Basın İlan Kurumu https://www.bik.gov.tr Basın İlan Kurumu Resmi Web Sitesi Fri, 06 Dec 2019 05:56:54 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.0.7 Trump: 12 bin asker göndereceğimiz haberleri yalan https://www.bik.gov.tr/trump-12-bin-asker-gonderecegimiz-haberleri-yalan/ Fri, 06 Dec 2019 05:56:54 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278853 Donald Trump, Kongre ve ABD Savunma Bakanlığını (Pentagon) karşı karşıya getiren ABD’nin Orta Doğu’ya 14 bin asker sevk etmeyi değerlendirdiği iddialarına Twitter’dan yanıt verdi.

ABD Başkanı Trump, paylaşımında, “Bugün Suudi Arabistan’a 12 bin asker göndereceğimiz yönünde çıkan haberler yanlış, daha da net söylemek gerekirse bu yalan haber.” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan, Amerikan basınında çıkan haberlerde Orta Doğu’ya 14 bin asker gönderilmesinden bahsedilmesine rağmen Trump’ın paylaşımında 12 bin rakamından bahsetmesi de dikkati çekti.

Orta Doğu’ya ek asker haberi Washington’u karıştırdı

The Wall Street Journal gazetesi, Pentagon yetkililerine dayandırdığı haberinde, ABD’nin yaz aylarında İran tehdidine karşı Orta Doğu’ya sevk ettiği 14 bin askere ek olarak bölgeye 14 bin asker daha göndermeyi planladığını iddia etmişti.

Bunun üzerine Missouri Senatörü Cumhuriyetçi Josh Hawley, gazetenin haberini Twitter hesabından paylaşarak, “Sadece bu yıl 14 bin asker gönderdikten sonra Pentagon’un Orta Doğu’da 14 bin ek asker istemesinin nedenini, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’ndeki oturumda dinlemek istiyorum. Pentagon bir kara savaşına mı hazırlanıyor?” ifadesini kullanmıştı.

Pentagon Sözcüsü Alyssa Farah, Hawley’in talebi üzerine Esper adına açıklama yayımlamış, “Dünyadaki tehdit durumunu sürekli olarak değerlendiriyor ve seçeneklerimize bakıyoruz. Hasımlarımızın faaliyetlerine, dinamik durumlara bağlı olarak kuvvet durumu ve asker sayımızı ayarlıyoruz. Bakan Esper, bu sabah ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı James Inhofe ile konuştu ve şu anda Orta Doğu’ya 14 bin ek asker göndermeyi değerlendirmediğimizi yineledi.” demişti.

]]>
Saudi Aramco, Apple’ı zirveden indirdi! https://www.bik.gov.tr/saudi-aramco-applei-zirveden-indirdi/ Fri, 06 Dec 2019 05:49:58 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278843 Saudi Aramco’dan yapılan yazılı açıklamada, şirketin toplam 3 milyar hissesinden oluşan yüzde 1,5’lik kısmının arz edildiği bildirildi.
Yatırımcılardan hisse başına en yüksek miktar olarak belirlenen 32 Suudi riyali (8,53 ABD doları) teklif alındığının kaydedildiği açıklamada, bu sonuçla şirketin 25,59 milyar dolar gelir elde ettiği belirtildi.

Açıklamada, ayrıca, IPO kapsamında kurumsal yatırımcılardan 106 milyar dolar ve bireysel yatırımcılardan 119 milyar dolar değerinde teklif geldiği bilgisine yer verildi.

Saudi Aramco’nun IPO’dan elde ettiği 25,59 milyar dolarlık gelir, Çinli e-ticaret devi Alibaba’nın 2014’te New York borsasında düzenlenen IPO’sunda elde edilen 21,8 milyar dolarlık geliri geride bırakarak bir IPO’dan elde edilen en yüksek gelir olarak kayıtlara geçti.

Şirketin yüzde 1,5’luk kısmının 25,59 milyar dolar değere sahip olmasıyla Saudi Aramco’nun piyasa değeri de 1,7 trilyon doların biraz üzerinde gerçekleşmiş oldu.

Bu sonuçla ABD’li teknoloji devi Apple’ın 1,1 trilyon dolarlık piyasa değerini geride bırakan Saudi Aramco, dünyanın en değerli şirketi konumuna yükseldi.

]]>
İşte dünyanın konuştuğu harita https://www.bik.gov.tr/iste-dunyanin-konustugu-harita/ Fri, 06 Dec 2019 05:47:35 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278839 Libya ile imzaladığı “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına lilişkin Mutabakat Muhtırası” ile Doğu Akdeniz’deki hukuki ve siyasi argümanlarına önemli bir destek sağlayan Ankara, dün anlaşmayı Meclis’in onayına sundu.

Hürriyet gazetesinden Sevil Erkuş’un haberine göre, böylece başta komşular ve AB’nin “Metni açıklayın” dediği anlaşmanın ayrıntıları gün yüzüne çıktı. Türkiye’de alınan onayın ardından Ankara, anlaşmayla ilgili Birleşmiş Milletler’e bildirimde bulunacak. Öte yandan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) de anlaşmayı onayladı.

18.6 MİLLİK SINIR

Anlaşma metnine göre, Libya ile Türkiye arasında 18.6 millik (29.9 km) bir sınır çizgisiyle kıta sahanlığı (KS) ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırları belirlendi. Libya mutabakatı, Türkiye’nin KKTC ile 2011’de yaptığı Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’ndan sonra bölgede yaptığı ikinci deniz yetki sınırlandırma anlaşması. Ancak Türkiye, Akdeniz’de henüz MEB ilan etmedi. MEB sınırları balıkçılık sektörünü içerdiği için ilgili kurumlar arasında çalışmaların devam ettiği belirtiliyor.

ANKARA DİYALOĞA AÇIK

Mutabakatın içeriği ve hedefleri hakkında Hürriyet’e bilgi veren Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Libya Anlaşması’nın ardından Ankara’nın Doğu Akdeniz’de tansiyonu yükseltme amacını taşımadığını, Türkiye’nin bölgedeki diğer ülkelerle de deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşmalarını yapmaya açık olduğunu vurguluyor. Ancak Ankara, resmen tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) olası diyalog sürecinin dışında tutuyor.

KADDAFİ’DEN BERİ

2009 yılından bu yana, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi döneminden beri, Libya ile söz konusu mutabakatın yapılması için görüşmelerin devam ettiği belirtiliyor. Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım’da Istanbul’da iki ülkenin dişişleri bakanları tarafından imzalanan mutabakat öncesinde Türkiye kritik bir adım attı. 13 Kasım’da BM Genel Sekreteri’ne hitaben gönderilen mektup ile Türkiye, Doğu Akdeniz’deki sınırlarına ilişkin bildirimde bulundu. Libya anlaşması da bu sınırlar üzerine yapıldı.

]]>
Anadolu’da çok sayıda şehir beyaza büründü https://www.bik.gov.tr/anadoluda-cok-sayida-sehir-beyaza-burundu/ Fri, 06 Dec 2019 05:40:01 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278836 Sivas, Niğde, Nevşehir, Yozgat ve Kayseri’de dün gece başlayan ve bugün de aralıklarla devam eden kar yağışı nedeniyle kent merkezleri beyaza büründü.

Sivas’ta dün öğle saatlerinde başlayan kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 23 köy yolu ulaşıma kapandı. İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, ilçelerden Akıncılar’da 6, Suşehri’nde 13, Şarkışla’da 4 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor. Karla mücadele ekipleri, kapalı yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.

Öte yandan, kent merkezinde ve bazı ilçelerde kar yağışı etkisini gösteriyor. Dün öğlen başlayan kar yağışının ardından kent merkezi beyaza bürünürken, karla mücadele ekipleri çalışmalarına devam ediyor.

Niğde

Niğde genelinde gece saatlerden itibaren kar yağışı etkili oldu. Mevsimin ilk karının düşmesiyle kent merkezi de beyaza büründü.

Belediye ekipleri yol ve kaldırımlarda kar temizleme çalışması yaptı. Bazı vatandaşlar araçlarının üzerindeki karları, çarşı esnafı da iş yerlerinin önlerini temizledi. Niğde genelinde, kar yağışı aralıklarla devam ederken, karayollarında ulaşım açısından bir sorun yaşanmadığı öğrenildi.

