Koleksiyoner Tolga Taşçı’nın koleksiyon sandığı açıldı

Koleksiyoner Tolga Taşçı, küçük yaşlarda büyük bir merakla başladığı plak koleksiyonunu Ticari Hayat Gazetesi okurlarıyla paylaştı.

Eklenme: 12 Mart 2018 - 09:11 / Son Güncelleme: 12 Mart 2018 - 9:11 / Editör: Büşra Kılıç

Seda TOLMAÇ- İrfan BAŞÇUHADAR- Ticari Hayat Gazetesi- Koleksiyoner Tolga Taşçı, küçük yaşlardan itibaren toplamaya başladığı plak ve pikaplarla tarihe ve sanata ışık tutan geniş bir arşive sahip. Plak ve pikap dışında; kaset, film afişleri, eski oyuncak arabalar, masa saatleri gibi birçok alanda koleksiyonu bulunan Tolga Taşçı, koleksiyonlarından oluşan sandığını Ticari Hayat Gazetesi okurlarına açtı.

İlk olarak koleksiyonunu oluşturan plakları üzerine sohbet ettiğimiz Tolga Taşçı, diğer alanlarda oluşturduğu koleksiyonlarını da ilerleyen zamanlarda gazetemiz okurlarıyla paylaşacağını söyledi.
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden mezun olan Tolga Taşçı, biriktirerek geniş bir arşiv haline getirdiği, sinema ve ses sanatçılarının bütün yapıtlarını (taş plak, plak, kaset, CD, video filmler…) ve bütün görsel malzemelerini (fotoğraf, film afişleri, film lobileri, basın haberleri) bizlere sunuyor.
Hatta müzik ve sinema ile başlayan bu koleksiyon yolculuğu onu, 10X15 cm boyutunda maket arabalar, eski teneke otomobiller, karışık oyuncaklara kadar birçok koleksiyona kadar götürüyor.
İlk olarak 8 yaşında başlayan plak tutkusuyla 10 yaşından itibaren plak biriktirmeye başladığını dile getiren Taşçı, şu an için çeşitli dönemdeki sanatçılara ait yaklaşık binin üzerinde plağa sahip olduğunu belirterek, özel olarak kâğıt plakların da kendisinde bulunduğunu söyledi.Dönemin birçok sanatçısının plaklarına sahip olan Taşçı, Bülent Ersoy’un “Erkoç” soyadını taşıdığı ilk dönem plaklarının da koleksiyonunda yer aldığını vurguladı.
Taşçı, pikaplara olan ilgisinin de plak dinledikçe arttığını ifade ederek, pikap ve plak koleksiyonuna dair pek çok şeyi gazetemiz okurları için anlattı.

Plak tutkum merakla başladı

“Bir akrabamızın evine gitmiştik. İlk defa orada gördüm plakları. Yaşım küçük olduğu için plakları çizerim düşüncesiyle plakların bulunduğu salona beni almazlardı. Ben de kapının önünde durup içeride çalan plakları dinlerdim.” diyen Koleksiyoner Taşçı, plağa olan tutkusunun merak sonucu başladığını söyledi.
İlk aldığı plağın Bülent Ersoy’un plağı olduğunu ifade eden Taşçı, plaklar üzerindeki fotoğrafları, içerisinde çalan müzikleri merak ederek toplamaya başladığını dile getirerek, “Küçük yaşlarda plak toplamaya başlamıştım. Tabii, yaşım küçük olduğu için plak almaya gittiğim antikacılar bana ‘sen nereden anlayacaksın ’ diyerek plak vermiyorlardı. Sonra, ablamdan rica ettim ve bana plakları o almaya başladı. Böylelikle plak koleksiyonum oluşmaya başladı aslında.” dedi.
Taşçı, her türlü plağın kendisinde bulunduğunu ifade ederek, önceleri sevdiği sanatçılar olan; Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Bülent Ersoy, Emrah, Behiye Aksoy’un plaklarını topladığını, zaman içerisinde dönemin sanatçılarının meşhur olduğu şarkılardan oluşan plakları toplamaya başladığını söyledi. Şu an ki plak koleksiyonunun ise, A’dan Z’ye her sanatçının meşhur olduğu şarkılardan oluştuğunu dile getiren Taşçı, “Aranjman, sanat müziği ve tangoda plak koleksiyonumun içerisinde.” şeklinde konuştu.

Arşivindeki en eski plak 1950’lere dayanıyor

Arşivindeki en eski plağın 1950’lere dayandığını dile getiren Taşçı, şunları söyledi: “Bendeki ilk taş plaklar pullu. Çoğu taş plakta resim bulunmaz mesela. Ama ben de Zeki Müren’e ait ilk dönem plağın üzerinde Zeki Müren’in resmi var. Hikâyeye göre; Zeki Müren yurtdışına gidiyor ve orada bir sanatçının taş plak üzerinde küçük bir fotoğrafını görüyor ve Türkiye’ye dönünce bunu kendisi de uygulamak istiyor. Ve böylelikle, bende bulunan Zeki Müren’e ait ilk dönem taş plakların üzerinde sanatçının resmi var. Başka plakların üzerinde resmi olan sanatçı görmedim.”
Taşçı, ilk plakların Tamburi Cemil Bey’e ait olan ve 1800’lerin sonuna dayanan plaklar olduğunu dile getirerek, bu ilk dönem plaklara da ulaşmak istediğini söyledi. Koleksiyonculuğun kendisi için bir tutku olduğunu ifade eden Taşçı, koleksiyonerliğin emek, sabır ve iyi bir bütçe gerektirdiğini dile getirdi.

