Süleyman Saim Tekcan Sergisi açılıyor

Süleyman Saim Tekcan’nın Şerefiye Sarnıcı’na özel tasarlanan “Atlar, Hatlar ve Süleymanname” sergisinde at heykelleri, at gravürleri, heykel ve gravür detaylarında yer alacak hatlar Ekim ayında kapılarını izleyiciye açacak.

Eklenme: 23 Ekim 2018 - 15:26 / Son Güncelleme: 23 Ekim 2018 - 15:30 / Editör: Arzu CİHANGİR

Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen’in yaptığı sergi, 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı’nın duvarlarıyla bütünleşen gravürler, suya yansıyan üç boyutlu çalışmalar ve bu çalışmaların duvarlarla örtüşen gölgelerden oluşan bir atmosferde ziyaretçilere merhaba diyecek.

Sarnıca inip ata yükselmek

7 Ocak 2019’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan sergi için küratör Şen “Milletlerin zamanda bıraktığı iz, sanatçılarının yaşadığı çağı tanımlama ve belirleme çabasından beslenir. Bir üst kültürün inşasında, coğrafyanın birikimleriyle yüzleşme, kendini tanımlama, ötekinden ayrışma ve öteki kültürlerle etkileşim biçimi etkin olur. Bizim çağdaş plastik sanatlarımıza ilişkin kuramsal bakış ve metodoloji barındıran ilk yaklaşımlardan birini Ressam Malik Aksel kaleme almıştır. 90 yıl önce yayınladığı yazısında Aksel, yeni kurulmuş Cumhuriyetimizde birlikte alınması beklenen yolun kilometre taşlarını belirlemiştir. Kendimiz olma zaruretini, sanatçının başka bir muhite gözünü çevirdiğinde yabancılaşacağını, batı sanatına benzemenin sanata katkı sağlamayacağını, dünyayı etkileyenlerin kendi muhitini iyi bilen sanatçılar olduğunu, Japon ve Rus resminin kendi olduğu için dünyayı etkilediğini ve daha fazlasını Aksel bu yazısında ifade ediyor. Bütün eğitim ve sanat hayatı boyunca bu yaklaşımın mücadelesini veriyor örneği oluyor.

Yazıya Malik Aksel’i anarak çağdaş sanatımızın problemlerine değinerek başlamamın iki önemli sebebi var. İlki 1963-64’te Avrupa’nın 5 başkentinde açılan Çağdaş Türk Resim ve Heykel Sergisi sonrası aldığımız eleştiriye rağmen, halen ve halen sanat dünyamızda kendi olamayan, kimlikten yoksun, batıyı taklit etmenin takdir edilesi bir yenilik ve çağdaşlık olduğu varsayımının devam etmesi. İkinci sebepse, sanatçımız Süleyman Saim Tekcan’ın önce Malik Aksel’in öğrencisi daha sonra aynı eğitim kurumunda birlikte eğitim verdiği arkadaşı ve daha önemlisi Türk Çağdaş Sanatı için alınması gereken yolun yetkin bir örneği olması. Tekcan, Octavio Paz’ın Yalnızlığın Diyalektiği’nde ifade ettiği gibi, gelecekte varılacak bir yere gitmek için, geçmişte bulunduğu yerden yola koyulmanın tüm çağdaş gereklerini yerine getirdi. Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı birçok sergiyle, aldığı ödüllerle, akademideki hocalığı ve yöneticiliğiyle, grafik sanatlarına ilişkin dünya çapındaki öncülüğüyle, çağdaş müze anlayışına katkı sunan müzesiyle ve daha birçok çabasıyla çağdaş Türk ve dünya sanatının geleceğine kaynaklık edecek bir yerde duruyor.

Şerefiye sarnıcındaki beraber gerçekleştirdiğimiz bu projeyle, Türk sanatının çağdaş dilini İstanbul’un tarihi değeriyle buluşturmanın heyecanı yaşıyoruz. Tekcan tarihimizin ve varoluşumuzun kökenlerindeki at imgesini çağdaş sanatta yeniden yaratarak, bildiğimiz at türlerine bir yenisi eklenmiş oldu.1600 yıllık tarihi sarnıçla bu Süleyman Saim Tekcan atı, heykel ve gravür formlarıyla buluşuyor. Sarnıcın sularına yansıyarak çoğalan çağdaş atlar ve hatlar, kadim müsennâ (aynalı) değerlere dönüşüyor. Eserlerin gölgeleri yüzyıllar öncesinin duvarlarıyla bütünleşiyor.

Bütün yoğunlukları arasında uzun zaman birlikte çalıştığımız Sayın Süleyman Saim Tekcan’a, yetkin değerlendirme yazısı için Sayın Beşir Ayvazoğlu’na ve emeği geçen mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Şerefiye Sarnıcı’nı restore ederek, İstanbullulara ve İstanbul’un misafirlerine, tarihle ve çağdaş sanatla buluşmalarına imkân sağlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi üst yönetimine gönülden şükranlarımı sunuyorum.” açıklamalarında bulundu.

Süleyman Saim Tekcan

Süleyman Saim Tekcan

Süleyman Saim Tekcan, 1940 yılında Trabzon’da doğdu. 1963’te Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden lisans diploması aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) Resim Bölümü’nde lisans ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sanatta Yeterlilik eğitimini tamamladı.

1968 ve 1975 yılları arasında Atatürk Eğitim Fakültesi’nde eğitim görevlisi olarak çalıştı. 1970’de bir yıl boyunca Almanya’da baskı eğitimi üzerine araştırmalarda bulundu. Daha sonra 1975 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim kadrosuna girdi. 1985’te profesör oldu ve aynı yıl Grafik Sanat Dalı Başkanlığı görevine atandı. Yugoslavya’da Sarajevo Sanat Akademisi ve Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde özgün baskı seminerleri verdi. 1991 yılında Almanya, Bonn’da “Türk Grafik Sanatında 12 Sanatçı” ve “Çağdaş Türk Resminden Bir Kesit” başlıklı iki ayrı konferans verdi. 1994-1995 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Dekanlık görevini, Grafik Bölümü Başkanlığı ile beraber yürüttü. 1996 yılında Büyükada’da eğitime başlayan Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kurdu ve ilk eğitim yılı süresince Dekanlık görevini yürüttü. 2007 yılında, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dekanlığı görevini yürüttü. 2008 yılında, 1.Uluslararası Özgün Baskıresim Bienali jüri üyeliği yaptı. 2004 yılından bu yana İMOGA-İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarına devam etmektedir.