Tunalı’da bir sokak müzisyeni: Enis Şahin

Tunalı Hilmi Caddesi’ne müziğiyle ses veren sokak müzisyenlerinden Enis Şahin, sanatını dört yıldır sokakta icra ediyor.

Eklenme: 20 Nisan 2017 - 10:21 / Son Güncelleme: 20 Nisan 2017 - 10:21 / Editör: Büşra Kılıç

Sultan YAVUZ ÖZİNANIR- 24 Saat Gazetesi- Tunalı Hilmi Caddesi’ne müziğiyle ses veren sokak müzisyenlerinden Enis Şahin, sanatını dört yıldır sokakta icra ediyor. Ziraat mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, pek çok mezun gibi işsiz kalan ve farklı meslekler yaparak hayatını kazanmaya çalışan Şahin, sonunda çok sevdiği müziği sokağa taşımış. Şahin’le, sokakta müzik yapmanın nasıl bir deneyim olduğunu, sokağı ve müziği konuştuk…

Yurt dışında sıkça gördüğümüz sokak müzisyenleri, son yıllarda ülkemizde de artmaya başladı. Eskiden nadiren gördüğümüz sokak sanatçıları, günümüzde sokağın renklerinden biri hâline geldi. Birbirinden farklı melodiler sokağın sesine karışarak o mekâna bir kimlik kazandırıyor. Bazen müziğin güzelliğinden, icra edenin yeteneğinden öyle etkileniriz ki, durup bir kaç dakika dinlemek isteriz ya da yanından geçerken yüzümüzde hoş bir ifade belirir. Hayatını sokakta müzik yaparak kazanmaya çalışan ve Tunalı’ya sık sık gidenlerin âşina olduğu yüzlerden biri de Enis Şahin…

Şahin’in hikâyesi, babasının hikâyesinden izler taşıyor. Türkiye Petrolleri’nden emekli olan baba Sefa Şahin de gençliğinde Almanya’daki müzik grubunda gitar çalıyormuş. Her ne kadar babasının müzik konusunda bir yönlendirmesi olmasa da, evdeki org ve gitar, Şahin’in ilk enstrümanları olmuş. Sekiz yaşındayken önce orgla kulaktan çıkardığı şarkılar, daha sonra lise yıllarında kendi başına kitaptan öğrendiği gitar, yaşamında vazgeçilmez olmuş. Şahin, müzik aletleri ile tanışmasını şöyle anlatıyor,

“Ben org çalarak başladım müziğe, duyduğum şarkıları kulaktan çalıyordum. Org çalmak zor değildir, gitarda notayı takip etmek zordur. Sekiz yaşımda, ‘Daha Dün Annemizin Kollarında Yaşarken’ gibi kolay şarkıları çalmaya başlamıştım. Sonra Tarkan çalmaya başladım, tabi tek nota ile çalıyordum ama nota bilgim yoktu. Sonra lise yıllarında gitara merak sardım. Evde gitar vardı zaten, kitaptan bakarak, kendi kendime akorları öğrendim. Ben çok iyi bir gitar virtiözü değilim, ritim gitar çalıyorum. Başlangıçta sevdiğim şarkıları, daha çok Türkçe rock parçaları çalmaya başladıkça da bir heves geldi.”

Mezun olduktan sonra işsizlik

Şahin, pek çok üniversite mezunu gibi işsizlik sıkıntısı çekmiş. İş bulma konusunda ailesi de biraz baskı yapmış. İki gitardan oluşan müzik grubuyla bir kaç mekânda çalmışlar ama sonra yürümemiş. Müziğini sokağa taşıyan süreci şu sözlerle ifade ediyor,

