Bakır’a en büyük ilgi Avrupa’dan

Sarayların en vazgeçilmez parçaları arasında bulanan bakırlar günümüzde aynı ilgiyi görmüyor. Kahramanmaraş’ta 40 yıldır bakırcılık işiyle uğraşan Mustafa Büyükçıkrıkçı.

Eklenme: 19 Ekim 2016 - 14:18 / Son Güncelleme: 19 Ekim 2016 - 14:18 / Editör: Büşra Kılıç
ekran-alintisi

Zeki DEMİR- Kahramanmaraş’ta Bugün Gazetesi- Sarayların en vazgeçilmez parçaları arasında bulanan bakırlar günümüzde aynı ilgiyi görmüyor. Kahramanmaraş’ta 40 yıldır bakırcılık işiyle uğraşan Mustafa Büyükçıkrıkçı bakırın cazibesinin gün geçtikçe azaldığını söyledi. Büyükçıkrıkçı azalan ilgiyi artırmak için bakır işlemeciliği yaptıklarını söyleyerek, “Bizim yaptığımız bakır işlemelere en büyük ilgiyi Avrupalılar gösteriyor” dedi.

Kahramanmaraş Bakırcılar çarşında 57 yaşındaki 40 yıllık bakırcı ustası Mustafa Büyükçıkrıkçı, mesleğe birkaç Avrupalının sahip çıktığını söyledi.

1900 yıllarda Ermenistan’dan bakırcılık mesleğini öğrenip Kahramanmaraş’a gelen ustalar yıllarca bu mesleği el emeği göz nuru olarak işlerken şu anda çırak bile bulanamıyor.

İkinci jenerasyon bakırcı ustaları mesleğe çırak bulamadıklarından dert yanarken üçüncü nesil yetişmediği için bu mesleğin tamamen biteceğini savundular. Gelişen teknolojinin mağduru olan el işi bakırcılık, fabrikasyon üretime yenik düştü.  Bakırcılığın fabrika üretimine yenik düştüğünü anımsatan 40 yıllık bakır ustası Mustafa Büyükçıkrıkçı, günde 10 bakır el işi kazan yaparken bu sayı şimdilerdi haftada on kazana düştüğünü ifade etti. Alüminyum ve Çelik sektörünün bakır sektörüne sekte vurduğunu ifade eden Büyükçıkrıkçı; “ Mesleğimiz köklü bir tarihi var. Benim ustam bize eskiden üretim yaptığımız esnada anlatırdı. Onunda ustasının ustası bu işi Ermenistan’da öğrenmiş, o da bize bu mesleği öğreti ama şu anda öğretecek bir insan bulamıyoruz. Yetkililer bize yardım etsin” şeklinde konuştu.

BABA OĞLU ÇALIŞIYORLAR

Kendisinin oğlu ile bu mesleği ikame ettirmeye çalıştığını anlatan Mustafa Büyükçıkrıkçı, yüzüne düşer yoğunluğa aldırmadan bu işi birine öğretene kadar devam ettireceğinin altını kalın kalın çizdi. Kahramanmaraş’ın bu işle adeta bağdaştığını ifade eden baba- oğul bakırcı ustaları yeniden bu işin canlandırılmasını istedi. Bu mesleğin eskiden sayısız sanat adamı ustalarla yapıldığına değinen Büyükçıkrıkçı, şu anda bakırcılar çarşısında bu işi eskiden bu yana sürdüren 4-5 ustanın kaldığını ve bunun acı verici bir tablo olduğunu söyledi. Teknolojinin gelişimi ile el işi bakırları sadece sipariş üzerine yaptıklarını ve bunun da belirli dönemlerde olduğunu söyleyen baba- oğul bakırcı ustaları, “ Bakırcılık sektörü burada pekmez ve zahire zamanı iyi olurdu. Ama şu anda o bile kalmadı. Gelişen teknoloji onu bile elimizden aldı şu anda çarşımız küçüldü. İnşallah önümüzde ki yıllarda devlet bize el atarda bizde bu işi insanlara öğretiriz” ifadelerini kullandı. Önünüzdeki günlerden baya umutlu olan bakır ustaları, sadece bu işi devam ettirecek insanların kalması gerektiğini ifade ettiler.

ANSİKLOPEDİLERDE BAKIR VE BAKIRCILIK

Bakırın bulunması, Tarih öncesine uzanıyor. Alet, Silah yapımında ilk maden olduğu da biliniyor. Son yıllarda Arkeolojik kazılarda elde edilen somut veriler, Dünyada ilk kez madenciliğin günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce Anadolu da Çayönünde başladığını kanıtlıyor. Nitekim ilk üreticiliğe geçiş evresine ait bir kültür merkezi olan Çatalhöyük te M.Ö. 7 bin yılda ilk arıtma işleminin gerçekleştirildiği de anlaşılıyor. Tabiatta yaygın olarak bulunan bakır cevheri, arıtılan madenlerin başında geliyor. Yapılan kazıların sonuçlarına göre, madencilikte ilk adım olan ( Tavlama ) işleminin yani madeni ısıtarak yumuşatıp işlenir hale getirme usulünün ilk kez Anadolu insanı tarafından gerçekleştirildiğini kaynaklar yazmaktadır. Arıtma ve Tavlama işlemlerin bulunuşu yaklaşık M.Ö.5 bin yılında maden sanatının ana yapım tekniklerinden ikincisi olan (Döküm) ün bulunuşu izler. Eritilmiş madenlerin istenilen biçimlerde hazırlanmış Tahta, Balmumu, Taş ve Çoğunlukla kıl kaplara dökülerek dondurulma işleminin başarılması dövme tekniğinin gelişiminde tavlama işlemi kadar önemli rol oynar. M.Ö. 4 bin yılının sonlarında ise, bakıra kalay cevheri kasiterit karıştırılarak tunç alaşımı elde edilir. Roma ve Bizans döneminde Anadolu da çeşitli teknikler üzerinde çalışan gelişmiş maden sanatı Atölyelerinin bulunduğu , günümüze kadar varlığını sürdüren çok sayıda eserlerden anlıyoruz. Büyük Selçuklu Devriyle birlikte İslam maden sanatında çok büyük gelişmenin başladığına tanık oluyoruz. Selçuklu Sanatının hemen her dalında olduğu gibi Maden sanatında da çok gelişmiş kap yapım işleme teknikleri başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Bu dönemde pirinç alaşımının Selçuklu Devrinde geniş ölçüde kullanılması, Selçukluların İslam maden sanatına getirdiği en önemli yenilik olarak kabul edilir.

