: 15 Şubat 2018 - 09:22 / Son Güncelleme: 15 Şubat 2018 - 9:23 / Editör: Büşra Kılıç

E. Çağla GENİŞ- İlkses Gazetesi- Sık sık rastlanan, “Hasta olunca eşi terk etti” ve “Hastanede eşini bırakıp kaçtı” gibi haberlerin aksine onlar el ele verdi ve aşklarıyla ezber bozdu. İzmir’de yaşayan Beyhan ve Cemal Tekün çifti, 36 yıl önce “hastalıkta sağlıkta…” yemini ederek hayatlarını birleştirdi. Birbirini çok seven ve kızları Şebnem’in doğumuyla mutlulukları daha da artan çiftin hayalinde, emeklilik yıllarını sakin bir sahil kasabasında geçirmek vardı. Fakat hayallerindeki gibi bir hayat olmadı onlarınki. 2001 yılında grip nedeniyle gittiği hastanede kalp yetmezliği tanısı konulan Beyhan Tekün için tek şans kalp nakliydi. Uygun organ bulunamayınca 6 yıl önce yapay kalp destek cihazı takıldı. Bilinci yerinde olan fakat vücut fonksiyonları gittikçe kötüleştiği için Ege Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nde yatmak zorunda kalan eşinin yanından biran olsun ayrılmayan Cemal Tekün, aynı zamanda bir firmada inşaat mühendisi olarak çalışıyordu. İşten çıktıktan sonra eşinin sevdiği yemekleri yapıp hastaneye getiriyor, sabaha kadar başında refakatçı olarak bekliyordu. Eşi ne zaman mücadeleyi bırakmak istese elini hep daha sıkı tuttu.

HASTALIKTA SAĞLIKTA EL ELE

Aile, Beyhan Tekün’ün yaşama tutunması için “uygun organ bulundu” müjdesini beklerken 65 yaşındaki Cemal Tekün’ün prostat kanserine yakalanmasıyla adeta şok yaşadı. Ege Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde ameliyata alındığı sırada eşi de aynı hastanenin kardiyoloji bölümünde yoğun bakımda yatıyordu. Kızları Şebnem ise, yaşam savaşı veren annesi ve babası için koşturuyordu. Beyhan Tekün, bir süre sonra yoğun bakımdan çıkarak taburcu oldu. 3 ay önce yeniden rahatsızlandığınca doktorlar, uygun kalp bulunana kadar hastanede yatmasına karar verdi. Şu an aynı hastanenin onkoloji bölümünde ışın tedavisi gören Cemal Tekün, hem kendi hem eşi için mücadele ederek tam anlamıyla, ‘vefalı eş’ örneği sergiliyor. Eşinin hayata tutunması için tek şansı olan organ bağışına yönelik duyarlılığın artmasını istiyor. İçinde kalbinin görevlerini yerine getirebilmesi için destek cihazının bulunduğu çantayı taşıyan Beyhan Tekün ise, en kısa sürede nakil olup sağlığına kavuşacağı günlerin hayalini kuruyor. Onlar sadece sefada değil, cefada da birbirlerine omuz veren örnek bir çift.

YA ÖLÜMÜ SEÇECEKSİN YA DA…

2001 yılında rahatsızlanarak doktora giden Beyhan Tekün, yapılan testlerin ardından kalp yetmezliği teşhisi aldı. Doktorlar acilen anjiyo olması gerektiğini daha sonra tedaviye ilaçla devam edeceklerini söyledi fakat durumu giderek ağırlaştı. Rahatsızlandığı günden itibaren eşi Cemal ile kızları Şebnem’in en büyük destekçisi olduğunu dile getiren Beyhan Tekün, “Durumum kötüye gitmeye başlayınca doktorum, ‘Kalp nakil merkezine gidin, bu iş kötüye gidiyor’ dedi. İlk zamanlar kabullenemedik. İşin buraya kadar geleceğini tahmin etmemiştik. Rahatsızlığım artınca daha fazla dayanamadım. 2008 yılında hastaneye yattım, kontroller yapıldı. Yapay kalp cihazı takılması gerektiğini söylediler. O dönem cihazlar pazar çantası kadar büyüktü. Hayatımı zorlaştıracağını düşünerek, ‘Ben bununla yaşayamam’ dedim. Doktor, ‘Ya ölümü seçeceksin ya da bununla yaşayacaksın’ dedi. O dönem cihazların küçükleri çıktı. 2012 yılında cihaz takıldı” dedi.

PES ETTİĞİMDE EŞİM AYAĞA KALDIRDI

Eşiyle birlikte en büyük hayallerinin emekli olduktan sonra sakin bir sahil kasabasına yerleşmek olduğunu ancak rahatsızlıkları nedeniyle hastanelerde yaşamak zorunda kaldıklarını anlatan Beyhan Tekün, şunları söyledi: “Hayalimiz emekli olduktan sonra deniz kıyısında bir yerde yaşamaktı. Küçük bir evimiz olsun istiyorduk. Eşimle balık tutup, yürüyüşler yapacaktık. Hayalimiz buydu. Ama kısmet olmadı. Daha fazla dayanamayacağım dediğim çok anlar oldu. ‘Hem kendime, hem size yük oluyorum. Eziyet çekiyorum, siz de eziyet çekiyorsunuz. Götürmeyin beni hastaneye’ dedim defalarca. Ama o anlarımda eşim hep elimden tuttu, bana güç verdi. Evliliğimiz boyunca birbirimizi hep sevdik, saygı duyduk. Hastalıktan önce bile birbirimizle küstüğümüzü ya da kavga ettiğimizi hatırlamıyorum. Evlilikte güven çok önemli. Birbirimizi asla kısıtlamadık. Cemal, harika bir eş. Görücü usulü evlendik ama birbirimizi çok sevdik. Benim gibi kalp nakli bekleyen çok hasta var Türkiye’de ama donör bulmak çok zor. Zamanla yarışıyoruz. En kısa zamanda kalp nakli olmak ve ailemle birlikte hayatımıza kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.”

