Kanseri yendi, 60 yaşında üniversiteyi bitirdi

Kansere karşı mücadelesini kazandıktan sonra yarım kalan üniversite öğrenimini 60 yaşında tamamlayan Mehmet Kılıç, mezuniyet heyecanı yaşıyor. İZMİR- İzmir’de kanserle verdiği mücadelesini kazandıktan sonra yarım kalan üniversite öğrenimini 60 yaşında tamamlayan Mehmet Kılıç, mezuniyet heyecanı yaşıyor. Aydın’da 6 çocuklu ailenin 3’üncü çocuğu olarak dünyaya gelen Kılıç, ilkokul eğitiminin ardından Burdur İmam Hatip Lisesi’nde mezun olduktan sonra […]

Eklenme: 3 Haziran 2016 - 14:38 / Son Güncelleme: 3 Haziran 2016 - 17:29 / Editör: Begüm Çelik
Mahmut Serdar Alakuş - Anadolu Ajansı
Kansere karşı mücadelesini kazandıktan sonra yarım kalan üniversite öğrenimini 60 yaşında tamamlayan Mehmet Kılıç, mezuniyet heyecanı yaşıyor.

İZMİR- İzmir’de kanserle verdiği mücadelesini kazandıktan sonra yarım kalan üniversite öğrenimini 60 yaşında tamamlayan Mehmet Kılıç, mezuniyet heyecanı yaşıyor.

Aydın’da 6 çocuklu ailenin 3’üncü çocuğu olarak dünyaya gelen Kılıç, ilkokul eğitiminin ardından Burdur İmam Hatip Lisesi’nde mezun olduktan sonra 1977’de İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nü kazandı.

Ailesinin okuyan tek çocuğu olan Kılıç’ın Yüksek İslam Enstitüsü’nde akademisyenlik hayalleri, 1980 darbesi ile yıkıldı. Kılıç’ın okulla ilişiği, darbeden sonra sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı gün yapılan bir sınava girmediği gerekçesiyle kesildi.

Okuldan ayrılmak zorunda kalınca Aydın’a dönen Kılıç, bu süre içinde evlendi, askere gitti ve çeşitli işlerden hayatını kazandı. İmam hatip lisesi mezunu olduğu için Aydın’ın Çine ilçesindeki bir camide imam olarak da görev yapan Kılıç, emekli olduktan sonra 2008’de cilt kanserine yakalandığını öğrendi.

Uzun süren tedavi sürecinde 6 kez ameliyat masasına yatan ve doktorların “3 ay ömür biçtiği” Kılıç, tedavisinin tamamlanması sonrası 2011’de çıkan afla Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne yeniden başladı.

“Arkadaşlarımdan ders aldım”

Mehmet Kılıç, AA muhabirine, üniversiteye dönüş yolunun açılmasıyla Aydın’daki evini satıp, yarım kalan eğitimini tamamlamak üzere İzmir’e yerleştiğini ve bu yıl mezun olduğunu söyledi.

Okulu bıraktığı yıllarda aynı sırayı paylaştığı arkadaşlarından ders aldığını belirterek, “O dönem aynı sırada okuduğum arkadaşlarım doçent seviyesine geldi. Geldiğimde onlardan ders aldım. Beni öğrencilerine ‘Mehmet bey bizim sınıf arkadaşımızdı’ diye tanıttılar.” diye konuştu.

Okuduğu dönemde akademisyen olmayı hayal ettiğini dile getiren Kılıç, şunları söyledi:

“Bugün okuldaki doçent ve profesör olan hocaların yaşındayım. O gün eğer o sınava yetişebilseydim, ben de bugün onların olduğu yerde olurdum. Fakat 55 yaşında tekrar üniversiteye döndüm ve 60 yaşında mezun oldum. O zamanlarda okuyup bugün profesör olmaktansa bugün üniversiteyi baştan okumaktan daha büyük haz aldığımı söyleyebilirim. Belki bugün profesör olsaydım o hazzı alamazdım.”

