Erdoğan’dan AP çıkışı: Sonuç ne çıkarsa çıksın …

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İSEDAK) toplantısında konuşuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamanın sonucunun da Türkiye açısından hiç bir kıymeti harbiyesi olmadığını söyledi.

Eklenme: 23 Kasım 2016 - 10:18 / Son Güncelleme: 23 Kasım 2016 - 11:06 / Editör: Ferhat Esnek
İstanbul Kongre Merkezi'nde, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısı'nı açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşma yaptı.
İstanbul Kongre Merkezi'nde, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısı'nı açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İSEDAK toplantısındaki konuşmasının satır başları şöyle:

FETÖ HER ÜLKE İÇİNN TEHDİTTİR

-Şunu burada bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum; Fetullahçı Terör Örgütü ve kendinin mehdi olduğu hezeyanına kapılan Pensilvanya’daki elebaşı, sadece Türkiye için değil, bir şekilde sızdıkları tüm ülkeler için büyük bir tehdittir.

Bu örgüt, günümüzün neo haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır, hizmet gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey nedir biliyor musunuz? Riyadır, iftiradır, hırsızlıktır, sapkınlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör hadiselerine, ekonomik manipülasyonlardan yolsuzluklara kadar birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok daha iyi görüyoruz. Nasıl DEAŞ, PKK, El-Kaide, Boko Haram ve Eş-Şebab ile mücadele ediyorsak FETÖ ile de aynı kararlılıkla mücadele etmeliyiz.

HAKSIZ İTHAMLARA MUHATAP OLDUK

15 Temmuz gecesi büyük bedel ödeyen milletimiz, Batı tarafından insafsız eleştirilere, haksız ithamlara muhatap oldu. Demokrasiye sahip çıkan bu millet, taltif edilmek yerine adeta cezalandırılmaya çalışıldı. Bu çifte standartlı, ikiyüzlü tutum halen devam ediyor. Türkiye’ye yönelik algı operasyonları azalmak yerine artıyor.

Biz, Avrupa Birliği’nin değerlerine pek çok üye ülkeden daha fazla sahip çıktığımızı bugüne kadar sayısız kez ortaya koyduk. Ancak, Batılı muhataplarımızdan kulağa hoş gelen sözlerin ötesinde somut bir destek görmedik. Tam tersine taahhütlerin hiçbiri gerçeğe dönüşmedi, verilen sözler yerine gelmedi.

KRİZLERİN TAMAMI İSLAM ÜLKELERİNDE

Küresel sistemdeki fayların hareketlendiği, Suriye gibi Irak gibi ülkeleri alt üst eden depremlerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Hepimiz de bir şekilde bu olaylardan etkileniyoruz. Bugün dünya gündemini esir alan krizlerin neredeyse tamamı İslam ülkelerinin etrafında cereyan ediyor. Müslümanlar olarak adeta dünyanın yükünü bizler üzerimizde taşıyoruz. Coğrafyamızdan yansıyan haberler hepimizi derinden yaralıyor. Aklımızın alamayacağı, vicdanlarımızın asla kabul edemeyeceği vahşetleri televizyon ekranlarında gördükçe kahroluyoruz.

Bize her fırsatta insan hakları dersi veren ülkeler kendilerine sığınan çocuklara sahip çıkmaktan acizler. Şunu unutmayın her şey zıddı ile kaimdir. Atalarımız kul sıkışmayınca Hızır yetişmez derler. Yani sıkıntıda olan, dara düşen ve kendisine inanan insanları yüce Allah darda koymaz. 40 yıllık siyasi hayatımızda Allah’ın yardımını, inayetini hep yanımızda hissettik. Bunun en son örneği 15 Temmuz gecesidir. O gece silahlı kuvvetlerimizin içine sızmış bir avuç terörist, Pensilvanya’daki elebaşlarından aldıkları emirle milletin silahlarını bizzat millete çevirdiler. Milli iradeyi gasp etmeye, meşru hükümeti devirmeye çalıştılar. 248 vatandaşımız şehit edildi, 2193 insanımız da gazi oldu.

