Lübnanlı kardeşler evlerini açık hava müzesine dönüştürdü

Heykeltıraş Assaf kardeşler dedelerinden kalma tarihi evde Arap dünyasının önemli isimlerinin heykellerini sergiliyor.

Eklenme: 18 Kasım 2016 - 11:49 / Son Güncelleme: 18 Kasım 2016 - 11:49 / Editör: Büşra Kılıç
Lübnanlı heykeltıraş üç kardeş, dedelerinden kalma tarihi evi açık hava müzesine çevirdi. Assaf, Mansur ve Arif Assaf kardeşler, Lübnan'ın güneydoğusundaki el-Verhaniyye köyünde yer alan elma ve nar ağaçlarıyla çevrili evde, kendi yaptıkları Arap dünyasının önemli isimlerinin heykellerini sergiliyor.
Lübnanlı heykeltıraş üç kardeş, dedelerinden kalma tarihi evi açık hava müzesine çevirdi. Assaf, Mansur ve Arif Assaf kardeşler, Lübnan'ın güneydoğusundaki el-Verhaniyye köyünde yer alan elma ve nar ağaçlarıyla çevrili evde, kendi yaptıkları Arap dünyasının önemli isimlerinin heykellerini sergiliyor.

BEYRUT- Lübnanlı heykeltıraş üç kardeş, dedelerinden kalma tarihi evi açık hava müzesine çevirdi.

Assaf, Mansur ve Arif Assaf kardeşler, Lübnan’ın güneydoğusundaki el-Verhaniyye köyünde yer alan elma ve nar ağaçlarıyla çevrili evde, kendi yaptıkları Arap dünyasının önemli isimlerinin heykellerini sergiliyor.

Yaklaşık 10 dönümlük arazi içindeki taş evin girişinde Lübnan’ın Fransız işgalinden kurtuluşu sırasında hayatını kaybeden bağımsızlığın simgelerinden Dürzi asker Said Fahreddin’in bronz heykeli ziyaretçileri karşılıyor.

Bahçede ise suikast sonucu öldürülen Lübnanlı Dürzi lider Kemal Canbolat’ın mermer büstünde siyasetçinin sanat ve edebiyatla ilgili özdeyişleri yer alıyor. Evin ilk katını oluşturan heykel müzesinde ise Lübnanlı ressam, şair ve filozof Halil Cibran, Arap müziğinin ustalarından Mısırlı müzisyen Ferid el-Atraş gibi önemli şahsiyetlerin heykelleri bulunuyor.

Kısa süre önce müzenin açılışını yapan Assaf kardeşler imza attıkları heykelleri, dedelerinden kalma evin hikayesini ve doğa tutkularını atölyelerinde AA muhabirine anlattı.

Nesilden nesle aktarılan yetenek

Ortanca kardeş Mansur Assaf, tarihi taş evin dedeleri tarafından inşa edildiğini ve eve kendi çalışmalarıyla bir kat daha ekleyerek heykelleri için sergi alanı oluşturduklarını söyledi.

Mansur, dedesi ve babasının da heykeltıraş olduğunu vurgulayarak, “Bu sanat, ailemizden gelen genetik bir miras. 26 yıl önce kardeşlerimle beraber yaptığımız çizimleri heykele dönüştürmeye başladık ve Dubai’deki bir heykel sergisinde de birincilik elde ettik. Böylece yaptığımız heykelleri sergileyecek bir açık hava müzesi inşa ederek bu becerimizden faydalanmaya karar verdik. Asıl hedefimiz fikirlerimizi gerçeğe dönüştürmek.” dedi.

Açık hava müzesini oluşturmak için 12 yıldan fazla zaman harcadıklarını belirten Mansur, “Aslında ilk düşüncemiz buranın turistik bir durak olması değildi. Ancak sanatseverlerden gelen yoğun talep bizi burayı, Lübnanlı önemli figürler; entelektüel, bilim adamları, edebiyatçı, sanatçı ve siyasileri de kapsayan bir yere dönüştürme ihtiyacına itti. İleride müzemiz kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapacak.” diye konuştu.

Mansur, “Biz hem heykeltıraş hem de tarihçiyiz. Zamanımızın bir kısmında taşları oyarken geri kalanında Lübnan’a bir şeyler katan tarihi şahsiyetleri işliyoruz. Bir şahsiyeti somutlaştırırken onu demirlerin içine hapsetmemeye özen gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Eserlerinde her zaman farklı ve modern yollarla kendi tarzlarını uygulamaya çalıştıklarını söyleyen Mansur Assaf, “Entelektüeller ve turistler burayı ziyaret ediyor. Yaptığımız işlerle gerçekten çok ilgileniyorlar.” dedi.

Naima’nın sıra dışı heykeli

Açık hava müzesindeki en dikkat çekici eserlerden biri Lübnanlı şair ve filozof Mihail Naima’nın birbirinden bağımsız 6 farklı parçadan oluşan heykeli.

Yakından bakınca bir anlam içermeyen heykel parçalarını anlamak için Assaf kardeşlerin parçaların hemen karşısına yaptıkları küçük odadan, doğru açıyla heykele tekrar bakmak gerekiyor. Gündüz vakti bu odadaki küçük pencereden bakıldığında Naima’yı elleri çenesinde düşünürken gösteren heykel tek parça halinde gözüküyor.

Büyük kardeş Assaf Assaf bu eser için 10 yıl uğraştıklarını belirterek, “Güneşin hareketlerini en iyi şekilde kullanmayı keşfettiğimizde heykele üç ayrı parça daha ilave ettik. Bu şekilde insanlar filozofun önce gölgede kalan kısımlarını sonra da bütün yüzünü açık şekilde görebiliyor.” dedi.

Müzedeki her heykel için titizlikle çalıştıklarını aktaran Assaf, sözlerine şöyle devam etti:

“Başarı uzun zaman aldı. Sürece kilden model üreterek başlayıp bunu diğer bütün taşlardan daha güçlü olan mermere uygulayarak devam ediyoruz. Büyük ve küçük bütün detaylara dikkat etmemiz gerekiyor. Günde ortalama 10 saat çalışıyoruz. Ortalama bir heykelin yapım süreci ise bir buçuk yıl sürüyor. Ancak bizim önem verdiğimiz zaman değil heykelin mükemmele yakın olması ve daha önce yapılmış olmaması.”

“Doğaya saygı temel prensibimiz”

Heykellerin yer aldığı geniş arazide aynı zamanda yaklaşık 100 çeşit bitki ve ağaç da bulunuyor. Assaf kardeşler Lübnan ve çeşitli ülkelerden getirdikleri tohumları toprağa özenle yetiştirerek müzeyi ziyaret eden sanat ve doğa tutkunlarına tanıtıyor. Çiftçilikle de uğraşan Assaf kardeşlerin geniş arazilerinde ayrıca çok sayıda elma ve nar ağacı da bulunuyor.

Geleneksel Japon bitki ve ağaç yetiştirme sanatı “bonsai” ile de ilgilenen Assaf kardeşler, suni yöntemlerle cüceleştirdikleri ve yetişmesi için uzun yıllar bekleyecekleri bonsai ağaçlarına bölgede buldukları uygun taşları oyarak saksı yapıyor.

Müzeye gelen ziyaretçilere yetiştirdikleri bitkileri de göstermeyi amaçladıklarını söyleyen Mansur Assaf, “Doğaya saygı temel prensibimiz. Yeşil bir alanda ülkemizin güzelliklerini, saflığını ve sakinliğini yansıtmak istiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

AA