Türklerin ne yapacağı belli olmaz

Türkler, dünya literatürüne ‘ne yapacağı kestirilemeyen millet’ olarak geçmiştir. Peki, ne yapacağının kestirilememesi ne anlama gelir?

Eklenme: 21 Mart 2017 - 09:11 / Son Güncelleme: 21 Mart 2017 - 9:11 / Editör: Büşra Kılıç

Burak BALCI- Ticari Hayat Gazetesi- Son teknoloji yüzlerce savaş zırhlılarıyla, yüz binlerce askeriyle Çanakkale’ye akın eden İngiliz liderliğindeki İtilaf devletlerinin savaşı kazanıp ve boğazları kontrol altına alacağından ve Türkleri tarih sahnesinden sileceklerinden zerre kadar kuşkuları yoktu. Ama Türkler, bin bir türlü yokluk içinde kadını-erkeği, genci, çocuğu öğrencisi.. Tek millet ile giriştiği var oluş mücadelesini 2 yüz 50 bin şehidi vererek kazanmasını bildi.

Dünya’nın o güne kadar gördüğü en büyük donanması ve devletleri ayağında çarık olan ancak imanını kaybetmen Türkler tarafından mağlup edildi. Türkler karşısında savaşı kaybedenler ağır bir şekilde cezalandırıldı!

Türklerin küllerinden doğarak dünyayı şaşkına çevirdiği, mağlup ettiği sayısız örnek vardır. Bu nedenle de Türkler, Avrupa ve Batı’nın karşısında hep tehdit olarak görülmüştür.

15 Temmuz darbe girişiminde de aynı süreç yaşandı. Aslında darbe yerine işgal girişimi demek daha doğru olur. Kendi milletine tanklar ve savaş uçaklarıyla saldıran hainler de tarihin utanç sayfalarındaki yerlerini aldılar…

Onların da bu hainliği gerçekleştirirken kazanacaklarından zerre kadar kuşkuları yoktu. Ancak Türk milleti yine ülkemiz üzerinde oynanan bu karanlık oyunu bozdu. Hainlerin mermi yağmuruna direndi. Vuruldu, şehit oldu. Kalanlar yürümeye devam etti. Dünya tarihinde bunun başka bir örneği var mıdır bilmiyorum.

Türkiye üzerinde kanlı oyunlarını sahneye koyan Batı yenildi. Çünkü Türklerin ne yapacağı yine kestirilememişti. Bu yüzden de Türkler ile doğrudan bir muharebeye girmek Batı için her zaman büyük risk teşkil ederdi…!  Doğrudan savaşamıyorsan dolaylı yoldan terör örgütleriyle Türkiye’yi dizayn etmeye ekonomik olarak çökertmeye çalışırsın…

Bugün 15 Temmuz darbe girişimine benzer bir kalkışma dünyanın veya Avrupa’nın başka bir ülkesinde yaşanca yüz milyonlarca insan televizyon karşısında sonucun ne olacağını beklerdi. Çünkü Avrupalının canı da malı da kıymetlidir. Birileri devleti ele geçirmek için bir kalkışmada bulundu diye kimse malını, canını tehlikeye atmaz. Biz de durum bunun tam tersi. Elinde- avucunca hiçbir şeyi olmayan sadece ailesinin geçimini sağlamak için karın tokluğuna çalışan milyonlar, sokakları doldurarak darbecilere geçit vermedi. Ailesini, eşini, çocuğunu, geleceğini düşünmeden mermilerin önüne atladı, tankların önüne yattı. ‘Hiçbir şeyi olamayanlar memleketleri için her şeyini feda etti.’

Onlarca yıldır dünyanın son teknoloji bilimsel merkezlerinde, laboratuarlarında sosyolojik ve psikolojik analiz yaparak Türk insanının ‘her hangi bir olaya vereceği anlık ve uzun vadedeki tepkileri analiz edenler’ yine yanıldı ve hiç şüpheniz olmasın darbe görüntülerini ve halkın savaş uçaklarına meydan okuyuşunu defalarca izleyerek kafalarını duvarlara vurdular. Çünkü yine yanıldılar…

Hatırlayın, 2003 yılında Irak’ın işgaliyle birlikte Saddam’ın bir milyonu bulduğu iddia edilen ordusu, tasını tarağını toplayarak kaçmıştı. Bugün bile ordunun izine rastlayan olmadı! Memleketinizi işgale geliyorlar ve siz kendi geleceğiniz için bir takım anlaşmalar yaparak ülkenizi,  işgalcilere bırakarak kaçıyorsunuz..!

Afganistan’da, Suriye’de neler oldu? Arap Baharının yaşandığı Orta Doğu ve Arap ülkeleri ne hale geldi?  Buradan Türkiye’ye ayar vermeye çalışanlar Taksim meydanını Tahrir’e benzeterek  biz nasıl göndermede bulundular…?

İşin sonunda çok şükür bir Türk baharı yaşanmasa da  bu hainliğin belki de daha beterini ülkemiz 15 Temmuz’da yaşadı. Asker üniforması giyerek ülkemizin göz bebeği silahlı kuvvetlerimize sızanlar memleketimizi bir yok oluşun eşiğine getirdi. Ancak asil Türk milletinin kahramanlığı benim fikrim ve inancım ‘Allahın yardımıyla’ bu bela bertaraf edildi.

Darbenin önceden haber alınması, bazılarını şok eden Türk milletinin tepkisi, yurdun dört bir yanındaki Şehit Ömer Halisdemir’ler bu yok oluşu canlarını ortaya koyarak ödediler. Hepsinin ruhu şad olsun…

Burada milliyetçilik nidaları atarak vay be biz neymişiz demek değil niyetim ama şunu ifade etmek gerekiyor: “Milletimiz asil ve güçlü bir millettir, şartların oluştuğu her yerde bunu canını, malını ortaya koyarak her defasında göstermiştir ve göstermeye edecektir. Zaten bu yüzden dünya için tehdittir ve tehlikelidir… Önüne geçilmeli ve ekonomik büyümesi yavaşlatılmalı, muhtaç duruma getirilerek dayatma ve tehditlerle yönetilmelidir ! “

Belki klişe bir deyim olacak ama hepimiz aynı gemideyiz. Gemi battığında da buradan sağ kurtulan olmayacak.
Eğer aklımızı başımıza almazsak başka bir ülkeye gitmek isterken sınırda ayağına takılan bir çelmeyle yere takılan mültecilerden farkımız kalmaz…