TBMM Genel Kurulu özel gündemle toplandı

TBMM Genel Kurulu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla özel gündemle toplandı.

Eklenme: 15 Temmuz 2017 - 14:30 / Son Güncelleme: 15 Temmuz 2017 - 14:59 / Editör: Ferhat Esnek

Genel Kurul, TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı.

İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İsmail Kahraman, açılış konuşmasını yapmaya başladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan ve AK Parti Grup Başkanı Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Genel Kurul da yer aldı.

KONUŞMALARDAN BAŞLIKLAR;

İstiklal Marşı’nın ardından konuşma yapan TBMM Başkanı İsmail Kahraman, şunları söyledi:

“15 Temmuz’da milletimizin yiğit evlatları meydanlara indi. Gözlerini kapatmadan şehadete yürüdü. Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü bütün dünyaya göstermiştir. Bugün Türkiye demokratik bir sistem ile yoluna devam etmektedir. Türkiyeniz anayasada belirtildiği gini sosyal, laik, fikir ve inançlara saygı gösteren bir hukuk devletidir. Alçak darbecilere karşı Meclis’i açık tutarak milli iradenin hür olduğunu gösterdik. Her kuruma sızmış olan hainler helikoperlerden bombalar yağdırdılar. Onlar korkutmaya milletin vekillerini yok etmeye çalıştıkça 157 milletvekili çelikten iradeyle kenetlendiler.

İnsan suya düştüğü için değil sudan çıkamadığı için boğulur. Biz suda çırpınmadık. Ortak irade ortaya koyduk. Tarih cesareti olmayanın başarısı olmayacağını bize öğretti. Darbe girişiminin başladığını görür görmez Meclis’i açma kararı verdim. Cumartesi günü bir gün sonra TBMM’yi toplantıya çağırma yetkimi kullandım. Örnek bir olağanüstü toplantı yaptık. Ankara’da bulunanlar Meclis’e koştular.

Size bir anektodu aktarmak isterim. Özgür (CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Özel) Bey’in o zaman ceketi yoktu. 3 grup başkanvekili beraber oturduk. Ahmet Gündoğdu bey geldi, ÖZgür Bey’e “Birazdan televizyoncular gelir, çekim yapılır ben ceketimi sana vereyim” dedi. Özgür Bey hay hay dedi ceketi aldı. Ve güzel bir konuşma yaptı. Kaderde milli görüş gömleğini giymek de varmış. Partiler olarak ayrı olabiliriz ama aynı bilekteyiz. Gerektiğinde bir yumruk olabiliriz. 15 Temmuz bunun bir ıspatıdır. Binamızın alt katındaki sığınaya indik orada 3 parti olarak bildiri hazırladık. Daha sonra 4. parti de bildiriye imzasını attı. TBMM’de bulunan bütün milletvekillerimize teşekkürlerimizi sunuyorum.

Milli birlik ve beraberlik şuuru meydanları doldurdu. Milletimiz demokrasi nöbetlerine günlerce devam etti. Parti farkı olmadı. 7 Ağustos’ta 5 milyon kişinin katılımıyla miting düzenlendi. Türkiye bir daha darbelerle yüz yüze gelmeyecek. Darbe teşebbüsü senaryosu hazırlayan mihrakların hevesleri kursaklarında kalacak. Toplum demokrasiyi tümüyle özümsedi. Türkiye’de darbeler dönemi bitmiştir. Türkiye bunun dışında belalarla karşılaşmayacak.”

Yıldırım’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bugün burada yeniden bir araya gelebiliyorsak şehitlerimiz, gazilerimiz ve büyük Türk milletine borçluyuz. 15 Temmuz bu milletin düşmanına kıyameti gösterdiği gündür. 15 Temmuz iman dolu çılgın Türklerin tankları ezdiği gündür. 15 Temmuz milletin çıplak eliyle silahları erittiği gündür. 15 Temmuz milli iradenin teslim alınamayacağının 7 düvele ilan edildiği gündür.

Milletimiz ikinci kurtuluş mücadelesini başlattı. 15 Temmuz gecesi ihanetin en şiddetlisini yaşadık. İstiklalin bir bedeli var. Bu bedeli binlerce kez ödedik. O gece Meclis darbeye boyun eğmedi. Gazi bir millete gazi Meclis yakışır. Milletvekillerimiz o gece parti kimliklerini bir kenara bırakıp demokrasiye sahip çıktı. Milletimiz de o gece Meclis’ine ölümüne sahip çıktı. Milletvekillerimiz nasıl o gece milli iradeye davetsiz çıktıysa 15 Temmuz’un her yıldönümünde de aynı ruhla bu çatı altında buluşulmalıdır. O gece milletin kahraman evlatları ellerinde bayrak dillerinde Allah nidalarıyla ölüme koştu.