Yozgat

Yozgat’ta dün akşam saatlerinde başlayan kar yağışı ve soğuk hava etkisini sürdürüyor. Mevsimin ilk karı kenti beyaza bürüdü, karayolları ve belediye ekipleri yollarda kar kürüme ve tuzlama çalışması yaptı. Kar kalınlığı şehir merkezinde 4 santimetre ölçülürken gece hava sıcaklığı sıfırın altına düştü, araçların camları buz tuttu.

Vatandaşlardan Cengiz Kaplan, eskiden bu günlerde 2 metreye yakın kar yağdığını belirterek “Kar iyi oldu ama fazla yağmadı. Şu anda ayaz var, hava çok soğuk.” dedi.

Esnaf da kuşlar için uygun yerlere yem bıraktı.

Nevşehir

Nevşehir’de gece geç saatlerden itibaren etkili olan kar yağışı kenti beyaza bürüdü. Nevşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ve Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanlarından oluşturulan karla mücadele ekipleri, kar yağışının ardından yoğun olarak kullanılan güzergahlardaki kaldırım ve yollarda temizlik çalışması yaptı. Buzlanma riski bulunan alanlara tuz atan ekipler, çeşitli park ve bahçelere daha önce yerleştirilen kuş yuvalarına da yem bıraktı.

Yükseklerde kar kalınlığı 10 santimetreye ulaştı. Yağışının öğleden sonra etkisini kaybetmesi bekleniyor.

Kayseri

Kayseri’de kent merkezi ve yüksek kesimlerinde dün gece kar yağışı etkili oldu. Hava sıcaklığının sıfırın altına düştüğü kent merkezi de beyaza büründü. Erciyes Kayak Merkezi’nde ise kar kalınlığı 21 santimetre ölçüldü.

Kar yağışı aralıklarla devam ediyor. Kara yollarında ulaşım açısından bir sorun yaşanmadığı bildirildi.

]]>
9 ilde FETÖ’nün hücre evlerine operasyon: 36 gözaltı https://www.bik.gov.tr/9-ilde-fetonun-hucre-evlerine-operasyon-36-gozalti/ Fri, 06 Dec 2019 05:38:18 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278833 İzmir merkezli 9 ilde FETÖ’nün hücre evlerine yönelik düzenlenen operasyonda 36 şüpheli gözaltına alındı.

]]>
Paris’te polisin attığı gaz kapsülü AA foto muhabirini yaraladı https://www.bik.gov.tr/pariste-polisin-attigi-gaz-kapsulu-aa-foto-muhabirini-yaraladi/ Fri, 06 Dec 2019 05:37:07 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278828 Fransa‘daki emeklilik reformu protestolarını yakından takip eden Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Mustafa Yalçın’a güvenlik güçlerinin fırlattığı gaz kapsülü isabet etti.

Yalçın, gaz kapsülünün yüzündeki maskeyi delmesi sonucu gözünden yaralandı.

Maske camının kırılmasıyla kanlar içerisinde kalan Yalçın’a ilk müdahale olay yerindeki sağlık görevlilerince, ardından doktorlar tarafından ambulansta yapıldı.

Bilinci yerinde olan Mustafa Yalçın’ın tedavisi hastanede devam ediyor.

Başta Paris‘te olmak üzere Fransa’daki emeklilik reformunu protesto eden on binlerce gösterici ile polis arasında yer yer arbedeler yaşandı.

Göstericilerin çevreye zarar vermesi ve bazı araçları ateşe vermesi sonucu polis müdahalede bulundu.

Paris’te polisin attığı gaz kapsülü AA foto muhabirini yaraladı

Protestolarda gözaltı sayısı 80’e yaklaşırken, polis müdahalesi sonucu yaralılar olduğu belirtildi.

Ülke genelinde gösteriler ve şiddet olayları sürüyor.

]]>
Beşiktaş avantajı üç golle aldı https://www.bik.gov.tr/besiktas-avantaji-uc-golle-aldi/ Fri, 06 Dec 2019 05:33:25 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278825 Beşiktaş, Ziraat Türkiye Kupası 5. tur ilk maçında TFF 3. Lig ekibi Anagold 24Erzincanspor’u 3-0 mağlup etti.

25. dakikada Beşiktaş 1-0 öne geçti. Güven Yalçın’ın sağdan çizgiye inerek içeri çevirdiği topu Elneny kaleye gönderdi, kaleciden dönen meşin yuvarlağı arka direkte Boyd, kafa vuruşuyla filelerle buluşturdu: 1-0.

45+3. dakikada Beşiktaş skoru 2-0 yaptı. Sağ taraftan kullanılan köşe vuruşunda meşin yuvarlağa iyi yükselen Erdoğan Kaya, topu kafayla ağlara gönderdi: 2-0.

84. dakikada Caner Erkin’in savunmanın arkasına gönderdiği uzun topla buluşan Umut Nayir’ın, penaltı noktası üzerinde vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 3-0.

Siyah-beyazlılar karşılaşmayı 3-0 kazandı.

]]>
Fransızlar emeklilik reformuna karşı için sokaklarda! https://www.bik.gov.tr/fransizlar-emeklilik-reformuna-karsi-icin-sokaklarda/ Fri, 06 Dec 2019 05:27:36 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278817 Fransa’da ülkenin dört bir yanına yayılan ve on binlerce göstericinin katıldığı emeklilik reformu protestolarında yer yer şiddet olayları yaşanıyor.

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin emeklilik reformunu protesto eden on binlerce kişi, ülke genelinde hayatı adeta felce uğrattı.

Başkent Paris‘te polis bir kafeyi, trafik ışıklarını ve elektrikli motosikletleri ateşe veren göstericilere müdahalede bulundu.

Ülkenin dört bir yanına yayılan ve yaklaşık 200 bin civarında kişinin katıldığı gösterilerde, başkent dışında da polisle protestocular arasında arbede yaşandı.

Sendikalar, ülkeyi adeta felce uğratan grevlerin pazartesi gününe kadar süreceğini açıkladı.

Yerel medyaya göre, sadece başkentte gözaltı sayısı 70’i geçti, yarın için uçak seferlerinin yüzde 20’si ise şimdiden iptal edildi.

Paris’te olağanüstü güvenlik önlemleri

Paris’te polis, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın etrafında barikat kurarak yoğun güvenlik önlemleri aldı. Başkentte güvenlik için 180’i motorlu 6 bin polis görevlendirildi.

Sarı yeleklilerin de katıldığı gösteriler nedeniyle ülkenin sembolü Eyfel Kulesi kapatıldı, hızlı tren seferlerinin büyük kısmı iptal edildi.

Yerel medyaya göre, Paris’teki ilk ve orta dereceli okullarda görev yapan öğretmenlerin yaklaşık yüzde 80’i iş bıraktı.

Emeklilik reformu tepkisi

Sarı yeleklilerin gösterilerinin ardından çok sayıda sektör çalışanı, bugün itibarıyla Macron yönetiminin hazırladığı emeklilik reformuna tepki göstermek amacıyla ülke genelinde süresiz grev başlattı.

Söz konusu reform, emeklilikte memur ve işçi ayrımını, ayrıcalıkları kaldırmayı, emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkarmayı öngörüyor ve onlarca sektörü olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Greve gidenler arasında Paris ve çevresinde toplu taşımayı düzenleyen RATP, Fransız Ulusal Demir Yolları Şirketi (SNCF) ve Fransız hava yolu şirketi Air France çalışanları, polisler, doktorlar, hemşireler, acil servis görevlileri de dahil sağlık çalışanları, öğrenciler, öğretmenler, memurlar, avukatlar, tarım işçileri, postane çalışanları, taksi ve nakliye şoförleri, elektrik üretim ve dağıtım şirketi EDF, otomotiv üreticisi Renault ve rafineri çalışanları bulunuyor.

Protestolarına katılım 500 bini buldu

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin emeklilik reformu aleyhinde 250 farklı noktada gerçekleşen gösterilerde katılımcı sayısı 500 bini buldu.

Sendikalara göre, gösterilerin ana odak noktası olan Paris’te 250 bin kişi Macron yönetimini protesto etti.

Başkent Paris’te yürüyüşün sonlanacağı “Nation” Meydanı’na doğru dağınık gruplar halinde yürüyen göstericilerle polis arasındaki arbede yer yer devam ediyor.

Öte yandan, Fransız hava yolu şirketi Air France, yarınki iç hat uçuşlarının yüzde 30’unun iptal edildiğini duyurdu.

Sendikalar, ülkeyi adeta felce uğratan grevlerin pazartesi gününe kadar süreceğini açıklamıştı.

