“Suç mağduru çocuk sayısı arttı”

Avukat Hakan Topaloğlu, Balıkesir’de suç mağduru çocuk sayısı arttığını belirterek, suç mağduru çocukların en çok yaralama suçundan mağdur olduğunu söyledi.

Eklenme: 21 Kasım 2016 - 09:35 / Son Güncelleme: 21 Kasım 2016 - 9:36 / Editör: Büşra Kılıç
_dsc0024

Esin BALIBEK- Balıkesir Yeni Haber Gazetesi- Ülke genelinde artan suç oranının ilimize de olumsuz yansıdığını belirten Avukat Hakan Topaloğlu, suçun mağduru olan çocukların varlığı bir sorun iken bu sorun ile birlikte ortaya çıkan ve suçun öznesi olan çocukların da toplumsal bir sorun olarak çözüm beklediğini belirtti. Bu konuyla ilgili olarak, güvenlik birimlerine yansıyan rakamlara dikkat çeken Topaloğlu, 2015 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklarla ilgili çocuk sayısının %4,4 oranında arttığını, bu sayının 303 bin 213 olduğunu söyledi. Topaloğlu, çocukların %57,4’ünün 15-17 yaş grubunda, %23,4’ünün 12-14 yaş grubunda, %18,9’unun ise 11 yaş ve altı çocuklar olduğu görüldüğünü, güvenlik birimine 2015 yılında gelen veya getirilen çocukların %66,9’u erkek, %33,1’i ise kız çocuğu olduğunu sözlerine ekledi.

Avukat Hakan Topaloğlu, suç mağduru çocuklar hakkında sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’na göre çocuklar iki temel kategoride değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çocuklar, korunma ihtiyacı olan çocuk ve suça sürüklenen çocuklar olarak şu tanımlanmıştır: Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlâkî, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu ifade etmektedir. Suça sürüklenen çocuk ise; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu, ifade eder. Türk Ceza Kanununun “yaş küçüklüğü” başlıklı 31/1. maddesine göre “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.”

Çocukların yaş durumlarına göre yargılanmalarının belirli ilkelere bağlı olduğunu vurgulayan Av. Hakan Topaloğlu, bu ilkeleri şöyle açıkladı: “5237 sayılı TCK’nun 31/2. maddesinin gerekçesine göre “Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde bulunan oniki yaşını doldurmuş ve fakat henüz onbeş yaşını tamamlamamış kişiler, genellikle işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğunun bilincinde olmakla beraber, bazı durumlarda fiili işlemekten kendini alıkoyamamakta ve bazı davranışlar açısından iradesine yeterince hâkim olamamaktadır. Bu nedenle, suç oluşturan bir fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş olup da henüz onbeş yaşını bitirmemiş olan kişilerin, işlediği suç açısından davranışlarını yönlendirebilme yeteneğine sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde, ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiştir. Bu grup yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hâkimi tarafından tespit edilir. Ancak, bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hâkimi, hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır.” Kusur yeteneği bulunmayan yaş küçüğü hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilir. Ancak, bu kişiler hakkında koruyucu, eğitici ve yeniden topluma kazandırıcı nitelikte güvenlik tedbirlerine hükmedilir.”

DERSİMİZ ŞİDDET

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir ilkokulda ders sırasında bir öğretmenin öğrencilere şiddet uyguladığının cep telefonu kaydı ile ortaya çıktığı haberinin medyada yer aldığını hatırlatan Avukat Hakan Topaloğlu, “Geçmişte bir atasözü gibi beynimize işlenmeye çalışılan ‘hocanın vurduğu yerde gül biter’ ya da ‘öğretmen sever de döver de’ şeklindeki telkinlerin eğitim sistemimize bakışın sağlıksız yanlarından birini ifade ettiği açıktır. Ders sırasında öğrencilerine şiddet uygulayan öğretmenin görüntüleri çekilmemiş olsaydı ve haber de yapılmasaydı ne olacağını biliyoruz. Şiddete uğrayan çocuklar şiddete uğramaya ve eğitimimiz de bu sağlıksız yapısıyla öğrenci yetiştirmeye devam edecekti. Çocuklara uygulanan şiddetin sona ermesi açısından eğitimin önemini her fırsatta vurgularken eğitim sistemi içindeki şiddet uygulayıcıları da göz ardı etmemek gerekiyor.”

ŞİDDET HER YERDE

Görsel ve sözde sosyal medyanın çocukların ruhsal ve bedensel gelişimini olumsuz etkilediğini vurgulayan Av.Hakan Topaloğlu, sağlıklı çocukların yetişmelerinin ancak sağlıklı bir aile ve toplum yapısına bağlı olduğunu vurguladı. Suça sürüklenen çocuk sayısının bu yıl 300 bini aştığını belirten Avukat Topaloğlu, şöyle devam etti: “Görsel ve sözde sosyal medyanın bireysel ve toplumsal şiddeti körüklediği ve onayladığı bir dönemde yaşıyoruz. İlkokul çağındaki çocukların ellerine akıllı telefonların ve tabletlerin verildiği, sokaktaki ve birlikte oyunların yerini sanal dünyada ve bireysel şiddet içeren oyunların aldığı, aile bireylerinin birbirleriyle ve çocuklarıyla konuşmadığı ve çocukların ruhsal ve bedensel yönden sağlıksız büyüdüğü koşulların içindeyiz. Bu koşullarda büyüyen çocukların yaralama, mala zarar verme ve hatta hırsızlık gibi suçlara karıştığı ya da yaralama, istismar ve hırsızlık gibi suçların mağduru olduğu da çözüm bekleyen bir sorun olarak beklemekte ve bu toplumsal sorun giderek artmaktadır.”