‘Uzayla ilgili en önemli konu Ay’a üs kurulması’

Prof. Dr. Aslan, “Uzayla ilgili önümüzdeki en önemli konu Ay’a üs kurulması. Yani uzaya Ay’dan açılmak. Gelecek yılın teması da ‘Ay, uzaya açılan kapı’ şeklinde olacak.” dedi.

Eklenme: 9 Ekim 2018 - 10:56 / Son Güncelleme: 9 Ekim 2018 - 10:56 / Editör: Mevlüt Çiftçi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzay çalışmalarını belirli ülkelerin yaptığını ancak yakın zamanda gelirine ve gücüne bakmaksızın birçok ülkenin uzay konusuna ilgi gösterdiğini söyledi.

Uzayın daha kapsamlı olarak anlaşılması, keşfedilmesi, uzaydaki oluşumların geçmişinin değerlendirilmesi ve bundan insanlığa fayda çıkarılması gibi konuların Birleşmiş Milletler tarafından hedef olarak belirlendiğini ifade eden Aslan, şöyle devam etti:

“Mesela önemli konulardan bir tanesi, Mars’a yönelik çalışmalar çok arttı. Mars’ın yüzeyinin daha derinlemesine incelenmesine yönelik bir görev şu anda yolda, yakında Mars’a varacak. Yine küçük uydular çok önemli çünkü dünyada ekonomik anlamda bir sıkıntı var. Dolayısıyla hem nüfusun artması hem kaynakların sınırlı olması, uzay çalışmalarına bakarsak aslında dünyadaki kaynakların daha da artırılmasına yönelik bir arayış söz konusu. Dolayısıyla şu an Mars’tan Ay’a dönüş var. Zamanında Ay’a ancak gidilebildi, çok paralar harcandı. Sadece ABD yaptı bunu. Mesela Rusya ve diğer ülkeler insansız robotlu araçlar gönderdiler. Şu an ABD de insan göndermiyor, robot gönderiyor. Uzayla ilgili önümüzdeki en önemli konu Ay’a üs kurulması. Yani uzaya Ay’dan açılmak. Gelecek yılın teması da ‘Ay, uzaya açılan kapı’ şeklinde olacak.”

Uzay teknolojileri alanında roketlerin önemine de değinen Prof. Dr. Aslan, “Uzay konusunda şu an kullandığımız şeyler, roketler. Roketler oldukça pahalı sistemler. Mesela çok büyük bir uçak 50 milyon dolar, bir roket de 50 milyon dolar ama roketi bir kere kullanıyorsunuz. Tekrar kullanılabilir roketler üzerinde çalışılıyor. Bunun dışında NASA’nın da tekrar kullanılabilen bir sistemi geliştirme çalışmaları var. Bu çalışmaların hepsi uluslararası. Birçok başka ülke de bunlara destek veriyor. Zaten uzay çok uluslu ve çok disiplinli bir çalışma ortamı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Uydu konusunda milli çalışmalar var”

Türkiye’nin uzayla ilgili macerasının her zaman olduğunu ancak dönem dönem kesildiğini kaydeden Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, şöyle konuştu:

“Türkiye’de uzaya ilgi çok uzun zamandır var ancak kesintilere uğramış. 2000’lere doğru aslında Türkiye’de ‘uzay alanında ürün geliştirilsin’ şeklinde bir yaklaşım söz konusu. İlk uyduyu satın almamız 1994, TURKSAT. Bu satın aldığımız bir uyduydu. 1999 yılında yine bir kararla bizim de öğrencimizin olduğu bir mühendis grubu İngiltere’ye gönderiliyor. Orada uydu yapmakla ilgili öyle bir çalışma var. Onun dışında 2005 yılında aslında bir dönüm noktası olarak söyleyebiliriz bu Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu bir uzay programı yayınlıyor. Bu programın çok önemli bir tarafı var, Türkiye’deki herkesin fikri alınıyor aslında hepsi birlikte hazırlıyorlar ve bunu sunuyorlar. Çok hevesli bir program çünkü çok kısa süreler koyulmuş çok büyük gelişmelere ulaşmak üzere. Bunların bazıları gerçekleştirildi. Mesela GÖKTÜRK-2 projesi, bu kapsamda bir çalışmaydı. Daha iyi haberleşme için yeni nesil TURKSAT’lar GÖKTÜRK-1 yine Avrupa ile beraber yapılan… Onun dışında şimdi yürüyen uydu projelerimiz var.”