O gece Ahmet Mehmet yoktu. Ayşe Fatma yoktu. 80 milyonun adı vatandı bayraktı istiklaldi. 1915’te Çanakkale’yi geçemeyen gafiller 2016’da İstanbul Boğazını geçeceğini mi zannetti. Siz bu aziz milleti hiç tanımamışsınız. Siz kalleş oldukça biz daha çok kardeş olacağız. Siz kelepçeler vurdukça biz daha çok kenetleneceğiz. Karanlık çevreler milletin sağduyusuyla kaybolmuştur. Türk ordusu bugün 15 Temmuz öncesine göre çok daha güçlüdür.”

Toplantıda konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Darbe girişiminin birinci yıldönümünde darbenin başarısız kılınmasında en önemli rolü üstlenen şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize saygılarımı sunuyorum. Darbe girişimine halkımızla birlikte direnmiş siz değerli mensuplarına şükranlarımı iletiyorum. Darbe girişiminin önlenmesine canı pahasına katkı sağlayan şehit astsubay Ömer Halisdemir şahsında TSK ve emniyet teşkilatımızın tüm şehitlerine Allah’tan rahmet diliyorum. Dünyanın en kanlı örgütlerinden biri olan FETÖ’nün darbe girişiminin başarısız olması halkımızın demokrasisine sahip çıkmasıyla sağlanmıştır.

Türkiye’nin bir daha darbe girişimiyle karşı karşıya kalmaması için demokrasi geliştirilmeli. Hukuk sistemimiz darbe hukukundan ayrılmalı. Darbe girişimi bütün boyutlarıyla masaya yatırılmalı. 15 Temmuz gecesi gösterilen kararlılık darbe komisyonunun çalışmalarına yansımamıştır. MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı’nın komisyona gelerek milli iradenin temsilcilerine yanıt vermesi sağlanamamıştır. Yazılı olarak yanıt vermeleri kabul edilebilir değildir. Bu tablo parlamentonun sağlığı açısından hepimizin üzerinde durması gereken konudur.

2012 tarihinden itibaren Adil Öksüz’ün Hava Kuvvetleri imamı olduğu bilinmektedir ve devletin kayıtlarında vardır. Adil Öksüz asker değildir. Darbe toplantılarının büyük bir kısmı TSK dışında özel evlerde yapılmıştır. Adil Öksüz GPS ve cep telefonlarıyla serbest bırakılmıştır. Haydi diyelim serbest bırakıldı, MİT neden izlemedi? Darbe yapılmış ortalık tozduman Başbakanlık Müşaviri Adil Öksüz’ü ziyaret ediyor. MİT’in verdiği bilgiler bizi tatmin etmemiştir. 15 Temmuz günü darbeden bilgisi var mıydı yok muydu?

Bir daha Türkiye darbe girişimiyle karşı karşıya kalmasın diye bütün ayrıntılar ortaya çıkarılmalı. FETÖ ana iddianamesi hazırlandı. Bir grup savcı iddianame bitmeden savcılar görevinden alındı. Bu savcılar kimin bilgisine başvurmak istediler de görevden alındılar. Bu soruyu Adalet Bakanı’na, Sayın Cumhurbaşkanı’na sorun. 15 Temmuz darbe girişiminin tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkması lazım. Öyle görünüyor ki ayrıntıların ortaya çıkması engelleniyor.”

Toplantıda konuşma yapan MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yakın tarihimizin ve tüm zamanların en karanlık 15 Temmuz gününde gazilik unvanını bir kez daha hak etmiş TBMM’de toplanmış bulunuyoruz. 15 Temmuz FETÖ hain saldırısına direnen destan destan büyüyen aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. O gece işgalcilerin karşısına dikilen gazi ve milletimize şükranlarımı sunuyorum. Türk milleti tarih boyunca nice badirelerin üstesinden geldi. Üzerinde yaşadığımız coğrafyada yaşamanın ağır sonuçları olacaktır ve olmuştur. Türk milletinin üzerinde oyunlar oynanması tesadüfi değildir. Milli birliği kaybedip birbirimize düşersek bizi bu topraklardan söküp atacaklardır.

15 Temmuz öncelikle bir darbe girişimidir. Ayrıca planlayıcıları ve tetikçileri belli olan iblisane bir işgal denemesidir. 15 Temmuz FETÖ kalkışmasına kontrollü darbe demek her şeyden önce aklın inkarı, vicdanın itlafı, yalın gerçeklerin imhasıdır. 15 Temmuz’da çatısı altında bulunmaktan onur duyduğumuz TBMM defalarca bombalanmış kurşun yağmuruna tutulmuştur. Bir avuç yılan milletimize ateş saçmıştır. 15 Temmuz tarifsiz bir ihanettir. Bir yanda terör örgütü ve arkalarındaki efendileri vardır.