Yerel medyaya göre, sadece başkentte gözaltı sayısı 70’i geçmiş, yarın için uçak seferlerinin yüzde 20’si ise şimdiden iptal edilmişti.

Paris’te olağanüstü güvenlik önlemleri

Paris’te polis, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın etrafında barikat kurarak yoğun güvenlik önlemleri aldı. Başkentte güvenlik için 180’i motorlu 6 bin polis görevlendirildi.

Sarı yeleklilerin de katıldığı gösteriler nedeniyle ülkenin sembolü Eyfel Kulesi kapatıldı, hızlı tren seferlerinin büyük kısmı iptal edildi.

Yerel medyaya göre, Paris’teki ilk ve orta dereceli okullarda görevli öğretmenlerin yaklaşık yüzde 80’i iş bıraktı.

Emeklilik reformu tepkisi

Sarı yeleklilerin gösterilerinin ardından çok sayıda sektör çalışanı, bugün itibarıyla Macron yönetiminin hazırladığı emeklilik reformuna tepki göstermek amacıyla ülke genelinde süresiz grev başlattı.

Söz konusu reform, emeklilikte memur ve işçi ayrımını, ayrıcalıkları kaldırmayı, emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkarmayı öngörüyor ve onlarca sektörü olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Greve gidenler arasında Paris ve çevresinde toplu taşımayı düzenleyen RATP, Fransız Ulusal Demir Yolları Şirketi (SNCF) ve Fransız hava yolu şirketi Air France çalışanları, polisler, doktorlar, hemşireler, acil servis görevlileri de dahil sağlık çalışanları, öğrenciler, öğretmenler, memurlar, avukatlar, tarım işçileri, postane çalışanları, taksi ve nakliye şoförleri, elektrik üretim ve dağıtım şirketi EDF, otomotiv üreticisi Renault ve rafineri çalışanları bulunuyor.

]]>
Van’da üç ilçe belediye başkanı gözaltına alındı https://www.bik.gov.tr/vanda-uc-ilce-belediye-baskani-gozaltina-alindi/ Fri, 06 Dec 2019 05:25:21 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278815 Ayrıntılar gelecek

]]>
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev parlamentoyu feshetti https://www.bik.gov.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-parlamentoyu-feshetti-2/ Fri, 06 Dec 2019 04:54:07 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278849 Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, 5. dönem parlamentoyu fesheden Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, erken genel seçimlerin 9 Şubat 2020’de yapılmasını kararlaştırdı.

Azerbaycan’da, iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisinin (YAP) isteği üzerine parlamento, parlamentonun feshedilmesi ve erken genel seçim yapılması için Cumhurbaşkanı Aliyev’e başvurmuştu.

Aliyev, başvuruyu Anayasa Mahkemesine sunmuş, mahkeme, parlamentonun feshedilmesinin anayasaya uygun olduğunu açıklamıştı.

Azerbaycan’da parlamento seçimleri 1 Kasım 2015’te yapılmış ve Cumhurbaşkanı Aliyev’in genel başkan olduğu YAP, 125 üyeli mecliste 71 sandalye kazanarak çoğunluğu elde etmişti. Bir sonraki parlamento seçiminin Kasım 2020’de yapılması bekleniyordu.

]]>
Ceren Özdemir’in katil zanlısı Özgür Arduç tutuklandı https://www.bik.gov.tr/ceren-ozdemirin-katil-zanlisi-ozgur-arduc-tutuklandi/ Fri, 06 Dec 2019 04:51:40 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278846 Ordu’nun Altınordu ilçesinde, 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Ceren Özdemir’i bıçaklı saldırı sonucu öldüren ve sorgusunda suçunu itiraf eden zanlı Özgür Arduç, Ordu İl Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından polis ekiplerince güvenlik önlemleri alınarak binadan çıkarıldı.Zanlı zırhlı araca bindirildiği sırada çevredeki vatandaşlar şüpheli Özgür Arduç’a tepki gösterdi.

Zanlı, zırhlı araçla Ordu Adliyesi’ne götürüldü. Adliye çevresinde de polis ekiplerince güvenlik önlemleri alındı.

Tutuklandı
İl Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerin ardından polis ekiplerince güvenlik önlemleri alınarak Ordu Adliyesi’ne gönderilen Arduç, savcılıktaki ifadesi tamamlandıktan sonra “canavarca hisle kasten öldürme” suçundan tutuklanması istemiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanan Arduç, adliyedeki son işlemlerinin ardından yoğun güvenlik önlemleri altında Efirli F Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledilecek.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk: Amacımız en ağır cezayı alması
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, konuya ilişkin açıklamasında, “Dava süreçlerine müdahil olacağız. Amacımız katilin en ağır cezayı alması.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama
Öte yandan, Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akif Aktaş, yaptığı yazılı açıklamada, şüphelinin, kollukta müdafi huzuru ile alınan ifadesinde suçunu ikrar ettiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Şüpheliye, 2005 yılında işlemiş olduğu ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçu ve işlediği diğer suçlar nedeniyle toplam 23 yıl 79 ay 148 gün hapis cezası verilmiştir. 15 Ağustos 2005’ten itibaren bu cezası çeşitli ceza infaz kurumlarında aralıksız olarak infaz edilen hükümlü, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği hükümleri uyarınca 28 Ekim 2019 tarihinde Ordu Açık Ceza İnfaz Kurumu’na alınmıştır.”

Aktaş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 14. maddesinde nitelikleri belirtilen açık ceza infaz kurumlarının, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan kurumlar olduğunu kaydederek, “Hükümlünün 1 Aralık 2019 günü saat 00.15 sularında kurumdan firar ettiği tespit edilmiş olup Cumhuriyet Başsavcılığımızca aynı gün hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığımızca Ceren Özdemir’in öldürülmesi olayıyla ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak titizlikle devam edilmekte olup gelişmelerle ilgili ayrıca bilgi verilecektir.” ifadesini kullandı.

]]>
Avrupa’nın ilk çevre dostu olan Cambridge Camisi açıldı https://www.bik.gov.tr/avrupanin-ilk-cevre-dostu-olan-cambridge-camisi-acildi/ Thu, 05 Dec 2019 21:28:42 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278821 İngiltere’nin Cambridge kentinde inşa edilen ve Avrupa’nın ilk çevre dostu camisi olan Cambridge CamisiCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın katıldığı törenle açıldı.

Açılış töreni, caminin Bosnalı imamı Sejad Mekiç tarafından yapılan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Cami projesine öncülük eden dünyaca ünlü sanatçı Yusuf İslam, açılışta yaptığı konuşmada, harika bir an yaşandığını belirterek, 42 yıl önce kendisinin de Londra’da yeni inşa edilmiş bir camiye girerek Müslüman olduğunu söyledi.

Kur’an-ı Kerim konusundaki çalışmalarının kendini ruhani anlamda büyük bir adım atmaya ittiğini vurgulayan İslam, “Öncesinde çok Müslümanla tanışmamıştım. Bugün ise harika, göz kamaştırıcı bu camiye adım atıyoruz. Bu, Avrupa’daki ilk çevre dostu cami. 10 yıl önce Şeyh Abdülhakim Murad, bu fikri ortaya attığında kimse bu kadar çevre sorunlarına dikkati çekmiyordu.” ifadesini kullandı.

İslam, caminin, değişik din mensuplarının birbirlerini daha iyi anlaması için çokça ihtiyaç duyulan alan sunmasını umduğunu söyledi. İslam, caminin aşırıcılıktan ve cahillikten uzak bir şekilde ibadet etmek isteyenler için bir ibadetgah olduğunu dile getirdi.

Katkılarından dolayı Türkiye Diyanet Vakfına teşekkür eden İslam, “Aynı zamanda bize desteğini sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dünya çapında cömertçe katkı sağlayan herkese teşekkür ederim. Onlar olmasaydı bu camiyi tamamlayamazdık.” diye konuştu.

“Güzel bir örnek teşkil ediyor”

Huntington bölgesi Yardımcı Piskoposu Dagmar Winter ise böylesine barışa adanmış bir ibadet mekanı inşa edilmesinden dolayı tebriklerini iletti.

Toplumda ayrılık ve güvensizlik peşinde olanların çokça çabaladığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Winter, “İnananlar olarak bunun Tanrı’nın bizler için istediği yol olmadığını biliyoruz.” dedi.

