Dışişleri’nden Almanya’daki karar hakkında ‘Derin Devlet’ vurgusu

Dışişleri Bakanlığı, Alman mahkemesinin NSU kararını derin devlet ile istihbarat içindeki bağlantıları ve gerçek suçluları ortaya çıkarmadığı için “tatmin edici” bulmadı.

Eklenme: 11 Temmuz 2018 - 13:21 / Son Güncelleme: 11 Temmuz 2018 - 14:22 / Editör: Ömer Faruk Orkçu

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, bombalı saldırılar düzenlemek ve banka soygunları gerçekleştirmekten yargılan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü üyesi Beate Zschaepe, ömür boyu hapse mahkum edildi.

Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde 5 yılı aşkın süredir devam eden davaya bakan heyetin başkanı Manfred Götzl, 438. duruşmada kararı açıkladı.

Mahkeme heyeti, NSU’nun işlediği cinayetlerde ve diğer suçlarda suç ortaklığı yapan ve terör örgütü üyesi olan Zschaepe’ye ömür boyu hapis cezası verdi.

Dışişleri Bakanlığı, Neo-Nazi terör örgütü NSU’ya yönelik Almanya’da verilen mahkeme kararına ilişkin, “NSU kararını tatmin edici bulmuyoruz.” açıklamasını yaptı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişinin öldürülmesi, çeşitli bombalı saldırılar ve silahlı soygun suçlarının faili olan “Nasyonal Sosyalist Yeraltı” isimli Neo-Nazi terör örgütünün üye ve destekçilerinin 5 yıldır devam eden yargılama sürecinin bugün sona erdiği hatırlatıldı.

Almanya’da 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük ırkçı terör faaliyeti olarak tanımlanan davaya ait sürecin, Türkiye ve Almanya Türk toplumu tarafından en başından beri yakından takip edildiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Söz konusu dava sonucunda baş sanığın müebbet hapis cezasına ve diğer 4 sanığın ise değişen süreli hapis cezalarına çarptırılmalarını not ettik. Bununla birlikte, maalesef bugün verilen karar NSU cinayetlerinin arka planını ve derin devlet ile istihbarat içindeki bağlantılarını tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturmamış, gerçek suçlular ortaya çıkarılmamıştır. Bu bakımdan kararı, adaletin tecellisi ve kamu vicdanının rahatlatılması bakımından tatmin edici bulmuyoruz. Soruşturmaların başlangıç aşamalarında pek çok ön yargıyla karşılaşan ve mağdur edilen kurban aileleri ile Almanya’daki Türk toplumunun duyguları, henüz dinmemiş acıları milletimizce paylaşılmaktadır.

Bu vesileyle, NSU cinayetleri gibi, 1985 yılında Hamburg, 1992 yılında Mölln, 1993 yılında Solingen’de Türklere karşı düzenlenen ırkçı saldırıların da zihinlerimizde tazeliğini koruduğunu hatırlatmak isteriz. Şansölye Merkel’in 2012 yılında verdiği söz çerçevesinde NSU cinayetlerinin ve diğer faili meçhul kalan, ırkçı, yabancı düşmanlığı saikli cinayetlerin faillerinin tamamının adalete teslim edilmesi, Almanya’daki Türk toplumunun devletin güvenlik ve yargı kurumlarına güvenlerinin güçlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bundan sonraki aşamada da konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Açıklamada ayrıca, Almanya’daki ırkçılık ve yabancı düşmanlığının zirve noktalarından birisini teşkil eden NSU cinayetlerinin benzerlerinin tekrarlanmaması ve Avrupa’da artan ırkçılıkla mücadelenin taviz verilmeden yürütülmesi için Alman makamlarından her türlü tedbiri almalarının istenerek, bu kapsamda özellikle siyasetçilerin ve medyanın popülizme kapılmadan aklı selimle hareket etmeleri gerektiğinin önemine vurgu yapıldı.