Bin 200 derece sıcakta çalışıyorlar

Ramazan’ın sıcak günlere denk gelmesi, bin 200 derece sıcaklığın altında bakır ve kalay yapan esnafın işini daha da zorlaştırdı.

Eklenme: 14 Haziran 2017 - 13:47 / Son Güncelleme: 14 Haziran 2017 - 14:01 / Editör: Büşra Kılıç

M. Ali GÜNAYDIN- Malatya Sonsöz Gazetesi- Yarım asırlık bakırcılık ve kalaycılık mesleğini sürdüren İsmet Usta, “Bakırcılık ve kalaycılık mesleğinde 50 yılımı geçtim. İşimiz hem çok zor, hem çok ağır. Havalar çok sıcak, üstüne bir de Ramazan orucu eklenince bazen konuşacak halimiz dahi kalmıyor. Bu iş hem zor hem ağır olduğu için bu mesleği kimse yapmak istemiyor, kalfa ve çırak bulamıyorum.”dedi.

Bakırcılar Çarşısında bakırcılık ve Kalaycılık mesleğini icra eden İsmet Usta, mesleğinin 50. Yılını doldurdu. Bin 200 derecelik ocağın başında ev aletlerini kalaylayan Esnaf İsmet Demirhan, Bu mesleğin hem aşır hem zor olduğunu, bununla birlikte sıcakların artması ve Ramazan orucunun eklenmesiyle birlikte işlerinin daha da çileli hale geldiğini belirterek şunları dile getirdi, “Havalar çok sıcak, üstüne bir de Ramazan orucu eklenince bazen konuşacak halimiz dahi kalmıyor. Ocak başında bakırdan ve farklı maddeden yapılmış ev aletlerini kalaylıyoruz. Ocağın sıcaklığı yaklaşık bin 200, bin 300 dereceye veya daha üstüne çıkabiliyor. En çok Ramazan ayında zorlanıyoruz. Orucun sıcak aylarına denk gelmesi hem işlerimizi zorlaştırıyor, hem bedenen daha çok yoruluyoruz. Fakat önümüz bayram olduğu için vatandaş ev eşyalarını yenileyip temizlemek, kalaylamak veya yenisini almak için geliyor. Gün de 40-50 parçayı burada kalaylıyoruz. Her yapılan iş parçanın büyüklüğüne, ebatına göre değişir. Ekseri yaptığı iş Bakır ve kalaydır. Bakıra ince bir şekil yererek sıfırdan yapıyoruz. Sıcaklığa bağışıklık kazandık fakat bazen elimizin yandığı da oluyor. Ramazan olunca işler zorlaşıyor, daha çok yanıyoruz. Her mesleğin kendine göre bir zorluğu var ama bizimkisi daha ağır bir iş ve kapa olduğu kadar da ince bir işçilik gerektiriyor.”

RAMAZANDA BAKIRCILIK İŞLERİ YOĞUN

Bayramdan dolayı Ramazan ayında işlerinin daha yoğun olduğunu söyleyen İsmet Usta, “Ramazanda daha fazla iş oluyor diyebiliriz. Vatandaş bayrama yaklaşırken evin içindeki kap kacağı temizlemek, kalaylamak için getiriyor. Her evde illaki bakırdan kap, çanak, tas, tencere veya ibrik vardır. Bayram gelmeden bunlar kalaylamak için getirirler. Aletleri kalay, pamuk ve ateşle temizliyor ve parlatıyoruz. Burada en çok işimize yarayan ve bizi ateşten koruyan şey pamuktur. Çünkü pamuk el yakmaz, sıcağa karşı da korur. Nerdeyse her çeşit evlerini de yaparız. Tası, tabağı, çanağı, tenceresi, kazanı, bakır ibriği gibi ne çeşit ararsanız var. Aletler temiz kullanıldığı sürece 2 yıllık bir garantisi vardır. Genellikle evlerde bu tür aletler bulunur, tabi ki eskiden daha çok vardı. Evdeki tüm aletler bakırdan, alüminyum, demir, tunç gibi maddelerden oluşuyordu. Şimdi herşey çelik, porselen ve benzeri şeyler oldu. Sabah vakti en çok 8 gibi işe başlarız, akşam ise 6 gibi paydos ederiz. Bakırcılık ve kalaycılık mesleğinde 50 yılımı geçtim. 1966-67 yılından beri bu sanayide iş yapıyorum, daha öncesinde birkaç yerde de çalıştım. Yarım asrımızı bu işte tamamladık” şeklinde konuştu.

BAKIRCILIK BİZDEN SONRA BİTER

50 yıldır bu mesleği yapan Bakır ustası İsmet Usta, Bakırcılık ve kalaycılık mesleğinin ince bir işçilik ve sabır gerektiğini belirterek, bu meslek için çırak bulamadıklarına ifade etti. İsmet Usta, “Bu iş gereğinden fazla ağır, meşakkatli, beceri isteyen, sabır gerektiren bir iştir. İşi yaparken sıcaklığa katlanmak, sanatsal ve ince bir işçilikle emek vermek lazım. Bakıra sadece şekil vermiyorsunuz, verdiği sıcağa ve yorgunluğa da katlanmanız gerekiyor. Haliyle bu meslek alın teri, emek ve zanaat istediği için çırak bulmada zorluk yaşıyoruz. Bu işi kimse yapmak istemiyor. Biz isteriz ki elimizde çıkar yetişsin, kültürümüz, geleneğimiz devam etsin ama bu işlerin son demlerine geldik sayılır. Koca Malatya’da bu işi yapan 8 usta kaldı. Yeni nesil, daha rahat ve kolay işlere meraklı olduğu için bu işi yapmak istemiyor. Bakırcılık tarihsel bir geçmişi olduğu için değerli bir kültüre sahiptir. Bu son dönemde insanlar böyle tarihsel eşyalara merak saldı. Zenginde, fakirde de dahi bu eşyaları görebiliyoruz. Bu geleneğin yaşatılması adına Büyükşehir Belediyelerinde sosyal ve kültürel amaçlı birkaç kurs açılabilir. Gaziantep bu konuda çok ilerleme kaydetti. Bu gelenek bir sonraki nesile aktarılmazsa, bizden sonra bu işi yapan kimse kalmaz. Çünkü kalfa, çırak yetişmiyor. Herkes işin zorluğunu fark ediyor” diye konuştu.