Winter, inanlar olarak beraber çalışılması durumunda dünyada yaşanan zorlukların ele alınabileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem Hristiyanlık hem de İslamiyet inançları, bize iyi komşular olmayı öğretiyor. Cambridge Camisi’nin iyi komşuluğu gösterebileceğimiz bir yer olmasını umuyorum. Sizin burayı tüm toplum için bir buluşma noktası yapma isteğinizi takdir ediyorum. Bu yapı, değişik kültür ve gelenekleri bu göz kamaştırıcı bir mimaride bir araya getirilmesi durumunda ne olacağını göstermesi açısından önemli.”

Caminin doğa dostu olmasının çevrenin korunması açısından önemine değinen Winter, dünyanın, insanların değil Tanrı’nın olduğunu, bu yüzden caminin güzel bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Konuşmasının ardından caminin yönetim kurulu üyelerinden yazar Shahida Rahman, Winter’a bir hat takdim etti.

“Geleceği inşa etmek ortak hedefimiz olmalıdır”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da İslam’ın, bütün insanlığın huzur ve refahını isteyen ve bu uğurda gayret etmeyi emreden bir din olduğunu söyledi.

Irkı, inancı, rengi, dili, coğrafyası, kültürü ne olursa olsun herkesin temel hak ve özgürlüklerini savunmanın İslam inancının Müslümanlara yüklediği en büyük sorumluluk olduğunu vurgulayan Erbaş, şunları kaydetti:

“Yeryüzü, 7 milyarı aşkın insanın ortak evidir. Bunun için dünyamızın meselelerini hep beraber sahiplenerek daha iyi bir hayatı ve geleceği inşa etmek ortak hedefimiz olmalıdır. İnançların sorgulamadan, düşünceleri yargılamadan, hepimizi etkileyen sosyal, ekonomik, çevre gibi meselelerimizi konuşarak daha güzel bir dünya kurmamız mümkündür.”

Avrupa’daki çevre dostu ilk cami

Projede, İslam dininin estetiği, sanat anlayışı, Hz. Peygamber’in yaşam tarzı ve doğanın korunmasına verdiği önem esas alındı.

Bu esaslar çerçevesinde bir yarışma düzenlenerek tasarımı belirlenen cami, sadece bu sene 9 ödül aldı.

Nisan 2019’da büyük ölçüde tamamlanan ve bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği caminin bahçesinin tasarımında İslami geleneklere bağlı kalınırken, binanın da doğa dostu olmasına büyük önem verildi.

Çoğunlukla ahşap ve mermer gibi doğal malzemelerin kullanıldığı cami, sıfır karbon ayak izi özelliğiyle de dikkati çekiyor.

Fidanların sulanması ve temizlik için yağmur suları depolanıyor, caminin elektriğinin yaklaşık yüzde 40’ı güneş enerjisinden elde ediliyor.

Caminin çatısında bulunan hava sıcaklığını ısıya dönüştüren sistem sayesinde, sıcak hava tanklarındaki sular ve zemin ısıtılıyor.

Sensörler sayesinde içerideki oksijen miktarının azalması veya sıcaklığın artması durumunda, yukarıdaki bölmelerden sıcak hava çekilerek içeriye temiz hava veriliyor.

Çevre dostu özelliğinden dolayı yukarıdan ışık almak ve güneş ışınlarını doğrudan cami içerisine yansıtmak için pencereler kubbe şeklinde caminin tavanına yerleştirilmiş durumda.

]]>
Duran, Diyarbakır Valisini ziyaret etti https://www.bik.gov.tr/duran-diyarbakir-valisini-ziyaret-etti/ Thu, 05 Dec 2019 15:27:10 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278800 ‘İnternet Haberciliğinin Geliştirilmesi Eğitimi’ için Diyarbakır’da bulunan BİK Genel Müdürü Rıdvan Duran ve beraberindeki heyet Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nu makamında ziyaret etti.

BİK Genel Müdür Yardımcısı Cavit Erkılınç ve birim müdürlerinin yanı sıra Diyarbakır Ticaret Borsası Başkan Vekili Şeyhmus Ayan da ziyarette hazır bulundu.

Genel Müdür Duran, BİK’in çalışmaları ve devam eden projeleri hakkında bilgilendirmede bulunurken, Vali Güzeloğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Duran ve nezdinde Basın İlan Kurumu’na çalışmalarında başarılar diledi.

Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu (soldan ikinci) BİK Genel Müdürü Rıdvan Duran (sağdan ikinci) BİK Genel Müdür Yardımcısı Cavit Erkılınç (solda)

]]>
Trump’ın azledilmesi için resmi suçlama taslakları hazırlanıyor https://www.bik.gov.tr/trumpin-azledilmesi-icin-resmi-suclama-taslaklari-hazirlaniyor/ Thu, 05 Dec 2019 14:54:25 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278807 Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Adli Komite Başkanı Jerrold Nadler’i, Başkan Trump’a karşı olan itiraz maddelerini hazırlamaya çağırdı.

Pelosi, “Kurucularımıza bağlılık ve Amerika sevgisiyle dolu bir yürekle bunu talep ediyorum. Demokrasimiz tehlikede. Başkan Trump bize harekete geçmekten başka bir seçenek bırakmadı. Başkan’ın eylemleri yasaları ciddi şekilde ihlal etti. Amerika’da kimse yasaların üstünde değil” dedi.

Kaynak: ABC News, TRT Haber

]]>
Trabzonspor’da Sörloth rüzgarı https://www.bik.gov.tr/trabzonsporda-sorloth-ruzgari/ Thu, 05 Dec 2019 14:50:36 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278804 Bordo mavili takımın 2 yıllığına Crystal Palace’tan kiraladığı Sörloth ilk sezonunda gösterdiği performansla beğeni topluyor.

Süper Lig’de Trabzonspor formasıyla 8 gole imza atıp gol krallığında iddialı konumda bulunan Norveçli golcü, Ziraat Türkiye Kupası’nda Altay ağlarını havalandırırak başarılı performansını sürdürdü.

Sörloth, Trabzonspor’un bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde Sparta Prag ile oynadığı 2 maçta da gol atmayı başardı. Golcü futbolcu, bordo mavili fomayla toplamda 11 gol atarken 4 de asist yaptı.

Norveçli golcü, milli takım formasıyla EURO 2020 Elemeleri’nde oynadığı 5 maçta 4 gole imza atmayı başardı.

Geçen sezon Crystal Palace formasıyla 12 maça çıkan Sörloth, bekleneni verememiş ve Gent’e kiralanmıştı. Gent formasıyla çıktı 19 maçta 4 gole imza atmıştı.

TRT SPOR

]]>
Emre Mor bekleneni veremedi https://www.bik.gov.tr/emre-mor-bekleneni-veremedi/ Thu, 05 Dec 2019 14:47:40 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278801 Galatasaray’da Emre Mor hayal kırıklığı yarattı. Sezon başı Celta Vigo’dan 600 bin euro ödenerek 1 yıllığına kiralanan genç oyuncu kendisinden bekleneni veremedi.

Böylece Borussia Dortmund ve Celta Vigo’da adı sorunlu oyuncuya çıkan Emre için sarı kırmızılı taraftarların ‘’ Fatih Terim onu tekrar kazanır’’ beklentisi gerçekleşmedi.

Büyük umutlarla alınan Emre Mor bu sezon kötü günler geçiren Galatasaray’da kadroya girmekte bile zorlandı.

Ligde 10 maçta toplam 365 dakika şans bulan genç futbolcu sadece 3 maçta on birde sahaya çıktı.

22 yaşındaki futbolcu Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı 5 maçın üçünde 45 dakika forma giyebildi.

Emre Mor, son olarak sarı kırmızılıların Ziraat Türkiye Kupası’nda Tuzlaspor’a 2-0 yenildiği maçta 90 dakika forma giydi.

Gurbetçi futbolcu 2. Lig ekibi karşısında bir varlık gösteremedi.

Şans bulduğu maçlarda kolektif oyundan uzak görüntüsüyle tepki çeken genç oyuncu bu sezon forma giydiği 15 maçta gol veya asist üretemedi.

Emre Mor, ligin üçüncü haftası Kayserispor deplasmanında sinirine hakim olamayarak rakibine yaptığı sert faul sonrası gördüğü kırmızı kartla da taraftarların tepkisini çekmişti.

TRT SPOR

]]>
Erdoğan’ın veto ettiği tasarı düzenlenmiş haliyle yasalaştı https://www.bik.gov.tr/erdoganin-veto-ettigi-tasari-duzenlenmis-haliyle-yasalasti/ Thu, 05 Dec 2019 14:38:50 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278797 TBMM Genel Kurulunda, Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, termik santrallere filtre takılmasını erteleyen maddenin metinden çıkarılmış haliyle kabul edildi.

