Cinsel istismara karşı toplumsal yasa şart

Cinsel istismar, gerek olan olaylar gerekse yasada yapılmaya çalışılan birtakım düzenlemeler ile son dönemde çok sık gündeme gelen bir konu.

Eklenme: 28 Kasım 2016 - 09:04 / Son Güncelleme: 28 Kasım 2016 - 9:04 / Editör: Büşra Kılıç
ekran-alintisi

Eyüp KOÇAK- Antalya Son Haber Gazetesi- İstismarcısı tarafından öldürülen, cinsel eylem sonrası kalp krizi geçiren ve ölen, ailesi tarafından evlendirilen veya ölüme terk edilen çocukların sayısı her geçen  gün artıyor.

“CİNSEL İSTİSMARIN ÖNÜ AÇILIR”

Psikiyatrist Dr. Sevim H. Tolunay; sosyal destek, koruyucu yalıtım sistemlerinin güçlendirilmesi ve toplum bazında uygun yasal düzenlemelerle mağduriyetlerin ortadan kaldırılabileceğine vurgu yaptı.  Toplumun cinsel istismar konusundaki bilgi  eksikliğine dikkat çeken Tolunay, kamuoyunda  ‘cinsel istismar yasası’ olarak bilinen yasal düzenlemeleri bilimsel gözle değerlendirdi. Tolunay;  “Cinsel istismar, 18 yaş altı çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve her türlü bedensel teması içeren ‘cinsel eylem’ olarak tanımlanabilir. Örneğin, çocuğun bedeninin okşanması, dudağından öpülmesi veya istismarı yapan kişinin çocuğa kendi bedenini dokundurtması. Toplumun bilgi ve eğitim konusundaki eksiklikleri ve sosyokültürel yapısı yanında konuya ilişkin mevcut olan ve yapılmaya çalışılan yasal düzenlemeler cinsel istismarın önünü açıyor gibi duruyor” dedi.

DAHA ÇOK ÇOCUK MAĞDUR OLUR

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesine atıfta bulunarak konu ile ilgili bilimsel tespitlerini sürdüren Dr. Sevim H.Tolunay, TBMM komisyonuna geri çekilen ‘cinsel istismar yasasındaki düzenlemelerin tehlikelerine dikkat çekti. Tolunay; “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 18 yaşından küçük herkesi çocuk kabul eder. Dolayısıyla, çocuğa yönelik her türlü cinsel eylem ayrım yapılmaksızın suç sayılır. Fakat Türk Ceza Kanunu’na baktığımızda; 18 yaş altı çocuklar, ‘15 yaşından küçük’ ve ‘15 yaşını tamamlamış’ olarak ikiye ayrılmakta ve 15 yaş altı çocuğa yapılan her türlü cinsel eylem suç sayılırken; 15 yaş üstü çocuklar için cebir, tehdit ve hile şartı aranmaktadır. Yani; 15 yaş üstü bireyler için ‘’kendi rızası vardı’’ şeklinde yapılan suçu hafifletici veya istismarcının çocukla evlenmesinin önünü açan bir yasal düzenleme söz konusu.15 yaşını doldurmuş çocuklara uygulanan yaklaşım, cinsel istismarcının önünü açmakta ve alanını genişletmektedir. ‘Nasıl olsa bir yolunu bulurum’, ‘evlenirim ceza almam’, ‘böyle bir şey yaparsam benimle evlenmek zorunda kalır’ şeklinde kendine izin veren düşünceler, istismarcının eylemini daha rahat bir şekilde gerçekleştirmesine neden  oluyor. Sonuç; daha çok çocuğun mağdur olması”  diye konuştu.

