‘Müzede Bir Gece’ etkinliği

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, müzelerin ve medeniyet algısının masaya yatırıldığı etkinliğe ilk kez ev sahipliği yaptı

Eklenme: 26 Mayıs 2018 - 15:26 / Son Güncelleme: 26 Mayıs 2018 - 15:26 / Editör: Ömer Faruk Orkçu

Sultanahmet Meydanı’ndaki Türk ve İslam Eserleri Müzesinde (TİEM) İlk kez gerçekleştirilen “Müzede Bir Gece” etkinliği, kültür ve sanat meraklılarını bir araya getirdi.

Bu sene Beyazıt’tan Sultanahmet’e taşınan kitap fuarına ve ramazan etkinliklerinin yapıldığı alana yakınlığıyla sanat meraklılarının ilgi göstermeye başladığı TİEM’in avlusu, müzelerin ve medeniyet algısının masaya yatırıldığı etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Ramazan dolayısıyla gece de açık olan müzedeki programda konuşan İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, ilk kez gerçekleştirilen “Müzede Bir Gece” programının, Beyazıt Devlet Kütüphanesinde başlatılan “Kütüphanede Bir Gece” etkinliğinin devamı niteliğini taşıdığını söyledi.

TİEM’in Türk ve İslam tarihi eserlerini barındırmak, korumak ve teşhir etmek amacıyla kurulan ilk müze olduğunu ve dünyanın en zengin İslam eserleri koleksiyonunu barındırdığını anlatan Yılmaz, müzenin ramazana özel olarak gece boyunca açık olduğunu ve 19.00-01.30 saatleri arasında indirimli giriş imkanı sağlandığını hatırlattı.

Müzenin alanının ilk müzesi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Burayı gezerken sadece bir müzeyi gezmiyorsunuz, aynı zamanda 13 asırlık bir medeniyetin geniş bir coğrafyaya yayılarak sanata dönüşen ince işçiliğini, göz nurunu ve birikimini de görüyorsunuz.” dedi.

Coşkun Yılmaz, İstanbul’un 90’dan fazla müzeye rağmen rağmen müzecilik anlamında fakir bir şehir olduğunu, müze konseptinde yapılan büyükşehir müzelerine ihtiyaç olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Henüz elimizdeki müzeleri dünya standartlarında yapılandırabilmiş değiliz. Topkapı Sarayı, 40 bin silahla dünyanın en zengin silah koleksiyonunda sahip. TİEM, dünyanın en zengin halı koleksiyonunda sahip, bunların çok azını müzedegörebiliyorsunuz.”

“Müzeye gelmeden önce eserlerle ilgili ön araştırma yapılmalı”

Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı ise TİEM’e gelmeden önce sergilenen eserlerle ilgili ön bir araştırma yapmanın müzeden elde edilen kazanımı arttıracağı görüşünü dile getirdi.

Küçükaşçı, hiçbir hazırlık yapılmadan rehbersiz olarak yapılan müze ziyaretlerinin kazanımının düşük olduğunu, kültür ve eğitimin birleştirilmesi yoluyla müzelere gelen insanların sayısının ve kazanımların artabileceğini, “Müzede Bir Gece” etkinliğinin müzenin yaşayan bir müze haline gelmesine ve vatandaşların kültürüyle buluşmasına katkı sağladığını ifade etti.

Yerli ziyaretçilerin Topkapı Sarayı’nın gezerken yapıya baktıklarını belirten Küçükaşçı, şöyle devam etti:

“Türk İslam Eserlerinde esere bakılır. Burada hem yapı var hem de yapıda daha çok eser var. Eserlere, objelere bakmak ise bilgi ve kültür gerektirir. Müzenin ziyaretçi sayısının artması için tek umudum müzeyle eğitim ve kültürü buluşturmamız. Müzeyle eğitimi buluşturup bunu öğrencilerimize gençlere bir kazanım haline getirebilirsek müze gezme kültürü de yerleşir.