SONUÇ NE OLURSA OLSUN BİZİM İÇİN KIYMETİ HARBİYESİ YOK

Yarın Avrupa Parlamentosu’nda bir toplantı olacak ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri için oylama yapacaklarmış. Peşinen ifade etmek isterim ki şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canlarını ortaya koymuş bir milletin iradesini hiçbir terazi tartamaz. Bu ülkenin istikrar ve istikbal mücadelesi orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesintiye uğrayacak değildir. Bu millet tatlı su demokratı olmadığını, iradesine, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak için gerekirse canını feda edebileceğini 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ispat etmiştir. Bu oylamanın siyasi bir bağlayıcılığı olmasa da açıkçası verilmek istenen mesajı benim hazmetmem mümkün değildir. Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir oylamaya gitmeye tevessül etmesi dahi terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin, onların yanında saf tuttuğunun ifadesidir.

ABD’YE 11 EYLÜL HATIRLATMASI

En son Amerikan Kongresi’nin 11 Eylül terör hadisesi konusunda aldığı kararı biliyorsunuz değil mi? Ne kararı aldılar? Dediler ki ‘Bu iki kuleyi Suudi Arabistan vurdu, öyleyse bunun bedelini Suudi Arabistan’dan alacağız. İsteyen Suudi Arabistan aleyhinde dava açabilir.’ Başlattılar mı? Dava açmaya başladılar. Böyle mantıksız bir şey olabilir mi? Her ülkenin içinden terörist çıkar mı? Çıkar. Sen şimdi benim ülkemden bir terörist çıktı diye nasıl oluyor da bir devleti, bir ülkeyi cezalandırıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi? Ama Amerikan Kongresi böyle bir kararı alabilme cüretini gösterdi. Bakın şimdi yeni bir adım daha atıyorlar. Onu da söyleyeyim. Yine Amerika. Kuveyt Türk ve Kuwait Foundation. Bunların bankalarıyla ilgili teröre destek verdikleri düşüncesiyle şimdi bunlara yönelik de aynı oyunu, aynı numarayı çevirmek istiyorlar.

İSLAM ÜLKELERİ SESLERİNİ YÜKSELTSİN

İslam ülkeleri olarak bu çifte standart karşısında, insanımıza zarar veren bu eylemler karşısında artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum. Batılı ülkelerin kendi çıkmazlarını, kendi bunalımlarını İslam dünyası ve Müslümanlar üzerine yansıtarak perdelemesine daha fazla tahammül edemeyiz. Çünkü biz tepkimizi demokrasinin imkanları içinde ortaya koymazsak, emin olun bu tavrın sahipleri daha fazla cesaret bulacaklardır. Biz haksızlıkları yüzlerine vurmazsak, korkarım ki bunların pervasızlıkları daha da artacaktır. Biz sessiz kalırsak, Batılı ülkeler için El-Kaide, DEAŞ gibi terör örgütleri kötü, ama şu an için onlara zarar vermeyen PKK, YPG, DHKP-C, FETÖ gibi yapılar iyi olmaya devam edecek.

Olaylar karşısında susarsak, bir şey demezsek, Batı’ya selam duran eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı, kendilerini eleştirenleri ise diktatör olarak yaftalamayı bunlar sürdüreceklerdir. Eğer bunlar birisine ‘diktatör’ diyorsa benim indimde o iyidir. Ecdadımız da değerlendirmeyi böyle yapmış. ‘Filanca mı dedi, o zaman onun tersini düşün…’ Ben de şimdi bunlar birilerine diktatör mü diyor, orada tam tersini düşüneceksin, o insan gayet iyidir. Çünkü onların çıkarlarına gelmiyor. Şimdi ABD bir seçim yaşadı değil mi? Hesap tutmadı. Hesap farklıydı, seçimi Trump kazandı. Amerika’da Trump’a ne demeye başladılar? Diktatör demeye başladılar. Avrupa’nın değişik ülkelerinde sokaklara döküldüler, diktatör demeye başladılar. Hani demokrattınız? Demokrasi sandık değil mi? Sandıktan çıkan neticeye saygı değil mi? Sandıktan çıkan neticeye niye saygı duymuyorsunuz? Sandıktan şimdi böyle bir netice çıktı, Trump çıktı, saygı duyun. Bize de geliyorlar diyorlar ki ‘Bak Trump, Müslümanların aleyhinde konuştu, İslam’ın aleyhinde konuştu’… Biz siyasette bu tür şeylerin hepsine alışığız. Bugün böyle konuşulur, sonra bu yanlış düzeltilir. Fakat biz burada kalkıp kesinlikle oyuna gelmememiz lazım.