Yücelciler’in mücadelesi sinemaya aktarılmayı bekliyor

Eski Yugoslavya döneminde, Makedonya’da yaşayan Türklerin örf, adet, din ve dillerini komünist rejimden korumak için verdiği mücadelenin öncülerinden olan Yücelciler hakkında kısa film yapan Üsküplü Sezer Salihi, Yücelciler’in hikayesini beyaz perdeye aktarmak istiyor.

Eklenme: 29 Eylül 2016 - 12:03 / Son Güncelleme: 29 Eylül 2016 - 12:03 / Editör: Büşra Kılıç
Eski Yugoslavya döneminde, Makedonya'da yaşayan Türklerin örf, adet, din ve dillerini komünist rejimden korumak için verdiği mücadelenin öncülerinden olan Yücelciler'in hikayesi beyaz perdeye aktarılmayı bekliyor. Makedonya Türklerinin "milli mücadelesi" olarak kabul edilen ve yıllarca bir sır perdesi gibi tarihin tozlu raflarında gizlenen Yücelciler hakkında kısa film yapan Üsküplü yönetmen ve senarist Sezer Salihi (Fotoğrafta), Yücelciler'in hikayesini sinemaya da taşımak istiyor. ( Dzihat Aliju - Anadolu Ajansı )

ÜSKÜP- Eski Yugoslavya döneminde, Makedonya’da yaşayan Türklerin örf, adet, din ve dillerini komünist rejimden korumak için verdiği mücadelenin öncülerinden olan Yücelciler’in hikayesi beyaz perdeye aktarılmayı bekliyor.

Makedonya Türklerinin “milli mücadelesi” olarak kabul edilen ve yıllarca bir sır perdesi gibi tarihin tozlu raflarında gizlenen Yücelciler hakkında kısa film yapan Üsküplü yönetmen ve senarist Sezer Salihi, Yücelciler’in hikayesini sinemaya da taşımak istiyor.

Bugün hakkında çok az bilgi bulunan Yücelciler hakkında yaptığı kısa filmle halkı bilinçlendirmeyi hedefleyen Salihi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yücelciler’in mücadelesini ve kısa filmini anlattı.

Üniversite bitirme projesi olarak üzerinde çalışmaya başladığı Yücelciler ile ilgili kısa filmi, daha sonra Üsküplüleri geçmişleri hakkında bilinçlendirme aracı olarak kullandığını söyleyen Salihi, Yücelciler’in hikayesini ve destanını pek çok Üsküplü gencin bilmediğine dikkati çekti.

Salihi, kısıtlı imkanlarla çektiği kısa filmle başta Makedonya olmak üzere, dünyadaki tüm Türklerin Yücelciler’in “destansı ölüm kalım mücadelesi” hakkında bilgi sahibi olmalarını istediğini kaydederek Yugoslavya’nın kurulmasıyla azınlık örgütlerinin kapatıldığını, sadece Makedonya Türklerinin değil, Bosna Hersek ve Kosova’daki Müslüman grupların da bu sorunla karşılaştığını söyledi.

Sinemaya taşımak istiyor

Bugüne kadar Yücelciler konusunun beyaz perdeye ya da tiyatroya aktarılmadığına dikkati çeken Salihi, “Bu hareketle ilgili ne bir belgesel, ne kısa film, ne de uzun metrajlı film hiçbir şey yok. Bir tek kitap ve internette yer alan bazı bilgiler var. Az çok o dönem Üsküp’te basılan Birlik gazetesinde yer alan bilgiler mevcut” diye konuştu.

Salihi, amacının sinema aracılığıyla Yücelciler’i gelecek nesillere aktarmak olduğunu vurgulayarak “Sinema çok önemli bir iletişim aracı. Hem bilinçlendirme, hem de bilgi paylaşımında önemli rol oynuyor” dedi.

Yücelciler’i iki yıl önce tanıdım

Yücelciler’in mücadelesiyle 2 yıl önce tanıştığını ve uzun araştırmalar sonucu bilgileri kronolojik olarak düzenledikten sonra senaryo yazdığını anlatan Salihi, Yücelciler’e dair çok az kaynağın olmasının kendisi için daha büyük bir motivasyon olduğunu belirtti.

Bir ay süren çekimlerin ardından geçen mayıs ayında kısa filmini tamamladığını söyleyen Salihi, Üsküp Türk Tiyatrosu’nun duayen oyuncularından Selahattin Bilal’in de rol aldığı filmde çok sayıda genç oyuncuya da yer verdiğini ifade etti.