 “Şehre bir bütün olarak bakmalıyız”

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Emre Bilgili ise kuruluş dönemi Osmanlı ve Selçuklu arkeolojisinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Müzeciliğin ve müzelerdeki eserlerin değerinin yeterince anlatılamadığını dile getiren Bilgili, “Bu işlere biraz geç başladık. Müzeciliği geliştirmemiz, kendi medeniyetimiz parçası haline getirmemiz lazım. Müze sadece bir mekan olarak değerlendirilmemeli. Şehre bir bütün olarak bakmalıyız. Bütün müzelerin medeniyetimizin birer parçası olduğunu bilip, konuya bu açıdan bakmamız gerekiyor.” dedi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi, konuşmasında “Mekan derinliği geniş olan bir alanda gecenin bu saatinde bulunuyoruz” dedi.

Sanatın içinde olan ve tarihini bilen birinin eseri değerlendirmesi ve onun karşısında heyecanlanmasının bambaşka olduğunu söyleyen Develi, “Geçmişe ait kültür sanat değeri taşıyan ne varsa onları attık eskicilere verdik, evlerimizde değerli eşya kalmadı.” diye konuştu.

Türkiye’nin en büyük kültür değeri markasının İstanbul olduğunu vurgulayan Develi, şunları söyledi:

“Bu markayı korumanın, değerine değer katmanın yolu İstanbullu olabilmekten geçiyor. Bu şehre bir çoğumuz sonradan geldik. Yaşadığımız bu şehre bir değer olarak sahip çıkmanın koşulu müze, tekke, cami, kiliseler gezmektir. İstanbul’u gezmek, İstanbullu olmanın koşuludur. İstanbul’da yaşayanların hafta sonları alışveriş merkezleri yerine müze gezilerine ayırması lazım. Önceden gideceğimiz mekanları okuyarak gezmek, şehrin kıymetini bizim gözümüzde bambaşka bir hale getirecektir.”

Mimar Celaleddin Çelik ise küçük de olsa seçkin ve eğitimli grupların ziyaretiyle müze kültürünün yaşatılabileceğini belirterek, “Bunun bir kültür aktarımı olduğunu düşünüyorum. Müzeyle olan ilişkimiz, devralınan mirasın vitrin içinde donuk olarak nostaljik bir öğe gibi ziyaretinden ziyade, bu mirasın devamı olabilecek ilhamı bize verecek nitelikte olması gerekiyor.” ifadesini kullandı.

ABD’de, Sultan 1. Mahmud’un 1730’lu yıllardan kalan tüfeğinin sergilendiği bir müzeyi gezme imkanı bulduğunu anlatan Çelik, müzeye girmeden önce izlenilen videonun eserin kıymetinin anlaşılmasına katkı sağladığını aktardı.

İbrahim Paşa Sarayı’nı bir müze olmasa dahi gezmenin kültürümüze temas etmek için inanılmaz bir fırsat olduğunu belirten Çelik, “O tüfekle mukayese bile edilemeyecek neler var burada. Bazen onlarcasının önünden geçiyoruz ama bir şeyin kıymetini bilip öyle arz ettiğiniz zaman karşılığını da buluyor.” diye konuştu.

Celaleddin Çelik’in tambur dinletisiyle devam eden etkinlik, katılımcıların soru-cevapları ve sahur ikramlarıyla sona erdi.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

TİEM, Türk ve İslam sanat eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesi ve aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılan son müze olma özelliğini taşıyor.

Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde yer alan İmaret Binası’nda 1914 senesinde “Evkaf-ı İslamiye” yani “İslam Vakıfları Müzesi” ismiyle ziyarete açılan müze, talana uğrayan cami, mescit, türbe gibi vakıf binalarından toplanan eserleri barındırıyor.

Birçok bölümü, kendi başına bir müze oluşturacak zenginlikte olan müze, ferman, berat, vakfiye gibi özel belgeler de içeren koleksiyonunda muhafaza edilen 18 bin 298 eserle bilim dünyasınca yakından tanınıyor.

Ramazan ayı boyunca iftar sonrası vakit geçirmek isteyen İstanbulluların ziyaretine açık olan TİEM’de, “Kütüphanede Bir Gece” etkinliklerinin farklı zamanlarda devam etmesi planlanıyor.

AA