]]>
SETA, PISA sonuçlarında kız çocuklarının başarısına dikkati çekti https://www.bik.gov.tr/seta-pisa-sonuclarinda-kiz-cocuklarinin-basarisina-dikkati-cekti/ Thu, 05 Dec 2019 14:17:07 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278794 Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfınca (SETA), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından uygulanan PISA 2018’e ilişkin “PISA 2018 Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız?” başlıklı analiz hazırladı.

SETA Eğitim ve Sosyal Politikalar Araştırmacısı Müberra Nur Emin tarafından hazırlanan analiz yazısında, Türkiye’nin PISA’da 2006’dan bu yana tüm alanlarda genel bir artış seyri gösterdiğine, sadece 2015’te ciddi bir kırılma yaşandığına dikkat çekildi.

Analizde, Türkiye’nin 6’ncı kez katıldığı PISA araştırmasının 2018 sonuçlarında, matematik (454) ve fen (468) ortalama puanını tüm yılların üzerine taşıdığı, ayrıca 2015’le kıyaslandığında bu alanlarda en yüksek artış yaşayan ülke olduğu anımsatıldı.

Türkiye’nin, PISA 2018’de 79 katılımcı ülke ve ekonomi arasında okuma alanında 40, matematikte 42, fende ise 39’uncu sırada yer aldığı belirtilen yazıda, Türkiye’nin sıralamasını yükseltmesi ve tüm alanlarda puanlarını artırabilmesi, önemli gelişmeler olarak sıralandı.

“Üst düzey dilimdeki öğrenci oranının artırılması gerekli”

SETA’nın analizinde, PISA 2018’de 2015’e kıyasla tüm alanlarda, alt düzeyde yer alan öğrenci oranlarında düşüş, üst düzeyde bulunan öğrenci oranında ise artış yaşandığı belirtilerek, “Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünün artması için üst düzey dilimdeki öğrenci oranını artırması gereklidir. Risk grubundaki öğrenci oranında yaşanan düşüş olumlu olsa da, bu oranın daha da düşmesi için öğrencilerin asgari düzeyde temel bilgi ve becerilerini kazandıracak telafi mekanizmalarına ihtiyaç vardır.” değerlendirmesine yer verildi.

Bölgeler ve okullar arası farklara ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı analizde, dezavantajlı bölgelere yönelik politika geliştirilmesinin elzem gözüktüğü vurgulandı.

“Türkiye cinsiyet eşitliğinde pozitif bir ivme yakaladı”

Eğitimde eşitlik ve adalet göstergelerinden birisinin de cinsiyetlerin performanslarındaki farklılık düzeyleri olduğuna dikkat çekilen analiz yazısında, şunlar kaydedildi:

“Türkiye son yıllarda cinsiyet eşitliği noktasında oldukça pozitif bir ivme yakalamıştır. Bu ivme PISA 2018’de de kendisini göstermiş ve dahası kız çocuklarının lehine bir sonuçla karşılaşılmıştır. Matematik haricinde fen ve okuma alanlarında, kız öğrencilerin performansı erkek öğrencilere göre yüksektir. Bu da Türkiye’de kız çocuklarına yönelik yapılan politikaların olumlu yansımalarını göstermektedir.”

“Eksiklikler tespit edilip telafi mekanizmaları ve politikalara dönüştürülmeli”

PISA sonuçlarının, 15 yaş grubu öğrencilerin bilgi ve beceri kazanımları hakkında önemli ipuçları sunması bakımından önemli olduğuna işaret edilen analizde, sonuçların LGS ve YKS sonuçları ile örtüşmesi bakımından da dikkate değer olduğu değerlendirildi.

Analizde, şu önerilerde bulunuldu:

“PISA 2018’de hemen her alanda kayda değer bir iyileşme yaşansa da bölgeler ve okullar arası farklar, sosyo-ekonomik düzeyin başarı üzerindeki etkisi, üst düzey yeterlilikteki öğrenci oranının azlığı gibi eğitimde yapısal sorunlarımıza yeniden işaret etmektedir. Dolayısıyla PISA sonuçlarının daha derinlemesine analizlerinin yapılmasına, sonuçların bütüncül bir perspektifte ele alınarak eğitimde eşitlik ve adalet ilkesinden hareketle eksikliklerin tespit edilip telafi mekanizmaları ve politikalara dönüştürülmesine ihtiyacımız vardır.”

PISA 2018’de Türkiye’deki kız öğrenciler fen bilimlerinde 472, erkek öğrenciler 465; okumada kız öğrenciler 478, erkek öğrenciler 453, matematikte ise erkek öğrenciler 457, kız öğrenciler 451 ortalama puanını yakaladı.

]]>
Ulaştırmada gelecek yıla ‘bilişim’ damga vuracak https://www.bik.gov.tr/ulastirmada-gelecek-yila-bilisim-damga-vuracak/ Thu, 05 Dec 2019 14:09:23 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278790

Türkiye, gelecek yıl 5G’yi ilk kullanan ülkelerden biri olmayı hedeflerken, Türksat 5A’yı da uzaya göndermeyi planlıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yürüttüğü projeler ile 2020 yılı hedefleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tamamlanan bütçe görüşmelerinde ortaya konuldu.

Buna göre, ülkenin coğrafi avantajlarından en iyi şekilde faydalanarak modlar arası ve çok modlu uygulamaların geliştirilmesi, demir yolu ve deniz yolu taşıma paylarının artırılması, hızlı, esnek, emniyetli, güvenilir ve entegre ulaştırma sisteminin tahkim edilerek lojistik maliyetlerin düşürülmesi, bu sayede ticaretin kolaylaştırılması ve ülkenin rekabet gücünün artırılması temel amaç olarak belirlendi.

Türkiye 5G’ye ilk geçen ülkelerden olacak

Bakanlığın ulaştırma ve haberleşme alanında çok büyük ve önemli projeleri, 2003’ten bu yana 757,2 milyar lira yatırım yapılarak hayata geçirildi.

Bu kapsamda gelecek yılın en önemli çalışmalarından biri 5G olacak. Türkiye’nin 5G’yi kullanmaya başlayan ilk ülkelerden biri olması amacıyla 5G ve ötesi teknolojilerine yönelik çalışmalar hızlandırıldı.

En ileri teknolojilerin vatandaşlara sunabilmesi amacıyla 4,5G’nin ardından bu alanda da yeni ürünler geliştirilmeye başlandı.

Bu amaçla Bakanlık öncülüğünde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) koordinasyonunda 5G Türkiye Forumu kurulurken, oluşturulan 5G Vadisi Açık Test Sahası (5G VATS) Projesi ile üniversitelerin, teknoloji firmalarının test yapabilmelerine imkan sağlandı.

5G’nin ilk uygulaması ise İstanbul Havalimanı’nda yapılacak. Böylece işletmeciler, ileriye yönelik 5G operasyonlarını test etme şansına sahip olacak.

Kuzey Marmara Otoyolu’nun tamamı 2020’de açılacak

Marmara Bölgesi’nde oluşturulan otoyol ringinin önemli bir parçası olan 398 kilometrelik Kuzey Marmara Otoyolu, transit ve yük trafiğini İstanbul şehir merkezinden uzaklaştıracak. Yaklaşık 253 kilometresi trafiğe açılan otoyolun tamamının 2020’de hizmete girmesi hedefleniyor.

Edirne’den Şanlıurfa’ya kesintisiz ulaşımı sağlayacak 330 kilometrelik Ankara-Niğde Otoyolu da gelecek yılın ortalarında hizmete sunulacak.

Toplam 846 kilometre uzunluğundaki 7 otoyol projesinin öncelikle hayata geçirilmesi, bu güzergahlarda oluşan trafik yoğunluğunun çözülmesi hedefleniyor.

Çağın öncelikleri arasında yer alan yolların akıllanması çalışmaları üzerinde de önemle duruluyor. Bu kapsamda Türkiye’de ilk defa 505 kilometre uzunluğundaki güzergahta akıllı ulaşım altyapısı tamamlandı. Hedef, 5 aşamada 5 bin 406 kilometre yolda altyapıyı oluşturmak olarak belirlendi. Altyapısı tamamlanan 505 kilometrelik yolun mimari tasarımı tamamlanacak. Türkiye’nin ilk akıllı yolunun yapımına da gelecek yıl başlanacak.

