Erdoğan: Yeni bir dönemin arifesinde bulunuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGVA Genel Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin son 16 yılından rahatsız olanlar da kendilerini imtiyazlı vatandaş olarak görmeye alışanlardır. Son 16 yılda hiç kimsenin, hiçbir vatandaşın, etnik veya dini grubun özgürlük alanı daralmamış ve hayatına müdahale edilmemiştir” dedi.

Eklenme: 21 Ekim 2018 - 15:37 / Son Güncelleme: 21 Ekim 2018 - 15:37 / Editör: Ferhat Esnek

İstanbul’da Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Genel Merkezi’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

-Gençlik geleceğimizdir. Gençliğini ihmal eden geleceğini de tehlikeye atıyor demektir. Son 16 yıldır gençlerimize sahip çıkmanın en güzel şekilde yetiştirmenin mücadelesini veriyoruz. Gençlerimiz için pek çok yatırımı hayata geçirdik. Gençlerimizle hayalleri arasındaki engelleri kaldırmaya gayret ediyoruz. Gençlerimizin düşüncelerini hayata geçirecek iklimi gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

— Hiçbir gencimizin inancından, kıyafetinden dolayı horlanmadığı özgürlük atmosferini hakim kıldık. Bizimle aynı görüşü paylaşsın ya da paylaşmasın milletimize hizmet etmenin çabasında olduk. Türkiye’nin son 16 yılından rahatsız olanlar da kendilerini imtiyazlı vatandaş olarak görmeye alışanlardır. Son 16 yılda hiç kimsenin, hiçbir vatandaşın, etnik veya dini grubun özgürlük alanı daralmamış ve hayatına müdahale edilmemiştir.

– (CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na) Ana muhalefetin başı İngiltere’de Suriyelileri tekrar Suriye’ye göndereceğiz diyor. Bunun insanlıktan nasibi var mı? Ensar ile muhacir nedir bunlar bilmez. Bunlar her zaman zulümle içiçe olmuşlar. Geçmişlerinden bu yana hep zulüm etmişler. CHP’nin tarihini biz iyi biliriz. Adnan Menderes ve arkadaşlarını nasıl idam ettiklerini biliriz. Onlar kollarında teröristlerle Ankara’dan İstanbul’a yürüyebilirler. Bay Kemal sen onlarla yürümeye devam et, biz mazlumlarla beraber yürüyeceğiz. Bu mücadele boynumuzun borcu.

— Çocukların, kadınların güvende olmadığı bir dünyada hiçkimse güvende değildir. Mazlumların cesetlerinin çocuklarıyla birlikte sahile vurduğu dünyada kimse kendini güvende hissedemez.

— Bu dönemin adı, yeniden diriliş, yeniden şahlanış dönemidir. Bu dönem yeniden büyük Türkiye idealimizi pratiğe dökme dönemidir. Elbette bu idealin bir yanı coğrafyamızla ilgilidir. Ancak bu asla yayılmacı bir ideal değildir. Bizim ideallerimize bu tarz kulp takanların gayesinin meseleyi anlamaktan ziyade daha başından yaftalamak, mahkum etmek olduğunu biliyoruz. Gayesi üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek olan bu çevreleri nazarı dikkate almadık, almıyoruz.

— Talebelik asla diploma avcılığı değildir.

– Bu noktada bilhassa tahsillerine yurt dışında devam ettiren gençlerimize merhum Nurettin Topçu’nun Fransa’da yaşadığı şu hadisenin örnek olmasını özellikle diliyorum. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok alanda eser veren hem Batı düşüncesini bilen hem de milli değerlerimizi çok iyi tanıtan Nurettin Topçu doktora eğitimi için Fransa’ya gider. Bugün olduğu gibi 1934’te de dünyanın en seçkin üniversitelerinden biri olan Sorbonne’da doktorasını bitirir ve jüriye tezini sunar. Topçu’nun doktora çalışması Sorbonne Üniversitesi felsefe jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversite geleneklerine göre birinci öğrenciler ödüllendiriliyor. Yetkili profesör merhum Topçu’ya ödül olarak bir altın saat mi, Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir yolculuk mu istediğini sorar. Tam bir karakter abidesi olan Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde ‘Hiçbiri değil.’ diye cevap verir. Profesör şaşırmış bir şekilde ‘O zaman ne istiyorsunuz?’ diye sorar. Bunun üzerine merhum Topçu, Sorbonne giriş ve çıkış kulelerinde 24 saat boyunca Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum.’ diye cevap verir.