Ucuz turist sancısı

“Zengin turistin Viyana’dan bu tarafa geçeceğini pek zannetmiyorum” diyen Hüseyin Çimrin, “Zengin turist yatlarla geziyor.

Eklenme: 12 Ekim 2016 - 09:08 / Son Güncelleme: 12 Ekim 2016 - 9:08 / Editör: Büşra Kılıç

Gülsem ADAM- Antalya Hilal Gazetesi- Yat turizmi ülkeye bir şey bırakmaz. Yatçılar yiyeceklerini genellikle memleketlerinden konserve olarak yatlarında depolarlar. Geri kalan yiyecek ihtiyaçlarını denizden avladıkları balıkla sağlarlar. Neden hala Yat Limanı yapımında ısrar edilir, anlamış değilim. Halbuki balıkçı barınakları, turistler için daha ilginç yerlerdir. Biz Antalya balıkçı iskelesini, yat limanı yaptık. Kötü oldu. Antalyalı bile artık oraya inmiyor” şeklinde konuştu.

Turizm şehri Antalya’da ucuz turist ve Herşey Dahil (HD) sancısı devam ediyor. Zengin turistten umduğunu bir türlü bulamayan Antalya’da tartışmalar da devam ediyor.

Ucuz turist tartışmalarına sivil tarihçi Hüseyin Çimrin de katılırken belki de acı gerçekleri dile getirdi. Türkiye’de tatilin ucuz olduğunu söyleyen Çimrin, “Konaklama bizde o kadar ucuz ki. Türklere bile verilmeyen oda fiyatları var, yemek fiyatları var. Çoğu zaman yemesi, içmesi, yatması, gezmesi günlük 30 Euro’yu geçmiyor. O turist memleketinde kalsa, o parayla ancak bir öğünlük yemek ihtiyacını karşılar” şeklinde konuştu.

Zengin turistin Antalya’ya uğramadığının altını çizen Çimrin, Türkiye’de turizmin ucuz olmaması halinde bu konsept ile bu kadar turistin gelmesinin zor olduğunu kaydetti.  Gelen turistleri çeken en önemli etkenin ucuzluk olduğunu söyleyen Çimrin, “Bizim yaptığımız turizm değil, düpedüz turizm hamallığı” dedi.30-40 EUROYA TATİL YAPIYORLAR

Türkiye’ye gelen turistlerin ucuz turist olduğuna bir kez daha vurgu yapan sivil tarihçi Hüseyin Çimrin, “Turistlerin kendi ülkelerinde yada farklı ülkelerde bizdeki kalitede otellerde kalsa 300-400 euro harcayabilecekken Türkiye’de 30 yada 40 euroya tatil yapabiliyorlar. Böylece ceplerinde kalan para ile bir sonraki sezonun tatil parasını da çıkarmış oluyorlar” ifadelerini kullandı.

ZENGİN TURİST NEDEN GELSİN?

İki buçuk milyonluk Antalya’da doğru dürüst sulu yemek yapan bir lokanta dahi olmadığını ileri süren Hüseyin Çimrin şu ifadelere yer verdi: “İçerisi kötü ışık düzeni ile süslenmiş, menüsü 5 lira, 6 lira olan abur cubur satan yerler var. Turistleri bırakın siz yeni tanıştığınız sevgilinizi veya özel bir gününüzde eşinizi nereye götüreceksiniz? Kebapçıya mı, dönerciye mi? Şimdi diğer şehirlerle karşılaştırıyorum da, şehrin görünümünden geçtim, otellerde zengin turisti alın, bin kişilik otellere götürün bakalım. Ellerinde tabaklarla yemek sırasına mı girecekler? Girmez. Antalya’da oteller kitle turizm için düşünülmüş, zengin turistler için yapılmamış. Zengin turistin Viyana’dan bu tarafa geçeceğini pek zannetmiyorum.Ya da yatlarla geziyorlar. Onların da yemekleri özel uçaklarla ülkelerinden getiriliyor. Yat turizmi ülkeye bir şey bırakmaz. Yatçılar yiyeceklerini genellikle memleketlerinden konserve olarak yatlarında depolarlar. Geri kalan yiyecek ihtiyaçlarını denizden avladıkları balıkla sağlarlar. Neden hala Yat Limanı yapımında ısrar edilir, anlamış değilim. Hâlbuki balıkçı barınakları, turistler için daha ilginç yerlerdir. Biz Antalya balıkçı iskelesini, yat limanı yaptık.”

TURİST OTURUP ÇAY BİLE İÇMİYOR

Turistlerin Türkiye’yi ucuz olduğu için tercih ettiklerini kaydeden Hüseyin Çimrin, “Kendi evinde kalsa kirası, ısınma masrafları, yemesi içmesi gibi yine bir 500–600 Euro harcar. İşte Antalya’nın lüks otellerinde konaklayan yabancı bir turist, bu harcamaları yapmayarak daha ucuza kalabiliyor. Çoğu turisti görüyorum öğlenleri tavuk-dürüm gibi şeyler yiyor. Yani para harcamıyor. Gezi turlarına hiç katılmıyor. Şehirde dolaşırken, bir çay bahçesine oturmuş, çay içen bir turisti bile nadiren görüyorum” şeklinde konuştu.