Ankara-İstanbul hattına ekspres sefer

Globalleşen dünyada demir yolları yeniden gelişme dönemine girdi. Bunun bir yansıması olarak hızlı tren işletmeciliği bugün dünyada yaklaşık 48 bin kilometrelik uzunluğa ulaştı.

Türkiye’de yüksek hızlı tren (YHT) ulaşımı 4 destinasyonda 13 il ile ülke nüfusunun yüzde 42’sine hizmet veriyor. Toplam yolculuk sayısı 52 milyona yaklaştı. Günde ortalama 48 sefer ile 22 bin insan hızlı trenlerle seyahat ediyor.

Gelecek yıl içinde yeni alınan YHT setleriyle öncelikli olarak Ankara-İstanbul hattında ekspres seferler düzenlenecek. Böylece iki kent arasındaki seyahat süresi yarım saat kısalacak.

Ankara-Sivas arasındaki seyahat süresini 12 saatten 2 saate düşürecek YHT hattının altyapı çalışmalarında yüzde 94 fiziki ilerleme sağlandı. Gelecek günlerde test sürüşlerine başlanacak hatta, 2020 yılının ilk yarısında işletmeciliğe geçilmesi hedefleniyor.

Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Demir Yolu’nda tüm kesimlerde yapım çalışmalar devam ediyor. Polatlı-Afyonkarahisar kesiminin 2021 sonunda, Afyonkarahisar-İzmir kesiminin de 2022 sonunda tamamlanması planlanıyor. Ankara-İzmir hattında 14 saat olan demir yolu seyahat süresi YHT ile 3 saat 30 dakikaya düşürülecek.

Bursa-Yenişehir hattının 2022 yılı sonunda, Bursa-Osmaneli hattının 2023 yılında bitirilmesiyle hem Ankara-Bursa hem de Bursa-İstanbul demir yoluyla yaklaşık 2 saat 15 dakikada alınabilecek.

Konya’dan Adana’ya uzanan hızlı tren hattında Konya-Karaman kesiminin 2020, Karaman-Ulukışla kesiminin 2022, Ulukışla-Yenice kesiminin 2025’te tamamlanması planlanıyor. Hattın açılmasıyla Konya-Adana hattı 5 saat 50 dakikadan 2 saat 20 dakikaya düşecek.

İstanbul Havalimanı’nın metro bağlantısı çalışmalarında Gayrettepe-Havalimanı kesimini 2020 sonunda, Halkalı-Havalimanı kesimi de 2022’de tamamlanacak. Böylece her iki taraftan havalimanına yarım saatin altında metroyla ulaşım gerçekleşecek.

Marmaray ve Avrasya’dan sonra İstanbul Boğazı’nın altından geçecek Büyük İstanbul Tüneli’nin etüt-proje çalışmaları tamamlandı. Günlük 6,5 milyon yolcunun kullanacağı toplam 11 farklı raylı sistem hattını birbirine bağlayacak hızlı metro karakterindeki raylı sistem projesinin hızla hayata geçirilmesi için ihale hazırlık çalışmaları sürüyor.

Havacılık dünya ortalamasının üzerinde büyüdü

Havacılığa yapılan yatırımlar ve düzenlemeler sayesinde Türkiye, dünya ortalamasının üzerinde büyüme performansı gösterdi.

Yeni havalimanı projeleri kapsamında, Ordu-Giresun’dan sonra yapımı devam eden Rize-Artvin deniz üzerindeki ikinci havalimanı olacak.

Bölgesel havalimanı olarak planlanan Çukurova Havalimanı’nda yapım çalışmaları devam ediyor. Ulaşım ağının yaygınlaştırılması politikası çerçevesinde Yozgat Havalimanı sektöre kazandırılacak. Hava ulaşım ağının yaygınlaştırılması politikasının bir başka projesi de Bayburt-Gümüşhane Havalimanı olacak. Tokat Havalimanı’ndaki mania problemleri nedeniyle yeni bir havalimanı yapılıyor.

Önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden olan Gaziantep’in artan ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeni terminal binasıyla havalimanının kapasitesi artırılacak.

Mega proje için çalışmalar hızlandırıldı

Yıllık 25 milyon ton kapasiteye ulaşacak Filyos Limanı, Karadeniz’in çıkış kapısı olacak ve Marmara limanları ile boğazların yükünü hafifletecek. Orta Asya ve Karadeniz kaynaklı dış ticaretin demir yolu ağı üzerinden güneye ve Orta Doğu’ya ulaşımına da katkı sağlanacak. Üstyapı ile ekipman sağlama işlerinin yap-işlet-devret modeliyle yapılması planlanıyor.

Türkiye’nin en stratejik mega projelerinden Kanal İstanbul’u hayata geçirmek için de çalışmalar hızlandırıldı.

İstanbul Boğazı’nda tehlikeli madde taşıyan gemilerin oluşturduğu riskin giderek artması nedeniyle proje önem taşıyor. Yıllık ortalama geçen gemi sayısının 44 bini bulması, İstanbul Boğazı’nın tarihsel dokusunun yanında, seyir, can, mal ve çevre emniyetini tehdit ediyor. Bu nedenle Bakanlık tarafından Kanal İstanbul Projesi’ne büyük önem veriliyor.

Teknik çalışmaları tamamlanan projenin, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışmalarında son aşamaya gelindi. Çevre Düzeni Planı’nın kesinleşmesini müteakip ihaleye çıkılacak.

Haberleşme faaliyetleri uzayla devam ediyor

Haberleşme alanındaki faaliyetler, uzayı da kullanarak devam ediyor. Türksat AŞ tarafından yapılan yatırımlar sayesinde Asya, Avrupa ve Afrika’da 118 ülkede yaşayan 3 milyar insana ulaşan uydu kapasitesine erişildi. Böylece uydu haberleşme hizmetleri, dışa bağımlı olmadan, kesintisiz ve güvenli bir şekilde sağlanıyor.

Ayrıca acil durumlarda ve başta köy okulları olmak üzere altyapının olmadığı bölgelerde internet ihtiyacı Türksat uydularıyla sağlanıyor.

Yörünge haklarının korunup, uydu haberleşme kapasitesinin geliştirilmesi kapsamında üretimi devam eden Türksat 5A’nın 2020’de, 5B’nin 2021’de uzaya fırlatılması ve hizmete alınması hedefleniyor. Böylece dünyada sadece Türkiye, İsveç, Fransa, Japonya, İsrail’in kullanım hakkına sahip olduğu yeni Ku frekans bant aralığında da hizmet sunulacak.

Türkiye’nin bu alanda en büyük Ar-Ge projesi Yerli Haberleşme Uydusu Türksat 6A da 2022’de hizmet vermeye başlayacak.

Türksat uydu işletmeciliği yanında 24 ile yayılan kablo altyapısıyla internet, TV ve ses hizmetlerini de 4 milyonu aşkın haneye ulaştırıyor.

AA

]]>
Suudi Arabistan bilim insanlarına vatandaşlık verecek https://www.bik.gov.tr/suudi-arabistan-bilim-insanlarina-vatandaslik-verecek/ Thu, 05 Dec 2019 14:05:16 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278788 Suudi Arabistan’ın Sebak gazetesinin haberinde, Kral Selman bin Abdulaziz’in ülkenin gelişimine destek sağlayacak alanında uzman bilim insanlarına vatandaşlık verilmesine ilişkin kararnameyi 2 ay önce imzaladığı kaydedildi.

Haberde, tıp, bilgisayar, teknoloji, tarım, nükleer ve yenilenebilir enerji, endüstri, petrol, gaz, yapay zeka, yazılım mühendisliği, robotik, nanoteknoloji, jeoloji, havacılık ve uzay gibi alanlarda uzman kişilere Suudi Arabistan vatandaşlığının verileceği aktarıldı.

Söz konusu adımın Muhammed bin Selman’ın 2016’da duyurduğu “Vizyon 2030 Planı” kapsamında alındığı ifade edildi.

AA

]]>
AB’nin yeni yönetiminden Türkiye’ye ilk ziyaret https://www.bik.gov.tr/abnin-yeni-yonetiminden-turkiyeye-ilk-ziyaret/ Thu, 05 Dec 2019 13:58:34 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278782 AB’nin 1 Aralık’ta göreve başlayan yeni Avrupa Komisyonu’nun Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas ve İçişleri Komiseri Ylva Johansson ilk resmi ziyaretlerini yarın Türkiye’ye yapacak.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Schinas ve Johansson Türkiye’ye çalışma ziyaretinde bulunacak.

