Erdoğan’dan dolara karşı tarihi çağrı

AP’nin Türkiye kararı ile ilgili, “Türkiye’nin önünde daima alternatif mevcuttur ve bu alternatiflerden birisini değerlendirmek suretiyle biz yolumuza devam ederiz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dolardaki dalgalanma sonrası iş adamlarına ‘Dövizle borçlanmayı bırakalım,yerli parayı devreye sokalım” çağrısında bulundu.

Eklenme: 29 Kasım 2016 - 15:39 / Son Güncelleme: 29 Kasım 2016 - 15:40 / Editör: Ferhat Esnek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası İş Birliği Platformu (UİP) tarafından Cumhurbaşkanlığı himayesinde Four Seasons Bosphorus Otel'de düzenlenen 7. Boğaziçi Zirvesi'ne katılarak konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası İş Birliği Platformu (UİP) tarafından Cumhurbaşkanlığı himayesinde Four Seasons Bosphorus Otel'de düzenlenen 7. Boğaziçi Zirvesi'ne katılarak konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Four Seasons Bosphorus Otel’de düzenlenen “Küresel Gelecek: İnsan Odaklı, Akıllı Ekonomi Temalı 7. Boğaziçi Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, gelişmiş ülkelerin büyüme konusunda yaşadıkları tıkanıklığı aşamadıklarını belirterek, “Çünkü teşhisleri yanlış olduğu için tedaviyi de başka yerde arıyorlar. Ekonominin doğası talep üzerine kuruludur. Talebi ne robotlar ne de finansal araçlar üretir. Talebi sadece insanlar ortaya çıkarır. Demek ki sürdürülebilir büyümenin yolu insandan, daha doğrusu insanların huzur ve refah içinde yaşama imkanlarını genişletmekten geçiyor. Sonuç olarak önümüzdeki dönemde ticarette ve savaşta kazananı belirleyecek olan teknolojik üstünlükle birlikte yine insandır, biziz. Nüfus artışı olmadan, üretimi ve yatırımı destekleyen finansal sistem tesis edilmeden, her alanda adaleti esas alan bir anlayış benimsenmeden sağlıklı bir küresel gelecek inşa edilemez. Bu mücadelede teknoloji yasaklanamayacağına göre buna uyum sağlayacak yöntemler geliştirmek en doğru yoldur.” dedi.

Erdoğan, “Şu anda hayata baktığımız zaman ne yazık ki israf ekonomisi almış başını gidiyor. Bir ailenin içinde bir tane araba değil bakıyorsunuz iki tane, üç tane araba var, hanımda, çocukta, çocuklarda… Hepsinde arabalar… Bunun adı israf ekonomisidir verim ekonomisi değil ama verim ekonomisine geçtiğimizde devreye yatırımlar girecektir. Yatırımların olduğu yerde devreye istihdam girecektir. İstihdamın olduğu yerde üretim başlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Almanya’da camilere ve Müslümanlara yönelik 416 saldırı gerçekleşti”
Yabancı ve İslam düşmanlığı dalgasının yükselmeye başladığı 2001 yılından beri sadece Almanya’da camilere ve Müslümanlara yönelik 416 saldırı gerçekleştiğini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu saldırıların 46 tanesi de bu yılın ilk 9 ayında yaşandı. Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız, bu saldırılara en fazla muhatap olan ve mağduriyet yaşayan kesimi oluşturuyor. Bu nefret saldırıları giderek güçlenen politik desteğin de etkisiyle artarak sürecektir. Diğer taraftan, bugün göçmenlere karşı yürütülen kampanyaların bir süre sonra yine Batılı toplumların refahlarına tehdit olarak gördükleri robotlara karşı yapılması kimseyi şaşırtmayacaktır. Bu durum şunu gösteriyor; İnsanı odağa koyan teknolojilere yönelmeden, refahı arttırırken yoksulluğu azaltan gelişmelerin önünü açmadan demokrasiler ayakta kalamaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diğer taraftan, bugün göçmenlere karşı yürütülen kampanyaların bir süre sonra yine Batılı toplumların refahlarına tehdit olarak gördükleri robotlara karşı yapılması kimseyi şaşırtmayacaktır. Bu durum şunu gösteriyor; insanı odağa koyan teknolojilere yönelmeden, refahı arttırırken yoksulluğu azaltan gelişmelerin önünü açmadan demokrasiler ayakta kalamaz.” dedi.

