El Sanatları Teknolojiye yenildi

Emek ve sabır gerektirir tezgahlarda ilmek ilmek halı dokumak. Zor zanaattır, zahmetlidir, ömür törpüsüdür. Dedikten sonra, gelelim bölgemizin asırlık Yörük el sanatı olan Döşemealtı Halılarının bugününe. Halı tezgahları artık sessizliğe mi mahkum oldu? El sanatı, teknolojinin mekanik üretimine mi yenik düştü? İlgilisi ilgisizi Döşemealtı Halılarını koruma altına almak, marka yapmak için ne yapıyor, projeler üretiyor mu? Hani bilelim, öğrenelim dedim!

Eklenme: 19 Ekim 2016 - 10:22 / Son Güncelleme: 19 Ekim 2016 - 10:22 / Editör: Büşra Kılıç

Döşemealtı Halı dokumacılığı ne durumda

Simru SİLAHTAROĞLU- Antalya Exspress Gazetesi- Döşemealtı-Kovanlık dağ köylerinde kadınlar, kendini bildi bileli halı tezgahlarının başında, işledikleri motiflerle ipliğe ruh verir veya verirdi. Ama gelin görün ki; yeni zaman kavramlarının baş oyuncusu Teknoloji, daha uzun bir üretim sürecine ihtiyaç duyan geleneksel Türk El Sanatları ürünlerinin rekabet karşısında gücünü yitirmesine neden oluyor sanki. Döşemealtı Halılarının dününü, bugününü, neden yok olmaya yüz tuttuğu konusu üzerinde, örgütlü sivil kurumlarda aldığı inisiyatiflerle uzun çalışmalar ve araştırmalar yapan BAHATUR A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı turizmci Işık Yargın ile konuştuk. İşte Yargın’ın Antalya Ekspres’e verdiği hiç de iç açıcı olmayan yanıtlar.

Teknoloji ile birlikte geleneksel el sanatları yok mu oluyor?

‘Geçen yüzyılın özellikle ikinci yarısı; bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin ekonomik hayata yansımaları, moda kavramının küreselleşmesi, bireylerin üretim ve tüketim tercihlerinin yanında önceliklerinin de tamamen değiştirmiş olduğunu biliyoruz. Bugün sizinle konuşacağımız bölgemizdeki geleneksel sanatlar, turizm ve ekonomik etkileşimlerinde “teknoloji”nin dönüştürücü özelliği sıklıkla telaffuz edileceğe benzer. Elbette bu sohbette kadın ve genç girişimciliğine olan ilgim ve örgütlü sivil kurumlarda aldığım inisiyatifler de sorularınıza vereceğim cevaplarda etkili olacaktır. Zira bu sohbetten sonra ANSİAD 14. Girişimcilik Günleri Hazırlık Komitesi ile ‘Çevre ve Teknoloji’ temasını genç girişimcilerle nasıl buluşturabiliriz, nasıl ilgi yaratabiliriz yollarını arıyor olacağız. Özetle Teknoloji sanırım yeni zaman kavramlarının başrol oyuncusu. İlk sorunuza cevap vermeden bu girişi yapma ihtiyacı duydum.’

‘Teknoloji rekabeti zorlaştırdı’

‘Teknolojik gelişmeler bir yandan üretim miktarını ve ürün çeşitliliğini artırmış, diğer yandan birim üretim maliyetini düşürmüş, bu durum birim satış fiyatının da düşmesine sebep olmuştur. Emek, sabır gerektiren ve teknolojinin kısa sürede adeta sonsuz çeşit üreten üstünlüğü karşısında daha uzun bir üretim sürecine ihtiyaç duyan geleneksel Türk El Sanatları ürünlerinin rekabeti zorlaşmıştır.

Turizmden beslenen ve turizmin ivme kazanmaya başladığı yıllarda çok revaçta ve pazar payı olan geleneksel “Kovanlık” halıcılığı da bu teknolojik gelişmelerden negatif yönde etkilenmiş olduğunu sahadan biliyoruz.’

