Istaka ile başarıyı vuruyor

Eylül Kibaroğlu 12 yaşında başladığı bilardoda, 19 yaşında Avrupa Şampiyonu oldu.

Eklenme: 21 Mart 2017 - 10:33 / Son Güncelleme: 21 Mart 2017 - 10:33 / Editör: Büşra Kılıç

Sultan YAVUZ ÖZİNANIR- 24 Saat Gazetesi- Türkiye’de bilardo sporunun gelişmesine önemli katkıları bulunan, aralarında milli bilardocu Semih Saygıner’in de olduğu pek çok isme öncülük eden, Esen Kibaroğlu’nun milli sporcu kızı Eylül Kibaroğlu babasının yönlendirmesiyle 12 yaşında bilardoya başlar.

Türkiye Bilardo Federasyonu’nun kurulmasında emek veren Esen Kibaroğlu,  başta kızının da kendisi gibi ‘üç bant’ı öğrenmesi için uğraşır. Eylül Kibaroğlu ise gönlünü Amerikan bilardosuna kaptırmıştır ve 2007 yılında, henüz 19 yaşındayken Avrupa Şampiyonu olur. Amerikan bilardosunda 57 kez Türkiye şampiyonu da olan Kibaroğlu ile başarılarla dolu 17 yıllık bilardo kariyerini ve Türkiye’de bilardo sporunu konuştuk.

1988 Ankara doğumlu Eylül Kibaroğlu, babasını ve onun bilardo kariyeri üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor,

“Babam için herkes ‘Türkiye’deki en iyi bilardo salonlarını açmış olan kişidir’ der. Salon açarken, hem oyuncuların hem izleyenlerin iyi vakit geçirebilecekleri bir fikirle yola çıkmış. Bazı insanlar işin en görünen kısmında değil de, arkasında dururlar. Babam da onlardan biriydi, iyi bilardo oynardı. Hatta onların zamanında ‘karambol’ vardı, üç topu bant görmeden vuruş oynardınız. O oyunda bin defa sayı yapan adamdı benim babam. Pek çok oyuncuya öncülük yaptı, beni bu spora hem başlatan hem de hâlâ bilardo oynamama sebep olan kişidir. Minnet duyuyorum, bilardo benim için baba mesleği oldu.

Tatillerde babamın bilardo salonuna giderdim, şanslıydım çünkü babam usta bir oyuncu, usta bir öğretmendi. Üç banda yönlendirmek istediyse de, ben Amerikan bilardosunu tercih ediyordum.

Başladığımda ıstaka benden uzundu

Bilardo oynamaya 2000 yılında, 12 yaşımda başladım ve o tarihte ıstaka benden uzundu, papyon ve yelek de benden kat be kat büyüktü. İlk Türkiye Şampiyonası’na Trabzon Maçka’da katıldım ve dördüncü oldum. Yarıştığım kadın sporcular 25 yaşın üstündeydi.  Ablalarımı yendim ve babam bende bir cevher gördü, fakat ‘İlk önce çalışacağız, hazır olduktan sonra gideceğiz’ diyerek 2002 yılına kadar turnuvalara katılmama izin vermedi.

2003 senesi Bursa’daki turnuva kötü geçti. Kırka yakın kadın bilardocu arasından on yedinci oldum. 2004 senesinde Nevşehir’deki turnuvada hiç yenilmeden Türkiye şampiyonluğunu kazandım. Şu ana kadar Amerikan bilardosunda 57 kez Türkiye şampiyonu oldum, bildiğim kadarıyla böyle bir derece kimsede yok. 2007 yılında da 34 ülkeden 64 kadın sporcu arasında Avrupa Şampiyonası’nda birinci oldum. Avrupa beşinciliği, karma ve kadın-erkek yapılan özel turnuvlarda da pek çok derece aldım.”

17 Mart-2 Nisan 2017’de Portekiz’de yapılacak Uluslararası Bilardo Şampiyonası için milli takımda görev alacak olan Eylül Kibaroğlu, hayatını bilardodan kazandığını belirterek şöyle konuşuyor:

Hayatımı bilardodan kazanıyorum

“Hayatımı bilardo oynayarak değil ama bilardo öğreterek kazanıyorum. Bunun için yurtdışında kursa da gittim. Babamdan aldığım eğitimle kalmadım, hep üzerine eklemeye gayret ettim. Bilardo oynamak ile bilardo öğretmek farklı şeyler. O nedenle, o kurslardan edindiğim bilgilerle başka insanlara bilardoyu nasıl öğreteceğimi, kendim için faydalı olan antremanların neler olduğunu ve psikolojik açıdan nasıl daha güçlü olacağımı öğrendim. Kol kaslarınızı sürekli aktif tutmanın yanı sıra, psikolojik olarak hazırlanmak da bu işin bir parçası.