SELÇUKLU DEVRİNDE BAKIRCILIK DAHA YAYAGIN

Selçuklu Devrinde Anadolu da çeşitli teknikler üzerinde başarılı bir şekilde çalışan gelişmiş maden sanatı Atölyelerin başında Konya, Mardin, Hasankeyf, Diyarbakır, Cizre, Siirt, Harput, Erzincan ve Erzurum gelir. Gerek kitabelerinde verilen bilgilere dayanılarak gerekse yapım tekniği ve üzerindeki motiflere dayanılarak Anadolu Selçuklarına mal edilebilen eserlerin her biri olağanüstü bir işçilik sergiler.14 yy ın ortasından itibaren tüm dünyada rağbet görmeye başlayan Mavi – Beyaz Çin porselenlerinin Yakındoğu Ülkelerinde geniş pazar bulmaları ve teknolojik gelişmeler Tunç ve Pirinç gibi madenlerin top yapımında kullanılması – İslam maden sanatının önce duraklatılmasına daha sonrada gerilemesine neden olur. Osmanlı Devletinin kurulmasından hemen sonra ise, gerek Anadolu da gerekse Balkanlarda bakır madeni yataklarının yoğun olarak işletilir ve bunun sonucunda Osmanlı Devri Madencilik çalışmaları doruk noktasına erişir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bakır madeninin öncelikle savaş sanayii Darphane ve Sosyal hayattaki ihtiyaçları karşılamak için maden sanatı atölyelerinde yaygın olarak kullanıldığı için, maden yatakları 19 yy. ın ortalarına kadar hiç kesinti vermeden işletilmesine neden olur. Osmanlı İmparatorluğu Döneminde yaygın olarak kullanılan bakır eserlerin hemen hepsi olağan üstü bir işçiliğin ürünüdür. Kap türlerinin fazlalığı, zengin biçimleri, özgün bezemeleri, kullanılan malzemelerin ve yapım tekniklerinin çeşitliliği ile karşımıza çıkan Osmanlı Devri maden eserlerinin karakteristik özelliğinin geniş bir coğrafi bölgedeki farklı kültür etkilerinin biçimlendirdiği çok yönlülük olduğu görülmektedir.

ANADOLUDA İLK BAKIR KAHRAMANMARAŞ’TA İŞLENİRDİ

Türklerin Balkanlardaki egemenliği sırasında kurulmaya başlanan ve çeşitli teknikler üzerinde başarılı bir şekilde çalışan maden sanatı Atölyelerinin bulunduğu yerleşim merkezlerinin başında Ustova, Petkova, Üsküp, Priştine, İştip ve Saraybosna gelirdi. Anadolu’da ise, Kahramanmaraş, Gaziantep, Mardin, Diyarbakır, Siirt, Malatya, Elazığ, Erzurum, Trabzon, Giresun, Ordu, Sıvas, Tokat, Kayseri, Çankırı, Çorum, Amasya, Kastamonu, Gerede, Konya, Burdur, Denizli, Muğla, Kavaklıdere, Afyon, Kütahya, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve Edirne, Bu merkezler Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri çeşitli teknikler üzerinde başarılı bir şekilde çalışan geleneksel maden sanatı Atölyelerin bulunduğu yerler arasındaydı. Bakır kap yapım teknikleri, Dövme, Dökme, Sıvama, ( Tornada çekme ) ve preste basma olmak üzere 4 ana bölüme ayrılır. Binlerce yıldan beri uygulanan dövme tekniği, bakır külçeyi çek içlemek suretiyle şekillendiren bilinen en eski teknik olarak karşımıza çıkıyor. Daha sonra döküm

Tornada çekme, Preste basma gibi teknikler gelişir. Ve yakın dönemlere kadar bakır eşya mutfaklardaki yerini korur. Ancak 1950 li yıllarda Sosyo ekonomik yapı hayat tarzını hızla değiştirdiğinden dolayı Alüminyum, Plastik gibi ucuz alternatif malzemeler ortaya çıkar. Bu durumda bakırcılığın gerilemesine neden olur. Geleneksel kültürün sürekliliği bu zanaatın tamamen yok olmasını önler. Ancak Bakırcılık sanatı azalarak da olsa devam eder. 1970’lerde ise Turistik talebin el sanatlarında yoğunlaşması bakırcılığı da canlandırır ve iç talepte genişler. Bu defa bakır eşya mutfaklarda yemek pişirmek için değil, süs eşyası olarak kullanılmaya başlanır. Yani 50 yıl önce mutfaklardan kovduğumuz bakır eşya şimdi salonlarımızı süsler hale geldi.