Avrupa Komisyonu heyetinin Ankara’daki temaslarında Türkiye-AB ilişkilerinin tüm boyutları ile göç alanında iş birliği konularında görüş alışverişi yapılacak.

Açıklamada, “Schinas ve Johansson’un yeni görevleri çerçevesindeki ilk resmi ziyaretlerini AB’ye aday ülkemize yapmaları, AB’nin başta göç ve güvenlik olmak üzere ülkemizle yakın ilişki ve iş birliğine verdiği önemi teyit etmektedir.” ifadesi yer aldı.

AA

]]>
Arslanköy’ün tiyatrocu kadınları “Yün Bebek” filminin ikincisi için harekete geçti https://www.bik.gov.tr/arslankoyun-tiyatrocu-kadinlari-yun-bebek-filminin-ikincisi-icin-harekete-gecti/ Thu, 05 Dec 2019 13:36:47 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278773 Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nun beyaz perdeye aktardığı ve New York Avrasya Film Festivali’nden ödülle dönen Yün Bebek filminin ikincisi çekilecek.

Topluluğun kurucusu Ümmiye Koçak, Mersin Gazeteciler Cemiyetinde düzenlediği toplantıda, Torosların zirvesinde yaşayan Yörük kızı Elif’in hayatını anlatan 2013 yapımı filmin ilgi çektiğini söyledi. Her zaman filmin devamını yapmayı arzuladığını belirten Koçak, Elif’in büyüyerek öğretmen olmasının öyküsünü anlatacaklarını aktardı.

Koçak, zor şartlarda büyüyen kız çocuklarına dikkati çekmeyi istediklerini ifade ederek yapımın senaryosunu tamamladığını anlattı.

İkinci filme üç yıldır hazırlandığını dile getiren Koçak, “Olgunlaştım, kendimi hazır hissettim ve artık yapabileceğimi anladım. Film, Arslanköy’de geçiyor. Elif’in öğretmen olup, zorunlu hizmet süresinin ardından köyüne dönüşünü konu alıyor. Öğretmenlerin, köylerine döndüklerinde halkla iç içe olmalarını istiyorum. Mersin’in merkezinde de çekimlerimiz olacak. Yapımın kentte çok ses getireceğine inanıyorum.” diye konuştu.

Koçak, filmde sadece kadınların yer alacağını, yapım için gereken bütçenin toplanmasının ardından çekimlere başlayacaklarını sözlerine ekledi.

Toplantıya, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’ndan kadınlar da katıldı.

Birçok festivalde gösterilen Yün Bebek filmi, Koçak’a, New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandırmıştı.

]]>
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev parlamentoyu feshetti https://www.bik.gov.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-parlamentoyu-feshetti/ Thu, 05 Dec 2019 13:36:12 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278774 Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, 5. dönem parlamentoyu fesheden Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, erken genel seçimlerin 9 Şubat 2020’de yapılmasını kararlaştırdı.

Azerbaycan’da, iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisinin (YAP) isteği üzerine parlamento, parlamentonun feshedilmesi ve erken genel seçim yapılması için Cumhurbaşkanı Aliyev’e başvurmuştu.

Aliyev, başvuruyu Anayasa Mahkemesine sunmuş, mahkeme, parlamentonun feshedilmesinin anayasaya uygun olduğunu açıklamıştı.

Azerbaycan’da parlamento seçimleri 1 Kasım 2015’te yapılmış ve Cumhurbaşkanı Aliyev’in genel başkan olduğu YAP, 125 üyeli mecliste 71 sandalye kazanarak çoğunluğu elde etmişti. Bir sonraki parlamento seçiminin Kasım 2020’de yapılması bekleniyordu.

AA

]]>
“İslamcılık” hareketinin teorisyeni Sait Halim Paşa anılıyor https://www.bik.gov.tr/islamcilik-hareketinin-teorisyeni-sait-halim-pasa-aniliyor/ Thu, 05 Dec 2019 13:32:25 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278767 “İslamcılık” akımının teorisyeni olarak da bilinen, Milli Mücadelede kullanılsın diye İtalyan bankaları ile kredi anlaşması yaptığı gerekçesiyle bir Ermeni komitacının 6 Aralık 1921 günü Roma’da katlettiği Osmanlı İmparatorluğunun ünlü devlet adamlarından Said Halim Paşa, vefatının 98. yılında fikirleri ve mücadelesiyle tartışılmaya devam ediyor.

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu, Prens Halim Paşa’nın büyük oğlu olan Said Halim Paşa, 1864’te Kahire’de doğdu. İlk ve orta eğitimini İstanbul’da özel öğretmenlerden alan Paşa, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrendi.

Yüksek öğrenimi için İsviçre’ye giderek Lozan Üniversitesi’nde siyasal bilgiler okudu. Eğitimini tamamlayıp İstanbul’a gelen Said Halim Paşa, Osmanlı devlet kademelerinde göreve başladı.1888’de Mir-i Miran rütbesi ve Mecidi nişanı ile Şüra-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kendisine 1889’da II. ve 1892’de I. rütbe Osmani, 1899’da murassa Mecidi nişanı ve 1900’de Rumeli Beylerbeyi payesi verildi.

Sultan II. Abdülhamit zamanında Mısır ve Avrupa’ya giderek Jön Türk hareketinde rol alan Paşa, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle İstanbul’a döndü. Aynı yıl bulunduğu Şura-yı Devlet azalığından kadro dışı bırakılan Said Halim Paşa, ancak belediye genel seçimlerinde Yeniköy dairesi reisliğine seçildi. Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği yaptı ve yine 1908’de II. Abdülhamid tarafından Ayan Meclisi üyeliğine tayin edildi.

Said Halim Paşa, 1912’de Şura-yı Devlet reisliğine getirildi, reislikten çekildiği sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin genel sekreterliğine seçildi. Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazamlığı sırasında 1913’te ikinci defa Şura-yı Devlet Reisliğine ve üç gün sonra Hariciye Nezaretine atandı. Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesinden sonra 11 Haziran 1913’te sadaret kaymakamlığına vezirlik rütbesi ile getirildi. Bir gün sonra da sadrazamlık makamına atanarak 17 Haziran’da hükumetini kurdu. 12 Haziran 1913-14 Şubat 1917 yılları arasında sadrazamlık yaptı.

Paşa, 1913 Eylül’ünde, Bulgarlarla Edirne’nin Osmanlı’da kalması ve Meriç Nehri sınır olmak üzere barış imzalanması hizmeti sebebiyle Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırıldı.

Ermeni komitacı katletti

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914’te 1. Dünya Savaşı’na katıldığı süreçte, Almanya sefiri Wangenheim ile ittifak anlaşması Yeniköy’de Sait Halim Paşa’nın yalısında imzalandı.

1915’te Hariciye Nazırlığı’ndan, 3 Şubat 1917’de de Sadrazamlıktan çekilen Said Halim Paşa, 10 Mart 1919’da tevkif edildi ve 28 Mayıs 1919’da Malta’ya sürüldü.

Tahliye olduktan sonra yerleştiği Roma’da devletinin bekası için çalışmaktan vazgeçmedi. Milli Mücadelede kullanılmak üzere İtalyan bankalarından kredi arayışında olduğu hatta anlaştığı bilinen Paşa, 6 Aralık 1921 Salı günü bir Ermeni komitacı tarafından katledildi. Paşanın cenazesi İstanbul’a getirildi ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköy’deki yalısından alınarak, törenle Sultan Mahmut Türbesi’nin bahçesine defnedildi.

Türkiye’de modern dönemde İslamcı düşüncenin gelişmesine önemli katkıları bulunan bir fikir adamı olan Said Halim Paşa, 1919’da yayınlanan “Buhranlarımız” adlı kitabı, “Meşrutiyet”, “Mukallitliklerimiz”, “Buhran-ı İçtimaimiz”, “Buhran-ı Fikrimiz”, “Taassup”, “İnhitat-ı İslam Hakkında Bir Tecrübe-i Kalemiyye” (İslam Aleminin Gerilik Sebepleri Üzerine Bir Deneme) ve “İslamlaşmak” olmak üzere 7 ayrı başlıktan oluşuyor. Paşanın bilinen diğer eserleri, “İslam’a Teşkilat-ı Siyasiyye”, mektupları ve hartıralarıdır.

