Yıldırım: Bu kardeşiniz Alevi kültürüne çok yakın

Başbakan Binali Yıldırım, Nevruz Cem’i Buluşması’nda “Tarih boyunca bir arada yaşamış insanların birbirini dışlaması, ötekileştirmesi Anadolu topraklarının ruhuna aykırıdır” dedi.

Eklenme: 21 Mart 2017 - 11:59 / Son Güncelleme: 21 Mart 2017 - 12:00 / Editör: Ferhat Esnek

Başbakan Binali Yıldırım, 1980 darbesinden sonra ilk kez gerçekleştirilen Hazreti Ali’nin doğum günü kutlaması ve Nevruz Cem’i Buluşması’ndaki konuşmasında “Tarih boyunca bir arada yaşamış insanların birbirini dışlaması, ötekileştirmesi Anadolu topraklarının ruhuna aykırıdır. Bu topraklarda ırkçılık, nefret, ayrımcılık hayat bulamaz. Her türlü ayrımcılığı, ötekileştirmeyi reddediyoruz. Biz aynı ülkenin çocukları, aynı devletin vatandaşları, aynı inancın temsilcileriyiz” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, ATO Congresium’da düzenlenen Uluslararası Hacı Bektaş Veli ve Sultan Nevruz Cem’i Buluşması’na katıldı. 1980 darbesinden sonra ilk kez kamu desteğiyle gerçekleştirilen ve nevruz ceminin yapılmasıyla Hazreti Ali’nin doğum günü kutlaması açısından da ilk olma özelliği taşıyan etkinlik; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde, Dede Garkın Eğitim, Kültür ve Araştırma Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlendi. Ankara’daki buluşmaya Başbakan Yıldırım’ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve Alevi dedeleri de katıldı.

“İSLAM; TERÖRÜN, ŞİDDETİN, ZORBALIĞIN, IRKÇILIĞIN TAM KARŞISINDADIR”

Sultan Nevruz Cem’i Buluşması’nda hitap eden Başbakan Yıldırım, terör örgütleri vasıtasıyla mezhep ve etnik kimlik üzerinden toplumu ayrıştırmaya çalışanlara karşı uyanık olunması gerektiğini vurguladı. İnsanlığın huzuru için terörle hiç ayrım yapmadan mücadele ettiklerini dile getiren Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

“İslam dini; barış dinidir, sulh dinidir. Peygamberimiz barış elçisidir. Allah adaleti, iyiliği doğruluğu hep emrediyor. Buna karşılık çirkin işler, kötülüğü, haksızlığı yasaklıyor. Bu emirleri açıkça ihlal eden hiç kimse İslam adına söz söyleyemez. Müslümanları temsil edemez. Adına DEAŞ denen, IŞİD denen bir terör örgütü yola çıkarak, hiç kimsenin İslam’ı terörle yan yana getirmesine asla razı olamayız. DEAŞ, Boko Haram, Şebab, PKK, YPG gibi terör örgütleri sadece terör örgütüdür. İslam ile dinimiz ile hiç alakası yoktur. Bu örgütler en büyük zararı da maalesef dinimize, Müslümanlara vermektedir. Biz dünyanın hiçbir yerinde masum insanlara yönelen bir terör eylemini kabul etmeyiz. İslam; terörün, şiddetin, zorbalığın, ırkçılığın tam karşısındadır. Terör örgütleri vasıtasıyla bizleri mezhep, meşrep hatta etnik kimlik üzerinden ayrıştırmaya çalışan fitne odaklarına karşı çok uyanık olmalıyız. Biz bölgemizde ve dünyamızda huzur istiyoruz, barış istiyoruz. Bütün gayretlerimiz bunun içindir. Bu sebepten dolayı dünyanın iyiliği için Türkiye, diyoruz.”

“İSLAMOFOBİ BATI MEDENİYETİNİ ZEHİRLEMEKTEDİR”

İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığının Batı dünyasını zehirlediğini savunan Yıldırım, “Bugün İslamofobi diye bir olay var. Maalesef batı medeniyetini zehirlemektedir. Demokrasi, insan hakları, özgürlük değerlerinin yerini ne yazık ki ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı almaya başlamıştır. Küçük siyasi hesaplar için büyük insanlık değerleri ne yazık ki kurban verilmektedir. Bu durum insanlık adına, Avrupa’nın, batı dünyasının geleceği adına hem üzüntü hem de endişe vericidir. Ümit ederiz ki insanlık değerlerini yok etmeyi hedef alan bu sapkınlığa karşı güçlü bir itiraz yükseltirken, birileri de bizim yanımızda yer alsın” dedi.

