Son nesil kuklacı

Kuklacı Can İbrahim Atlığ, kuklacılık mesleğinin zor bir iş olduğunu ifade etti.

Eklenme: 12 Ocak 2018 - 08:40 / Son Güncelleme: 12 Ocak 2018 - 8:40 / Editör: Büşra Kılıç

Esra SARI- Ticari Hayat Gazetesi- Kukla, çeşitli sahne gösterilerinde kullanılmak üzere yapılan ve insan eliyle hareket ettirilen figürdür. İnsan ve hayvan biçiminde ya da soyut biçimli olabilir. Kuklalar iki ya da üç boyutlu olabilir; parmak boyundakilerden insan boyunu aşanlara, çok basit biçimlerden süslü ve gelişkin figürlere kadar çok çeşitli türleri bulunmaktadır.

Türk seyirlik oyunlarının en eskilerinden olan kukla, Anadolu’ya Orta Asya’dan gelmiştir. Günümüzde seyirlik köy oyunlarının bir parçasını oluşturmakta, Orta Asya şaman kültürünün kalıntılarını yansıtmaktadır.

Eski zamanlarda kuklacılık önemli bir noktadaydı. Kuklacılık günümüzde birkaç meraklının yaşatma çabası içinde unutulmuş durumdadır. Ülkemizde kuklacılık mesleğini yaşatmaya devam eden

Can İbrahim Atlığ, kuklacılık hakkında bilgi verdi.

Küçük ama şirin atölyelerinde birbirinden farklı kuklalar ortaya çıkaran Atlığ, kuklacılık mesleğini son yaşatanlar arasında. Birbirinden farklı ve çeşitli kuklaların olduğu atölye, insanı geçmişe sürüklüyor. Can İbrahim Atlığ, kukla gösterimlerinde duygunun daha çok hissedilmesi için önce kuklacının duyguyu içinde benimsemesi gerektiğinin vurgusunu yaptı.
Hayatı hakkında bilgi aldığınız Can İbrahim Atlığ, “Kırıkkale Üniversitesi Radyo Televizyon mezunuyum.” dedi. Can İbrahim Atlığ, ülkemizde kuklacılık mesleğinin bir okulu olmadığını ifade etti. Üniversiteye başlamadan önce de kuklacılık mesleğini icra ettiğini dile getiren Atlığ, “Ebeveynlerin, üniversite okutma gayesi var. Dolayısıyla aile baskısı ya da üniversite mezunu etiketini almak nedeniyle üniversite okudum.  Radyo televizyon okumamın sebebiyse kuklaların fotoğrafını çekerim düşüncesiydi.” açıklamasında bulundu.

“Geleneksel tiyatro içersinde kukla ilgimizi çekti”

Çocukluk dönemlerinde tiyatroya merak sardığını ifade eden Can İbrahim Atlığ, kendi öz değerlerimize dönme isteği oluştuğunun vurgusunu yaptı. Öz değerlerimizden olan geleneksel tiyatroyla ilgilenmeye başladığını kaydeden Atlığ, “Geleneksel tiyatro içerisinde yer alan kuklacılık ilgimizi çekti. Karagöz ve Hacivat gölge oyununa merak ve ilgimiz olduğundan dolayı kuklacılığa yöneldik. Tamamen geleneksel Türk tiyatrosunun kukla bölümü çalışmalarına daha çok ağırlık veriyoruz. Kukla gösterilerinin haricinde Karagöz ve Hacivat gölge oyunu ve tuluat gösterimleri de yapmaktayız.” sözlerine yer verdi.

“Kuklacılık, usta-çırak işidir”

Can İbrahim Atlığ, atölyede kukla çalışmalarını sürekli deneme-yanılma çabası içerisinde geliştirdiğini ifade etti. Sürekli kendilerini geliştirdiğini ifade eden Atlığ, “Kukla yapan ustaların tekniklerini sürekli araştırarak kendimi geliştiriyorum. Kuklacılığı yaşatmaya devam eden ustalarla, muhabbet ederek de eksik noktalarımızı öğreniyoruz. Kuklacılık işi usta-çıraklık işidir. Kuklacılık okulunun olmadığından dolayı sanayi işidir.” diye söyledi.
Can İbrahim Atlığ, ustasının olmadığını ama bir ustasının olmasını çok istediğini ifade etti. Kukla işinde kendine ait bir tarzı olduğunu kaydeden Atlığ, “Bir sürü ustayla kuklacılık işinin en ince ayrıntılarını öğrenmeye çalışarak ve bunun sonucunda kendi yorumlarımı katarak ortaya bir iş çıktı.” diye konuştu.