‘Kovanlık dışında halı tezgahı pek yok’

‘Şimdi Kovanlık dışında pek de rastlanmayan halı tezgâhları dolaştığım ve yıllarca halı dokunan dağ köylerinde de yok. Teknolojinin, mekanik yeni üretimin; “geleneksel yöntem”le üretimin özgünlüğünü yok etmesi mi? Ölçek ekonomisinin vahşi üretim kapasiteleri ile beslenmesimi?Küreselleşen moda anlayışlarındaki değişikliklerin mi? Turizmden beslenen geleneksel sanatların Antalya özelinde “Döşemealtı Halısı”nın Pazar kaybetmesine neden olan sebepleri mi? Halıyı dokuyan köy kadınlarının emeklerinin karşılığını alamaması mı? Sosyal güvenlik haklarının verilmemesi mi? Örgütlü olmaması mı? Döşemealtı Halıcılığını olumsuz yönde etkileyen bunlardan hangileri? Bugün iyice analiz etmek önem kazandı diye düşünüyorum.’

Döşemealtı dokuma sanatı koruma altına alındı diyebilir miyiz?

‘Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümünün bu konuda çok önemli çalışmaları olmuştur. İlk Çalışma Ovaköy Camiinde Prof. Dr. Bekir Deniz, Yrd. Doç. Dr. Öznur Aydın, Yrd. Doç. Dr. Ömer Zaimoğlu, Araştırma görevlisi Menekşe Suzan Teker ve öğrencileri ile 2010 yılında başlamıştır ve çalışmaya değer 20 halı bulunmuştur. Hocalarımızın bu çalışmaları çeşitli yayınlarda makale olarak da yayınlanmış. Desenler tespit edilmiş, çizimleri yapılmıştır. Renklerin elde edildiği kökboyaların yapımı geleneksel teknikler kayıt altına alınmıştır.’

‘Sürdürülebilirliğin takibi önemli’

‘2010 yılı Haziran ayında başlayan TOBB Antalya İl Kadın Girişimciler Kurulu tarafından Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ATSO yönetim kurulunun onayıyla Kovanlık Köyü Halıcılığı yaşatılması, kadınların istihdamı ve ekonomik bir değer yaratılması için pilot bölge seçilmişti. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli toplantısında, 2010 yılı Mali Destek Programı kapsamında Akdeniz Üniversitesi Proje Geliştirme Merkezi -Akdeniz Üniversitesi Geleneksel El Sanatları Bölümü- Antalya İl Kadın Girişimciler Kurulu-Antalya Valiliği İl Özel İdaresi- Döşemealtı Kaymakamlığı-Kovanlık Köyü Muhtarlığı-Döşemealtı Belediyesini bir araya getiren kar amacı gütmeyen 11 adet proje arasından BAKA desteği almaya hak kazanmıştı. Bütün bu anlattıklarım Döşemealtı Halılarının koruma altında olduğu imajı yaratıyor olabilir. “Sürdürülebilirlik” ilkesinin hayata geçip geçmediğinin takibi önemli.’

Bölgedeki halıcılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması için ne gibi girişimlerde bulunuluyor?

‘Halen en bilinen gönüllülük esasıyla çalışmayı, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkan Serap Kocaoğlu liderliğinde yapıyor. Bir sosyo-ekonomik proje olarak ele alınan bu faaliyetin sorunuza olumlu bir yanıta dönüşebilmesi için proje taraflarının samimiyetle ve özel sektör yaklaşımıyla “El Halıcılığı Sektör” koşullarını iyice analiz ettikten sonra görüş birliği içinde hareket etmesine bağlı olduğunu söyleyebilirim. Döşemealtı Halıcılığının bir ekonomik değer olduğunu daha iyi anlamak için gelin tarihsel serüvenine bir göz atalım ve nasıl bir değeri canlandırmak, yaygınlaştırmak, marka yapmak sorumluluğunu taşımamız gerektiğini anlamaya çalışalım.
Dünyada bilinen en eski halının Türk çift düğümüyle dokunmuş olmasından hareket edenler, halıcılığın ana yurdunun Türklerin ana yurdu olduğunu, Türk halıcılığının tarihinin 2500 yıl öncesine kadar gittiğini ve Türklerin halıyı Orta Asya’dan Anadolu’ya taşıdığını ifade etmektedirler. Dolayısıyla, tarihsel olarak el halıcılığının Türklerin el sanatlarından biri olduğu söylenmektedir.’