“Batı toplumu 100-200 kişiyi kendisi için tehdit olarak görüyor”
Batı toplumlarının mevcut refah düzeylerine tehdit olarak gördüklerini belirten Erdoğan, “Burası çok çok önemli, Türkiye’de 3 milyonu aşkın mülteci var, biz bunları tehdit olarak görmüyoruz ama Batı toplumu 100 kişiyi, 200 kişiyi, 300 kişiyi kendisi için tehdit olarak görüyor, göçmenlere ve yabancılara karşı geliştirdikleri nefret politikaları, bu ülkelerin yönetimlerini de esir almaya başlamıştır. Türkiye bu olumsuzluğa en fazla ve en yaygın şekilde muhatap olan ülkedir.” ifadelerini kullandı.

“İnsani değerler yitirilmeden iktisadi faaliyetleri geliştirmenin yollarını aramalıyız”
Erdoğan, “İnsani değerler yitirilmeden iktisadi faaliyetleri geliştirmenin yollarını aramalıyız. Bunu da mirasçısı olduğumuz kadim medeniyet sınırları içinde yapmalıyız. Aksi takdirde yolumuzu da yönümüzü de kaybederiz. Gelişmiş ülkelerin şu anda yaşadıkları sorunlara daha ağır şekilde maruz kalmamak için özgünlüğümüzü ve özgürlüğümüzü muhafaza etmeliyiz.” dedi.

“Bu millet ekonomik baskılara karşı da kendisini müdafaa edecektir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayın yakın tarihin gördüğü en alçak darbe girişimini, en sinsi işgal teşebbüsünü, en kanlı terör saldırısını aynı yaşayıp, başarıyla üstesinden gelen bu millet elbette ekonomik baskılara karşı da kendisini müdafaa edecektir.” şeklinde konuştu.

“Milletimiz istiklaline, istikbaline, iradesine canı pahasına sahip çıkacağını göstererek gelecek için hepimize ümit vermiştir.” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Şundan emin olunuz. Bugünkü Türkiye’nin önü 15 Temmuz sabahı olduğundan çok daha açıktır, çok daha aydınlıktır.”

“Yerli para birimiyle bu süreci atlatma adımı atılmalı”
“AVM’lerde vesaire patronlar hep dövizle kiralama yolunu seçiyorlar.” diyen Erdoğan, “Biz de diyoruz ki şimdi burada yeni bazı adımlar atmak suretiyle geçici bir düzenleme, gerekirse yapılır ve ülkemizin şu anda bu süreci başarıyla atlatabilmesi için yerli para birimiyle bu süreci atlatma adımını atmalıdır diye ben buna inanıyorum, bunu da duyurdum, duyuruyorum, duyuracağım. Çünkü bir diğeriyle adeta emperyal bir mantık var, öbür tarafta da kızmasın tabi AVM’deki mağaza sahipleri, orada çırpınan, battı batacak durumda olan esnaf var. Bu süreci beraber atlatmalıyız, dayanışma içinde atlatmalıyız.” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin önünde daima çok fazla alternatif mevcuttur”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AP’nin Türkiye kararı ile ilgili olarak şunları kaydetti:

“Bugün çalıştığımızın iki katı çalışırız, üç katı çalışırız, evelallah dünyayı dolaşırken daha fazla dolaşırız ve yine asla boyun eğmeyiz. Bize öyle ideolojik dayatmalarla boyun eğdirmeye çalışanlar kusura bakmasınlar, Türkiye o ülkelerden bir ülke değil. Siz 100 kişi, 200 kişi, 300 mülteciye bakamazken bu ülke şu anda kendi sermayesinden, cebinden 3 milyon mülteciyi evelallah barındırıyor, bakıyor, her şey ortada. Avrupa Parlamentosu’nun son kararı, yıllardır zaten yaşadığımız bu gerçeğin bizzat kendileri tarafından ikrarıdır. Türkiye’nin AB tarafından bu şekilde tahkir edilmesi elbette bizi üzmüştür. Buna rağmen şu anda, bak şu anda diyorum, AB defterini henüz kapatmış değiliz. Ama karşımızdaki fotoğraf şimdilik bu konuda olumlu yönde beklentilere kapılmamıza izin vermiyor. Fakat şunu da hiç kimse unutmasın; Türkiye’nin önünde daima çok fazla alternatif mevcuttur ve bu alternatiflerden herhangi birisini değerlendirmek suretiyle biz yolumuza devam ederiz. Burada şu anda ifade etmeyi doğru bulmuyorum ama biz tabii bu alternatiflerle de görüşmelerimizi devam ettiriyoruz.”