‘İstanbul’un depolarında sunulanlardan fazla tarihi eser var’

18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü etkinlikleri kapsamında Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “1. İstanbul Müzeler Çalıştayı’ bugünkü otorumlarla başladı.

Eklenme: 22 Mayıs 2018 - 15:29 / Son Güncelleme: 22 Mayıs 2018 - 15:29 / Editör: Ferhat Esnek

İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul ve Anadolu’nun medeniyetlerin konup göçtüğü önemli mekanların başında geldiğini ve bu ikilinin çok yaygın bir tabirle birer açık hava müzesi olduğunu belirterek, “Burada müzeciliğin büyük bir şansı var. Sunulacak, teşhir edilecek obje ve eser o kadar fazla ki, bunların arasında belki seçme işi en zor olandır.” dedi.

Vali Şahin, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü etkinlikleri kapsamında Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “1. İstanbul Müzeler Çalıştayı’nda”, müzeler konusunda ciddi ele alınan ve devam ettirilen çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

İstanbul ve Anadolu’nun medeniyetlerin konup göçtüğü önemli mekanların başında geldiğini aktaran Şahin, şöyle konuştu:

“Bu ikili çok yaygın tabiriyle açık hava müzeleridir. Burada müzeciliğin büyük bir şansı var. Sunulacak, teşhir edilecek obje ve eser o kadar fazla ki, dolayısıyla bunların arasında belki seçme işi en zor olandır. Ama öbür taraftan baktığınızda bu çok olan objeyi ve hatta tespit ve gün ışığına çıkarmamız gereken mevcudundan çok çok daha fazla eser olduğunu düşündüğümüzde, buna ayrılabilecek kaynak, buna ayrılabilecek zaman ve bununla ilgili yetiştirilmesi gereken personel noktasında da baktığımızda da büyük bir şansızlık yaşıyoruz.

Biz belki 20 yıl bütçenin tamamını, Anadolu’daki zenginliğin ortaya çıkarılmasına ayırsak zannediyorum yine de yarısına yetişemeyiz. Dolayısıyla böyle de bir zorluğumuz var. Ama sevindirici olan, Türkiye’de bütün alanlarda olduğu gibi müzecilikte de ciddi gelişmeler var.”

“Bugün İstanbul’da 91 olan müze sayısı, 30 yıl önce kaçtı? Buraya baktığımız zaman ümitleniyoruz.” diyen Şahin, 20 ya da 50 yıl sonra İstanbul ve Türkiye’deki müze sayısının daha da artmasını beklediklerini ifade etti.

İlerleyen yıllarda sadece müzelerin sayısının artmayacağını, sunum kalitesi, teşhir anlayışı ve bunların insanlara bilimsel olarak izah tarzının da gelişeceğini vurgulayan Vasip Şahin, İstanbul’daki tarihi surlarla ilgili hayalini şöyle aktardı:

“Bizim daha önce yüzüne bakmadığımız, eski fabrika, depo ki bunların bir çoğu SİT alanlarında kültür eseri olarak tanımlanmış ve özellikle de İstanbul’u tabi Tarihi Yarımada’yı saran bu surların, zaman zaman burçları, zaman zaman bazı mekanlarının müzecilik noktasında kullanılması. Özellikle koleksiyonerlerimize ve özel müzecilerimize açılmasıdır. Bunun yapmamız lazım. Bunu her platformda biraz kamuoyu oluşsun diye söylüyorum. Bakanlarımıza, Başbakanımıza söylüyorum. Daha büyüklerimize Cumhurbaşkanımıza bu konuyu ilettim. Bu boş mekanları hem koruma ve restore noktasında bir katkı olarak ele almamız hem de teşhir alanı olarak yerli ve yabancı ziyaretçilere açmamız gerekiyor. Onun için bu konuyu gündemde tutmamız gerekiyor. İstanbul’da aslında bir taraftan bakıldığında ciddi bir mekan sorunu yaşanıyor ama bu tür yapıları düşündüğümüzde çok da istifade edebileceğimiz mekanlarımız var.”

