Fosillerin peşinde bir ömür geçirdi

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Erol, Çankırı’daki Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi’nde 21 yıldır ekibiyle birlikte 8 milyon yıllık fosilleri gün yüzüne çıkarıyor.

Eklenme: 12 Eylül 2018 - 13:15 / Son Güncelleme: 12 Eylül 2018 - 13:15 / Editör: Mevlüt Çiftçi

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla Sevim Erol, Çankırı’da bulunan ve 21 yıldır kazılarını yürüttüğü Çorak yerler Omurgalı Fosil Lokalitesi‘nde 8 milyon yıllık tarihin izlerini arıyor.

Yapraklı yolundaki bölge, 1968-1970 yıllarında Türk-Alman araştırma ekibi tarafından linyit araştırmaları sırasında belirlendi. Ancak o yıllardan sonra herhangi bir çalışma yapılmayan bölgede 1997’de Çankırı Müzesi ile Ankara Üniversitesi iş birliği ile kazı çalışmalarına başlandı.

Dünyada önemli bir konuma sahip fosil yatağının yok edilmesini engellemek amacıyla ilk olarak 1997’de Çankırı Müzesi başkanlığında o dönem yardımcı doçent olan Erol’un bilimsel danışmanlığında kurtarma kazısı başlatıldı. Daha sonra kazılar, milyonlarca yıl önce yaşamış, bölgeye özgü çok önemli fosillerin ele geçmesinden sonra 2001 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararıyla Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un başkanlığında sistemli bilimsel kazı şeklinde devam etti.

Prof. Dr. Ayla Sevim Erol, 21 yıldır ekibiyle yürüttüğü kazı çalışmalarında geçmişi 8 ile 8,5 milyon yılları arasına tarihlendirilen kılıç dişli kaplan fosillerinin yanı sıra birçok fosil bularak Çankırı ve Orta Anadolu tarihinin aydınlatılmasına katkı sağladı.

Prof. Dr. Erol, Omurgali Fosil Lokalitesi kazılarında, birçoğu bugün yaşamayan omurgalı türlere ait fosiller elde ederek, Çankırı ve çevresinde geçmişte yaşamış olan canlı çeşitliliğini, bu canlıların yaşadıkları dönemdeki çevresel koşulları, doğa şekilleri ve canlıların yayılma alanları üzerinde araştırmalar yürüttüklerini belirtti.

Çankırı’nın merkezinde bulunan lokalitenin dünya çapında özellikle paleontoloji alanında çok önemli bir fosil yatağı olarak literatürdeki yerini aldığını anlatan Erol, yıllardır ekibiyle burada çalışma yürüttüklerini kaydetti. Erol, “Bu çalışmalara göre, özellikle Anadolu’nun bir köprü ve geçiş bölgesi olduğunu dikkate alacak olursak, çok özel ve önemli omurgalılara ait fosil kalıntılarından, bu canlıların Anadolu’dan dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış olmalarının kuvvetle muhtemel olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.

“Hayatımı burada geçirdim”

Bölgedeki çalışmalara başladığında daha yeni araştırma görevlisi olduğunu, Çorakyerler bölgesini kazmaya başladığında ise yardımcı doçent olduğunu belirten Erol, şöyle devam etti:

“2002 yılında profesör oldum ve yaklaşık 16 yıllık profesörüm. Hayatımı neredeyse burada geçirdim. Bizim Çorakyerler’e özellikle başlama nedenimiz, yol kenarında yer alan ve doğanın 8 milyon yıl koruduğu bu fosil yatağının her an yok olmak üzere olmasındandır. Bu nedenle kazı çalışmalarına başlamadan önce lokalitenin koruma altına alınması sağlandıktan sonra çalışmalara başlandı. Biz fosilleri kurtarmak zorundaydık çünkü bu alan bizim doğa mirasımızdı. Özellikle bunları ortaya çıkarıp üzerinde bilim insanlarının çalışmasına fırsat yaratmamız gerekiyordu.”

“5 bine yakın fosil elde ettik”

Kazı çalışmalarının, başladığı günden beri titizlikle yürütüldüğünü ifade eden Erol, şunları dile getirdi:

“İlk başladığımız günden bugüne 4 bin civarında numaralı etütlü fosil ve 5 bine yakın numarasız parça önemli fosiller elde ettik. Kazı çalışmalarında iğneyle kuyu kazıyoruz, kayalar içinden fosil çıkarıyoruz. Çok kolay değil. Bunların bilimsel yayınları bir taraftan devam ediyor. Bir yandan kazı çalışması yapılırken diğer yandan da her bir türün uzmanları tarafından bilimsel çalışmaları yapılıyor. Yapılan bu çalışmalarla bir yanda ülkemizin zenginlikleri dünyaya tanıtılırken, diğer taraftan nesli tükenmiş türler hakkında bilgiler elde edilerek geçmişle günümüz arasında bir köprü kuruluyor.”

“30’un üzerinde türe ait fosil kalıntıları bulduk”

Kazı çalışmalarında farklı hayvan türlerine ait fosil kalıntılarını elde ettiklerini aktaran Erol, şunları kaydetti:

“Bugüne kadar, hortumlular olarak adlandırdığımız ve bugün yaşayan fillerimizin atalarını oluşturan, daha farklı morfolojik özelliklere sahip fillerin iki ayrı türünün Çorakyerler’de yaşamış olduğunu tespit ettik. Zürafagiller olarak isimlendirilen ve günümüzde uzun boylu olan bu ailenin üç farklı türü de bizim çalışma alanında ele geçti. Yaban atların 4 farklı türü, yırtıcılardan, kılıç dişli kaplanlar, sırtlan, gelincik gibi türlere ait fosiller ile antilop, oklu kirpiler, su samurları, yaban domuzları, bizon benzeri boş boynuzlular dediğimiz türler ve gergedangillere ait üç ayrı tür bölgede ele geçen fosillerden bazılarıdır.”

“Türkiye’deki antropologların yüzde 90’ı buradan geçti”

Bölgede yürütülen kazı çalışmalarına katılan öğrencilerin staj yaptığını ve kendilerini eğittiklerini ifade eden Erol, Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi’nde bugüne kadar 500’ün üzerinde antropoloğun yetiştiğini aktardı.

Erol, “Bunlardan bazıları şu anda üniversitelerde akademisyen olarak görev yapmaktadır. Dolayısıyla bizim öğrencilerimiz için bir eğitim yuvası gibidir aslında burası ve uluslararası çalışmalara bir yol açtı. Yurt dışından bizim fosillerimiz üzerinde çalışmak isteyen pek çok bilim insanının buraya gelmek istediklerini biliyoruz.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Erol, kazı çalışmalarının yürütüldüğü bölgeye fosil müzesi kurmak istediklerini ve bu hayallerini gerçekleştirmeleri için de destek beklediklerini sözlerine ekledi.

AA