“Mekânlarda çalma işi yürümedi çünkü canlı müzik yapan yer sayısı çok değil ya da para vermiyorlar. Keyfi çalmak için gidebiliyorsun. Sokakta müzik yapmaya başlamadan önce iş arıyordum, okuldaki son dönemimdi. ‘Müzikle ilgili ne yapabilirim, acaba bir yerlerde çalabilir miyim’ diye bakıyordum. Fakat umduğum gibi olmadı. O sırada bir barda çalışıyordum, orada bulaşık da yıkıyordum. Çalıştığım yerdeki arkadaşım, ‘Sen sokakta çalsana, geçen gün sokakta birini gördüm, iyi çalıyordu, mekân arayacağına dışarıda çal’ dedi. Ben ilk önce bunu ciddi olarak düşünmedim ama yine de ‘nasıl yapılır’ diye araştırmaya başladım. O zamanlar amfim yoktu, ben de evdeki iki artı bir ses sistemini ayarladım, gitarı ve mikrofunu ona bağladım. Mikserim de kötüydü ama ses çıkıyordu. Alt yapım bir şekilde hazırdı ama ben bir türlü başlayamıyordum.”

Yazı-tura ile gelen şans

Şahin, üstündeki baskı ile çareler ararken attığı paranın yazı gelmesiyle her şey değişmiş. Bu ilginç anıyı Şahin şöyle anlatıyor, “Para kazanmak zorundaydım, aileden de para alamıyorsun tabii. Barda çalışırken gördüğün muamele zaten kazandığın paraya değmiyor. Onunla uğraşacağıma, sevdiğim şeyi yapayım dedim. Bir gün evde temizlik vardı, annem de bu yüzden evden çıkmam gerektiğini söyledi. Eşyalarımı aldım, Tunalı’ya geldim. Fakat sıkıntı şu, benim ses sistemim elektirikle çalışıyordu ve bir yerden elektrik bulmam lazımdı. Beş-altı dükkâna sordum, kimse kabul etmedi,  benim de moralim çok bozuldu. Tekin Acar’a sormayı aklıma bile getirmiyordum, çünkü çok kurumsal bir mağazaydı. Moral bozukluğu ile bir bira içtim ve yazı tura attım. ‘Yazı gelirse, Tekin Acar’a soracağım’ dedim ve para, yazı geldi. Biraz rahatlamıştım zaten, ‘en fazla gülerler bana ne olacak ki?’ diyerek dükkâna girdim. Çok iyi bir müdüre vardı orada ve isteğimi kabul etti. O kadar şaşırmıştım ki, hiç beklediğim bir şeydi. Orada çaldığım o ilk gün onların da hoşuna gitti ve ben elli lira kazandım. Çalıştığım yerde temizlik de yapmama rağmen, en fazla otuz lira alıyordum. Çok heyecanlanmıştım ve  bana ilk bir lira atan adamı görsem, belki de tanırım… Bir de Kuğulu Park büfecisi Levent Abi’ye sormuştum ‘abi çalabilir miyim?’ diye. O da ‘çal’ demişti. Kuğulu’da da çaldım uzun süre. Sonra kendi sistemimi kurabildim.”

Sokakta müzik yapmak nasıldır?

Şahin, sokakta müzik yapmanın insana çok şey kattığını belirtiyor. Eskiden belki muhatap olmayacağı kişilerle iletişim kurmaya başlamış ve sokaktaki insanlara bakış açısı değişmiş. Her türlü insanla sohbet ettiğini söyleyen Şahin, “Sokakta müzik yaparken, insan yelpazeniz çok genişliyor. Sokaktaki insanlara bakışım çok değişti. Mesela dilenciler hiç samimi gelmiyor artık. Yaptığım iş, çok zengin ve kültürlü insanın da ilgisini çekiyor, alakasız insanlar da geliyor. ‘Oğlum, burada ne yapıyorsun sen?’ diyerek gelen dayılar da var, onunla da konuşuyorsun. Sahne deneyimi açısından bakarsak, ‘en zor sahne’ diyebiliriz. Bir mekânda çalsan, zaten seni dinlemeye gelmişlerdir ve daha genç insanlar vardır. Burada her türden insan bulunuyor” diyor.