‘El Halıcılığı geriliyor’

‘Geçmişte bir “halı ülkesi” olarak bilinen Türkiye’de el halıcılığı son yıllarda ciddi bir gerileme içindedir. Gerçekten de Türkiye, dünya el halı pazarında eskiden önemli bir yere sahipti ve el halısı denince akla ilk gelen ülkelerden biriydi. Ne oldu da sektörün rekabet gücü azaldı. Ucuz işçilikle el halısı dokuyan ülkelerin zaman zaman geleneksel Türk modellerini ve desenlerini taklit etmesi, yerli el dokuma halıların kalitesinin giderek bozulması ve dünya pazarlarındaki kötü imaj, Kovanlık köyünde ve daha sonra Burdur dağ köylerinde görüştüğüm halı dokuyan kadınlar eskiden yapılan dokumalarda ipleri kendileri eğirir ve boyarlarmış. Daha sonra “tüccar” diye anlattıkları halı dokutanlar fabrika ipleri getirmeye başlamışlar ancak bu ipler fabrikadan çoğunlukla yağlanmış olarak çıkar ve kullanılmadan önce yıkanırlarmış. Bu da ipliğin mukavemetini, parlaklığını yani kalitesi ile ilgili özelliklerini düşürürmüş. Bu da dokunan halının kalitesini düşürmüş.’

‘Size daha iç açıcı cevaplar verebilseydim’

‘Yine anlatılan, tüccarlar tarafından daha çok satış amacıyla halıların eskitilmeye çalışılması, halılarda çeşitli asitlerle doğal olmayan çökmeler meydana getirilmesi ve bu işlemlere maruz kalan halıların sağlamlıklarını kaybetmesi pazardaki imajını çok sarsmış. Sorunuza sorunları ve olumsuz gerçekleri sıralamadan Halıcılık kooperatifleri kuruluyor, Akdeniz Üniversitesi Döşemealtı Halı-Kilimve El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi AKDOS çalışıyor, Merkezde kadınlar istihdam ediliyor, bölgeye örnek olunuyor diye cevap verebilseydim harika olurdu ama..’

Kovanlık Köyünde hala tezgah ve halı dokuyanlar var mı?

‘Kovanlık köyünde 2000 li yıllara kadar dokumacılık yaygın bir şekilde yapılmış, bu tarihten sonra satışların kesilmesi üzerine dokuma tezgahları kaldırılmaya başlanmış. Ancak, hala kurulu tezgahların olduğu evler ve hafızalarına kültür genleriyle taşınan onlarca motifi dokuyan kadınlar var. Onlar bu kültürü fuarlarda, Döşemealtı Belediyesinin festivallerinde hatta kendilerini geçmişten tanıyan yabancı uyruklu müşterilerine halı dokuması yaparak yaşatıyorlar.’

‘ Dünya pazarına girmek için kalite yükseltilmeli’

‘Geçmişte Kovanlık Halısı dokuduklarını söyleyen Batı Akdeniz Bölgesindeki dağ köylerinin kadınları sosyal ve iş güvenceleri ve güvenliği olan; hakları emeklerinin karşılığı korunmak kaydıyla yani istismardan ve gelecek kaygısından uzak sunulan bir imkânla ilmek başına konulan fiyatlandırmayla yüksek kalitede el halısı dokuması yapmaktan çekinmeyeceklerdir. Öte yandan, pilot proje çalışması sırasında görüşme yaptığımız endüstri ürünleri tasarımcıları ve iç mimarlar Türkiye’nin rekabet edebilmesinin yolunu kaliteyi yükseltmesi ve modaya uygun, markalaşmış ve katma değeri yüksek halılar imal etmesine bağlı olduğunu söylemişlerdir. Diğer bir deyişle, Döşemealtı Halısının dünya pazarlarında rahatlıkla satılabilmesi için üst düzey, yani kaliteli bir halı olması gerekmektedir. Döşemealtı Halıcığına yön verecek inisiyatifin, hedef pazarların ihtiyacını belirleyerek, o pazarlara özgü ve tüketici taleplerine uygun yeni ürünler üretme yoluna gitmesi AR-GE yapması. Döşemealtı Halısı, ancak kaliteli halılar ve çok özel ürünler, butik ürünler imal ederek dünya halı pazarında var olmaya devam edebilir görüşümü, sonuç cümlem olarak söylemek isterim.’