“Müzakere edilmiş bir siyasi çözümü samimiyetle beklemekteyiz”

Başbakan Binali Yıldırım, “Garantör ülke olarak Türkiye, bu güzel adanın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini esas alarak müzakere edilmiş bir siyasi çözüme önümüzdeki 1 yıl içinde ulaşılabileceğini samimiyetle beklemektedir” dedi. Yıldırım, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kabulünün ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Binali Yıldırım, 65. Hükümet güvenoyu aldıktan sonra yurt dışına başbakan […]

Eklenme: 1 Haziran 2016 - 17:26 / Son Güncelleme: 1 Haziran 2016 - 17:27 / Editör: BIK

Başbakan Binali Yıldırım, “Garantör ülke olarak Türkiye, bu güzel adanın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini esas alarak müzakere edilmiş bir siyasi çözüme önümüzdeki 1 yıl içinde ulaşılabileceğini samimiyetle beklemektedir” dedi.

Yıldırım, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kabulünün ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Binali Yıldırım, 65. Hükümet güvenoyu aldıktan sonra yurt dışına başbakan olarak ilk ziyaretini KKTC’ye yapmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, şahsına ve arkadaşlarına gösterilen muhabbetten dolayı teşekkür etti.

Akıncı ile görüşmede yakın iş birliği konularını ve geleceğe yönelik projeleri ele aldıklarını ifade eden Yıldırım, ayrıca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sürdürülmekte olan müzakereler hakkındaki en son güncel bilgileri ve durumu Cumhurbaşkanı Akıncı’dan öğrenme fırsatı bulduğunu belirtti.

KKTC ile gönül birliği içinde sürdürdükleri haklı mücadelede elde edilen kazanımları daha da ileri noktalara götürecek güçte ve kararlılıkta olduklarının altını çizen Yıldırım, şunları söyledi:

“Artık uluslararası toplumun da hak verdiği üzere Kıbrıs Türk tarafı müzakere sürecine başlandığından bu yana iyi niyet ve kararlılığını göstermiş, adil eşit ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için her zaman inisiyatif alan taraf olmuştur. Diğer yandan hali hazırda yürütülen müzakere ve görüşmeler yalnızca 6 konu başlığından ibaret değildir. Kalıcı çözüm, eşit ortaklık anlayışıyla müşterek geleceğe olan inançla ancak mümkün hale gelebilir. Bu nedenle samimi olarak sonuca ulaşmak, tarafların birbirlerini gelecekteki ortakları olarak görmeleri, birlikte yan yana yaşamaya, birbirlerinin haklarına azami ölçüde riayet etmelerine bağlı olduğu unutulmamalıdır. Garantör ülke olarak Türkiye, bu güzel adanın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini esas alarak müzakere edilmiş bir siyasi çözüme önümüzdeki 1 yıl içinde ulaşılabileceğini samimiyetle beklemektedir.”

“Türkiye’de ne varsa KKTC’de aynısı olacak”

Kıbrıs meselesinin çözümünün bölgede güvenlik, istikrar, işbirliği ve refaha ciddi katkı sağlayacağını vurgulayan Yıldırım, “Olası çözümün ardından Kıbrıs adasının gerçek potansiyeli ortaya çıkacak. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ortak bir şekilde değerlendirme imkanına kavuşulacaktır. Türkiye’nin bugüne kadar KKTC ile ilişkilerinde özellikle bizim benimsediğimiz bir prensip var. O da Türkiye’de ne varsa KKTC’de aynısı olacak. Bu amaca yönelik gerek altyapı gerek üstyapı gerek diğer bütün alanlarda Türkiye’nin imkan ve kabiliyetlerinin aynı şekilde KKTC’de var olabilmesi için gereken her türlü çalışmayı yapmaya bugüne kadar yaptık bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Desteğimiz kararlılıkla devam edecek”

Yıldırım, yarım asrı aşan sorunun Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin iyi niyet çalışmaları çerçevesinde devam ettiğini, Türk tarafının da uluslararası camianın daha fazla oyalanmaması konusunda beklentilerinin had safhaya geldiğini dile getirdi.

