Eski ve yeniyi harmanlayan dekoru ile gazoz kültürünü tekrar yaşatıyor

Türkiye’nin 25 farklı şehrine ait 30 çeşit gazozun yer aldığı ‘Münire’, eski ve yeniyi harmanlayan dekoru ile gazoz kültürünü tekrar yaşatıyor. Münire’yi diğer mekanlardan ayıran diğer bir nokta ise hayat verdiği sosyal faaliyetler

Eklenme: 15 Mayıs 2019 - 13:51 / Son Güncelleme: 15 Mayıs 2019 - 13:51 / Editör: Mevlüt Çiftçi

Fonda Zeki Müren, Emel Sayın, Neşe Karaböcek ve 70’li, 80’li yılların daha nice sanatçısına ait şarkılar… Denizli’den Zafer, Adana’dan Ferah Bade, Ordu’dan Ufuk, Safranbolu’dan Bağlar, Sakarya’dan Neşe, Akhisar’dan Dört Mevsim, Niğde’den Niğde, Bursa’dan Uludağ, Mersin’den Ankara, Fruko, Sprite ve Gazoz markalarıyla birlikte tam 30 çeşit gazoz… Gazozun yanında verilen leblebi… Daktilodan taksi tabelasına, guguklu saatten gaz lambasına akla hayale gelmeyecek sayıda antika obje… ‘Keşke tekrar satılsalar’ dediğimiz Eski Tatlar Bakkaliyesi… Ve İstanbul’un karmaşasından kaçıp Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde babaannesinin adıyla mekan açan bir eski eşya aşığı…

Burası gazozun tekrar hayat bulduğu eskici dükkanı, burası önüne herhangi bir isim konulmaksızın sadece bir kahveci, burası ‘Münire’. Beş yıl önce eşiyle birlikte İstanbul’u terk eden 40 yaşındaki Özgür Ahmet Çankaya’nın evine sığmayan hatıralarının kahveci-gazozcuda can bulmasıyla başlıyor bu hikaye. Gazozuyla ünlenen Münire’nin yolculuğunu ve takdir edilecek sosyal sorumluluk faaliyetlerini bizler de dinledik.

30’A YAKIN GAZOZ ÇEŞİDİ

“Eşim mali müşavir, ben ise işletmeciyim. İstanbul’da işletmecilik yapıyordum. Toplamda 20 senedir bu işin içerisindeyim. Değişik bir şey yapmak istedim. Ve bu isteğim doğrultusunda Münire ortaya çıktı” sözlerini kullanarak konuşmasına başlayan Çankaya, şöyle ekledi: “Münire benim babaannemin adı. 4 sene açtığımız dükkan eskiye uygun yapıldığı için birçok kişi ‘Sanki bu dükkan burada hep varmış gibi’ diyor. Konsepti olan bir dükkan.  Türk kahvesi ve gazoz çeşitleri var. Başka bir şey yok biz de. 30’a yakın gazoz çeşidi, 16 aroma, 5-6 çeşit de Türk kahvesi var. Gazozlar Türkiye’nin farklı birçok şehrinden geliyor. Her yörenin gazozunu getirmeye çalışıyoruz. Gelen gazozlar sırayla sürekli değişiyor. Burada eskiye dair gazozlar da var.  Hali hazırda 1960’lı, 70’li yıllarda olan gazozlarda var.”

“BABAANNEMİN İSMİYDİ MÜNİRE”

Münire’nin kurulum aşamasından bahsetmeye devam eden Çankaya, “Önce ‘vintage eşyaları toplarım, sosyal medya üzerinden satarım’ diye düşünmüştüm. Fakat evin yarısı eski eşyalarla doldu ve oluşan dağdan dolayı satamadım. Sonra bir gün eşim beni arayıp eşyalardan bıktığını, temizlik yapamadığını söyledi. Bilirsiniz evde kadınların hakimiyeti vardır. Ben de dükkan aramaya başladım. İzmir’in kalbi Alsancak. Burayı istedim ve oldu. Dediğim gibi babaannemin ismiydi Münire. Bir kasap bile açsam hayalimdi, adı Münire olacaktı” dedi. Mekanı ilk açtığında içeride bulunan otantik eşyaları sattığını, ancak artık satmadığını dile getiren Çankaya, “Çünkü sattığım şeyin yerine yenisini bulmakta zorluk çekiyordum. Önceden satmamın amacı ise değer bulmasıydı” diye konuştu. Sıradan bir şey yapmak istemediğini ifade eden Çankaya, “Biliyorsunuz ki her yerde ismin başına ya da sonuna ‘kahve’ kelimesi koyularak bir sürü dükkan açılıyor. Hepsi birbirinin aynısı. Ben İzmir’in ruhu gereği bu dükkanlara mahkum kalmaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

SADECE KAHVE VE GAZOZ

‘En çok satan gazozunuz hangisi? 30 çeşidi sayabilir misiniz?’ sorusunu da yanıtlayan Özgür Çankaya, şöyle devam etti: “En çok satan diye bir şey yok aslında. Hepsi çok sevilerek tüketiliyor. Zafer Gazoz bizim temel taşımız. Birincisi çok fazla Denizlili var. İkincisi gazozlarına çok sahip çıkıyorlar. Sekiz kişilik bir grup gelse eğer biri Denizlili ise hepsi Zafer Gazoz içiyor. Çeşit olarak 30 tane yok aslında marka olarak var. Eğer aroma olarak sorulursa diyelim ki frambuazlı gazoz istedi tüm olan şehirleri ve markaları sayabilirim.” Münire ile ilgili başka planları olmadığını aktaran Çankaya,  Bu ruhu ve konsepti bozmayı hiç düşünmüyorum. Sadece kahve ve gazozum var. ‘Kahvenin üzerine hadi bir de çay içelim’ veya ‘gazozun yanında bir tost yiyelim’ durumu yok bizde. Oluşmasını da doğru bulmuyorum. Eğer ilerde böyle bir zorunlulukta kalırsak yine buranın ruhuna göre ya salçalı ekmek ya da tereyağlı ballı ekmek sunabiliriz” yorumunda bulundu.

KOŞANLARA GAZOZLA DESTEK

Omurilik felçlileri için düzenlenen koşuya destek vermek amacıyla katılımcılara ücretsiz gazoz verdiklerini kaydeden Çankaya, “Omurilik felcinin tedavisine yönelik araştırmalara fon sağlamak ve bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla tüm dünyada aynı anda koşulan Wings for Life World Run etkinliğine biz de destek olmak istedik. Koşu tişörtüyle buraya gelenlere gazoz bedavaydı. Ben koşamadım ama koşana bir şekilde destek vermek istedim. LÖSEV’in düzenlediği özel bir gecede ise benden ricada bulunuldu. Dükkanda Eski Tatlar Bakkaliyesi diye bir kısmım var. Eskiye dair çocukluğun çikolataları, şekerleri satılıyor. Bu paketlerden gelip almak istediler. Para vererek satın almalarını istemedim. Kendilerinden sadece bağış makbuzu istedim” diyerek sözlerini tamamladı.

Sultan GÜMÜŞ / İLKSES GAZETESİ