Dünyanın en tehlikelisi Türkiye’nin burnunun dibinde

Ermenistan’ın Türkiye sınırına yakın noktada faaliyet gösteren ve “Dünyanın en tehlikeli nükleer santrali olduğu” belirtilen Metzamor Nükleer Santrali, hem Türkiye’nin hem de Kafkasların korkulu rüyası durumunda.

Eklenme: 28 Kasım 2016 - 13:12 / Son Güncelleme: 29 Kasım 2016 - 9:35 / Editör: Ferhat Esnek
Ermenistan'ın Türkiye sınırına yakın noktada faaliyet gösteren ve "Dünyanın en tehlikeli nükleer santrali olduğu" belirtilen Metzamor Nükleer Santrali, hem Türkiye'nin hem de Kafkasların korkulu rüyası durumunda.
Ermenistan'ın Türkiye sınırına yakın noktada faaliyet gösteren ve "Dünyanın en tehlikeli nükleer santrali olduğu" belirtilen Metzamor Nükleer Santrali, hem Türkiye'nin hem de Kafkasların korkulu rüyası durumunda.

Iğdır’daki Ağrı Dağı ile Ermenistan’daki Alagöz Dağları arasındaki Aras Havzası’nda yer alan Matzamor Nükleer Santrali’nin, Doğu Anadolu Ağrı Dağı fay hattında olması, 1988 yılında Ermenistan’da can kayıplarına yol açan depreme maruz kalması ve eski teknolojisine rağmen faaliyete devam etmesi tepkilere yol açıyor.

Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IAEA) ve Avrupa Birliği (AB) verilerinde, “Dünyanın en tehlikeli nükleer santrali” olarak gösterilen 47 yıllık Metzamor Nükleer Santrali’nin, depremde gördüğü hasar yüzünden oluşan çatlaklar dolayısıyla Ermenistan, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve İran için risk oluşturduğu belirtiliyor.

Deprem bölgesinde bulunduğu ve Ermenistan’ın komşuları için endişe kaynağı olmayı sürdürdüğü için “kapatılması gerektiği” ifade edilen Metzamor Nükleer Santrali’nin faaliyetine devam etmesi, Kafkaslarda endişeyi artırıyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Nükleer Enerji Uzmanı Doç. Dr. Erol Kam, söz konusu nükleer santralin tehlike saçtığını ve acilen kapatılması gerektiğini bildirdi.

Ermenistan’daki nükleer santralin, Türkiye’ye 16, İran’a 60, Azerbaycan ve Gürcistan’a 120 kilometre uzaklıkta bulunduğununa işaret eden Doç. Dr. Kam, bu nedenle santralin Ermenistan dahil beş ülke için tehlike unsuru olduğunu vurguladı.

Santralin yapısı hakkında bilgi veren Kam, şunları kaydetti:

“Santralde iki adet nükleer reaktör mevcuttur. İlk ünite 1976, ikinci ünite 1980 yılında işletmeye alınmış ve her biri 408 megavat elektrik gücüne sahip WWER-440 tipi iki üniteden oluşmaktadır. Fukuşima Nükleer Güç Santrali gibi Metzamor Nükleer Santrali de deprem bölgesinde yer almaktadır. 1988’de yaşanan 6,8 büyüklüğündeki deprem sonrası her iki ünite tedbir amacıyla kapatılmış fakat ekonomik sebeplerden dolayı 1993 yılında ikinci ünite tekrar açılmıştır. Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen bu santralin dış koruma kabı yoktur ve aktif fay hatlarına yakındır. Olası depremlere karşı hiçbir önlemleri olmadığı gibi nükleer kültüre ve bilince de sahip değiller. Bu sebeple, Ermenistan’daki Metzamor Nükleer Santrali, dünyanın en tehlikeli nükleer santralidir. Rusların yaptığı en kötü nükleer santraldir, teknolojisi eski ve yetersizdir. Bu nükleer santralin tasarımından kaynaklanan ciddi hatalar ve eksiklikler söz konusudur.”

“İşletme ömrünü tamamladı”

Bu yıl işletme ömrünü tamamlayan santralin, 10 yıl daha işletmede kalmasına karar verildiğine işaret eden Doç Dr. Kam, şöyle devam etti:

“Santral ile ilgili ilk yapılışından itibaren inşa edildiği konum itibarıyla yeraltı sularına radyoaktivitenin bulaştırma ihtimalinin yüksek olduğu uyarıları dile getirilmiştir. Bu uyarıları dikkate almayan yetkililer, santralin yapımına onay vermişlerdir. Metzamor, teknolojik olarak Çernobil Nükleer Santrali’nden çok daha yetersiz ve eski olduğu için tahribi de Çernobil Nükleer Santrali’nden kat kat fazla olacaktır. Canlılar nesiller boyu olumsuz etkileneceklerdir. Ayrıca yüksek aktiviteli nükleer atıklar sağlıksız ve uluslararası koşullara uygun olmayan standartlarda depolanmaktadır. Bu sağlıksız nükleer atık depolanması, yeraltı sularına karışabilir, böylece içme sularını kirletebilir.”