TRAVMALAR TEKRARLANIR

Cinsel istismarın yüzde 15-20’lik bir kısmının 15-18 yaş aralığındaki çocuklara  yapılmakta olduğunu anlatan Tolunay, bu yaş grubundaki çocukların gündelik hayatta yaşadığı travmalara dikkat çekti. Çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne kast eden zorla evlendirmelerin tekrarlayıcı travmalara neden olduğu bilgisini aktaran Tolunay, bilimsel tespitlerini şu sözlerle devam ettirdi:  “Çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne kast eden olay (=travma), tek bir seferle sınırlı kalmadığında (örn, çocuğun evlendirilmesi) durum çok daha ciddidir. Bu, tekrarlayıcı nitelikteki bir travmadır. Travmanın tekrarlayıcı nitelikte olması ve çocuğun 18 yaş altında stres ile baş etme gücünün daha zayıf olması sebepleriyle durumun psikolojik boyutu çok daha ağır olur. Tedaviye dirençli kişilik patolojileri, madde ve alkol bağımlılığı, kişiler arası ilişkilerde problemler ve antisosyal davranışlar bunlardan bazılarıdır. İstismarı yaşayan çocuk, çocuğun yakın çevresi, yardımcı olan sağlık personeli yanında travmayı televizyon veya sosyal medyadan takip eden bizler de travmayı tekrar tekrar yaşıyoruz. Bu da işin hem birey bazında hem de toplum bazında ayrı ayrı düşünülmesi gerektiği ve toplumun psikolojisini olumsuz yönde etkilediğini gözler önüne seriyor. Yaş ve cinsiyet ne olursa olsun kişinin bedenine  kendi isteği dışında dokunulması suçtur ve kabul edilemez”

“İSTİSMAR, ŞİDDETİ GETİRİYOR”

Cinsel istismara maruz kalan, istismarcısıyla evlendirilen çocukların çoğunlukla fiziksel ve sözel şiddete maruz kaldığını anlatan Tolunay, bu konuda daha özenli davranılması gerektiğinin altını çizdi. Mağduriyetlerin azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması için,  toplum bazında yasal düzenlemelerin şart olduğunu vurgulayan Dr.Tolunay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cinsel istismarcısıyla evlendirilen çocuk, kendisine bu durumu yaşatan kişi tarafından cinsel ilişkiye zorlanabilir ve karşı geldiğinde, fiziksel ve sözel şiddete maruz kalabilir. Aynı şekilde diğer aile üyeleri tarafından da baskı altına alınabilir. Çaresizlik, yalnızlık, kapana kısılmışlık, suçluluk vb. duygular ile daha derin bir çaresizlik ve mutsuzluğa sürüklenirken üstüne bir de daha kendisi çocuk yaşta iken çocuk/lar eklendiğinde istismarın boyutu daha da artar. Yani, cinsel istismar yanında çocuk fiziksel ve duygusal anlamda da istismar edilir”

BİREY BAZINDA DEĞİL TOPLUM BAZINDA YASAL DÜZENLEME ŞART

Kamuoyunda fırtınalar koparan ve TBMM komisyonuna geri çekilen ‘Cinsel İstismar Yasası’nın geniş mutabakatla yeniden meclise gelecek olmasını değerlendiren Dr. Tolunay, bu konuda son derece özenli davranılması gerektiğinin altını çizdi. Cinsel İstismar Yasası konusunda birey bazında değil, toplum bazında önlemler alınması gerektiğini söyleyen Tolunay, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu konuda özenli davranılmalı ve birey bazında düzenlemeler değil toplum bazlı düzenlemeler yapılmalıdır. Çünkü, mevcut mağduriyetlerin azaltılması hedeflenirken yeni mağduriyetlerin artma riski vardır. İstismarcı, ‘’diğerine böyle bir şey yapıldı bana neden yapılmasın’’ diyerek eylemini çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Kaldı ki, bu eylemi gerçekleştiren kişinin dürtü kontrol bozukluğu, ağır kişilik ve davranış bozuklukları, pedofili vb. psikiyatrik rahatsızlıkları olduğu düşünüldüğünde ‘kendine hak görme, olayı yanlış yorumlama ve kendine uygun çıkarımlarda bulunma’ riski çok daha yüksektir. Bedeller ağır olduğunda veya bireye göre değişmediğinde ise istismarcının eylemi gerçekleştirme riski azalacaktır. Ek olarak, birey bazlı düzenlemeler durumun normalizasyonu, yani meşrulaşması riski ile de karşı karşıyadır”