“Beyazıt Ramazan Sohbetleri”

İSTANBUL – Tarihçi yazar Dursun Gürlek, “Ecdat, selatin camileri külliye olarak yapmış. Çünkü külliyede insanlar çalışıyorlar ve beş vakit namazda o camiyi dolduruyorlar. Şimdi ise bu camiler boş.” dedi. Türkiye Diyanet Vakfınca bu yıl 35’incisi düzenlenen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı kapsamında gerçekleştirilen “Beyazıt Ramazan Sohbetleri”nin konuğu tarihçi yazar Dursun Gürlek oldu. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde […]

Eklenme: 14 Haziran 2016 - 08:55 / Son Güncelleme: 14 Haziran 2016 - 8:55 / Editör: Begüm Çelik

İSTANBUL – Tarihçi yazar Dursun Gürlek, “Ecdat, selatin camileri külliye olarak yapmış. Çünkü külliyede insanlar çalışıyorlar ve beş vakit namazda o camiyi dolduruyorlar. Şimdi ise bu camiler boş.” dedi.

Türkiye Diyanet Vakfınca bu yıl 35’incisi düzenlenen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı kapsamında gerçekleştirilen “Beyazıt Ramazan Sohbetleri”nin konuğu tarihçi yazar Dursun Gürlek oldu.

Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde gerçekleşen söyleşide, Gürlek, dinleyicilerin ramazanını tebrik ederek, İstanbul ve ramazan arasında manevi bir bağ kuran selatin camilerden bahsetti.

Gürlek, İstanbul’un ilk selatin camisinin Fatih Camisi olduğu bilgisini vererek, “Fatih Camisi, Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmeden önce de İstanbul’a cami yaptırmıştır. Mesela, bir tanesi Zeytinburnu Kazlıçeşme’nin yanında, yakın zamana kadar metruk olan ve Zeytinburnu Belediyesi tarafından restore edilen Fatih Sultan Mehmet adlı camidir.” ifadelerini kullandı.

Fatih Camisi’nin de 1766 depreminde yıkıldığını aktaran Gürlek, daha sonra yeniden yaptırıldığını kaydetti.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde kendi adına cami yaptırmak için Fatih Camisi’nin bulunduğu bölgeyi tercih ettiğini anlatan Gürlek, “Fatih Camisi’nin temelinde, artık yıkılmış olan Havariyyun Kilisesi’nin kalıntıları vardır. Hatta, Fatih Sultan Mehmet oraya cami yaptırmadan önce patriği çağırıyor ve isterlerse kiliseyi yeniden yapabileceklerini söylüyor. Patrik bu teklifi kabul etmeyip başka yer isteyince, Fatih Camisi yapılıyor.” diye konuştu.

“Selatin camiler, meskun bölgelerde olmadığı için cemaati azdır”

Caminin mimarının Sinan olduğuna işaret eden Gürlek, “Ama Mimar Sinan değil. Ondan ayrılsın diye kendisine ‘Sinan-ı Atik’ denmiştir. Kendisinin adı Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de geçiyor.” dedi.

Gürlek, camiyle ilgili bir ayrıntıyı da değinerek, şöyle devam etti:

“Cami bitince, muhteşem bir cami olmasını isteyen Fatih Sultan Mehmet, sütunların istediği uzunlukta yapılmadığını görüyor. Rivayete göre çok ağır bir şekilde mimarı cezalandırıyor, ellerini bileklerinden kestiriyor. Sinan-ı Atik bunun üzerine padişahı şikayet ediyor ve mahkemeye veriyor. Devrin meşhur kadısı ise Hızır Çelebi, o da Topkapı Sarayı’na celp ediyor, padişahı mahkemeye getirtiyor. Fatih Sultan Mehmet, mahkemeye gittiğinde bir köşede oturuyor. Hızır Çelebi itiraz ediyor. ‘Beyim ayağa kalk, siz burada padişah değilsiniz’ diyor. Ayakta yargılıyor ve kısasa kısas cezası veriyor. Yani padişahın eli kesilecek, bu ciddiyeti gören mimar başı davasından vazgeçiyor ve Fatih cezadan kurtuluyor.”

Dursun Gürlek, Fatih Camisi’nin İstanbul’un ilk külliyesi olduğuna dikkati çekerek, “Ecdat, selatin camileri külliye olarak yapmış. Çünkü külliyede insanlar çalışıyorlar ve beş vakit namazda o camiyi dolduruyorlar. Şimdi ise bu camiler boş. Selatin camiler, meskun bölgelerde olmadığı için cemaati de çok azdır. Sabah namazları selatin camilere gittiğinizde genelde tam dolmadığını görürsünüz.” değerlendirmesinde bulundu.

Gürlek, Fatih Camisi’nin avlusunda sahn-ı seman medreseleri bulunduğunu ifade ederek, Osmanlı döneminde bu medreselerde talebelerin eğitim gördüğünü söyledi.

“Fatih Sultan Mehmet medreseye girmek için sınava girdi”

Fatih Sultan Mehmet’in medreseleri ziyaret etmekten hoşlandığına dikkati çeken Gürlek, “Padişah bir gün medreseye geliyor. Talebelerin ilim yapmaları, muhabbetleri hoşuna gidiyor ve müderrise ‘Buradan bana da bir oda veriniz de zaman zaman gelip bu yavruların arasında biraz dinlenmiş olayım’ deyince, müderris de ‘Gerçi bu camileri siz yaptırdınız ama sizin de bildiğiniz gibi Osmanlı Devleti’nin bir nizamı vardır, imtihana girmeniz gerekir’ diyor. Fatih Sultan Mehmet de imtihana giriyor ve kendisine Karadeniz tarafındaki medreselerden bir oda veriliyor ve zaman zaman gelip o odada talebe-i ulumun arasında kalıyor. Süheyl Ünver’in aktardığına göre, bu oda 2. Meşrutiyete kadar müze şeklinde muhafaza edilmiş.” şeklinde konuştu.

 

AA