“Evlilik evciliğe dönüştürülüyor”

Son dönemlerde sıkça tartışılan evlilik programlarının ardından Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bu program türlerinin kaldırılacağına yönelik bir açıklamada bulunmuştu. Bu gelişmelerin ilk ışığında gazete olarak hemşehrilerimizin bu konuda ki görüşlerini size yansıtmıştık. Bu kez de Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Feridun Nizam’ın bu konuyu akademik açıdan değerlendirmesini istedik. Nizam, bu programlar yüzünden evliliğin evciliğe dönüştürüldüğünü belirtti.

Eklenme: 21 Nisan 2017 - 08:44 / Son Güncelleme: 21 Nisan 2017 - 8:44 / Editör: Büşra Kılıç

Harun F. YAĞBASAN- Elazığ Fırat Gazetesi- 2000’li yılların başından itibaren televizyon ekranlarında yeni bir furya olarak başlayan evlilik programları, son dönemlerde gerek kamuoyundan gerek devlet kanadından aldığı eleştirilerle adeta köşeye sıkışmış durumda. Ardı arkası kesilmeyen skandalların yaşandığı evlilik programları geçtiğimiz ay içerisinde TBMM’ninde gündemine girdi. Yapılan Meclis toplantısında “Kurgulanmış  senaryo” yorumlarının yapıldığı programlar için, son olarak Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “Yayımdan kaldırılacak” ifadelerini kullanması birçok televizyon kanalında yayımını tüm hızıyla sürdüren evlilik programlarının gerçekten sonu geliyor mu sorularını da beraberinde getirdi. Konuyla ilgili olarak Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Feridun Nizam “Evlilik programları, reyting uğruna kamu yayıncılığı anlayışından tamamen kopmuş bir zihniyet ile bu eleştiri oklarını kendine yöneltmiş durumda” sözleriyle sürecin bu duruma gelmesinde program mantığının yattığını vurguladı.

‘BİR PROGRAM TÜRÜNÜ OLDUĞU GİBİ TOPLUMA ENTEGRE EDEMEZSİNİZ’

Evlilik programlarının kapanma tartışmalarını başlatan sürecin evlilik, sevgi, aile gibi kutsal nitelik taşıyan kavramların içinin boşaltılmasıyla alakalı olduğunu söyleyen Nizam, “Bir program türünü olduğu gibi bir topluma entegre edemezsiniz. Her toplumun kendine has özellikleri vardır. Buna uygun bir yayıncılık mantığıyla hareket etmezseniz ters düştüğünüz toplumun size kestiği fatura ağır olabilir. Evlilik, sevgi, aile, üzerinden reyting sağlanacak kadar basit kavramlar değil. Şayet bu konuyla ilgili eleştiri almaya başlıyorsanız kendinize çeki düzen vermeniz gerekir. Aksi takdirde toplum teamülleri ya da kanunlar devreye girerse buna karşı çıkma hakkınız kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

‘PROGRAMLAR YAVAŞ YAVAŞ MİLADINI DOLDURDU’

Televizyon yayıncılığının her döneminde özellikle bir program türünün sükse yaptığını hatırlatan Nizam, geçmiş dönemlerde ki ses yarışmaları şeklinde ortaya çıkan program türlerini örnek vererek, her kanalda karşımıza çıkan, bayağılaşan ve ‘bu kadar da olmaz’  dedirten evlilik programlarının da yavaş yavaş miadını doldurduğu kanısında olduğunu söyledi. Söz konusu program türlerinin gerçekliğini kaybettiğini dile getiren Nizam,  “ Evlilik programları samimi niyetler ile ortaya çıkmış olabilir. Nitekim programların yayına girdiği ilk yıllarda gerçekçi bir tablo çizdiğini söylemek de mümkün. Toplumun her kesiminden insanların katıldığı, reel olayların yaşandığı içten bir tablo gözlemek mümkündü. Yalnız son zamanlara bakıldığında aynı sözleri söyleyebilmek mümkün değil. Tamamen suni kişiler, suni aşklar, ticari mantığa dayalı reyting kaygıları, programların tüm gerçekliğine perde indirmiş durumda. Ayrıca toplumun yapısına tamamen zıt ve skandal niteliği taşıyan olayların yaşanması, sevgi, aile ve evlilik kavramlarının basitleştirilmesi ve yaşanılan hadiselerin meşrulaştırılması kabul edilecek durumlar değildir. Toplumlar değişebilir ancak bunu televizyon gibi kitle iletişim araçları üzerinden yapılmaya çalışılması söz konusu olan eleştirilerin temel nedenidir”  sözleriyle tartışmaların temel niyetlerin değişimi ve toplum karakteri ile alakalı olduğunu belirtmiş oldu.

