Bin 800 yıllık yer altı şehrine jeoradarla araştırma

Anadolu’daki ilk Hristiyan topluluk tarafından korunma ve sığınma amacıyla yapılan, Kırşehir’de Mucur ilçe merkezinin altında bulunan yaklaşık bin 800 yıllık yer altı şehrinin büyüklüğünün belirlenmesi için jeoradar çalışması başlatıldı.

Eklenme: 15 Eylül 2017 - 11:40 / Son Güncelleme: 15 Eylül 2017 - 11:40 / Editör: Büşra Kılıç

Kırşehir’de Mucur ilçe merkezinin altında yer alan ve Anadolu’daki ilk Hristiyan topluluk tarafından korunma ve sığınma amacıyla milattan sonra 3. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen yer altı şehrinin kapladığı alanın ortaya çıkarılması için jeoradar çalışması başlatıldı.

Anadolu’daki ilk Hristiyan topluluk tarafından korunma ve sığınma amacıyla yapılan Mucur ilçe merkezinin altındaki yer altı şehri, düşmanların silahlarıyla girememesi için kazılan dar koridorları, güvercinler için oluşturulan mekanları, ibadet yerleri, aydınlatma bölümleri ve havalandırma boşluklarıyla ilgi çekiyor.

Kırşehir Müze Müdürlüğü bünyesindeki 3 yer altı şehrinden biri olan Mucur Yer Altı Şehri, Nevşehir’deki peri bacalarının bulunduğu alana yakınlığıyla da bölgenin batıdan giriş kapısı olarak biliniyor.

Ankara-Kayseri karayolu üzerindeki ilçenin altında bulunan yer altı şehrinin bugüne kadar sadece 16 odası açılabildi. Çok geniş bir alana yayıldığı tahmin edilen yer altı şehrinin büyüklüğünün ve ilçe merkezinin altında ne kadar alan kapsadığının tespit edilmesi için jeoradar çalışması başlatıldı.

Kırşehir Kültür ve Turizm Müdürü Yıldız Eraslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yer altı şehrinin kapladığı alan ve büyüklüğüyle ilgili bilimsel çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Yer altı şehrinin tam yayılım alanının ne kadar olduğunu anlayabilmek adına jeoradar çalışmalarımız var. Bu çalışmayı neticelendirdiğimizde Mucur Yer Altı Şehri’nin ne kadar alana yayıldığını bir nebze de olsa tespit etmiş olabileceğiz.” dedi.

Buradaki tüm odalar ve koridorların açılabilmesi için ilçede büyük bir istimlak yapılması gerekebileceğine işaret eden Eraslan, “Mucur Yer Altı Şehri’ni daha fazla açma şansımız var. Diğer odaları ve tünelleri açabilmemiz için Mucur ilçemizin bir bölümünden vazgeçmemiz gerekebilir çünkü Mucur ilçesinin hemen altında yer altı şehri var. Üst katmanlardaki yapıları yıkmadan yer altı şehrinin diğer odaları ve tünellerini açma şansımız ne yazık ki şu aşamada gözükmüyor. Mucur ilçesinin altının tamamının yer altı şehri olduğu yönünde rivayetler var. Şehir merkezindeki Aşık Paşa Türbesi’ne kadar uzandığına dair rivayetler mevcut.” diye konuştu.

16 oda ziyarete açık

Eraslan, milattan sonra 3. yüzyılda Anadolu’daki ilk Hristiyanlar tarafından korunma ve sığınma amaçlı yapılan yer altı şehrinin mutlaka görülmesi ve gezilmesi gerektiğini vurguladı.

Tüf kayaların Kapadokya bölgesinin önemli özelliklerinden olduğunu anlatan Eraslan, şöyle konuştu:

“Korunma ve sığınma amaçlı olarak yaptıkları yer altı şehrini yaşam alanı haline getirmişler. 2 bin yıl öncesi dokular hala hiç el değmemiş halde burada ziyaretçilerle buluşuyor. Yer altı şehrinin ziyarete açılan 16 odasında o dönemdeki ilk Hristiyanların yaşam şekillerini görmemiz mümkün. Odalara geçişleri sağlayan tünellerin çok dar olduğunu görüyoruz. Bu, korunma amaçlı planlanmış. Dışarıdan odalara savaş aletleriyle, zırhla, kılıçla, kalkanla girmek mümkün değil. Odalarda çok farklı oymalar var. Küçükbaş hayvanları için yemlikler, aydınlatma için kandil yerleri, odalarda su ihtiyaçlarının karşılandığı su küplerini görüyoruz. Suların toplandığı noktalar var. Yer altı şehrinin belirli yerlerinde havalandırma bacaları bulunuyor. İçeri girdiğinizde inanılmaz bir oksijen yüzünüze çarpıyor.”

AA