“BU KARDEŞİNİZ ALEVİ KÜLTÜRÜNE ÇOK YAKIN VE SICAK BİR KOMŞUDUR”

Farklı olmanın, insanın fıtratından geldiğini söyleyen Yıldırım, “Biz farklılıklarımızı insanlığın, medeniyetin zenginliği olarak gördük; görüyoruz. Bunun bir örneği de benim. Alevi, Sünni vatandaşlarımızın birlikte yaşadığı bir köyde doğdum. Benim adımı da çok sevdiğimiz, sevdikleri için adını verdikleri komşumuzdan geldiğini sizlerle paylaşmak isterim. Biz birbirimizin çocuklarına isim verecek kadar güçlü bağlarla birbirimize bağlıyız. Aynı tastaki çorbaya birlikte kaşık salladık. Bu kardeşiniz Alevi kültürüne çok yakın ve çok sıcak bir komşudur. Bu kültürün içinde büyüdüm. Biz birlikte ve iç içe yaşadık. Bundan sonra da ilelebet birlikte yaşamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“HZ. ALİ; İSLAM’IN KILICI, BELAGAT USTASI, AHLAK ABİDESİYDİ”

Bugünün, tabiatın uyanmaya başladığı gün olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

“Tabiat uzun uykusundan uyanıp, yeni bir bahara, neşe ve sevince uyanıyor. Havamıza, toprağımıza, suyumuza düşen cemreleri artık gönlümüze de düşürme zamanı gelmiştir. Bugün peygamberimiz Hz. Muhammed’in yol arkadaşı, can yoldaşı, sırdaşı aynı zamanda evladı yerine koyduğu İslam’ın en önemli kahramanı Hz. Ali efendimizin de doğum günüdür. Biz de ‘Duyduk ve uyduk’ diyoruz. Hz. Muhammed, bizim son peygamberimiz, yüce kitabımız Kur’an’ı tamamlayan, dinimizi ikmal eden peygamberimiz. Duyduk ve uyduk. Hz. Ali, İslam’ın kılıcı, belagat ustası, ahlak abidesiydi. Bir kahramandı ve bir şehitti. Hz. Ali’nin yaktığı ilim, ahlak ve belagat ateşi on binlerce fersah ötede, Horasan Erenleri’nde yankısını bulmuştur.”

“ÇORUM’DA, MARAŞ’TA, MALATYA’DA, MADIMAK’TA AYNI ZİHNİYET BENZER AMAÇLARLA İŞ BAŞINDAYDI”

Türkiye’de 2009 yılında gerçekleştirilen Alevi açılımını hatırlatan Yıldırım, “Geçmişle avunarak ya da her fırsatta geçmişin içinde dolaşarak, bugünü kuramayız. Aramızda ihtilaflar varsa bunu çözmek bizim en önemli görevimizdir. Bu topraklarda bizi ancak ayrıştırarak, kavga ederek, birbirimizin sevgisini azaltmaya çalışıyorlar. Bizim o hain planlayıcılardan öğreneceğimiz hiçbir şey yoktur. Çorum’da, Maraş’ta, Malatya’da, Madımak’ta aynı zihniyet benzer amaçlarla iş başındaydı. Olayları beraber okumak, entrikaları beraber değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Cumhurbaşkanı’mızın telkin ve iradeleri doğrultusunda 2009 yılında Alevi açılımını başlattık. İstedik ki aziz milletimiz birbirini daha yakından tanısın, birbirinin sorun ve taleplerine duyarsız kalmasın. Devlet vatandaşına kulak versin. Aleviler, Sünniler bu cennet vatanda kardeştir. Bütün mezhepler aynı değerleri paylaşıyor. Şükürler olsun bu çalışmalardan büyük bir mesafe kat edildi. Bugün bunu görüyoruz” diye konuştu.

“ARAMIZDAKİ KARDEŞLİK KÖPRÜLERİNİ DAHA GÜÇLÜ KILMA ZAMANI”

Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Geldiğimiz nokta önemlidir, değerlidir. Bize düşen bundan böyle aramızdaki kardeşlik köprülerini daha güçlü kılma zamanıdır. Bu coğrafyada birlikte yaşama ahlakının çıtasını hep beraber yükselteceğiz. Bize düşen vazife konuşarak, anlaşarak, meselelerimizi mesele olmaktan çıkarmaktır. Birbirimizi ötekileştirmeden dinleyeceğiz, birbirimizi anlamak için daha çok çaba sarf edeceğiz. Farklılıklarımıza değil, ortak yanlarımıza daha fazla yoğunlaşacağız. Bizler aynı bedenin, aynı inancın, aynı ruhun unsurlarıyız. Yaradan’ımız, kitabımız, hayat rehberimiz bir. Aynı tarihin, aynı medeniyetin çocuklarıyız. Köklerimiz bir. Ehlibeyte kim hürmet etmezse ne Alevi’dir ne de Sünni’dir. Kerbela’da zalimlerce şehit edilen Hz. Hüseyin efendimize hürmet etmeyen Alevi olsa ne olur Sünni olsa ne olur. Yol birdir, maksat birdir, menzil bir”

“BİR ARADA YAŞAMIŞ İNSANLARIN BİRBİRİNİ ÖTEKİLEŞTİRMESİ ANADOLU TOPRAKLARININ RUHUNA AYKIRI”

Her türlü ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi reddettiklerinin altını çizen Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

“Tarih boyunca bir arada yaşamış insanların birbirini dışlaması, ötekileştirmesi Anadolu topraklarının ruhuna aykırıdır. Cumhuriyetimizin bütün değerleriyle kazanımlarıyla birlikte dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu büyük ülkenin vatandaşları refah ve huzuru herkesten daha çok hak ediyor. Bunun önündeki bütün engelleri kaldıra kaldıra bugünlere geldik. Bu topraklarda ırkçılık, nefret, ayrımcılık hayat bulamaz. Her türlü ayrımcılığı, ötekileştirmeyi reddediyoruz. Biz aynı ülkenin çocukları, aynı devletin vatandaşları, aynı inancın temsilcileriyiz. Bu muhteşem ülkenin bütün vatandaşları bizim için birdir, beraberdir, kardeştir.”