Tüm önlemleri alarak ‘radyasyon’la çalışıyorlar

Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin 14 biriminin hemen hepsinde radyoaktif madde ve radyasyonlu kaynaklar kullanılırken, çalışanlar her türlü önlemi almakla yükümlü.

Eklenme: 12 Temmuz 2018 - 12:55 / Son Güncelleme: 12 Temmuz 2018 - 12:55 / Editör: Büşra Kılıç

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na bağlı olarak 56 yıldır nükleer teknoloji uygulamalarına yönelik bilimsel araştırma yapan Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin 14 biriminin hemen hepsinde radyoaktif madde ve radyasyonlu kaynaklar kullanılırken, nükleer enerji mühendisinden biyoloğa, kimyagerden teknikere kadar bütün çalışanlar kendi güvenliği ve çevre güvenliği açısından her türlü koruma ve önlemi almakla yükümlü.

Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde, radyoaktif atıkların güvenli hale getirilerek depolanması, radyasyon ölçer cihazların üretimi, cihazların kalibrasyonu, radyasyon ölçüm hizmetleri, radyoaktivite ve kimyasal analiz ölçümleri ile radyasyon güvenliği eğitimi gibi ülkenin ihtiyacı olan hizmetler de sunuluyor.

Merkez Müdürü Doç. Dr. Gürsel Karahan’ın verdiği bilgiye göre, merkezdeki 6 bölüm kapsamında yer alan 14 birimin hemen hepsinde radyoaktif madde ve radyasyonlu kaynaklar kullanılıyor. Merkezdeki nükleer enerji mühendisinden biyoloğa, kimyagerden teknikere kadar bütün çalışanların hem kendi güvenliği hem çevre güvenliği açısından her türlü koruma ve önlemi alması gerekiyor.

Merkezde çalışmaya başlamadan önce mutlaka radyasyon koruması eğitiminden geçiliyor. Kişi, öncelikle çalışacağı birimdeki tecrübeli bir personel eşliğinde laboratuvarın sistemini öğreniyor. Eğer yüksek aktiviteli bir birimde çalışacaksa, işe başlamadan önce hastaneden aldığı bir sağlık raporuna ilaveten merkez tarafından da bir sağlık kontrolüne tabi tutuluyor.

Her birimde radyasyon koruma sorumlusunun bulunduğu merkezdeki bütün laboratuvarlarda radyasyon güvenliğiyle ilgili ışın takibi ve tespiti için alan monitörleri yer alıyor. Ayrıca çalışılan bölgelerdeki radyasyon tehlike alanları sarı, yeşil ve kırmızı renklerle belirleniyor. Çalışanların hepsi günlük radyasyon doz ölçümlerini yapan kişisel “dozimetre” cihazlarını üstlerinde taşıyor. Radyasyona maruz kalan birimlerde çalışanların dışında, örneğin yemekhane çalışanları ve ziyaretçiler de dozimetre taşımak zorunda.

Radyoaktif maddeyle çalışanların dikkat etmesi gerekenler “uzak mesafeden çalışmak” ve “mümkün olan en kısa zamanda işi bitirmek” şeklinde sıralanıyor. Personel çalışırken önlük, galoş, maske gibi korunma önlemlerini alıyor. Radyasyon koruma ölçüm birimi belli periyotlarla bütün laboratuvarları denetliyor. Bütün personel her yıl sağlık kontrolünden geçirilirken, özellikle yüksek radyasyonlu bölümde çalışan personelin 6 ayda bir rutin kan değerleri ölçülüyor.

Merkezde çalışan her radyasyon işçisinin aldığı radyasyon dozu, çalıştığı ortamdaki radyasyon ölçüm sistemleriyle ve kişisel dozimetreyle hesaplanıyor.

Reaktörde hiçbir zaman tek kişi bulunmuyor

Merkezdeki TR-2 Reaktörü’ne giriş kontrollü şekilde yapılıyor. Reaktörün içi dışına göre daha düşük basınca sahip olduğu için reaktöre girerken 2 kapılı sistem kullanılıyor. Bu yöntem, beklenmeyen durumda içeride oluşabilecek radyasyonun dışarıya sızmasını engellemek amacıyla uygulanıyor. İçeriye girmeden önce yetkili personel radyasyona karşı özel ekipmanlarını takıyor ve özel kıyafetlerini giyiyor. Sadece belirli personelin yetkili olduğu reaktöre, parmak izi okuyucuyla giriliyor.