“Depolardaki eserler sunulanlardan kat be kat fazla”

Bu konuda kamu ve özel sektörün birlikte bir gayret göstermesi halinde istenilen neticenin elde edileceğini aktaran Şahin, “Müzecilik konusunda özel sektör bir teşekkürü hak ediyor. Ciddi bir risk almışlar, gayret etmişler ve bugün yüz akı müze oluşturmuşlar. Sabancı, Pera ve Koç müzeleri gibi birçok müzemiz hem yerli hem yabancı ziyaretçilere sunum yaptığımız güzellikteler ama bunların yanında birçok yenilerini de eklenmesi gerekiyor. Çünkü büyük bir zenginliğimiz var. Bir de müzecilerden aldığımız bilgilere göre, depolarımızdaki eserler, sunulanlardan kat be kat daha fazla. Yeni eser bulamazsak bile depolarımızdaki eserlerin sergilenmesi halinde çok daha fazla müze oluşturulabilir.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’a vali olarak atandıktan sonra ilk buluştuğu kesimlerden birinin müzeciler olduğunu hatırlatan Şahin sözlerin şöyle tamamladı:

“Bunu şunun için yapmaya çalıştık. İstanbul, bir medeniyet ve kültür şehri. İstanbul sadece, doğası, denizi, finansı, ekonomisiyle ön plana çıkan bir şehir değil. Bunlardan çok daha fazla bir kültür kentidir. Dolayısıyla buradaki kültür insanlarını çok önemsediğimizi göstermemiz gerekiyordu. Bunu yapmamız gerekiyordu. Ardından koleksiyonerlerimiz ve müzecilerimizi misafir ettik. Bu tür organizasyonlar, çalışmaların sayısını, verimini, niteliğini artırma bakımında önemli fonksiyon icra edecektir.”

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, İstanbul’da müze sayısı tespitinin bile probleme dönüştüğünü belirterek, “Bunu hem müze yöneticileri toplantılarını koordine ederken hem de en son bir haber ajansına bir rakam bildirmek gerektiğinde çok derinden hissettim. Araştırmalar sonucunda en son edinebildiğimiz bilgilere göre İstanbul’daki toplam müze sayısı 91.” dedi.

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından “İstanbul Müzelerinde Yeni Keşifler, Yeni Düzenlemeler ve Yaklaşımlar” konu başlığıyla “1. İstanbul Müzeleri Çalıştayı” gerçekleştirildi.

Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu’ndaki çalıştayda konuşan Yılmaz, İstanbul’un sadece Türkiye’nin değil, dünyanın göz bebeği, kalbi ve merkezi olduğunu söyledi.

İstanbul’un sahip olduğu doğal güzellik ve birikimlere karşın müze sayısı açısından aynı zenginlikten yoksun olduğunu aktaran Yılmaz, “Müze sayısı bakımından aynı birikime sahip mi? Buna gönül huzuru ve rahatlığıyla ‘evet’ diyemiyoruz. Bu çalışmalar, hem bu ihtiyacı hem bu talebi bilimsel olarak ortaya koyacak ve değerlendirecek ama bundan önce gördüğümüz bir eksiklik vardı. O da İstanbul’un müzelerinin kendi içinde bir koordinasyonu, bir araya gelmesi, ne yaptıklarının ve ne ettiklerinin, her şeyden önce bir sektör ve meslek erbabı olarak bilmeleriydi.” diye konuştu.

– “İstanbul’da 91 müze bulunuyor” 

Yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki İstanbul’da müze sayısını tespit bile bir probleme dönüşüyormuş. Bunu hem müze yöneticileri toplantılarını koordine ederken hem de en son bir haber ajansına bir rakam bildirmek gerektiğinde çok derinden hissettim. Araştırmalar sonucunda en son edinebildiğimiz bilgilere göre, İstanbul’daki toplam müze sayısı 91. Bunlardan 19 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait. 12’si TBMM bağlı Milli Saraylara, 3’ü TSK’ya, 4’ü Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, 9’u İBB’ye ve 9’u da üniversitelere ait, Bunlar resmi kurumlara ait müzeler. Ayrıca 35 adet de özel sektöre ait müze bulunuyor. Böylece İstanbul’da 91 müze olduğunu, araştırmalarımız sonucunda elde etmiş bulunuyoruz.”