Ben Gazi Üniversite’sinde beden öğretmenliği okuyorum ve orada aldığım eğitim de çok yararlı oluyor. Her gün yaklaşık altı saat bilardo oynarım, bu süre turnuva zamanlarında daha da artar. Ben ekmeğimi bilardodan kazandığım için formumu tutmak zorundayım.”

Bilardo matematik ve geometri işi

Oynayanların, dışarıdan görüldüğü kadar kolay olmadığını söylediği bilardo için, bilardoyu matematiğe benzeten Eylül Kibaroğlu, şöyle konuşuyor:

“Bilardonun bir matematiği ve aynı zamanda bir geometrisi vardır. Bir yüzey üstünde topları hareket ettiriyoruz, birbirine çarptırıyoruz, deliğe atıyoruz… Benzetme yapmak gerekirse, satrançta nasıl ki bir sonraki hamleyi düşünüyorsunuz, işte aynı şey bilardo için de geçerli. Bir sonraki hamleyi düşünüp oynarsınız. Bilardonun zor olma sebebi onu uyguluyor olmaktan kaynaklanır. Çünkü düşünmek yetmez, aynı zamanda düşündüğünüzü uygulamak gerekir. Dışarıdan herkes şöyle düşünür, ‘Bir tane beyaz top var, renklilere vuruyorsun bitiyor.’  Öyle değil. Bilardo çok ciddi emek isteyen bir spordur. Kol kası var, açılar var, tempolar var, hatta matematik ve geometri var. Bilardo ‘topları deliklere atmak’ diye anlatılacak kadar basit bir oyun değildir. Matematik, açı, tempo derken, işin işine girince anlıyorsunuz zorluğunu.

Bilardo hızlı düşünmeyi sağlar

Bilardo oynamak insana çok şey kazandırır. Mesela benim diğer insanlardan hızlı düşünmek gibi bir farkım var. Oyunda masa etrafında dolaşıp pozisyon arama sırasında bizim 40 saniye gibi gerçekten kısa bir süremiz var. Benim bu 40 saniyede atacağım topa odaklanmam ve sonraki atacağım topu hesaplamam ve hatta ondan sonra atacağım topa konsantre olmam gerekir. Bu kısa sürede bunu halletmemiz gerekir, dolayısıyla benim çabuk düşünmem lazım. İşte bu normal hayatımıza da yansıyor, daha hızlı ve pratik düşünüyorsunuz.

Masa etrafında bir maçımız bir buçuk saate kadar uzar. Bu sürede yaklaşık üç kilometre yol yürürüz. Bu ciddi bir kondisyondur. Bir buçuk saat boyunca insanlar konsantre olamazlar ya da kimse bir buçuk saat boyunca koşu bandında yürümek istemez. Ama masanın etrafında bu süre kolay geçiyor.”

Amerikan bilardosu ile snooker ve üç bant oyunlarının birbiriyle kıyaslanmasının çok yanlış olduğunu söyleyen Eylül Kibaroğlu, herkesin bu oyunu hobi olarak da yapabileceğini belirterek, bilardoya başlayacaklara şu öğütlerde bulunuyor:

Bilardoya başlamak için ideal yaş

“Benim öğrencilerimin hepsi çocuk. Kafası sabahtan akşama kadar bir sürü meseleyle meşgul olan yetişkinlere göre, çocukların öğrenmesi daha kolay oluyor. 12-13 yaş bilardoya başlamak için ideal. 12’den daha erken olması pek tavsiye edilmiyor çünkü bu yaştan önce dikkat dağınıklığı daha fazla oluyor. Istaka hâkimiyeti, boyun masaya yetmesi ve parmakları kullanabilmek için bu yaş en uygun olanıdır.

Bilardo Türkiye’de bazı özel üniversitelerde, Ankara’da da dört üniversitede seçmeli ders olarak veriliyor. Bu büyük bir adım. İnsanlar bilardoyu öğrenirken bilinçli bir şekilde öğreniyorlar. Gençler aynı masa üzerinde birbirleriyle sosyaleşebiliyor ve bir takım hâlinde hareket etmenin ne demek olduğunu öğreniyorlar.

