Eski bir ritüel: Dana Bayramı

Çok eski zamanlara dayanan ve Afrikalılara ait olan Dana Bayramı yaklaşıyor. Yaklaşan bayramın tarihini öğrenmek amacıyla konuştuğumuz araştırmacı Mustafa Üzel, Dana Bayramı’nı anlattı

Eklenme: 14 Haziran 2019 - 09:20 / Son Güncelleme: 14 Haziran 2019 - 10:16 / Editör: Mevlüt Çiftçi

Bir zamanlar Kadifekale’de bulunan Yusuf Baba’ya atfen “Yusuf Festivali” olarak da anılan “Dana Bayramı” etkinlikleri yaklaşıyor. 15-16 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan bu kadim geleneğin ayrıntılarına gelin hep birlikte yakından bakalım. Godya’lar, Bori’ler Dana Meydanı ve daha önce duymadığımız pek çok kavram… Hepsi de Dana Bayramı’nın günümüzdeki şeklini almasına yön veren kavramlar. Rivayete göre; “Bir gün bir çocuk ermiş bir kişinin rüyasına girdiğini ve ermiş kişinin ‘Bir dana satın alın ve bunu aranızda paylaştırın’” dediği için o günden beri kutlanan bir bayram Dana Bayramı.”

OSMANLI KAYITLARINDA DA MEVCUT

Tarih Araştırmacısı ve Yazar Mustafa Üzel 1500’lü yıllardan günümüze kadar ulaşa bu Afrika geleneği hakkında oldukça ilginç bilgiler verdi. Üzel, bu geleneğin sanıldığı gibi yalnızca 19. yy’ a ait olmadığını ifade ederek: “Bu gelenek sanıldığı gibi sadece 19. Yüzyılda değil (yy) 1500’lü yıllarda da Osmanlı arşivlerinde bu bayramın kutlandığına dair belgeler var. Fakat bu bayram çok gürültülü bir şekilde bir ayin gibi kutlandığı için 1567 yıllarında bazıları bu kutlamadan şikayetçi olmuşlardır. Bununla birlikte kutlamalar yasaklanmış fakat tamamen yok edilememiştir. Afrikalılar bu bayramı gizli bir şekilde kutlamaya devam etmişlerdir” dedi.

Bu eski ritüelin anlamını daha iyi kavrayabilmek için tarihi belgelerin çok iyi incelenmesi gerektiğine vurgu yapan Üzel, “Dana bayramının kökenlerine inecek olursak aslında Dana Bayramı Günü diye bir şey yoktur. Bu, yaklaşık 3 haftalık bir festivalin ya da ritüelin diyelim son haftasına verilen bir isimdir. Eskiden bu festivale Yusuf Bayramı adı verilirmiş. Yusuf Bayramı’nın içerisinde de birbirini takip eden 3 ayrı hafta vardır. Gül mevsiminin bitişinden itibaren ilk Cuma günü bu haftaların birincisi olan ve duyurma anlamına gelen Dellal Bayramı başlamış olur. Dellal Bayram’ında ne yapılır diye soracak olursanız siyahilerin başları olarak kabul ettikleri Godya’lar vardır. Godya’lar sıradan insanlar değillerdir. İnsanüstü özelliklere sahiplerdir. Müslümanlıkta da yer alan Şeyh kavramına benzerdir diyebiliriz” açıklamalarına yer verdi.

“BABALARA GELESİN”

“Godyaların ‘Bori’ adını verdikleri ruhları insanlardan uzaklaştırdıkları söylenir” diyen Üzel, “Babalara gelesin” lafının özü de buna dayanır. Bori’lerin insanın içine giren ve onları istediği gibi yönlendiren kötü ruhlar olarak tanımlandığını aktaran Üzel, “Bu ritüel içerisinde Şamanist ögeler de barındırır. Aslında Dana Dayramı dediğimiz şey de çok katılımlı bir Bori ayininin isim ve şekil değiştirmiş halidir. İçinden Bori çıkartılmış kişi ise artık Godya olabilme özelliği kazanır. Zamanla bu ayin bir festival şekline dönüşerek günümüze kadar gelmiş” şeklinde konuştu.
Bu festivalde Godya’nın yanında yer alan Kabakçıbaşı elindeki kabağı takırdatarak İzmir sokaklarında dolaşarak ve dana almak için para toplanarak geçirilir. Bu bir haftanın sonunda ise kabilenin en yaşlısının eskiden Kadifekale’de bulunan bir kaya üzerine çıkarak Dellal Bayramı’nın bittiğini ve ikinci hafta olan Peştamal Bayramı’nın başladığını haber verirdi. Peştamal Bayramı’da Dellal Bayramı’nın bitiminden başlayıp bir sonraki Cuma’ya kadar devam eder ve sonuncu Bayram olan Dana Bayramı’na sıra gelmiş olur. Dana Bayramı’nda eskiden Kadifekale’de yer alan Dana Meydanı’na büyük bir peştamal serilir ve toplanan para buraya konularak paranın miktarına göre dana satın alınır. Dana satın alındığına bir gelin gibi süslenir ve bir hafta boyunca İzmir sokaklarında dolaştırılır. Üçüncü haftanın son Cuma’sında ise şimdiki İnkılap İlkokulu’nun olduğu yerde bulunan Yusuf Baba Tekkesi’nin önündeki Dana Meydanı’nda kesilirdi. Dana kazanlarda kaynatılarak hep beraber yenirdi” diye açıklamalarda bulundu. Günümüzde kutlanan Dana Bayramı’nın en son haftanın en son gününe tekabül ettiğini de söylen Üzel, “Bugünkü şartlarda eskiden olduğu gibi 3 haftalık bir kutlama yapmak mümkün değil” dedi.

AFRO-TÜRK PİKNİĞİ’NE DAVET

Afrikalılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Beyhan Türkoğlu, ise 2006 yılında kurulan derneğin kuruluş amacının kaybolmaya yüz tutmuş bu geleneğin meydana çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması olduğunu söyleyerek bu yıl ki etkinlik programı ile ilgili şu bilgileri verdi:  “15 Haziran’da Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde bir fotoğraf sergisi ile etkinliğimiz başlayacak olup ardından paneller ve çeşitli eğlenceli etkinliklerin de yapılacak.” Bayramın ikinci gününde ise büyük bir piknik organize edeceklerini belirten Türkoğlu, tüm İzmir halkını bu kadim geleneği öğrenmek ve kaynaşmak için pikniğe davet ederek gerekli bilgileri kendilerine ulaşarak öğrenebileceklerinin altını çizdi.

Burcu YANAR / İLKSES GAZETESİ