Evladı için çalışan vefakar anne

Yaşadıklarına rağmen yaşamdan zevk almaya çalışan Nazan Ersan, oğlunun okul masrafları için el emeği ürünler satıyor.

Eklenme: 14 Mart 2018 - 09:07 / Son Güncelleme: 14 Mart 2018 - 9:07 / Editör: Büşra Kılıç

Sultan GÜMÜŞ- İlkses Gazetesi- 45 yaşındaki Nazan Ersan kendi tabiriyle Karşıyaka’nın meşhur kadınlarından. Kendini böyle tanıtmasının sebebi ise oldukça girişimci ve cesaretli olması. Öyle ki bu cesaretinden ötürü alkol bağımlısı olan ve şiddet uygulayan kocasının elinden oğlunu alıp Ankara’dan İzmir’e kaçtı, kermeslerden kazandığı ek gelirle yeni bir hayat kurmaya çalıştı. Ancak Ersan’ın mücadelesi bununla sınırlı kalmadı. Birkaç yıl öncesine kadar meme kanserine yakalanmış olan ve göğsü alınan Ersan oğlunun eğitim masraflarını da tek başına gidermeye çalışıyor. Tanıştığımız ilk an kendini “Karşıyaka’nın meşhur kadınlarındanım” diye tanıtan Ersan’ı sadece o değil etrafındakiler de böyle tanıtıyor. Emekçi kadın Ersan’ın bu mücadelesi çevresindeki tüm kadınlara örnek oluyor.

SABRIMIZ VE SEVGİMİZ TÜKENDİ

‘Hikayenizi çok merak ettik. Kendinizi bizlere tanıtır mısınız?’ sorusu üzerine emekçi Nazan Ersan şöyle yer verdi: “Karşıyaka’nın meşhur kadınlarındanım. Emekliyim. Hobi olsun ve bütçeye birikim olsun diye bu işi yapıyorum. Felsefe okudum, üniversite mezunuyum. Ankara’da yaşıyordum. Ancak orada işler pek istediğim gibi gitmedi. Eşim alkol bağımlısıydı. Çok defa tedavi görmeye çalıştı ama bir türlü kurtulamadı. Bu bağımlılık zamanla eşine ve çocuğuna şiddete dönüştü. Kendine geldiğinde çok ağlardı, pişman olurdu. Biz de her defasında affederdik. Ancak bir zaman sonra sabrımız ve sevgimiz tükendi. Huzurumuz yoktu. Huzuru geçtim ailen denen bir yapı yoktu. Kendimi bir tarafa bıraktım sadece oğlumu düşündüm ve bir gün eski eşim evde yokken çocuğumu ve kedimizi alıp İzmir’e kaçtım. Buraya geldikten sonra boşanma davası açtım ve tamamen peşimizi bıraktı.”

KADIN GİBİ HİSSETMİYORUM

Evet, Ersan’ın İzmir yolculuğu böyle başlamış ama bu şekilde son bulmamış. Hiçbir akrabası, tanıdığı olmamasına rağmen 8 yıl önce İzmir’e geldiğini söyleyen Ersan, ilk günler otelde kaldıklarını ardından kendiyle getirdiği ve önceden birikimini yaptığı parayla düzenini kurduğunu söyledi. Ağza alınmayacak birçok dedikoduya da maruz kaldığını kaydeden Ersan burada meme kanserine yakalandı. Hastalık nedeniyle saçları dökülen ve daha birçok fiziksel-psikolojik sorunlar yaşayan Ersan, kemoterapi görmeye başladı. Kemoterapi sürecinde ise göğüsleri alındı ve hastalıktan kurtuldu. Kemoterapi sürecini anlatan Ersan, “Allah kimseye yaşatmasın. O kadar zor bir süreç ki. Özellikle de saçlarının döküldüğü aşama. Akşamdan sabaha tonla saç dökülüyor. Yaz-kış demeden şapka takmak zorunda kalıyordum. Evdeyken de aynı şekilde. Oğlum görünce üzülüyordu çünkü. Küçük çocukta değil tabi kandırasın. Aklı eriyordu neyin ne olduğuna. Kemoterapi maddi anlamda da beni çok yordu. Epey yıpranmıştım. Şükürler olsun ki kurtuldum. Göğsüm alındı ama olsun. Göğsü alınan diğer kadınlar, ‘Kadın gibi hissetmiyorum kendimi’ derler ama benim umurumda bile değil” dedi.

HELAL OLSUN DEDİRTTİ

Ankara ve İzmir kıyaslamasında bulunan Ersan, Ankara’nın daha ucuz bir şehir olduğunu söyleyerek İzmir’e geldiğinde maddi anlamda çok zorlandığını vurguladı. Ersan el emeği ürünlerini sergilediği kermeslerden de bahsederek şöyle ekledi: “İzmir’de çok fazla sıkıntı yaşadım. Çünkü Ankara protokol şehriydi. Maddi olarak zorlanmadığım bir yaşamım vardı orada. Ama İzmir’de çok zorlanmıştım. Gerçi sadece maddi anlamda değil birçok şey de sıkıntı çektim. Daha sonra Karşıyaka Belediyesi Üretici Kadın Kooperatifi’nin açmış olduğu kermeslerde yer almaya başladım. Bunlar bana şu an ek gelir oluyor. Aynı zamanda Urla ve Sığacık’ta da satış yapıyorum. Bu tezgahta keçe işleri yapıyorum, özel tasarım kıyafetler üretiyorum. Açıkçası çok kazandığımız söylenemez. Kermes sadece özel günlerde kuruluyor ancak tanıtımı iyi yapılmıyor. Her geçen sene daha bir çöküşte. Üstelik masa ücreti de alınıyor. Yiyecek-içecek hizmeti de yok. Kendi cebimizde ödüyoruz. Yol parası da aynı şekilde bizden çıkıyor. Elimden geldiğince başka yerlerde kurulan kermeslerde de yer alıyorum. Yapmak zorundayım. Üniversite okuyan bir oğlum var. Onun masraflarını, evin ihtiyaçlarını böyle gideriyorum. Benim örüp satmam lazım ki çocuğum da iyi yerlere gelsin.”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel Karşıyaka’da açılan kermesin beklentiyi karşılayamaması Ersan gibi diğer kadınların da eleştirilerine neden olmuştu. Ancak Ersan adeta kermesin neşesiydi. Sohbetiyle, sıcakkanlılığıyla onları eğlendirmeyi ve satış yapamadıkları için somurtan yüzlerini güldürebiliyordu. Hatta öyle ki hemen yan tezgahında bulunan Naciye ablaya bile, ‘Ben onun yaşadıklarını yaşasam bu halde olamazdım. Helal olsun’ dedirtebildi. Nazan Ersan bu hikayesiyle sadece etrafındakilere değil birçok umutsuz kadına örnek olmak istiyor.