Genel olarak iyi deneyimler yaşadığını aktaran Şahin, zaman içinde sokaktan geçen insanların bir kısmına aşina olmuş. Hatta düzenli olarak kutusuna para atan, ‘geçen gün neredeydin, maaş aldım, sen yoktun’ diyecek kadar samimi olan kişilerle de ilişki kurmuş. Unutamadığı anılarından birini paylaşan Şahin, şunları söylüyor, “Yılbaşında gündüz 12.00’den,  akşam 20.00’ye kadar durdum ama çok keyif aldım. Yılbaşı diye insanlar da daha pozitifti ve durup dinliyorlardı. O gün 800 liraya yakın para kazandım ve bu para rekorumun iki katıydı, hiç unutamam. Bana bira uzatan insanlar bile olmuştu. Böyle zevkli bir iş. Sen keyif alırsan, zaten iyi çalıyorsun ve başkaları da keyif alıyor.”

Sokak müzisyenlerine bakış açısı

Şahin’in ailesi, oğulları sokak müziği yaptığı için çok da memnun olmamış. Bu durumu kuşak farkına bağlayan Şahin, “Tabii ki ailem, ben sokakta çalıyorum diye sevinmedi. Onların döneminde böyle bir iş yoktu ki… Bizim dönemimizde ise mesela İstanbul’a gidiyorum her yer sokak müzisyeni dolu. Avrupa’da zaten çok yerleşmiş, çok normal karşılanıyor. Benim çalmaya başladığım dönemde burada bir ben vardım, bir Bestekârdaki amca vardı, bir de akordeon çalan Ata Abi vardı. Şimdi bazı günlerde yer bile bulamıyorum. Bakış açısı zamanla burada da değişecektir diye düşünüyorum” diyor.

Benimki tamamen ihtiyaçtan doğdu

Sokak sanatçılarına atfedilen muhalif tavırla ilgisi olmadığını belirten Şahin, para kazanma zorunluluğunun kendisi için belirleyici olduğunu söylüyor. Şahin,

“Benimki tamamen ihtiyaçtan doğdu, bir şeyi protesto edeyim diye değil yani. O kadar çok işsiz ziraat mühendisi var ki… Ben sekiz senede bitirdim okulu ama bitirince hemen işe girebileceğim bir imkân olsa, o kadar uzatmazdım. Umut yoktu ki zaten. ‘Bitecek de ne olacak’ diyordum. Okuldan sonra herkes işsiz, görüyorsun. Mağazada çalışan arkadaşım var, ben mağazada çalışmak için mi okudum yani? Ben de muhtemelen sonunda öyle bir işe girecektim. Şimdi de aynı parayı kazanıyorum belki ama en azından sevdiğim işi yapıyorum. İş gibi de gelmiyor bana çünkü çok keyif alıyorum” diyor.

Athena ile düet

Televizyonda yayınlanan bir ses yarışmasına da katılan Şahin, bu tür programların tanınırlık açısından katkı sağladığını düşünüyor. Şahin, “Havaların çok soğuk olduğu ve sokakta müzik yapılamayacak bir zamanda ‘ne olacak ki, katılayım’ diyerek o yarışma programına katılmıştım. Gerçekten çok heyecanlanmıştım, bana dönmediler ama Athena ile düet yaptık. Bu tür programların tanınabilirlik açısından çok katkısı oluyor bence. Ertesi gün geldiğimde, yanımdan geçen on insandan sekizi tepki veriyordu. ‘Onlar dönmemiş, biz döneriz’ diyenler, ‘yanlış şarkı seçmişsin, dönselerdi sana sms atacaktık’ diyenler oldu. Güzel tepkiler aldım ve gelirime de etkisi oldu” diye ifade ediyor.

Türkiye’de müzik yapmak

Müzikle uğraşmak isteyen gençlere esprili bir dille tavsiyede bulunan Şahin, “Ben tavsiye verecek bir konumda değilim ama Türkiye’de müzikle uğraşmayı tavsiye etmiyorum. Hatta yaşlı tavsiyesi gibi olacak ama bir mesleğiniz olsun, müziği yine yaparsınız. Kendi adıma emekliliği olan bir işim olsaydı, hafta sonu da müzik yapardım mesela. Müzik çok keyifli bir iş ama maddi açıdan zorluğu var.”

Tunalı’nın sesi olan Enis Şahin’in hikâyesinin neşeli bir şarkı gibi sürmesi ve sevdiği işi yapmaya devam etmesi dileğiyle…