Türkiye’nin her şart altında Kıbrıs Türk halkının yanında olacağını kaydeden Yıldırım, “Güvenlik ve kalkınma konularında kararlılıkla desteğimiz devam edecek. Adada huzur ve istikrarın yerleşmesi, refahın artırılması yönünde kararlı çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz. Türkiye’deki kardeşlerimizin dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kıbrıs Türk halkının hakkının, hukukunun ve selametinin sağlanması yönündeki ahdi ve tarihi sorumluluklarını harfiyen yerine getirmeye devam edeceğini ifade ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile düzenlediği ortak basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yıldırım, bir gazetecinin “Türkiye’de de burada da popülist yaklaşımlarla ilgili ciddi eleştiriler var. Bu dönemde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ilişkileri nasıl olmalı? Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik adımlar konusunda neler yapılması gerekir? Mesela bir su projesi vardı, oradaki tartışmaları biliyorsunuz, bu dönemde Kuzey Kıbrıs’tan beklentileriniz nedir? Değişik bir politika izlenecek mi?” şeklindeki sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Popülist yaklaşımlarla kastettiğiniz nedir, çok anlamadım ama şunu bilmenizi istiyorum; Türkiye’deki son 15 yıllık AK Parti iktidarları, popülizm yerine Türkiye’nin kalkınması, büyümesi, milletinin refahı için gereken ne lazımsa onu yapmıştır. Kalkınma alanındaki çalışmalar, eğitim alanındaki, sağlık, tarım, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi, ekonomik reformlar, bunların özeti olarak söylenebilir.”

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki ilişkiler menfaat ilişkisi değildir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bu ilişkiler, KKTC’nin geleceğe olan yolcuğunda, ekonomik olarak, siyasi olarak, güçlü bir şekilde hazır olması, olası çözümde iki tarafın eşit, adil temsil edildiği bir federatif yapıya yönelik hazırlıklarını tamamen ikmal etmesidir. Bu bağlamda biz her alanda Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi bir dayanışma içindeyiz. Tecrübe paylaşımımız var, ekonomik alanda projelerimiz var. Altyapı konusunda ciddi projeler yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Yeni bir eylem planımız var, gelecek 3 yıl için. Bu eylem planımızı yürürlüğe koyduk. Bugüne kadar yapılan bu eylem planlarındaki hedefler harfiyen yerine getirildi. Bundan sonra da yerine getirilecek.”

Yıldırım, KKTC’de yapılan projelerin birçoğunun, adanın güneyinde olmadığına işaret ederek, “Yollarıyla, havaalanıyla ve su projesiyle… Dünyada bir ilktir. Akdeniz’i aşarak KKTC’ye suyun getirilmesi ve KKTC’nin verimli topraklarının su ile buluşturulması, bolluk ve berekete ulaştırılması bizim için her şeyin üstünde bir hedefti ve bu gerçekleşti. Şimdi dağıtım çalışmaları yapılıyor. Söylenen laflara aldırış etmeyin, her şey yolunda gidiyor. Herhangi bir sıkıntımız yok, olmaz da” ifadesini kullandı.

“Türkiye’den gelen suyun ardından elektriğin de kablo ile geleceği, çekileceği öteden beri dillendiriliyor. Bu konuyla ilgili bir zaman, takvim var mı?” şeklindeki soruya da Yıldırım, “KKTC ile ülkemiz arasında yakın zamanda imzalanan ekonomik ve mali işbirliği protokolü yürürlüğe girdi. Bu çerçevede gereken ne ise yapılacak. Buna elektrik meselesi de dahil” yanıtını verdi.

