“Son mahyacı” mesleğini yaşatmaya çalışıyor

Özellikle ramazan ayında camilerin iki minaresi arasına asılan ışıklı yazı olan mahya sanatının temsilcisi Kahraman Yıldız, mesleğini geleceğe taşımak için mücadele ediyor.

Eklenme: 20 Haziran 2017 - 13:39 / Son Güncelleme: 20 Haziran 2017 - 13:39 / Editör: Büşra Kılıç

Özellikle ramazan ayında camilerin iki minaresi arasına asılan ışıklı yazı olan mahya sanatının temsilcisi Kahraman Yıldız, mesleğini geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan ve “son mahyacı” olarak anılan Kahraman Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1971 yılında elektrik çırağı olarak çalışma hayatına başladığını, kısa sürede elektrik ustalığına, daha sonra da mahya ustalığına terfi ettiğini söyledi.

Yıldız, “ilk” mahyayı 1975’te Sultanahmet Camisi’ne astıklarını aktararak, “Yazdığımız ilk mahya ‘Fethin Kutlu Olsun’ idi. İstanbul’un fethi benim için çok farklı bir anlam barındırıyor. İlk mahya da bu özel günü temsil ediyor.” diye konuştu.

“Mahya benimle hayat buldu”

Yıldız, çocukluğunda da mahyaların olduğuna işaret ederek, “Bir ara mahyalar nedendir bilmiyorum ama kayboldu. 1975’e kadar da göremedik. Sanırım mahya yeniden benimle hayat buldu.” ifadelerini kullandı.

Öğrenmeye hevesli çıraklardan olduğunu anlatan Yıldız, Osmanlı’nın son mahyacısı olduğunu belirttiği ustası Hacı Ali Ceyhan’dan bayrağı teslim aldığını kaydetti.

Yıldız, 2013 yılına kadar müdürlük bünyesinde elektrik ve mahya ekip sorumlusu olarak çalıştığını, 42 yıl hizmet verdiği görevinden emekli olduğunu dile getirerek, kısa süre sonra kurumun kendisini tekrar işinin başına geçmesi için çağırdığını belirtti.

Mesleğinin, sevilmeden yapılmasının imkansız olduğunun altını çizen Yıldız, yerden metrelerce yüksekte görevlerini ifa eden ekibiyle çeşitli zorluklara göğüs gerdiklerini anlattı.

Yıldız, mahya sanatını yaşatmaya çalıştığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“400 yıldan fazladır yaşayan mahya sanatı ‘can çekişiyor’ diyebilirim. Emekli olmama rağmen bu göreve devam etmemin tek sebebi, bu sanatın bitmesini istemeyişimdir. Şimdiki çıraklar uzaktan bakarak öğrenmeye çalışıyor. Ancak bu iş, sadece iş başında yaparak öğrenilebilir. Yaptığımız şey, hesap, kitap, geometri ve matematik işi. Ekibe genç insanların gelmesini çok istiyorum. Mesleki ahlaka sahip çıraklar yetiştirmeyi hayal ediyorum.

“Etrafımda meraklı ve istekli gençler göremediğim için ekipteki tecrübesiz arkadaşlarımı ‘öğrenmeye mecbur bırakarak’ eğitiyorum diyebilirim. Son 3 senedir sadece minareye çıkıp mahya asmak için kullanmış olduğumuz düzeneği kuruyorum, halatları ve makaraları düzenleyerek alt yapıyı hazırlayarak aşağı iniyorum. Arkadaşlarımı aşağıdan kontrol ederek yazıyı bizzat onlara yazdırıyorum. Ben yukarı çıkarsam başkaları aşağıda kalıyor. Böyle olunca da sanatı öğrenemiyorlar. Benden sanatımı ‘çalmak’ isteyen kimseyi de göremediğim için bu sistemi deniyorum.”

“Benden geriye ustası olmayan bir meslek kalacak”

Kahraman Yıldız, 40 yıllık arkadaşı Aziz İlyas Tosyalı haricinde ekibin sürekli değişen insanlardan oluştuğuna dikkati çekerek, diğer çalışanların da boyacı, tesisatçı, elektrikçi gibi farklı mesleklerden olduğunu bildirdi.

Yıldız, çalışma arkadaşlarının canla başla çalıştığını ancak işin ehli olmadıklarını dile getirerek, “400 seneden fazladır yaşayan bu sanat, bu teknolojiyle ve bu imkanlar dahilinde ölürse yazıklar olsun bize. Böyle giderse benden geriye ustası olmayan bir meslek kalacak.” dedi.

Mahyacılığın meslek ahlakı ve güzel terbiye gerektirdiğini vurgulayan Yıldız, “Bu ülke pırıl pırıl gençlere sahip. Sadece doğru yönlendirilmeleri gerekiyor. Ailelere burada büyük görev düşüyor. Evladınızın meslek ahlakı ile yetişmesi için alt yapıyı siz sağlayabilirsiniz. Ondan sonra bir ustanın elinde o genç şekillenir ve daha da güzelleşir. Biz gökyüzüne Allah kelamı olan sözleri işliyoruz. Bu mukaddes görevi artık eğittiğim, meslek ahlakına sahip gençlere emanet etmek istiyorum. Hiç korkmasınlar, Allah onlara yardımcı olacaktır, ben kefilim.” değerlendirmesinde bulundu.

AA