Bu çocuklar ne olacak?

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN SURİYELİ ÇOCUKLARI DEVLET OKULLARINA ALMASINA YÖNELİK YAPTIĞI ÇALIŞMALAR TARTIŞMA YARATTI.

Eklenme: 23 Eylül 2016 - 12:47 / Son Güncelleme: 26 Eylül 2016 - 12:26 / Editör: Büşra Kılıç

Gülşah Altaş- Elazığ Hakimiyet Gazetesi- Yabancı uyruklu öğrencilere yönelik eğitim veren Geçici Eğitim Merkezi Müdürlüğü, kayıtlı olan 235 öğrenciden aktif olarak devam eden 170’i ile 2016-2017 eğitim-öğretim yılına başladı. Ancak merkezin kapatılmasının gündeme gelmesi bir çok sorun ve sıkıntıyı da beraberinde getirdi.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla tadilatı yapılan Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ait binada, 9 Kasım 2015 tarihinde eğitime başlayan öğrencilerin Türk Milli Eğitim’in müfredatına göre eğitim veren devlet okullarına alınacak olmasının olumsuz sonuçlara yol açabileceği kaydedildi. Geçici Eğitim Merkezi Müdürü Necati Adıgüzel, merkezin amacının misafir olarak kabul edilen yabancı uyruklu öğrencileri topluma kazandırıp, adapte edebilmek olduğunu belirterek, “Sıklıkla sokaklarda gördüğümüz Suriyeli çocukları cami önlerinden, akan trafiğin içinden çekip eğitimlerine devam edebilmelerini sağlamak için gayret gösteriyoruz” dedi.

Merkezde ilköğretim öğretmenlerinin Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilen ücretli öğretmenler olduğunu, ortaöğretim kısmında yine Milli Eğitim Müdürlüğü’nün görevlendirmiş olduğu ücretli Arapça öğretmeninin eğitim verdiğini belirten Merkez Müdürü Adıgüzel, ayrıca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından maaşları ödenen 3 tane Suriyeli öğretmenin görev yaptığını kaydetti.

ÖĞRENCİLER BUNA HAZIR DEĞİL

Geçici Eğitim Merkezi Müdürü Necati Adıgüzel, merkezin kapatılarak buradaki öğrencilerin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarına alınacak olmasının faydadan ziyade zararlı sonuçlara neden olacağını söyledi. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türk okullarında eğitim görmeye hazır olmadığını ifade eden Adıgüzel şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesinde yabancı öğrencilere yönelik Göç ve Acil Durum Daire Başkanlığı kuruldu. Sonrasında bu öğrencilere Türk Milli Eğitim’in müfredatı doğrultusunda eğitim verilmesi, eksik kalan yönler için de hafta sonları kurslarla desteklenmesi yönünde karar alındı. Şu anda buraya kayıt yaptırmak için gelen öğrencileri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarına yönlendiriyoruz. Buranın kapatılmasının gündeme gelmesinin bizimle, Milli Eğitim Müdürlüğü’yle veya Valilik ile bir ilgisi yok. Tamamen bakanlığın almış olduğu bir karar. Ancak öğrencilerimiz Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında eğitim görmeye hazır değil. Öğrenci buradan devlet okullarına gidince 1 hafta 10 gün okula devam edecek. Öğrencilere ve okula uyum sağlayamayınca okulu bırakacak. Bu nedenle kararın yeniden gözden geçirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.”

ÇOCUKLAR SUDAN ÇIKMIŞ BALIĞA DÖNER

Merkezde görev yapan Suriyeli öğretmenler de, öğrencilerinin yeni okullarına uyum sağlayamayacağına dikkat çekerek gerekli altyapı hazırlanmadan böyle bir kararın uygulanmasının son derece yanlış olduğunu vurguladı.