HASTANE VE EV ARASINDA BİR YAŞAM

Eşinin yaşaması için tek çarenin kalp nakli olduğunu söyleyen 65 yaşındaki Cemal Tekün, “Nakil gerçekleşmedikçe diğer organları da bozuluyor ve yaşama şansı azalıyor. Doktor, cihazla yaşamanın büyük zorlukları olduğunu ama kalbe takviye yapılması gerektiğini söyledi. Beyhan başlarda taktırmak istemedi. Ama vücudu öyle su toplamıştı ki nefes alamıyor, uyuyamıyordu. 2012 yılında kalp cihazı takıldı. İki günde bir hastaneye kontrole gelmeye başladık. Çok zor süreçler geçirdik. 2014 yılında ikinci ameliyatını oldu. Pıhtı yaptığı için cihazın pompası değiştirildi. Ameliyattan sonra epey toparlanmıştı ama bu sefer de ritim bozukluğu yaşamaya başladı. Pil takıldı ama vücut kabul etmeyince dikişleri açıldı. 1 ay sonra tekrar ameliyata alıp pili çıkardılar. Durumu kritik olduğu için hastaneye yatırmaya karar verdiler. 95 gündür hastanedeyiz. Bütün özel günlerimizi burada kutladık. Evlenirken eşime, ‘Hayat ne getirir bilinmez ama ben gerekirse sırtımda taş taşır sana bakarım’ demiştim. Bir erkeğin parası olmayabilir ama fedakar ve vicdanlı olması çok önemlidir” diye konuştu.

ORGAN BAĞIŞI İÇİN DUYARLILIK

Organ bağışı konusunda toplumda daha fazla farkındalık yaratılması gerektiğini ifade eden Cemal Tekün, şunları söyledi: “Aşk, sevgi, evlilik, hayat arkadaşlığı bir yana; Beyhan zaten insan olarak bütün güzel şeyleri hak ediyor. Her şeye rağmen hep güler yüzlü. Çok duygusal bir kadındır ve herkese sevgiyle yaklaşır. Bu gibi süreçlerde eşlerini terk eden çok insan gördük. Ama biz hep daha fazla kenetlendik birbirimize. Hastalıktan sonra ailemizin bütün yaşamı etkilendi. Hiçbir şeyden tat alamıyoruz. Ömrümüz burada geçiyor. Hastane personeli ile artık aile gibi olduk. Hastalığa karşı savaş veriyoruz. Zor bir süreç. Eşimi çok seviyorum, sağlığına kavuşacak. Buradan bütün Türkiye’ye organ bağışında daha anlayışlı ve duyarlı olmalarını rica ediyorum.”

KENDİ HASTALIĞINI UNUTTU

Eşi için yaşam mücadelesi verdiği dönem kendisinin de prostat kanseri olduğunu öğrenen Cemal Tekün, “Hayat insanlar için büyük bir sınav. Olmaz diye bir şey yok. Benim başıma gelmez dememek lazım. Her şey insanlar için ama hepsine göğüs germek lazım. Neredeyse 8 senedir hayatımız dönem dönem hastanelerde geçti. Bir ayağımız zaten hep buradaydı. Yaşadığımız sıkıntılardan mı bilmiyorum geçen sene prostat kanserine yakalandım. Doktorlar üç yerde kanserli hücreye rastladılar. Hemen ameliyata aldılar. Eşim de o dönem yoğun bakımdaydı. Annesi başındaydı. Kızım da benimle ilgileniyordu. Ameliyattan çıkar çıkmaz onun yanına gitmek istedim. Şu an eşimle aynı hastanede ışın tedavisi görüyorum. Yakında tedavim bitecek. Kendimden çok onu düşünüyorum ve biran önce sağlığına kavuşmasını istiyorum” dedi.

BİR GÜN BİLE ŞİKAYET ETMEDİ

Annesinin rahatsızlığı nedeniyle yıllardır hastane ve ev arasında süren hayatlarından babasının bir gün bile şikayet etmediğini anlatan 33 yaşındaki Şebnem Tekün, duygularını şöyle aktardı: “Annemle babam arasındaki bu sevgiyi, kafamı çevirip dışarıya baktığımda çoğu ilişkide göremiyorum. Babamın annem için yaptıklarını aşka ve merhamete değer vermeyen bir adamın yapması imkansız. Benim bile zaman zaman, ‘Çok bunaldım’ dediğim anlar oldu. Ama babamdan bir kere duymadım. Yapay kalp sadece ömrü uzatan, nakle hazırlayan bir köprü. Annemi asıl kurtaracak şey kalp nakli. Bir keresinde uygun kalbin bulunduğunu söylendi. Heyecanla koşarak hastaneye geldik. Ama annemin akciğer basıncı yüksek olduğu için nakil yapılamadı. Durumu kritik olduğu için doktorlar hastanede tutuyor. Babamla dönüşümlü olarak refakatçı kalıyoruz. Şu an hasta olma lüksümüz bile yok. Çünkü hastalanırsak annemin yanında olamayız.”