Doç. Dr. Kam, elektrik üretimi için kullanılan Metzamor’un kapatılması gerektiğini vurgulayarak, “Nükleer güvenlik, elektrik ihtiyacına göre öncelikli olmalı ve bu santral kapatılmalıdır. Bunlara ilaveten reaktör işletim süresinin üst sınırını doldurmuştur. Bölge ülkeleri IAEA’ya müracaat ederek santralin bir an önce kapatılmasını talep etmelidirler. Aksi halde bu ömrünü doldurmuş güvensiz santral, telafisi mümkün olmayan çevre felaketlerine sebep olacaktır.” dedi.

“Türkiye’nin doğusu ile çevre ülkeler için tehlike oluşturuyor”

Çevre Kuruluşları Dayanışma Derneği (CEKUD) Iğdır Temsilcisi Prof. Dr. Şükrü İsmail İpek de Metzamor Nükleer Santrali’nin hala faaliyette olmasının bölge için tehlike oluşturduğunu vurguladı.

Metzamor’un, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi ile çevre ülkeler için açık bir tehlike olduğunu belirten Prof. Dr. İpek, “Santral özellikle Iğdır için gözüken bir tehlikedir. Iğdır’a öyle yakın ki ben santralin ülkemize ait bir çimento fabrikası olduğunu sandım, sonradan nükleer santral olduğunu öğrendim. Bununla ilgili derlediğim verilere göre olası bir depremde ve doğal afette çok çok büyük tehlike teşkil edeceğini düşünüyorum. Yani santrali insanlarımızın toplu katliama maruz kalacağı bir tehlike olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. İpek, bölge insanının tehlikenin farkında olmadığını fakat Metzamor’un Aras bölgesine zarar verdiğini savunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Allah göstermesin, nükleer santraldeki olası bir felaketin etkisini bu bölgede yıllarca görebiliriz. Senelerce Iğdır halkı bunun zararlarını görebilir. Burada önemli olan bunun önüne geçmektir, sonradan bunun telafisi yapılamaz. Yaptığımız araştırmada nükleer felakete neden olan Çernobil Nükleer Santrali’nde çelikten kaplı zırh ile kaplı olmasına rağmen büyük ölümlere ve dönüşü olmayan tahribatlara neden olduğunu öğrendik. Bu santralde güvenlik olmaması ayrı bir endişelenecek durum olarak karşımıza çıkıyor. Yani bu santral patlamaya hazır bir bomba gibi yanımızda duruyor.”

“Metzamor, Rusların Çernobil’den sonra yaptığı en tehlikeli santraldir”

Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey, Metzamor Nükleer Santrali’nin tribünlerinin 1988 Ermenistan depreminde çatladığını, bu nedenle tesisten sızıntılar olduğunu ve sınır köylerinde canlıların sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.

“Nükleer santralin Rusların Çernobil’den sonra yaptığı en tehlikeli santral olduğunu” anlatan Gülbey, şu ifadeleri kullandı:

“AB ve TBMM Çevre Komisyonunun aldığı karar doğrultusunda, bu santralin tekrar kapatılması konusunda rapor hazırlanmıştır. Deprem fay hattında olan Metzamor, geçmişte depremden hasar görmüştür ve bu sebeple kapatılması gerekmektedir. Santralin şu anda faaliyette olan 2 bacasının tüttüğünü görürsünüz. Bu bacalarda tüten duman değil, su buharıdır. Bu bacaların soğutulması, Aras Nehri’nden alınan su ile sağlanıyor daha sonra bu su tekrar nehre bırakılıyor. Bu da yer altı kaynaklarımızı kirletiyor, hem de tarım için kullanılan suyumuzu kirletiyor. Bu nükleer santralin kapatılmasını istiyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Albayrak’ın bu santralin kapatılması için yaptığı açıklamayı destekliyoruz.”

Yaklaşık 12 yıl önce Metzamor Nükleer Santrali’nin tüm bölge için tehlike arz ettiğine işaret eden AB’nin, tesisin kapatılmasına yönelik 200 milyon avroluk kredi teklifi, Ermenistan yetkililerince kabul edilmemişti.