TR2 Araştırma Reaktörü’nün işletildiği, kontrol edildiği birimde çalışan enerji mühendisi Yücehan Kutlu, reaktörün sistemlerini güvenli bir şekilde çalıştırmak, reaktörün denetimi ve sistemlerin güvenlik hesapları, güvenlik değerlendirme hesaplarının yanı sıra reaktör sistemlerinin genel kontrolünden de sorumlu olduğunu anlattı.

Kutlu, reaktörün nükleer tesis olması nedeniyle radyasyon içerdiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

“Önlemler doğrultusunda çalıştığımız için kendimizi herhangi bir şekilde sağlığımızı tehdit eder şekilde hissetmiyoruz. İşin niteliğine göre önlem alınıyor, standart uygulamalar da bulunuyor. Tek kişiye bağlı güvenlik anlayışı söz konusu olmadığı için paylaşımlı güvenlik sistemi söz konusu. Dikkatimizi yaptığımız işe odaklamak zorundayız. Bunun yanında içeride hiçbir zaman tek başımıza bulunmuyoruz. Sistemler güvenliği sağlarken, görevli personel de sürekli radyasyonu izliyor ve çalışmaları takip ediyor. Biz de yaptığımız işe odaklanıyoruz. Bizim güvenliğimize odaklanan bir sağlık fizikçisi oluyor. Biz eğitimli olsak dahi hata yapabiliriz çünkü işe odaklanıyoruz ama sağlık fizikçisi bizim güvenliğinize odaklandığı için hata yaptığım takdirde ilk uyarıyı o yapıyor.”

Atık yönetiminde 4 farklı dozimetre bulunuyor

Türkiye’de hastanelerde, tıp merkezlerinde, araştırma birimlerinde ortaya çıkan radyoaktif atıkların tamamının toplandığı Radyoaktif Atık Yönetim Tesisi’nde, bu atıkların işlenmesi, çevreye zararsız hale getirilmesi ve güvenli şekilde depolanması işlemleri yapılıyor.

Tesiste radyasyona maruz kalma riski taşıyan personel bu konuda eğitimli olduğu her türlü iş güvenliği ve radyasyon güvenliği alınarak çalışıyor. El ve ayak monitörlerinin bulunduğu tesise giren personelin ellerinde ve ayaklarında herhangi bir kirlilik, üzerinde herhangi bir kirlilik olup olmadığı kayıt altına alınıyor. Aynı şekilde çıkarken de kıyaslamak için tekrar ölçüm yapılıyor. Çıkışta herhangi bir kirlilik tespit edilmesi halinde personelin giysisi alınıyor, kontamine ediliyor, kendisi de kontaminasyon işlemlerine tabi tutuluyor ve temiz bir şekilde dışarı çıkıyor.

Burhan Doğan, personelin radyasyona maruz kalma ihtimaline karşı ölçümlenmesi için üzerinde değişik dozimetreler bulunduğunu ve bunlarla ölçüm yapıldığını dile getirerek, yaptıkları işi şöyle anlattı:

“Çalışırken üzerimizde kıyaslanması için 4 farklı dozimetre bulunuyor ve bunlar farklı birimler tarafından takip ediliyor. Biz burada atıkları teslim alıyoruz. Teslim eden firmalar, uygun şekilde taşımasını yapmışlar mı, halka herhangi bir zarar gelmiş mi ölçümler alıyoruz; taşıyan personel kendisine zarar vermiş mi onu tespit ediyoruz. Atıklar alındıktan sonra burada işleme tabi tutuluyor, radyoaktif atık işleme tesisi olduğu için radyoaktif atık kendi zırhından ayrılır, kurşunla kaplı hücrede maşalarla işlem yapılıyor, radyoaktif çekirdek bunun içerisinde alınıyor ve daha sonra biriktirilerek zırhlanıp depolara gönderiliyor. Geri kalan metalik kısmı temizlenerek geri dönüşüme gönderiliyor. Radyoaktif maddeleri küçültme işlemine tabi tutup güvenli şekilde depolanmasını sağlıyoruz.

Sistem otomatik olarak kaynağı kapatıyor

Dünya Sağlık Örgütü, Atom Enerjisi Ajansı ve Atom Enerjisi Kurumu iş birliğiyle dünya genelinde radyasyon alanında kullanılan dozimetre ve doz hızı ölçerlerin kalibrasyonlarının standardizasyonunun yapmak için geliştirilen Sekonder Standart Dozimetre Labaratuvarı’nda, radyasyondan korunmada kullanılan portatif radyasyon ölçerler ve radyoterapide kullanılan kanser tedavisinde hastalara uygulanacak olan radyasyon dozunu çok büyük hassasiyetle ölçebilen dozimetrelerin kalibrasyonları yapılıyor.