Koleksiyona yeni başlayanlar dikkat!

Koleksiyona yeni başlayanlara da bu noktada öneriler sunan Taşçı, özellikle plak koleksiyonu yapmak isteyenlerin telaşa düşmemesi ve her gördüğü plağı almaması gerektiğini belirtti.
Taşçı, koleksiyonerlerin alacağı plağın çizik olup olmadığına dikkat etmeleri gerektiğini söyleyen Taşçı, “Yeni koleksiyona başlayanlar, bulduğu her plağı hemen almasın. Bazen çizik plağın üzerinin ayakkabı boyasıyla boyanarak kapatıldığını görüyoruz.
Bu nedenle plak almak isteyenler, en azından plağın üzerini eliyle ya da bir peçeteyle silerek, plakta boya bulunup bulunmadığına baksın. Çünkü, plakta boya olduğu zaman o plak çaldıkça boya iğnede toplanır. Benim tavsiyem plakların denenerek alınması.” dedi.

Plak aldıkça, pikaplara olan ilgim arttı

Plak dışında çeşitli pikaplara da sahip olan Taşçı, “Plaklardan sonra, müzik aleti toplamaya başladım.” diyerek şöyle konuştu: “İnsan dinlemeye başladıkça ses kalitesini anlayabiliyor. Plak dinledikçe, hangi markanın aletinin daha iyi ses vereceğini anlıyorsunuz. Bu nedenle plak aldıkça pikaplara olan ilgim de arttı ve çeşitli pikapları da almaya başladım.” dedi.

Gramofona ilgi yeniden arttı

Gramofonlara olan ilginin günümüzde artmaya başladığını belirten Taşçı, gramofona yeniden dönüş olduğunu dile getirerek, yeni üretilen gramofonların da piyasada olduğunu söyledi.
Yeni çıkan plakların yeni özellikleri olduğunu dile getiren Taşçı, “Yeni plakların üçlüleri var mesela. Hem taş plak, hem 45’lik hem de 33’lük plak çalıyor. Aynı zamanda plakla birlikte CD ve kaset çalabilen özelliğe sahip plaklar var. Yani artık, bir aletin içinde hepsini aynı anda bulabiliyorsunuz.” şeklinde konuştu.
Taşçı, gramofonlara olan ilginin yeniden artmasını ise şöyle değerlendirdi: “İnsanlar, eski sanatçıların değerini bilmeye başladı. Günümüzde internetin gelişmesiyle de, o dönemki sanatçılar bilinir hale geldi ve o sanatçılara olan ilgi arttı. Dolayısıyla eskiye olan ilgi, eskiye dönüşü de beraberinde getirdi.”

Müzeyyen Senar’ın “Doktor Civanım” plağıyla seriyi tamamladım

Taşçı, almak istediği Müzeyyen Senar’ın “Doktor Civanım” plağı ile ilgili bir anısını da şöyle anlattı: “Müzeyyen Senar’ın tüm plaklarını almıştım. Bir tek ‘Doktor Civanım’ plağı kalmıştı. Ben 10-15 yıl sonra o plağı buldum ve aldım. O sırada yanımda olan bir arkadaşım, plağı eğilip bükülüyor mu diye kontrol etmek istedi. Çünkü; long plak dediğimiz plakları istediğiniz gibi eğip bükebilirsiniz, bir şey olmaz. Ama taş plakları eğmeye çalıştığınızda elinizde kalır ve aldığım plak, taş plaktı. Haliyle bu deneme ile plak kırıldı. O zaman buna çok üzülmüştüm. Ancak, 7 yıl sonra o plağı tekrar buldum ve Müzeyyen Senar’a ait serim tamamlandı.”

Ankara, antikalar konusunda çok zengin

Taşçı, Ankara’nın antikalar konusunda oldukça zengin olduğunu dile getirerek, İstanbul’un meşhur Unkapanı plakçılar çarşısından hiçbir eksiğinin olmadığını vurguladı.
Taşçı, “Ben Ankara’da yıllarca aradığım plakları bulabildim ve bulmaya da devam ediyorum. Ankara antikalara, plaklara gereken değeri veriyor. Zaten Ankara’nın her anlamda çeşitlilik sunduğunu düşünüyorum.” dedi.

Neden 45’lik, 33’lük plak diyoruz?

Son olarak plak çeşitleri hakkında da bilgi veren Taşçı, plakların neden 45’lik ya da 33’lük olarak adlandırıldığını ise şöyle ifade etti: “45’lik plak, 45 devirde çalan plaktır. Her iki yüzünde birer parça kayıtlıdır. Ve 45 devir çalmasına rağmen ikiden fazla şarkı barındırır. 33’lük plak, diğer adıyla uzunçalar denilen ‘longplay’ olarak adlandırılan plaktır. 33 devir yapar ve bir yüzünde ortalama 4-9 parça kayıtlıdır. Bir de, dünya genelinde az üretilmiş olan 16’lık plakta bulunur, ancak 16’lık plak piyasada pek görülmez.”