FETÖ eline geçirdiği tüm imkanları kullanmıştır. Helikopter ve uçaklar yasadışı şekilde uçrulmuştur. 15 Temmuz’un üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen kısır kavgaların yaşanması acı verici bir kayıptır. Düşman bellidir. Kazdıkları fitne kuyusu gözler önündedir. Darbe kalkışması karşısında neden hem fikir olamıyoruz. Neden hakkın ve hakikatın etrafında tek nefes olamıyoruz. 15 Temmuz suikast iken varolan görüş farklılıklarını nasıl izah edip neye yormalıyız.

Eğer biz irkilip kendimize gelmezsek milli akıl ve şuurda buluşamazsak bu barbarlık son bulmayacaktır. Eğer iç barış ve huzuru birlikte sağlamazsak yeni saldırılar önümüzdedir. FETÖ’yü üzerimize salan şarlatanlar sadece bir partiye ve düşünceye değil milletimizin tamamını hedef seçmişlerdir. Dost bildiklerimiz arkamızda hançerle dolaşmaktadır. FETÖ, PKK, PYD, YPG, IŞİD, DHKPC, silahlandırılmıştır. Bu terör örgütleri kanalıyla şark meselesi sürdürülmektedir. 15 Temmuz’a stratejik yaklaşmak oyunu odağında bozmak görevimizdir. Bu göreve yüz çeviremeyiz. Çünkü sığınacak başka yurdumuz yoktur. Ne yapacaksak burada yapacağız. Türkiye cumhuriyetinin omurgası milli kimliktir. Bu omurga kırılır milli kimlik kaybolursa bu sınırlar içerisinde devletimizin bugünkü haliyle yaşamak zorlaşacaktır. Adaletse istenen yollarda değil milli vicdanın ta kendisinde bulacağız.”

Genel Kurul’daki oturumda HDP adına partinin Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde Meclis Genel Kurulu’ndan eş Genel başkanımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere tutsak durumda olan milletvekillerimizi belediye başkanlarımızı, parti, yöneticilerimizi tutuklu gazetecileri ve hala açlık grevleri devam eden Nuriye ve Semih’i OHAL kapsamında mağdur edilen yurttaşlarımızı HDP grubu adına saygıyla selamlıyorum.”

“Aslında 4 Kasım öncesi ve sonrasın iktidar sahiplerinin demeçlerinden ortaya çıktığı üzere siyasi operasyonlarla tutsak edilmemiş olsalardı Eş Genel Başkanlarımız bu kürsüden selamlanacak değil hitap edecek liderlerdir.”

“Bu halkı ve demokratik siyaseti hedefleyen 15 Temmuz darbe girişimini şiddetle kınıyor, darbeye karşı koyarken hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Darbecilerin ve katillerin en kısa zamanda adil bir yargılama ile hak ettikleri, cezaya çarptırılmalarını tüm halkımız gibi beklediğimizi ifade etmek istiyorum.”
“16 Temmuz günü partimiz bu kürsüden darbelerin sadece askeri yönlerle olmayabileceği ifade etmişti. Ancak hemen akabinde darbe bir lütuf olarak görülmüş ve OHAL ilan edilmiştir. Darbeler sadece askeri apoletler ile gerçekleştirilemez. Dünya tarihinde demokratik işleyişe yönelik kravatlı darbelerin sayısız örneği vardır ne yazık ki Türkiye’nin de son bir yılı bunlara örneklerden biridir.”

“20 Temmuz itibariyle OHAL ile beraber bir darbe daha gerçekleştirilmiştir bu ülkede. Bu darbeyi müteakip, Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimiz tutuklanmış, belediyelerimize kayyumlar atanmış, gazeteciler tutuklanmış, 15 Temmuz darbe girişimine karşı duran çok sayıda kamu emekçisi işinden edilmişidir.”

“Darbe sonrası uygulamalar ile siyasi iktidar ülkeyi mağdur edilen mahzunlar haritasına çevirmiştir. Ama bilinmeli ki peygamber efendimizin buyurduğu üzere küfür devam eder zulüm devam etmez. Bugünkü zulmün devam etmeyeceği de 16 Nisan Referandumu ile ortaya çıkmıştır.”

15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı yaşanacakları az çok 1980 darbesinden herkes biliyor. Darbe girişimi başarılı olamamasına rağmen bugün yaşanan baskı, zulüm ve hukuksuzluklar ondan daha mı az yoksa o gün olacakları katlayan bir gerçekliğe doğru mu evrildi? Bugünlerde yargı adı altında yaşananlar hukuk tarihine düşen bir kara leke olacaktır.”

Ülkemiz geçmişi ile yüzleşerek sivil demokratik ve özgürlükçü bir anayasa sürecine başlamalı ve devlet liyakate dayalı olarak yeniden organize edilmelidir.”