Rakamları elde etmenin zorluğuna ilişkin bilgiyi, bu alandaki çalıştaylara İstanbul’da bile ne kadar ihtiyaç duyulduğunu anlatabilmek için dillendirdiğini vurgulayan Yılmaz, “Bir diğer temel problem ise sektörümüzdeki müze yöneticilerimizin ise hangi müzemizin nerede olduğunu bilmemesidir. Şüphesiz bu toplantılar, bu ilişkiyi, bu iletişimi çok daha geliştirecektir. Sayı olarak baktığımızda İstanbul’daki müzeler, Türkiye’deki müzelerin yüzde 16’sına tekabül ediyor ama ziyaretçi ve etkinlik olarak baktığımızda çok daha farklı sonuçlar ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

– “Turist sayısı müze ziyaretçi sayısıyla doğru orantılı” 

İstanbul’daki müzeleri ziyaret edenlerin sayısı konusunda da eksiklik hissedildiğini anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sayıyı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzeler üzerinden verebiliyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı özel müzelerimizin çok fazla ziyaretçi aldıklarını biliyorum ama buraları ziyaret edenlerin sayılarına henüz tam ulaşabilmiş değiliz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Topkapı, Arkeoloji ve Ayasofya müzelerinin ziyaretçi sayısına baktığımızda şu rakamlarla karşılaşıyoruz. 2014 yılında yaklaşık 4 milyon. 2017’de 5 milyon ve 2015’te bu rakam 9,5 milyon. Bizim ülkemizde müze ziyaretçisiyle turist sayısı arasında doğrudan bir bağlantı var. Turist sayısı düştükçe tabii ki İstanbul’daki müze ziyaretçi sayısı da azalmıştır. Bu da bize bir sorumluluk yüklüyor. O da şudur: ülkemiz insanının müzelerle buluşmasını sağlama konusunda ciddi bir gayret göstermemiz gerekiyor. Bu rakamlardan bu sonucu çıkarıyorum.”

2018 yılının ilk üç ayında müzeleri ziyaret eden kişi sayısının 2 milyonu geçtiğini kaydeden Yılmaz, “2014’ün yarısını yakalamış durumdayız. Turist sayısı 2015’i geride bırakacak bir artış gösteriyor. Yani bu sene böyle giderse İstanbul, turist sayısı bakımında şimdiye kadar ki en yoğun sayıya ulaşmış olacak. Biz de buradan hareketle 2018 yılında İstanbul’daki ziyaretçi sayısının 10 milyonu aşmasını bekliyoruz.” dedi.

– “İstanbul, müze açısından yetersiz bir şehir”

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müzecilik konusunda yürüttüğü pek çok çalışma bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, sadece Topkapı Sarayı Müzesi’nde bile 30 ayrı biriminde milyonları bulan restorasyon çalışması yapıldığını belirtti.

Çalışmaların yakından takip edildiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Ama şu bir gerçek ki İstanbul, müze açısından yetersiz bir şehir. Yani İstanbul’un, müze anlayışı, iklimi ve konseptiyle sıfırdan inşa edilecek yeni yapılara ve konsept müzelere ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Elbette meslek erbabının söyleyeceği bizim açımızdan son derece önemli. Bunun yanında üzerinde durmamız gereken konulardan birisi de müzelerimizin vatandaşlarımızla da buluşturulmasıdır. Bu anlamda İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak bu sene bir deneme yapmış bulunuyoruz. O da, Sultanahmet Meydanı’ndaki Türk İslam Eserleri Müzesi’nin ramazan ayı boyunca sabah 09.00’dan gece 01.30’a kadar açık hale getirdik. 19.00’dan sonraki ziyaret ücretini de 25 liradan 10 liraya indirdik. Bu hareket bile insanlarla bir heyecan ve ilgi oluşturmaya başladı.”

Yılmaz’dan sonra bir sunum yapan İstanbul Müzeler Müdürü Zeynep Kızıltan ise kent genelinde yapılan kazılar konusunda bilgi verdi.

Özellikle Yenikapı’daki kazılar başta olmak üzere Beşiktaş Meydanı ile Aydos Kalesi’nde çok çeşitli bulgulara ulaşıldığını anlatan Kızıltan, ortaya çıkan kalıntıların kentin tarihine ışık tutuğunu örnekleriyle dile getirdi.

Bu alanda ilk kez yapılan ve çeşitli oturumlarla iki gün devam edecek çalıştay, yarın öğleden sonra Beşiktaş’taki kazı alanına gerçekleştirilecek ziyaretle sona erecek.