Nesilden nesile ahşap tekne imalatı

Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde faaliyet gösteren atölyede, üç nesil bir arada el emeği ahşap tekne ve yat imal ediyor.

Eklenme: 18 Temmuz 2018 - 14:49 / Son Güncelleme: 18 Temmuz 2018 - 14:49 / Editör: Büşra Kılıç

Osmanlı Devleti döneminden bu yana ahşap tekne yapım geleneğinin sürdürüldüğü Bartın’ın Kurucaşile ilçesindeki bir atölyede, üç nesil bir arada ahşap tekne ve yat yapıyor.

İyon, Lidya, Pers, Amastris, Pontus, Roma ve Doğu Roma dönemlerinin ardından 1460 yılında Osmanlı egemenliğine girmesiyle devletin donanma ihtiyacının karşılandığı Kurucaşile’de, gemi yapımı yüzyıllardır babadan oğula miras kalarak devam ediyor.

Özellikle ilçede Tekkeönü ve Kapısuyu köylerinde kurulu 40’a yakın atölyenin yanlarına kurulan çadırlarda yapılan çeşitli tür ve uzunluklardaki yatlar, yurt içi ve dışına pazarlanıyor.

İlçe merkezi Şile Mahallesi’ndeki evlerinin bodrum katında dede, oğlu ve torunu olmak üzere üç nesil bir arada tekne ve yat yapımını sürdürüyor.

“Dünyanın dört bir yanına tekne ve yat”

Atölye sahibi Ali Özekin (63), AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının yanında çırak olarak başladığı meslekte 50 yılını geride bıraktığını, işini oğlu ve torunuyla devam ettirdiğini söyledi.

12 yaşından bu yana hayatını tekne ve yat yaparak geçirdiğini anlatan Özekin, “Buradan sadece ülke içine değil, dünyanın dört bir yanına yat gönderiyoruz. Türkiye’nin hemen hemen her limanında teknemiz vardır. Bizi de tavsiye üzerine buluyorlar. Teknelerimiz kestane ağacındandır, suya dayanıklıdır. Tekne yapımcılığı Türkiye’ye Kurucaşile’den yayılmadır. Mesleğin kaynağı burası olduğu için bazı ustalar buralı olmasa bile ‘Kurucaşileliyim’ der.” ifadelerini kullandı.

İlçede usta sayısının her geçen gün azaldığını ve mesleğin geleceğini iyi görmediklerini belirten Özekin, Osmanlı döneminde donanmanın ihtiyacının karşılandığı ilçede tekne ve yat yapımcılığıyla ilgili bölümler açıldığını ama usta çırak ilişkisinin şart olduğunu vurguladı.

Babasının yalnız kalmamak için yanına kendisini çektiğini, kendisinin de oğlu Sinan’ı başka yere göndermek istemeyerek yanına aldığını dile getiren Özekin, “Torunum da yavaş yavaş öğreniyor. Yaz aylarında sürekli yanımızda. Biz aslında bulaştırmak da istemiyoruz ama torunum bu işi seviyor. Bizden sonra ne olacağı belli değil.” dedi.

“Deniz kurumadıkça bu meslek var olacak”

Sinan Özekin (38) de okul dönemlerinde hafta sonları ve yaz tatillerinde babasının yanında çırak olarak başladığı mesleği 17 yıldır usta olarak sürdürdüğünü anlattı.

Atölyede 30 yıldır çalıştığını aktaran Özekin, şöyle devam etti:

“İlçemizde bu meslek babadan oğula gidiyor. Buradaki tersanelerin hemen hemen hepsi, aynı şekilde babadan oğula geçerek devam ediyor. Ben ailede üçüncü nesilim. Bu meslek bizim için çok değerli ve dünyada nadir mesleklerden biri çünkü her yerde yapılabilen bir iş değil. Bizim bu mesleğin önemini anlamamız geç oldu. Keşke atalarımız bunu anlayıp bize daha bir sanayi siteleri, hangarlar, çalışma sahaları bırakabilselerdi. Yine avantajlıyız çünkü hiçbir reklam yapmadan müşterimiz ayağımıza geliyor ve dünyanın her yerine bu ilçede bu tekne imalatı yapılıyor. Zaman zaman ‘Denizlerde balık azaldı.’, ‘Kota uygulaması var.’ deniliyor ama bunlar bizim sektörümüzün tükenmesinde faktör değil, deniz kurumadıkça bu meslek var olacak ve bizim işlerimiz de devam edecek. Türkiye ve dünyanın her yanından talep var.”

AA