Masadan tuzluğu kaldırın

Besinlerin içinde bulunan tuzun vücuttaki sıvı dengesinin sağlanmasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen diyetisyen Fatma Gök, kan basıncının düzenlenmesini ve sıvı dengesini sağladığını, aynı zamanda antiseptik özelliği nedeniyle çeşitli gıdaların saklanmasında, koruyucu olarak kullanıldığını hatırlattı.Fatma Gök, yetişkinlerde günlük tuz tüketiminin azaltılmasının, kan basıncını düşürmeye yardımcı olacağını, kalp-damar hastalıkları, inme ve kalp krizi risklerini azaltacağını dile getirdi.

Eklenme: 20 Mart 2017 - 09:17 / Son Güncelleme: 20 Mart 2017 - 9:17 / Editör: Büşra Kılıç

Yalçın KÜÇÜK- Antalya Hilal Gazetesi- Diyetsiyen Fatma Gök, besinlerin içinde bulunan tuzun vücuttaki sıvı dengesinin sağlanmasında önemli bir yere sahip olduğunu, kan basıncının düzenlenmesini ve sıvı dengesini sağladığını, aynı zamanda antiseptik özelliği nedeniyle çeşitli gıdaların saklanmasında, koruyucu olarak kullanıldığını hatırlattı.

Tuzun aşırı miktarda tüketildiğinde birçok sağlık problemine neden olduğunu ve çok tuzlu besinlerle beslenmenin beyin kanaması ve kalp-damar hastalıkları riskini artırdığını ifade eden Diyetisyen Fatma Gök, “Ülkemizde yapılan çalışmalarda tuz tüketimimizin Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği değerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını olumsuz etkilememek amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram olarak önermektedir. 2008’de Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğinin yaptığı “Türk Toplumunda Tuz Tüketimi Çalışması’na göre tuz tüketimimizin günde 18 gram olduğu belirlenmiştir. Aşırı tuz tüketimi birçok kronik hastalığın temelini oluşturmaktadır. Yüksek kan basıncı ülkemizde ölümlerin en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür. Aşırı tuz tüketiminin idrardaki kalsiyum miktarını artırmasından dolayı kemiklerde kalsiyum kaybı görülür, kemiklerde kırılma riskinin artmasına ve kemik erimesine yol açar. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, böbrek hastalıklarının gelişimiyle de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir” dedi.

“SOFRAYA TUZLUK KONULMAMALI”

Diyetisyen Gök, yetişkinlerde günlük tuz tüketiminin azaltılmasının, kan basıncını düşürmeye yardımcı olacağını, kalp-damar hastalıkları, inme ve kalp krizi risklerini azaltacağını dile getirerek şöyle konuştu: “Tuz bağırsakların çalışmasındaki etkinliği azalttığından vitamin yetersizliği ve bağırsak rahatsızlıklarına sebep olabilir. Tuz tüketimini azaltmak için satın alınan ürünlerin etiketleri mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinler tercih edilmelidir. Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine baharatlardan faydalanılmalı. Maden sularının sodyum içerikleri yüksektir bu yüzden maden suyu tüketilmeden önce sodyum içeriğine bakılmalı sodyum içeriği düşük olan tercih edilmeli. Turşu, konserveler, ketçap ve hazır sosların tuz içeriği çok fazladır. Bu besinler fazla tüketilmemelidir. Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır. Daima taze ve tuzsuz besinler tercih edilmelidir. Sofraya tuzluk konulmamalı.”