“Türkiye’nin her yerinde kukla gösterisi yapıyoruz”

Can İbrahim Atlığ, Türkiye’nin her yerinde kukla gösterisi yaptıklarını dile getirdi. Mesleğini severek icra eden Atlığ, doğu-batı her yerde kukla gösterisi yaptığının vurgusunu yaptı. Sözlerine devam eden Atlığ, “Kültür ve Turizm Bakanlığı kuklacılık mesleğinin kaybolmamasını istediklerinden dolayı çok büyük destekleri vardır.” ifadelerini kullandı.
Atlığ, eski kukla ustalarının halk evlerini çok ziyaret ettiğini vurguladı. Halk evlerinin kapanmasından dolayı kukla oyuncusu Hadi Poyrazoğlu’nun, Ankara’ya yerleştiğini ifade etti. Sözlerine şu şekilde devam eden Atlığ, “Şu dönemde halk evlerimiz olmasa da AVM’lerimiz bulunmaktadır. Avm’lerde çok sayıda gösterim yapıyoruz.”

“Kuklacılık, zor bir meslektir”

Kuklacılık gösteriminde insanları etkilemek ya da hikâyenin içine çekmek durumu çok zordur. İşini büyük bir özveri ile yapan kuklacı Can İbrahim Atlığ, çocukları etkilemenin daha kolay olduğunu sözlerine ekledi. Kuklacılık mesleğinin işin özünde birçok vasfı beraberinde getirdiğine vurgu yapan ve sözlerine devam eden Atlığ, “İyi bir kuklacı olmak için birçok vasfının olması gerekmektedir. İyi bir oyuncu olman lazım ki hikâyeyi iyi aktarabilesin. İyi bir heykeltıraş, makyöz, dans kabiliyetlerinin olması gereken bir sanat dalıdır; kuklacılık. Kuklacılık, zor bir meslektir. Kuklacılık mesleği özenilecek bir iş fakat zor bir iştir.” ifadelerini kullandı.

“Yetişkinlerde ilgi gösteriyor”

Atlığ, yetişkinlerinde gösterilere yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Atlığ,  “Kukla gösterimi bittikten sonra yetişkinler bize teşekkür etmeye geliyorlar. Biz, gösterilerimizi sadece çocuklara değil, yetişkinlere de yaptığımızı anlıyoruz.” sözlerine yer verdi.
Atlığ, kuklacılık işinin sevilmeden yapılmayacak bir iş türü olduğunun vurgusunu yaptı. Mesleğin zor taraflarını dile getiren Atlığ, “Sürekli gurbettesiniz. Her gün farklı şehirlerde olma durumunda olduğunuzdan dolayı yorucu bir meslek. Türkiye’de ki her bölgedeki insanla tanışmanızdan dolayı kafanızda belli bir çizelge oluşmaktadır. Dolayısıyla farklı insanlar, şehirler sizin bakış açınızı ve vizyonunuzu geliştirmekte.” şeklinde konuştu.
Meslekle iç içe olduğunu ifade eden Atlığ, “Sürekli sahne de ya da atölyede çalışmaktayız.” dedi. Oyuncuların senaryoları da yazdığını dile getiren Atlığ, drama oyunlarının da olduğunu ifade etti. Atlığ, dram oyunlarının dışında sadece dans eden ve konusuz gösterimlerinin olduğunu da belirtti.

“Herkes, kuklacı olamaz”

Kukla gösteriminde seyirciye duyguyu hissettirebilmenin daha zorlu olduğunu belirten Atlığ, “O yüzden herkes kuklacı değildir. Kuklacılık mesleğini icra eden kişi sayısı gerçekten çok azdır. Kuklacılık, mesleği ölmez.” ifadesinde bulundu.

Organizasyon şirketi olduklarını belirten Atlığ sözlerini söyle noktaladı: “Şirketin asıl temelleri 1935 yılına dayanmaktadır. Hadi Poyrazoğlu, kukla tiyatrosudur. Günümüzde Kukla Organizasyon olarak devam ettiriyoruz. Günümüz varisleri biziz.”