Kılıç, yeniden üniversiteye döndükten sonra 18-20 yaşındaki gençlerle aynı sırada eğitim gördüğünü, onlardan çok şey öğrendiğini, bu süreçte komik anılar da yaşadığını anlattı.

“Öğretim görevlisi sandılar”

Üniversitedeki ilk gününü anlatan Kılıç, şunları kaydetti:

“Af çıktıktan sonra birinci sınıftan başlayabileceğim halde ben dilekçe ile dekanlığa müracaat edip, Arapça hazırlık sınıfından başlamayı istedim. Sınıflar belli oldu, listeden baktım adıma sınıfımı buldum. Gençler sınıfta yerlerini bulmuş, oturmuşlar. Sınıfa girdiğimde, çocukların bir kısmı beni görünce ayağa kalktı. Beni öğretim görevlisi zannettiler. Diğerlerine ‘siz niye ayağa kalkmıyorsunuz’ dedim. Onlar da ayağa kalktı. ‘Günaydın’ dedim, hepsi bir ağızdan ‘sağol’ dediler. ‘Siz ilkokulda mısınız, günaydın denince hemen sağol çekiyorsunuz’ dedim. Ön sırada oturan bir kız arkadaşım vardı. Ona  ‘Sen niye ön sıraya oturuyorsun, geç arkaya’ dedim. Korktu, arkaya geçti. Daha sonra Arapça hocamız geldi ve benim de öğrenci olduğum anlaşıldı. Hepsi çok şaşırmıştı.”

Kılıç, okula yeni tayin olan bir öğretim görevlisinin de kendisini öğretmen zannettiğini belirterek, şunları anlattı:

“Bir gün derse geç kaldım. Ders de yeni başlayan hocanın dersiymiş. Sınıfa girdiğimde beni dersini karıştırmış başka bir hoca zannetti. ‘Hocam ders benim’ dedi. Sınıfa ‘ses çıkarmayın’ diye işaret yaptım. Hocaya ‘nasıl olur ya’ dedim. ‘Vallahi ders benim’ dedi. Israr ettim, elindeki programı gösterdi. Daha sonra öğrenci olduğumu söyleyince çok şaşırdı.”

“Rüyada gibiyim”

Kılıç, cilt kanseri tanısının ardından zor bir tedavi süreci yaşadığını, doktorların “Malign Melanom’un en tehlikelisi, en fazla 3 ay yaşarsın” dediğini, onkoloji servisinde kendisiyle aynı düzeyde olan hastaların yaşamını yitirdiğini aktardı.

Tedavisi tamamlandıktan sonra İzmir’e gelerek okula başladığını bunun kendisine çok iyi geldiğini belirten Kılıç, “Okula gelmekle çok şey kazandım. Ben hasta mıyım, değil miyim düşünmeden bir hayat yaşadım. Şu anda da rüyadaymışım gibi yaşıyorum.” ifadelerini kullandı.

Hastanede kaldığı dönemde ve eğitim sürecinde en büyük desteği eşinden gördüğünün altını çizen Mehmet Kılıç, “Aydın’a bir daha dönmemek üzere İzmir’e geldik. Lisansı bitirdim, bundan sonraki hedefim yüksek lisans yapmak. Ömrüm olursa bir 4 yıl daha okula devam etmek istiyorum.  Buraya gelirken Aydın’daki evi satarak geldim. Gemileri yakarak geldik.” dedi.

“Diplomanın yarısı benim hakkım” 

Mehmet Kılıç’ın eşi Gülay Kılıç da eşinin hastalığı döneminde çok zorlandığını, onu üzmemek için çok çabaladığını, okula giderken çocuğu gibi ilgilendiğini ifade etti.

Bazen eşiyle birlikte derslere de girdiğini belirten Gülay Kılıç, “Çok güzel bir 5 yıl geçirdik. Eşimle birlikte derslerde hocalardan çok şey öğrendim. Hocaları duyarsa duysun Mehmet beyin çok ödevini yaptım. O diplomanın yarısı benim hakkımdır.” diye konuştu.

AA