Yurt Çadırının Son Üretim Yeri Edremit

Kazdağları’nda yaşayan Tahtacı Türkmenlerinden Göçebe El Sanatları Ustası Mehmet Ali Tuzlu Türkiye’de ‘Göçebe Yurt Çadırı’nı üreten tek kişi olduğunu söyledi. Yaklaşık 4 bin yıldır tahta oymacılığı yaptıklarını söyleyen Tuzlu; “Adem’in beşiğinden, Mekke’nin eşiğine kadar biz Tahtacıyız” dedi.

Eklenme: 11 Ekim 2016 - 14:26 / Son Güncelleme: 11 Ekim 2016 - 14:26 / Editör: Büşra Kılıç

Fatih Emrah ERDOĞAN-Memleket Gazetesi (Balıkesir/Edremit)- Edremit Körfezi’nde Yurt Çadırı’nın Topak ev olarak bilindiğini dile getiren Kazdağları’nda yaşayan Tahtacı Türkmenlerinden Göçebe El Sanatları Ustası Mehmet Ali Tuzlu; “Yut Çadırı tamamen el işçiliği ile hiçbir metal parça kullanılmadan, ağaç konstrüksiyon üzerine konur ve göçer yaşama uygun şekilde yapılıyor. Kurulması ve toplanması Göçebe hayatını kolaylaştıran özelliklere sahiptir. Şekil itibariyle kubbe oluşu rüzgara dayanıklılığını arttırmaktadır. Kış aylarında üst tarafta hava alan bölümün bir örtüsü daha bulunmaktadır. Yurt çadırı genellikle 5 metre kareyi geçmez. Çadır içinde kullanılan eşyalar kültürün kendi içinde yaşayan hayvanların derileri, yünleri ile yapılıyor. Bu çadırın yaklaşık dayanıklılık süresi 10 yıl kadardır. Çadır yaz aylarında serin, kış aylarında ise Sıcak tutma özelliği vardır. Yurt Çadırı bir aile geleneğidir. Ben Yurt Çadırını yapmayı dedemden öğrendim. Türkiye’de tek yurt çadırı yapan kişi benim. Dedem Ali Tuzlu 84 yaşında 23 yıl önce vefat etti.  Aynı zamanda dedem Yurt Çadırının son ustasıdır.  Bizler gelenekleri olan, eli keser ve testere tutan insanlarız. Bu işler bizim genlerimizde var. Biz Tahtacı Türkmenleri Şaman Kültürünü en canlı tutan toplumuz. Bende bu Yurt Çadırını ve tahta oymacılığı ile geleneklerimizi yaşatmaya çalışıyorum” diye konuştu.

Tahta Oymacılığı

Tuzlu; Ahşap oymacılığı, ham deri işlemeciliği yani çarık ve pösteki yapımında 4 bin yıllık bir geçmişe sahip olduklarını söyledi. Tuzlu; “Tahtacı Türkmen Kültürü içinde binlerce yıllık göçebe yaşamının birikimiyle dört nesilden beri yani 120 yıldır bir aile geleneği olan el sanatlarını devam ettiriyoruz” dedi.

Doğanın mütevazi zenginliğinden gelen asaleti yani oduna şekil vererek birer obje sanat eseri yada ev eşyası haline dönüştürdüğünün altını çizen Tuzlu; “Edremit Körfezi’nde yetişen ağaçlardan zeytin, çam, dut, çınar, kayın, kestane, meşe, dişbudak, göknar, karaağaç ve ceviz ağaçlarından oyma yapıyorum. Malzememi ise odunculardan ihtiyaç halinde ise orman işletmesinden alıyorum. Geleneksel testeremiz olan Hızar testereyi bizim kültürümüzde 9 yaşına gelmiş herkes kullanmayı öğrenir. Tahtacı dendiği zaman genlerden gelen bir özellik vardır. Buda testere kullanmak ve keser kullanmaktır. Ben tahta oymacılığını ne zaman öğrendiğimi hatırlamıyorum. Sanki genlerimde işli ve oturup tahta yontuyorum ve kazancımı yani ekmeğimi tahta yontmacılığından kazanıyorum. Elimde odun bazen bir objeye; bazen masa sandalye veya bir sanat eserine dönüşüyor” diye konuştu