Labarotuvarda çalışan Doğan Yaşar, buradaki iyonlayıcı radyasyonların özel dizayn edilmiş kurşun zırhlı kutular içinde yerleştirildiğini ve laboratuvar ortamdaki sıcaklığın, basıncın belirlenen standartlar içinde çalışabilmek için özel dizayn edildiğini, pencere bulunmadığını, havalandırma, soğutma ve iklimlendirme sisteminin 18-22 derece olmasını sağlayacak şekilde ayarlandığını söyledi.

Kalibrasyon esnasında içeride bir radyasyon oluştuğunu ve radyasyonun binanın dışındaki yaşam alanına herhangi bir etkisinin olmaması için duvar kalınlıklarının özel ayarlandığını ve kullanılan radyoaktif kaynağın maksimum aktivitesine bağlı olarak hesaplanarak zırhlama yapıldığını anlatan Yaşar, “Bu bina, dışarıya ya da yan laboratuvarlara herhangi bir radyasyon sızıntısının önüne geçilebilecek şekilde dizayn edilmiştir. Kalibrasyon esnasında içeride herhangi bir personel bulunmuyor. Kalibrasyon yapılacak olan dozimetre sistemlerinin kurulumu burada yapılmaktadır. Daha sonra dışarıya çıkılarak kapı özel kilitli sistemle açılmayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bir şekilde dalgınlıkla kapı açılıp içeriye girilmesi durumunda sistem otomatik olarak kaynağı kapatıyor. Olası bir radyasyon sızıntısına karşı personelin kullandığı personel dozimetreler vasıtasıyla çalışma süresi boyunca ne kadar radyasyon dozuna maruz kaldığı tespit ediliyor.” diye konuştu.

Laboratuvar kurşun zırhlarla kaplı

Nükleer Teknikler Bölümü Endüstri Birimi’nde, endüstriden gelen parçalar, radyografi yöntemiyle tahribatsız olarak kontrol ediliyor ve içinde hasar olup olmadığını tespit ediliyor.

Birim personelinden Serdar Sarıçam, radyasyonla uğraştıkları için kontrollü şekilde çalışmaları gerektiğini vurgulayarak, “Kontrolsüz şekilde çalıştığımızda kendimiz radyasyona maruz kalırız. Nükleerde ALARA prensibi dediğimiz prensip var, zırhlama olarak, mesafe olarak, zaman olarak dikkate almak. Laboratuvarımız kurşun zırhlarla kaplı, 50 santimetre beton bulunuyor, aynı zamanda kumanda ünitelerimiz de dışarıda. İş durumunda göre bir kişi çalışılmıyor, 2-3-4 kişi aynı anda çalışıyoruz. Sesli, güvenlikli uyarı sistemlerimiz de mevcut. İnsan hatasına karşı oluşabilecek ek önlemlerimiz de var.” dedi.

Özel kıyafet giyiliyor

Türkiye’de nükleer tıpta kullanılan doz kalibratörlerinin yıllık kalite kontrollerini yapıldığı Doz Kalibratörü Kalite Kontrol Laboratuvarı’nda çalışan biyoloji doktoru Aysun Ergün, radyoaktif maddeyle çalıştıkları için laboratuvara özel kıyafetlerle girdiklerini ifada ederek, şu bilgileri paylaştı:

“Kurşun önlük giyiyoruz. Bizi radyasyonun etkisinden koruması için kurşun şapkamız var. Tiroid koruyucu takıyoruz ve gözlüğümüz var. Mutlaka eldiven giyiyoruz. Elimizde yüzük dozimetremiz muhakkak oluyor, elle müdahale ettiğimiz için. Bunun altında bir tane doz ölçerimiz var, bir de kişisel olarak taşıdığımız anında bizi uyaran bir dozimetremiz daha var. Kıyafeti giydikten sonra radyoaktif maddeyi sürekli aldığımız bir jenatörümüz var, maddeyi buraya getiriyoruz. Burada dışarıdan gelen doz kalibratörünü kendi referans kalibratörümüze göre ölçümlerini yaparak uygunluğunu tespit ediyoruz.”

AA