Satranç ve sinema tutkunları Yaşayan Müze’de buluştu

Altındağ Belediyesi sınırları içerisinde, merkezi bir konumda tarihi dokuyu yansıtan eski Ankara evi mimarisindeki Gökyay Vakfı Satranç Müzesi yani nam-ı değer ‘’YAŞAYAN MÜZE’’de her ayın üçüncü Cuma akşamı sinema ve satranç severlerin buluştuğu ‘’Satranç Temalı Film Gösterimi ve Söyleşi’’ etkinliği düzenleniyor.

Eklenme: 22 Kasım 2016 - 09:22 / Son Güncelleme: 22 Kasım 2016 - 9:22 / Editör: Büşra Kılıç
gokyay-%283%29

Ayhan DEMİR- Zafer Gazetesi- 18 Kasım Cuma akşamı saat 19:00’da Caroline Bottaro’nun yönetmenliğini üstlendiği, 2009 yapımı ‘’Satranç Kraliçesi’’ filmi, Türkiye Satranç Federasyonu Yayın Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ergin Çiftçi’nin değerlendirmeleri eşliğinde sinema ve satranç tutkunları ile buluştu.

Türkiye Satranç Federasyonu’ndaki görevinizden bahseder misiniz?

Ergin Çiftçi: Türkiye Satranç Federasyonu 2009 yılından bu yana ‘’Mavi Kale’’ isimli bir dergi çıkartıyor. Ben de bu dergide yayın kurulu üyesiyim. Aynı zamanda derginin yazarlarından bir tanesiyim. Dergide yazdığım bölümlerden birisi ‘’Satranç ve Sanat’’. Başlangıçta edebiyat, resim, fotoğraf gibi sanatın çeşitli alanlarında satrancın rolünü ve bu alanlarla nasıl etkileşime geçtiğini yazmayı planlıyordum. Ama en başta sinema ile başladım. Özellikle sinemada satrancı ana tema olarak kullanan filmler izliyorum ve bu filmlerle ilgili yazıyorum. Her sayı için bir film yazıyorum ve bu güne kadar dergi 27 sayıya ulaştı ve içerisinde 27 yazım mevcut. Bugün izleyip üzerinde konuşacağımız film de o yazılardan birisi.

Peki bu akşamki etkinlikle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Ergin Çiftçi: Bugün burada güzel bir satranç filmi hakkında konuşacağız. Sinemada satrancın rolü ile ilgili bir giriş yapacağım. Oyuncularıyla, kısmen konusuyla filmi tanıtacağız. Sonra konuklarımızla birlikte filmi izleyeceğiz. Ondan sonra da satrancın filmle ilişkisi üzerine konuşacağız. Filmde yer alan satranç takımları hakkında konuşacağız. Çünkü bu müze, ‘’Guinness Rekorlar Kitabı’’na girmiş bir satranç koleksiyonuna sahip. Dünya’da benzerleri olmakla birlikte, başka bir örneği yok.

Peki müzede kaç tane satranç takımı sergileniyor?

Ergin Çiftçi: 570’in üzerinde satranç takımına sahip bir müze. Akın Gökyay ve eşi Birten Gökyay için satranç aşığı bir aile diyebiliriz. Satranca çok büyük hizmetler vermekteler. Akın Bey, kendisine hediye edilen bir satranç takımıyla koleksiyonculuğa başlamış. Sanatsal değeri olan etkileyici satranç takımlarını toplayarak, bir araya getirerek bunu büyük bir çaba haline dönüştürmüş ve günümüzün en büyük satranç koleksiyonunu meydana getirmiş. Bu koleksiyonu kendisine saklamayarak, halkla paylaşması da çok güzel bir davranış. Burayı ‘’Yaşayan Müze’’ haline getirmek ve satrançla ilgili faaliyetler yapmak ile ilgili çabaları da sürüyor. Bununla ilişkili olarak da, satranç temalı filmlerle ilgili söyleşi yapmak için de beni davet ettiler.

Bu etkinliğin satrancı sevdirmek ve özendirmek adına anlamlı bir faaliyet olduğunu da düşünüyorsunuz o halde?

Ergin Çiftçi: Satranç zaten çok sayıda gönüllüsü olan, saygı duyulan bir spor, sanat, bilim. Satrancı keyif aldığı için oynayanlar var, büyük amaçlar edindiği için oynayanlar var, spor uğraşı amacıyla oynayanlar var. Bunların dışında satrancın tarihiyle ilgilenenler var, kültürüyle ilgilenenler var. Satranç çok büyük bir dünya olduğu için, satrançla ilgili her türlü aktivite satrancı daha yaygın hale getirecek ve daha da sevilmesini sağlayacaktır. Biz aslında bu büyük alanı daha iyi tanımak için uğraşıyoruz. Satranç zaten çok bilinen bir oyun. Satrancın tanıtılmaya da pek ihtiyacı yok. Bundan ziyade dünyanın çeşitli yerlerinde nasıl oynandığına, nasıl görüldüğüne ve satrançla ilgili neler yapıldığına ilişkin uğraş vermek gerek. Sonuçta sinema gibi çok geniş bir öyküleme mecrasında bununla ilgili filmler yapılıyor. Satranç sineması kendi başına bir alan. İnsan dediğimiz canlının işlevleriyle, düşünceleriyle, tutkularıyla ilişkili. Dünya’nın farklı yerlerindeki satranç kültürünü anlamamızı sağlıyor. Mesela bakıyorsunuz, bir Yeni Zelanda filmi görebiliyorsunuz satrançla ilgili. Çok uzak bir ülke, çok ayrı bir kültür ama orada da satrancın bir yeri var. Bunu anlamamızı sağlıyor biraz. Satranç için insanlığın ortak dillerinden bir tanesi demek doğru olacaktır.

Zafer Gazetesi aracılığıyla satranç tutkunlarına neler söylemek istersiniz?

Ergin Çiftçi: Satrancın pek çok faydalı yönü olduğu gösterilmiştir, ileri sürülmüştür. Bunların mutlaka kanıtlanması gerektiğini düşünmüyorum. Satranç, belli bir anlamda bir sanattır, bir kültürdür, bir oyundur, bir spordur. Özellikle çocukların gelişimi üzerine çok önemli katkıları olduğuna inanıyorum. Ama bunun dışında satrancı seven, görselliğinden tutun oynanmasına kadar satrançla ilişkili herhangi bir şey gördüğü zaman mutlu olan insanlar vardır. O insanlar belki de tesadüfen rastladıkları bir reklamda, bir mağazada ya da satranç oynayan kişileri gördüklerinde aslında mutlu olurlar. Biz sinemada satrancın önemli ölçüde var olduğunu, satrancı işleyen yönetmenlerin, oyuncuların, senaryoların olduğunu biliyoruz. Bunlar aslında çok iyi bilinmiyor. Dünya’da da çok fazla bilinmiyor, bu konuda çalışan insan sayısı çok az. Ama bizim aktivitelerimiz, yazılarımız ve birlikte tartışmamız, bunları da bir şekilde derleyip toplayarak, sunma olanağı veriyor. O yüzden tüm bunlar insanlar için ufuk açıcı olabilir. Hiç tanımadıkları, bilmedikleri bir filmi izleme, görme, olanağı sunacaktır. Bir şekilde satranç ve sinema gibi iki büyük akımın buluştuğu bir alan meydana getirmeye çabalıyoruz. Ve böylece bu alanla ilgili bilgi sahibi olmayan ve hatta varlığından bile haberdar olmayan insanlar için bir fırsat yaratmış oluyoruz.