‘BİR PROGRAMIN KANUNLA KALDIRILMASI HOŞ DEĞİL’

Evlilik programlarına yönelik eleştirilerin son dönemde başlamadığını hatırlatan Nizam, bu programların amaç evrimine uğradığı tarihten itibaren sürekli olarak kamu nezdinde hoş karşılanmadığını dile getirdi. Toplumun tepkisinin yetersiz kaldığı durumlarda devlet müdahalesinin doğal olduğunu belirten Nizam, böyle bir sonucun ortaya çıkabilme ihtimalini yayıncıların hesaba katması gerektiğini söyledi. Bir program türünün hizmet verdiği toplum içerisinde zamanla kabul görülmemesinin bir yayıncılık hatası ve sorumsuzluğu olduğunu belirten Nizam, “Bilindiği üzere OHAL süreci içerisindeyiz. Dolayısıyla bu program türlerinin yürürlükten kaldırılması çok zor bir süreç olmayacaktır. Bir program türünün kanun ile kapatılması yayıncılık sektörü adına hoş bir durum değil. Ancak süreci bu aşamaya getiren ise kesinlikle yayıncılık politikasıdır. Tepkiler büyümeden hangi hususların eleştirildiği, ne tür durumların hoş karşılanmadığı belirlenip toplum karakterine daha uygun bir yayın profili çizilebilseydi bu tür konuları konuşuyor olmayacaktır. Yayıncıların günümüz dünyasında benimsenen ve uygulanan ekonomik sistem içerisinde ekonomik kaygılar taşıması tabii bir durumdur fakat ne olursa olsun birde toplum gerçekleri vardır. Kamuya hizmet veren kuruluşların bu gerçekleri göz ardı etmesi buna benzer sonuçları beraberinde getirecektir” dedi.

‘PROGRAMLAR SÜRELERİ YÜZÜNDEN TARTIŞILIR OLDU’

Televizyon sektörü içerisinde büyük bir hızla üretimin sürdüğünü ve rekabet ortamının giderek arttığını söyleyen Nizam, bu kalabalık sektör içerisinde özellikle evlilik programlarının polemik konusu haline gelmesinin bir diğer sebebinin de yayın saati ve süresinden kaynaklandığını ifade etti. Nizam, “ Söz konusu programların eleştirilere açık hale gelmesinde bir diğer sebebinde yayın saati ve süresi olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık olarak 16.00 sularında başlayan programın ana haber bültenlerine kadar kamusal bir kaynak olan frekanslarını işgal etmesi pek de kabul edilecek türden değil. Aynı zamanda işlenen konular itibariyle de kamusal çıkarları gözetme faktöründen tamamıyla uzaklaşmış programların eleştiriye tam anlamıyla açık hale geldiğini söyleyebilmek mümkün” diyerek görüşlerini aktardı.

‘BİLİNÇLİ SEYİRCİ KANUNLARDAN DAHA ETKİLİDİR’

Devlet kanadından gelen açıklamaların ardından kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan evlilik programları, savunma olarak evlilik gibi kutsal bir vazifeyi üstlendiklerini açıklamaya çalışmışlardı. Konuyla ilgili olarak bu işi hayrına ve çıkar gözetmeksizin yapılmasının gülünç bir savunma mekanizması olduğunu ifade eden Nizam, sektör içinde çok büyük miktarda paraların döndüğünü ve bu miktarlarında resmi olmasa da kamuyla paylaşıldığını belirtti. Böyle bir finansman içerisinde RTÜK cezalarının da pek bir caydırıcı nitelik taşımadığını dile getiren Nizam, bu anlamda asıl görevin seyirciye düştüğünü de hatırlattı. Toplum tarafından gelecek gür bir sesin yayıncılar için kanunlardan daha fazla yaptırım gücüne sahip olduğunun altını çizen Nizam, bilinçli seyirci olma ve medya okuryazarlığı alanında daha fazla bilgi edinmemiz gerektiğini sözlerine ekledi.