“Mirasımız kayboldu”

27 yıllık biriktirdiği Osmanlı zamanından kalma 100-150 yıllık tarihi eserleri maddi imkânlardan dolayı satmak zorunda kalan Antikacı Zafer Yiğitcan, “tarihimizin ve değerlerimizin bir müzede hayat bulması için Kültür Bakanlığından ve Belediyelerden yardım bekliyorum. Tarihimiz yok oluyor, mirasımız kayboldu, senelerce sahip çıkılmadı.” dedi

Eklenme: 20 Mart 2017 - 10:21 / Son Güncelleme: 20 Mart 2017 - 10:28 / Editör: Büşra Kılıç

M. Ali GÜNAYDIN- Malatya Sonsöz Gazetesi- Osmanlı zamanından kalma 100-150 yıllık tarihi eserleri maddi imkanlardan dolayı satmak zorunda kalan Antikacı Zafer Yiğitcan, 27 yıldır biriktirdiği tarihi eserlerin yok olmaması adına bir müzede sergilenmesi için yetkililerden yardım bekliyor. Biriktirdiği eserleri Battalgazi ilçesi Beşkonaklar Caddesinde bir dükkânda satan Antikacı Yiğitcan, “İlk başta hobi olarak başladım. 27 yıldır topladım, fakat eve sığmayınca satmak zorunda kaldım. Hanımımla anlaşamadık, eşyalar eve sığmaz oldu biz de dükkân açtık. Osmanlı’nın son dönemlerine ait 100, 150 yıllık Osmanlı zamanında ve Cumhuriyet döneminden kalma eşyalar, objeler var. İlk zamanlarda heves ettik tek tek satın alarak topladım, şimdi ise Beşkonaklarda dükkân açtık. Benim esas mesleğim şoförlüktür, bütün bu eşyaları asgari ücretle satın aldım. Bu tarihi eserleri Malatya pazarlarında, gittiğim yerlerde, il dışında İstanbul’dan, Balıkesir’den, çevredeki arkadaşlarımdan, internet üzerinden satın aldığımız eşyalarımız var. Burada topladıklarımı bir arabaya veya eve bağlasaydım şimdi büyük bir servetim olurdu. Ama imkânlarım kısıtlı olduğu için satmak mecburiyetindeyim. Bu tarih bir daha bir araya gelmez, en azında bu eserlerin bir müzede hayat bulması için çaba gösteriyorum ve yetkililerden de yardım bekliyorum” dedi.

GENÇLERİN OSMANLI ESERLERİNE İLGİSİ

27 yıldır biriktirdiği eserleri Beşkonaklar caddesinde bir dükkânda satan Antikacı Yiğitcan en çok gençlerin ilgi gösterdiğini ve en revaçta Osmanlı eserlerine ilgi duyduğunu söyleyerek şöyle konuştu, “Şuan en revaçta Osmanlı ürünleri var ama ürün şuanda piyasada yok, Osmanlı’ya ait nerdeyse eşya kalmadı. Malatya erken kentleştiği için Osmanlı zamanında eşyalar, objeler kalmadı. Ürün olsa bile fiyatlar çok yüksek alamazsınız. Ama batıda o eski konaklar, köşkler, eşyalar hala duruyor. Orada tarihe daha çok değer verildiği için istediğiniz ürünü piyasada bulabiliriniz, satın almak mümkündür. Ama burada alıcı da yok eşya da yok. Malatya’da Beşkonaklar biraz daha hareketli, daha çok gençler ilgi gösteriyor. Gençlerin ilgisi bizi sevindiriyor ve inşallah böyle artarak devam eder. Gençlerin bunu merak edip atalarından kalan ürünleri gelip görmeleri, satın almak istemeleri, dedelerinin kullanmış olduğu eşyaları ve objeleri alacak güçleri olmasa bile gelip görmeleri bile çok sevindirici. Tarihini bilmeleri, tanımaları lazım, eski hayatların nasıl olduğunu görmelerini tavsiye ediyoruz.”

KÜLTÜR BAKANLIĞI SAHİP ÇIKSIN

Tarihimize ve değerlerimize ait eserlere hem Belediyenin hem Kültür Bakanlığının sahip çıkmasını bekleyen Yiğitcan, “Bu tarihin devam etmesi ve yaşatılması için hem Belediyenin, hem Kültür Bakanlığının bu tarihe sahip çıkmalarını istiyoruz. Bu konaklardan birini bize verseler en azından bu tarih yok olmaz, insanlar gelip görür. Bu hem dışardan gelenler için hem Malatyalılar için de iyi olur. En azından kendi tarihimizi tanımış oluruz, bizden önceki insanların hayat tarzlarını, zorluklarını görmüş olur ve bir sonraki nesle miras olarak bırakmış oluruz. Buraya her sabah geldiğimde aşkla ve heyecanla gelirim. Acaba bugün tarihi ve eski nasıl bir obje gelecek diye merak ederim. Evlerden, eskicilerden ürünler çok gelir. Ben önce o ürünü alırım, temizlerim, karşıma koyup çay içerim. Sıradan bir tabak geldiğinde bakarım, acaba bu tabak ne düğünler gördü, ne kavgalar, ne ölümlere şahit oldu diye düşündüğümüzde o eser gözümüzde daha çok kıymetli oluyor” ifadesini kullandı.