Uydu konusunda da milli çalışmaların olduğuna dikkati çeken Aslan, “Mesela TURKSAT 6A haberleşme uydusu yine milli olarak, milli firmalarımız tarafından çalışılıyor. Biz de burada bazı parçaların testlerini yapıyoruz. Onun dışında yine çok önemli bir konu, ulusal fırlatma sistemi. Yani uzaya erişim, uzaya açılma bakımında işte Roketsan önderliğinde yine çalışmalarımız var. Benim de bir roket grubum var biz de kendi çapımızda hibrit roket geliştirme çalışması yapıyoruz milli kuruluşlarımızın da desteğiyle. İlk denememizi yaptık, her yıl Amerika’da yarışmaya da hibrit roketimizle katılıyoruz. Bunlar uzun süreli işler çünkü roket konusunda ben NATO’da da çalışıyorum roket geliştirme roketle ilgili bilgi dediğinizde büyük ülkeler hemen kenara çekiliyorlar. Onlar bu işi belli bir şeyde biliyor ve başarıyorlar bunu başkasından öğrenemiyorsunuz, kendinizin yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Uzay çalışmaları konusunda yönlendirilme az”

Uzay teknolojileri alanında yapılan çalışmaların sabır gerektirdiğini ve birlikte çalışılarak Türkiye’nin bir şeyler ortaya koyabileceğini ifade eden Aslan, bu alanda yetişen yeni neslin büyük hedefleri olduğunu söyledi.

Gençlere uzay teknolojileri alanında tecrübeli isimlerin deneyimlerinden yararlanmaları tavsiyesinde bulunan Aslan, “Engelleri de düşünmemeniz gerekiyor çünkü engeller sizi engeller. Yani bu alanda uzun yıllar çalışmış insanlar çekingen olurlar çünkü çok şey yaşamışlardır. Onların bilgi birikim deneyimlerini gençlerin ileriye gitme doğru hevesiyle birleştirmek gerekiyor. Çünkü biz ne kadar deneyim kazanırsak o kadar yavaşlarız, o kadar daha temkinli olmaya başlarız. Onun için sürekli yeni nesil ile eski nesli bir araya getirip yeni neslin de itici gücünü kullanıp eski neslin de bilgi birikimiyle bu şekilde ilerlememiz gerekiyor.” dedi.

İTÜ’nün Uzay Bilimleri Bölümü’nün, Türkiye’de uzay çalışmalarında ilerlemek isteyen gençler için bir fırsat olduğunu belirten Aslan, şunları kaydetti:

“Aslında uzay mühendisliği sadece İstanbul Teknik Üniversitesi’nde vardı. 10 kişiyle başlamıştık 60 kişi alıyoruz. Model uydu yarışmaları çok farklı kurumların uzay alanına ilgisini çekiyor. Çünkü model uydularda çok pahalı sistemlere, ürünlere gitmeden aslında çok çok basit elektronik ve mekanik sistemler kullanarak bir uzay aracının, uydunun faaliyetlerini temsil edebiliyorlar ve bunu kendileri verilen bir görevi tasarlayıp, üretip en sonunda da deniyorlar. Bu ilgiyi epey arttırdı. Hala bizim lise öğretmenleri veya üniversiteye öğrencilerimizi yönlendiren birçok kişi, kurum ve kuruluşun aslında uzay alanındaki çalışmalardan ya da uzayın bu alanda çalışmak isteyenlere sağlayacağı olanaklardan haberdar olmadığını görüyoruz. Biz ilk öğrencilerimizi 1986 yılında aldık 1990 yılında mezun verdik. O zaman Türkiye’de uzay alanında hiçbir şey yapılmıyordu ama o zamanki mezunlarımız bile mezun olduktan sonra çok iyi konumlarda çünkü yüksek teknoloji, iyi bir bilgisayar ve temel bilim eğitimi aldıkları için.”

AA