Bilardo salonuna gitmekten çekinmeyin  

İnsanlar bilardo salonunu hep kahvehane diye düşünürler ama aslında kahvehane değildir. Mesela bir bilardo salonunda sigara içilmez, alkol kullanılmaz.

Benim küçük yaşta başlayabilme avantajım; babamın sahip olduğu bir bilardo salonu olması.  Oradaki insanlar da benim için hep abi ve ablaydı. Şimdi daha da iyi şartlar var, bilardo popüler bir oyun haline geldi, üniversitelerde var, otellerde var, hatta insanlar artık evlerine bilardo masası da alıyorlar. Bilardo salonuna gitmekten çekinmeyin.”

Oyununa göre ıstaka

Dünyada üç bant, Amerikan ve snooker diye üç farklı bilardo ile beraber dördüncü bir branş olarak Rus bilardosunun da oynandığı biliniyor. Milli sporcumuz Eylül Kibaroğlu, bu türlerdeki ıstaka ve topların farklılığını şöyle anlatıyor:

“Bilardo dışarıdan baktığınızda, bir masa üzerinde çeşitli renkte toplar ve ıstaka ile oynanan bir oyun gibi görülür. İşin içine girdiğiniz zaman birbirinden farklılaştıklarını görürsünüz. Örneğin, Amerikan bilardosunun, üç bantın ve snooker’ın ıstakaları birbirinden farklıdır. Aynı şekilde top ağırlıkları ve masa ölçüleri de birbirinden farklıdır. Çuhalar, bantlar, masanın yüksekliği değişkendir. Delikli bilardoda oynadığımız oyunda hem oyun ıstakamız hem de açılış ıstakamız ağırlık açısından birbirinden farklıdır. Açılışta kullandığımız ıstaka, topları dağıtırken daha kuvvetli olmalıdır.

Bunun dışında hepimizin kol kası ağırlığına göre, boyuna göre, ‘şaft’ dediğimiz üst tarafın kalınlığına göre en uygunu seçilir.

Bilardo topları

Eskiden bilardo topları sıkıştırılmış kâğıttan yapılıyordu ama şimdi microfiber toplar var. Bir ara mermerden yapıldı ama o çok pahalı olduğu için vazgeçildi. Amerikan bilardosunda sekiz top, dokuz top, on top ve on dört artı bir olmak üzere farklı oyunlar vardır. Bu oyunların kiminde topların renklerine göre, kiminde üzerindeki sayılara göre oynarız. Renkler ve numaralar bilardonun içindeki farklı çeşitleri sembolize eder.”

Kadın bilardocu olmak

Spor yapan kadınlardaki vücut gelişimi ve ilk Avrupa Şampiyonluğu’nu Eylül Kibaroğlu şu şekilde anlatıyor:

“Görüntüm nedeniyle ilk karşılaştıklarım hemen ‘Boks mu, halter mi?’ diye sorarlar, bilardo oynadığımı söylediğimde şaşırırlar. Genelde kadınların bilardo oynayamadığı düşünülüyor ama dünyada ve Türkiye’de çok iyi bilardo oynayan kadınlarımız var. Kadınlar her spor dalında ve iş kolunda başarılı olabilirler. Ben erkekler arasında yarışıyorum.

Türkiye’de toplasınız, bilardodan para kazanan insan sayısı bir elin parmağını geçmez. Bir kadın olarak bunlardan birisi benim, başka kadın yok. Ülkemizi temsil etmek üzere Portekiz’e tek kadın olarak gidiyorum ama isterim ki beş kadın olarak gidelim. Bu vesileyle benim sponsorluğumu yapan Edirne’deki Chicago Bilardo Salonu’nun sahibi Sayın Güray Özbek ve her daim sporcuyu destekleyen Yener –san ve Orsiad Derneği Başkanı Sayın Nedret Yener’e de teşekkürlerimi sunuyorum.

2007 yılında Avrupa Şampiyonu olduğum yarışmada, bir üst kategoride yarıştım. Avrupa’da yaşa göre gruplama olduğunu bilmiyorduk, ben 19 yaşımda olduğum için 23 yaş grubunu beklerken, daha üst grupta yarışmak zorunda kaldım ama o turnuvayı kazandım. Son topu atarken heyecandan ıstakayı ve pudrayı devirdim, her yanım pudra oldu. Sonraki vuruşumla şampiyonluğu kazandım. Odaya gittiğimde, yatağın üstünde çığlık çığlığa bağırıyordum. İnsanlar telefon açıyorlar, kutluyorlar. O ânımı unutamam!”