ESERLERE PAHA BİÇİLEMİYOR

Her bir eserin değerli ve paha biçilemez olduğunu dile getiren Antikacı Yiğitcan, Mirasımızın kaybolduğuna, tarihimize sahip çıkılmadığına vurgu yaparak, “Her objenin bir tarihi var ve her biri için fiyat biçilemez, ama bana gelen ürünlerde belli bir fiyat söyleyebiliyoruz. Bunlar için fiyat biçilmez, bu alan ile satıcı arasındadır, piyasada bir fiyatı yoktur. Bir ürünü 100 lira dersiniz hemen alır, ama birine bedava everirsiniz almaz, bu sevgi meselesidir. Tarihi objeleri seven insan verdiği paraya kıymet vermez, alıp evine götürüp sergilemek ister. Bu ürünü çocuklarına, torunlarına miras olarak bırakır. Mirasımız kayboldu, senelerce sahip çıkılmadı. Antikacılar ve bu işi yapanlar da olmasaydı şimdiye bitmişti. Osmanlı’ya ait ne kadar eserler varsa hem yurt dışına götürüldü, mirasımız kalmadı. Gelip de çocuklarımızın tarihini göstereceğimiz eserler yok. Bulunduğum dükkân bana ait olsaydı bu ürünleri satmazdım. Kültür Bakanlığı veya Belediye sahip çıksın, burayı bir müzeye çevirelim. Sadece maaş versin, buranın müze yapılmasına razıyım. Vatandaş gelsin görsün. Gaziantep ve Konya Müze konusunda çok ilerlemiş ama Malatya’da bir tek bildiğimiz müze var, başka yok. Ama buraya da bir imkân sağlansa çok iyi olur. Buradaki amaç tarihimizi yaşatmak ise o zaman buna sahip çıkalım” şeklinde konuştu.

GEMİLERLE OSMANLI ARŞİVİ KÂĞIT ATIK DİYE SATILDI

Osmanlı arşivlerinin kâğıt atık diye gemilerle satıldığını ifade eden Yiğitcan değerlerimize sahip çıkılmasını istediğini belirterek şöyle konuştu, “Düşünün Osmanlı arşivi bile satıldı o dönemlerde. Gemilerle atık kâğıt diye tonlarca Osmanlı arşivlerini sattılar. Kültürlerimize, değerlerimize sahip çıkmadık. İnşallah bundan sonra daha da iyi olacaktır. En azından bundan sonraki nesil tarihine, değerlerine sahip çıksın. Saraylarda olan ürünlerden tutun da köy hayatında kullanılan binlerce eşya mevcut. Hatta şuan köy ürünleri daha çok talep görüyor. Köylerde kullanılan; gaz lambası, hamur teknesi, kara saban, yaba, kürek ve bunun gibi onlarca eser var ve tüm bunlar ahşaptan üretilmiş. Satın alan vatandaş alıp bahçesine, evine dekor olarak koyuyor. Bunlar bizim değerlerimiz, kültürümüzdür. Bunları kıymetini zamanında insanımız bilmedi, kırdılar attılar. Köylü insanı da bilmeden işine yaramadığı eşyaları attı. Bir arkadaşımın evine gittim, köpeğinin önüne doku taşından bir kap vardı. Onu bana sat dedim hayır dedi. İşte böyle değerli eşyalara kıymet vermiyoruz.”

BABADAN OĞULA GEÇEN MİRAS

Babadan oğula bir miras olarak bu işi yaptığını söyleyen Yiğitcan, tarihi eserlerimizin yurtdışına götürüldüğüne dikkat çekerek, “İnternette satılan ama benim 100 lira dediğim ürüne 10 bin lira fiyat veriliyor. Eski bir saati satmaya çalışan vatandaşa 40 veya 50 lira fiyat veriyorum, internette bin lira diyor, internet bu işi abartıyor oysa değeri o kadardır. Artık tarih değeri taşıyan eşyalara Kültür Bakanlığının sahip çıkması gerekir. KOSGEB’den yararlanmak istedik, her şeye veriliyor ama tarih için bir ödenek ayırtılmıyor. Oysa bu senin kültürün, değerlerin bu işe destek çıkın. Zamanında yabancılar bu ürünleri aldı götürdü. Rusya’da, Bulgaristan’da Osmanlıya ait ne değerli malzemeler var. Benim rahmetli dedemin Şire pazarındayken para koleksiyonu vardı. Rahmetli babamın hem kalem hem tesbih koleksiyonu vardı. İşte biz de onlardan heveslendim. İki bakır tabakla başladım, 27 yıldır topluyorum. Bu kadar güç bele topladığım malzemeye paha biçemiyoruz. Çünkü satılan bir malzemeyi bir daha bulup satın alamıyorsunuz. Sürekli evime gelirlerdi, sat derlerdi ama satmazdım. Ama işte maddiyat, dayanamadık bir noktaya kadar. İçim el vermiyor bu değerleri satmak” diye konuştu.