Salihi, filmin iki ana sahneden oluştuğuna işaret ederek filme dair şunları söyledi:

“Filmin ilk sahnesinde Selahattin Bilal sokaktan geçerken kadastro görevlisi kadının bir evin önünde durduğunu görüyor. Selahattin Bilal orada ne aradığını sorar. Kadın biz kadastrodan geliyoruz, bu evin kime ait olduğunu öğrenmek istiyoruz diyor. Film bir eleştiri ile başlıyor aslında. 70 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmamış. Diğer sahne ise geçiş sahnesi, 1947’yi anlatıyor. Yücelciler’in o evin inşasını, evin ne anlama geldiğini, Yücelciler olarak ne yapmak istediklerini anlatıyor. En son sahnede ise duayen sanatçı Bilal’in ‘o evi yıkamazsınız demesi’ ile o evin tapusunun halk olduğuna işaret ediliyor. O ev, bu ülkedeki Türk kimliğini anlatıyor.”

Filmin bütçesini üç arkadaş olarak aralarında para toplayarak oluşturduklarını söyleyen Salihi, “Keşke daha zengin bir bütçemiz olsaydı da bu destanı daha geniş bir şekilde ele alabilseydik” dedi.

“Şimdiki hükümetin katkılarıyla Rumeli Türklerine seslerini yükseltme hakkı verildi”

Yücelciler’in yaşadığı olaylardan bir detayı aktaran Salihi, şunları kaydetti:

“1947 yılında dönemin Yugoslavya hükümeti Yücelciler’i takip etmeye başlıyor. Bunun üzerine de Yücelciler bunu fark ederek biz Türk’üz bizim arkamızda devletin olması lazım diyerek Türkiye’ye mektup yazıyor. ‘Bizi burada korumanız lazım, eğer korumazsanız bu rejim bizi yok etmek istiyor’ diyorlar. O zamanki hükümetten de ‘Misak-ı Milli sınırları içerisindeki Türklerin dışındaki Türkler bizi ilgilendirmiyor’ diye cevap almışlar. Desteksiz mahkeme süreci başlıyor. Eğer Türkiye’nin gözü olsaydı bu mahkemelerde, belki de bu kadar ağır bir ceza olmazdı. Uyduruk mahkeme süreci olmazdı. O dönemden bu zamana 70 yıl geçti. Şimdiki hükümetin katkılarıyla Rumeli Türklerine seslerini yükseltme hakkı verildi. Böylece Rumeli Türklerinin hikayeleri ve acıları ortaya çıkmaya başladı.”

“Yücelciler, Türklerin ve Türkçenin Makedonya’da var olmasının cevabıdır”

Salihi, Yücelciler’in, Makedonya’da Türk dili, Türk tiyatrosu, Türk okulları, Türk kitapları, Türk gazetelerinin var olmasının cevabı olduğunu ifade ederek “Çünkü onlar ölümüne savaşmışlar. Örf, adet değer, dil, dinimiz, kitapları okulları korumak için savaşmışlar” dedi.

Kendini daha büyük bir projeye hazır hissettiğini ancak imkanlarının kısıtlı olduğunu aktaran Salihi, Türkiye’nin de desteğiyle Yücelciler’in hikayesini tüm dünyaya duyurmak istediklerini sözlerine ekledi.

Yücelciler

Makedonya’da yaşayan Müslüman Türkler, 1937 yılında milli ve manevi değerlerini, örf ve adetlerini korumak ve yaşatmak üzere toplanmaya başladı.

1945 yılında teşkilata “Yücel” ismi verilirken, başkan olarak Üsküp’teki Ataullah Efendi Medresesi’nde tahsil almış, daha sonra Mısır’daki El Ezher Üniversitesi’ne giderek fıkıh, kelam, tasavvuf ve Batı felsefesi alanlarında eğitim alan Şuayb Aziz Efendi üstlendi.

Yugoslavya’daki bütün milliyetçi teşkilatların ortadan kaldırılma çabalarıyla 1947 yılının Ağustos ayında 16 kişi tutuklanarak yargılanmaları başladı. 25 Ocak 1948 yılında mahkeme haklarında idam kararı vererek aynı yıl 27 Şubat’ta dört teşkilat üyesi Şuayb Aziz, Adem Ali, Ali Abdurrahman ve Nazmi Ömer kurşuna dizilerek idam edildi. Diğerleri ise ağır hapis cezalarına çarptırıldı.

AA