Yeni anayasa hazırlıkları

Yıldırım, “Türkiye’de merak edilen bir konu var, başkanlık sistemi. Daha önce AK Parti’nin haziran ayında Meclise sunacağı konuşuluyordu. Bu konuda bir netlik var mı? Başkanlık sistemi mi, partili cumhurbaşkanlığı mı? Bir takvim netleşti mi?” şeklindeki soruya, şu karşılığı verdi:

“Türkiye’de uzun süreden beri bütün partilerin vaatleri arasında yeni anayasa konusu var. Yeni anayasanın tabii ki yönetim sistemini de kapsadığı bilinen bir gerçek. Başkanlık dahil olmak üzere bunun dışındaki seçenekler de gündemimizdedir. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız, belirlediğimiz takvim içerisinde sürdürülüyor. Herhangi bir sorunumuz yok. Hazırlıklarımızı tamamlar tamamlamaz tercihen diğer siyasi partilerden de bu konuda destek isteyeceğiz. Milletin iradesinin tecelli ettiği TBMM’den, halkımızın tamamını kapsayan, herkesin ‘bu anayasada ben de varım’ dediği bir anayasanın yapılması için gayret göstereceğiz. Tabi ki nihai kararı verecek olan milletimizdir. Eğer bu mümkün görünmüyorsa başka formüllerimiz, başka hazırlıklarımız da mutlaka var. Onlar devreye girecek.”

Kıbrıs’ta müzakere süreci  

Kıbrıs’taki müzakere sürecine de değinen Yıldırım, “Bir müzakere görüşmesi yapılıyor. Eğer biz ahitleşmişsek, gelecekte yan yana kardeşçe yaşamaya karar vermişsek, o zaman bu detaylara takılmamamız lazım” diye konuştu.

“Kimin nerede, kiminle görüştüğü gibi konularla, biçimsel konularla uğraşmaya kalkarsak, kalıcı ve adil bir çözümü tabiatıyla elde etmemiz kolay olmaz.” görüşüne yer veren Yıldırım, şunları ifade etti:

“Benim tercihim, icabında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşebilir, Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Sayın Çipras ile görüşebilir. Bunlar da bu konudaki tarafların samimiyeti açısından dünyaya ve iki topluma güzel bir mesaj olur diye düşünüyorum”

Yıldırım Dünya Çocuk Günü’nü kutladı

Dünya Çocuk Günü’nü de kutlayan Yıldırım, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi bölgemizde yaşanan karışıklıklar ve savaş nedeniyle göç yollarında hayatını kaybeden, çok zor şartlarda yaşayan, yerinden yurdundan edilmiş milyonlarca insana bağrını açan, ekmeğini aşını paylaşan yegane ülkelerin başında Türkiye geliyor. Biz insanlığın bu anlamsız savaşa artık daha fazla duyarlı olmasını bu önemli gün vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak istiyoruz” dedi.

“Düşünmek bile istemiyoruz”

Başbakan Yıldırım, bir gazetecinin, Mardin’in Nusaybin ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda, ABD-İsveç ortak yapımı bir antitank roketi ele geçirildiğini hatırlatarak, “Bu, müttefikliğe uygun mu?” sorusunu yöneltmesi üzerine, şunları kaydetti:

“Şüphesiz uygun değil. Müttefik demek, stratejik ortak demek, karşılıklı hak ve hukuka saygı göstermek demek. Türkiye’nin terörle mücadelesinde bütün dostlarımızın yanımızda olmasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere söylediğimiz bir şey var. PKK, bir terör örgütüdür. Burada bir tereddüt yok. Amerika da kabul ediyor, dünya da kabul ediyor. Ancak PYD ve YPG gibi unsurların, PKK’nın değişik isimlerdeki devamı olduğu konusunda dostlarımız maalesef biraz ağırdan alıyorlar. Bu bahsettiğiniz olaylar bile Türkiye’de masum insanların, güvenlik kuvvetlerinin hayatına kasteden bu silahların, nasıl terör örgütüne geçtiğini açık bir şekilde gösteriyor. Yoksa, bizim stratejik ortaklarımız, terörle mücadele ettiğimiz terör unsurlarına silah desteği yapar mı, yapabilir mi? Böyle bir şeyin var olduğunu düşünmek bile istemiyoruz. Belli ki terör örgütünün yan unsurları, bunları Suriye’de, Irak’ta, teröre karşı mücadele adı altında elde ediyorlar ve bunu Türkiye’deki terör gruplarına aktarıyorlar. Bu, bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Sürekli ifade ettiğimiz tezi, bir anlamda doğrulayan bir gelişmedir. Bunun da bilinmesinde fayda var.”