Değirmencilik, 70 yıldır ayakta

Tükenen meslekler arasındaki değirmencilik, Buharkent’te hala ayakta kalmayı başarıyor. 70 yıllık taş değirmeni ve yeni kurulan modern öğütme sistemiyle, Mustafa Döken ve oğlu Yılmaz Döken değirmencilik mesleğini yaşatmaya devam ediyor.

Eklenme: 19 Nisan 2017 - 09:08 / Son Güncelleme: 19 Nisan 2017 - 9:08 / Editör: Büşra Kılıç

Ebru GÜLSOY- Denge Gazetesi- Buharkent’te değirmenciliğin yaygın olduğu zamanlarda üç değirmenle halka hizmet verilirken, şimdi sadece biri çalışıyor. 70 yıl önce Galip Döken tarafından kurulan işletme, önce oğlu Mustafa’ya sonra da torunu Yılmaz’a devredilerek günümüze kadar ayakta kalmayı başardı. 70 yıllık taş değirmenin dışında yıkama, kurutma, temizleme, öğütme ve eleme sisteminin de bulunduğu modern değirmen, vatandaşın talebiyle beş yıl önce işletmeye kazandırıldı. Tarihe karışan taş değirmenle işe başladığını ifade eden değirmenci Mustafa Döken, yakın çevrede taş değirmenin sadece kendilerinde bulunduğunu, kepekli un için Nazilli’den bile gelen müşterileri olduğunu ifade etti. Babadan oğula geçen mesleğin kendisiyle son bulacağını ifade eden Yılmaz Döken, “Biz bu işi, marangozluğa ek gelir olsun diye yapıyoruz. Çocuklarım buraya gelip işi öğrenmek için hevesleniyor; ama önü açık olmayan bir meslek olduğundan, ilgilerini dağıtıyorum. Onlar için değirmencilik, belki sadece hobi olarak kalır” dedi.

Mustafa Döken, değirmenciliğe başlama hikayesini şu sözlerle anlattı: “Bu meslek bana babamdan kaldı. Şimdi 61 yaşımdayım. Yaklaşık 50 yıldır değirmencilik yapıyorum. İlkokulu bitirdiğimde işi öğrenmiştim. Ortaokula bir yıl devam edip, ‘İşim hazır nasıl olsa’ diyerek okulu bıraktım. Eskiden başka yerde hizmet veriyorduk. 20 yıl önce sanayi bölgesinin kurulmasıyla, gürültüden dolayı bizi buraya taşıdılar. Oğlum Yılmaz 34 yaşında. Hem marangozluk hem değirmencilikle uğraşıyor. Bu iş, ona ek gelir oluyor. Çünkü eskisi kadar rağbet yok değirmenlere. Gençliğimde, sabahtan akşama kadar durmadan çalışırdık. Şimdi cuma günleri, ramazan ayı ve kurban bayramı öncesinde çok yoğun oluyoruz. Müşterilerimiz genelde aynı kişiler oluyor. Buğdayı alıp öğütmek pahalı olduğu için, daha çok, buğdayı kendisi yetiştiren çiftçiler bize geliyor. Buğday, arpa, mısır, çavdar tükenmedikçe değirmencilik de tükenmez aslında. Market ürünleri ne kadar ucuz da olsa, katkı ürünleri barındırdığı için sağlığa zararlıdır. Burada tamamen doğal çalışıyoruz. Değirmende yapılan bulgurun kokusu bile başka oluyor. Ancak herkes tek tek vazgeçiyor bu meslekten. Buharkent’te üç değirmen işliyordu zamanında. Şimdi bir biz kaldık. Ben isterim, babamdan bana kalan bu mirasa torunlarım sahip çıksınlar, başka işler yapsalar bile adımızı yaşatmaya devam etsinler.”