Buğdaydan 60 yıldır süs eşyası yapıyor

Denizli’nin Kale ilçesinde yaşayan 72 yaşındaki Mehmet Ali İlnem, annesinden öğrendiği zanaatla tarlalardan topladığı buğday sapları ve başaklarını örüp şekerlik, vazo, tabak gibi süs eşyaları yapıyor.

Eklenme: 13 Ekim 2017 - 14:15 / Son Güncelleme: 13 Ekim 2017 - 14:15 / Editör: Büşra Kılıç

Denizli’nin Kale ilçesinde yaşayan 72 yaşındaki Mehmet Ali İlnem, annesinden öğrendiği buğdayla süs eşyası yapma zanaatını devam ettiriyor.

İlçeye bağlı Karaköy Mahallesi’nde yaşamını sürdüren İlnem, 12 yaşında annesi Medine İlnem ile tarlalardan topladıkları buğday saplarını örerek şekerlik, vazo, tabak gibi süs eşyaları yapmaya başladı. Annesini 94 yaşında kaybetmesinin ardından kendisine bu işi meslek edinen İlnem, dünyaya gelen 5 çocuğunu buğdaya sanat katarak büyüttü. İlnem, hasat zamanında tarlalardan topladığı buğdayları bir depoda saklayıp onları binbir emekle işleyip ilginç şekiller veriyor.

İlnem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, annesinin buğday sapı ördüğünü, kendisinin de çocukluğundan bu yana bu işi devam ettirdiğini söyledi.

Buğday sapı ve başağını işlemesinin inceliklerini öğrendiğini ifade eden İlnem, topladığı sapları evde aynı boy olacak şekilde kestiğini daha sonra bunları örülmeye hazır hale getirdiğini belirtti.

Farklı boylardaki sapları örerek değişik süs eşyaları yaptığını anlatan İlnem, ”Yaptığım ürünleri daha çok evlilik hazırlığı yapanlar alıyor. Tabaktan vazoya, şekerliğe kadar değişik süs eşyaları çeyiz sandıklarında yerini alıyor. Bunları satın alanlar evlerinin en güzel yerine asarak değişik bir dekor oluşturuyor.” diye konuştu.

Buğday sapından süs eşyası yapmanın zahmetli olmasının yanı sıra çok zevkli bir iş olduğunu dile getiren İlnem, bu sanatı öğrenmek isteyen herkese kapısının açık olduğunu vurguladı.

Eskiden bu işin mahalledeki her evde yapıldığını belirten İlnem, “Ancak bu sanat şimdilerde kayboldu. Artık kimse bu gibi işlerle uğraşmıyor. Yaptığım ürünleri genellikle özel sipariş alarak yapıyorum. Ürünleri ise tanesi 5 ila 15 liradan satıyorum. ” diye konuştu.

İlnem, yarım asrı geçen süredir yaptığı mesleğini hala ilk günkü aşkla sürdürdüğünü belirterek şöyle devam etti:

“Annem yaklaşık 85 yıl bu işten ekmeğini kazandı. Ben de yanında bu işi meslek edindim. Sabah kalktım mı hemen başına geçerim. Günde 5 saat örüyorum. Hayatımızı bundan kazanıyorum. Evime almaya gelenler oluyor. Evleneceklerin evlerine nazarlık şeklinde süs eşyası olarak veriyorum. Kahveye gitmek yerine burada işime bakıyorum. Bu iş aslında kadınların yaptığı bir zanaattı. Ama benden başka ören kalmadı. İğne oyası yapar gibi başağı işleyip süs eşyası yapıyorum. Yaz sezonunda gurbetçiler muhakkak alıp yurt dışına götürür. Kanada, Almanya, Fransa ve İsviçre’deki gurbetçilerimiz her yıl benden bu süs eşyalarını alırlar. Orada sevdiklerine hediye ederler.”

Yaptığı süs eşyalarının bozulmadan 20 yıl dayandığını savunan İlnem, “Bir gün misafirliğe gitmiştim. Duvardaki buğdaydan örülen süsü gördüm. Bunu kim yaptı diye sorunca, ev sahibi ‘bunu sen örmüştün, hatırlamadın mı 20 yıl oldu’ diye cevap verdi. O an çok mutlu oldum.” diye konuştu.

AA