Tercüman Saddam Dal aracılığıyla görüşlerini aldığımız merkez öğretmenlerinden Hamza Elim Hemid, Türk Hükümeti’ne, Elazığ Valiliği’ne ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, kendilerine böyle bir imkan sağlandığı için teşekkür ederek şunları söyledi: “Çocuklar artık sokakta gezip, kötü alışkanlıklar edinmekten kurtuldular. Eğer burası kapatılırsa çocuklarımızın yeni okullarda uyum sağlamaları çok zor olacak. Biz de öğrencilerin Türkçe eğitim alıp, Türkçe öğrenmelerini çok isteriz ama şu aşamada bu çok zor. Gerekli altyapı hazır değil. Öğrenciler bir anda bakanlığa bağlı devlet okullarına gidince adeta sudan çıkmış balığa dönecekler. Evet öğrenciler yeni okullarına gidecek ama uyum problemi yaşadığı için kısa sürede okulu bırakacak ve sokaklarda gezecek, kötü alışkanlıklar edinecek. Öğrenciler bir anda değil gerekli altyapı ile birlikte öğrencilerin de psikolojisi buna hazırlandıktan sonra devlet okullarına alınmalı. Şu aşamada Türk ve Suriyeli öğrenciler arasında sorunlar da çıkabilir. Çünkü dilleri ve kültürleri farklı anlaşamıyorlar. Bu da ailelerin tepkilerine neden olur ve sorunlar büyüyebilir.”

TÜRK VE SURİYELİ ÖĞRENCİLER ARASINDA SORUNLAR YAŞANACAK

Hanan Suveydan ise, birinci sınıf öğrencilerinin devlet okullarına gitmesinde bir sakınca bulunmadığını aksine faydalı olacağını ancak bir üst sınıflardaki öğrencilerin bir anda Türk okullarına alınmasının bu çocuklara zarar vereceğini dile getirerek, “Türk ve Suriyeli öğrenciler arasında mutlaka sorunlar yaşanacaktır. Suriyeli öğrenciler buna hazır olmadığı için uyum sağlayamayacaklar ve okulu bırakacaklar. Sokaklara yönlenen çocuklar da maalesef kötü alışkanlıklar edinecektir. Bizim talebimiz ikinci sınıftan sonraki öğrenciler kademe kademe gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra bakanlığa bağlı devlet okullarına alınması” dedi.

ÖNCELİKLE ALTYAPI HAZIRLANMALI

Maha Hüseyan ise yabancı uyruklu öğrencilerin belirli bir seviyeye getirildikten sonra devlet okullarına alınacak olmasının daha yararlı olacağını savunarak şunları söyledi: “Öğrencilerimizin alışmış olduğu bir sistem var ve buna uyum sağlandı. Bu çocukları kötü alışkanlıklardan arındırıp buraya getirdik. Bu öğrencilerin bir anda faklı okullara alınması durumunda büyük sorunlar yaşanacaktır. Yabancı uyruklu öğrencilerin belirli bir seviyeye geldikten sonra devlet okullarına alınması gerekir.”

ELAZIĞ HALKINI ÇOK SEVİYORUZ

Geçici Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde görev yapan Suriyeli öğretmen ve yabancı uyruklu öğrenciler, Türkleri, özellikle Elazığ halkını çok sevdiklerini, burada yaşamaktan son derece mutlu olduklarını ifade ettiler. Kendilerini Suriye’de, evlerinde gibi htiklerini kaydeden öğretmen ve öğrenciler düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Türkler bize evlerini açtılar, yardım ettiler. Zor durumda kaldığımız anda bize ellerini uzattılar. Türk halkını, Elazığ halkını çok seviyoruz ve burada olmaktan dolayı çok mutluyuz. Arap ülkelerine giden akrabalarımız da var ve onlar oralarda ikinci, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini ifade ediyorlar. Ama biz burada hiç kötü muameleye maruz kalmadık. Sanki buranın yerlisiymişiz gibi davranıldı. Herkes bize yardım edip, önümüzü açma gayretinde. Türklere, Elazığ halkına teşekkür ediyoruz.”