Arıca müziğe karşı da ailesinden gelen bir ilgisi olan Said Halim Paşa’nın amcası Mısır Hıdivi İsmail Paşa tarafından sipariş edildi. Babası tambur, kendisi ud ve piyano çalardı. Büyük oğlu Prens Halim Bey ise tambur, kemençe, viyolonsel, küçük oğlu Prens Ömer Bey de ud çalardı. Müzik dünyasının ileri gelenleri Said Halim Paşa ve çocukları ile fasıllar yapardı.

“Fikir adamı kimliği devlet adamı kimliğinin önüne geçti”

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hanefi Bostan, Said Halim Paşa’nın katledilişinin 98.yılında, AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Bostan, Said Halim Paşa’nın fikir adamı kimliğinin devlet adamı kimliğinin önüne geçtiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Çok okuyan, geniş kültür sahibi bir devlet adamı olan Said Halim Paşa, kibar, alçak gönüllü, iyi ahlaklı, nazik ve dürüst bir kişi olarak tanınmıştır. Edebiyata, sanata çok düşkündü, bu anlamda muazzam bir koleksiyonu vardı. Sanatçılara her zaman kol kanat gerdi, mesleklerinde daha iyi noktalara gelmeleri için onlara destekte bulundu. Dönemin önemli fikir adamlarındandı. İslamcılık hareketinin teorisyeni olarak kabul edilir. O dönemde ülkenin krizden çıkışını milli değerlere bağlılıkta görüyordu. Ama Batı’nın da ilminin alınması gerektiğine inanıyordu. Bu anlamda birçok kültürel soruna el attı ve getirdiği çözümler hala değerini ve geçerliliğini sürdürüyor. Said Halim Paşa, Batı medeniyetini ve sosyal hayatını yakından tanımasına rağmen kendi kültür ve medeniyetine bağlı aydın bir fikir adamı olarak kalmıştır. Avrupa’dan alacağımız müesseseleri, ‘millileştirilerek’ kendimize uygun hale getirilmesi gerektiği kanaatindeydi. Çöküş yıllarında öne çıkan İslamcı düşünürlerin baş temsilcilerinden biridir. Toplumun eski gücünü yeniden kazanabilmesi için ilimden önce ahlak ve fazilete önem verilmesi gerektiğine inanıyordu.”

Paşa ile ilgili bilinmeyen konunun Ermeni Komitacı Arşavir Şıracıyan tarafından şehit edilmesi olduğunu dile getiren Bostan, “Bu komitacı, İstanbul Ermenilerindendir. İngilizler tarafından özel olarak görevlendirilmiştir. İtalya’da bir aydan fazla bir süre Paşa’yı takip etmiş. Öldürülmesinin nedeni Paşa, o dönemde Ankara’yı temsil eden Hariciye Nazırı Bekir Sami Bey ile işbirliği içindeydi. İtalyan bankalarından 2 milyon sterlin borç para bularak, Anadolu’ya sevk edilmek üzere silah alınacaktı. 6 Aralık’ta bu konuyla ilgili İtalyan Mili bankası ile kontrat imzalanacağını öğrenen Ermeni komitacı, milli mücadeleyi baltalamak ve para akışını engellemek için Said Halim Paşa’yı öldürdü.” ifadelerini kullandı.

]]>
Erdoğan’dan Adil Öksüz, NATO, Suriye ve Libya açıklaması https://www.bik.gov.tr/erdogandan-adil-oksuz-nato-suriye-ve-libya-aciklamasi/ Thu, 05 Dec 2019 13:28:38 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278765 İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere’de gazetecilerle söyleşi gerçekleştirdi.

NATO‘nun 70’inci yılını kutladıkları Liderler Zirvesini başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, zirvede NATO’nun gündeminde olan stratejik konuları etraflıca ele alma fırsatı bulduklarını, terörle mücadele, mülteci krizi, külfet paylaşımı, siber ve hibrit tehditler, ittifak dayanışmasının güçlendirilmesi, ayrıca Rusya ve Çin ile ilişkilerin ana konu başlıkları olduğunu bildirdi.

Türkiye’nin, NATO’nun en güçlü müttefiklerinden biri olduğunu ve 1952’den bugüne bütün önemli NATO misyonlarında görev aldığını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bugün de daha önce olduğu gibi Afganistan’dan Irak’a kadar çeşitli görev güçlerinde yer alıyoruz. NATO’ya mali ve askeri payımız pek çok üyenin önündedir. Savunma harcamalarımızın özellikle Gayri Safi Milli Hasıla’ya oranı yüzde 1,9 seviyesinde bulunuyor. Galler Zirvesinde bu konuda bir hedef verdik ve bu hedefe uyum aynen devam ediyor. Tabii önümüzde şu anda birçok ülke var. Bu ülkelerin birçoğunun Gayri Safi Milli Hasılaları aslında çok büyük değil. Bundan dolayı da bu derecelenmede onlar öne çıkma fırsatını buluyorlar. Örneğin, Bulgaristan.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere’nin başkenti Londra’da kendisini takip eden Türk gazetecilerle bir araya geldi. ( Mustafa Kamacı – Anadolu Ajansı )

“Hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende olamayız”

NATO’nun gücünün, müttefikler arasındaki birlik ve dayanışmadan kaynaklandığına ve bu noktada ittifakın bütün üyelerinin güvenlik kaygılarını ve tehditlerini dikkate almasının esas ilke olarak göz önünde bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Zira bu küreselleşme çağında hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende olamayız. Biz NATO üyesi olarak, PKK/YPG, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere pek çok terör örgütüne karşı mücadele eden tek NATO üyesiyiz. Bunu da konuşmamda özellikle vurguladım. Fakat bazı dostların bir taraftan terörle mücadeleyi öne çıkartırken diğer taraftan bu terör grupları ile el ele olduklarını da üzülerek görüyoruz. Biz nasıl ittifakın güvenlik tehditlerini ciddiye alıyorsak, bütün müttefiklerin de bizim güvenlik kaygılarımızı ciddiye alması gerekir. Bunun üzerinde durduk. Biz müttefik olmadan bu dayanışmanın gerçekleşemeyeceğini de ortaya koyuyoruz. Müttefik olmanın gereği budur. Bunun üzerinde tüm ortakların durması gerekir. Bu konuları hem zirve oturumunda hem de ikili görüşmelerde dile getirdik.”

“Barışı tesis etmeden buraları terk etmemiz mümkün değil”

Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa olarak bir de Dörtlü Zirve gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, Dörtlü Zirve’de de bu konuların yanı sıra özellikle Suriye’deki Barış Pınarı Harekatı’nı etraflıca ele aldıklarını belirtti.

“Burada kendilerine hazırlamış olduğum belgeleri, bilgileri takdim ettim.” ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun daha da ötesinde üzerinde durdukları bir konu var; ‘buradan ne zaman çıkacaksınız?’ Biz de kendilerine ‘Peki sizin burada ne işiniz var?’ diye soruyoruz. ‘Sınırınız mı var burada?’ Yok. ‘Peki size karşı taciz mi var?’ Yok. ‘Taarruz mu var?’ Yok. ‘Peki, ne işiniz var burada?’ Bizim burada 911 kilometre sınırımız var. Tacizse bize, taarruzsa bize… Bizler şehitler veriyoruz. ‘Sizin herhangi bir can kaybınız, yaralınız var mı?’ Yok. ‘Peki burada ne işiniz var?’, ‘Bize bu soruyu sorma hakkını nereden elde ediyorsunuz?’, ‘Bakın’ dedim, ‘Çok açık ve net söylüyorum; Tel Abyad ve Rasulayn’da, malum buranın uzunluğu 120 kilometre, derinliği 32 kilometre, belirlenen o barışı tesis etmeden buraları terk etmemiz mümkün değil. Çünkü biz buraya bir barış için girdik ve bu barışı burada tesis edeceğiz. Peki bunların güvenliği ne olacak? O da yine bizim sorumluluğumuzda. Eğer sizler de burada rol alırsanız, beraberce buranın lojistiği olarak bu güvenliği de tesis ederiz.’ Daha önce bunu Sayın Obama ile de konuştuk. Diğer koalisyon güçleriyle konuştuk. ‘Hatta siz hava destekli lojistiği sağlayın, güvenliği sağlayın, biz burada DEAŞ’a karşı da diğer terör örgütlerine karşı da bu mücadeleyi veririz’ dedik.

Ayrıca şunu da söyledik; ‘Bizim üzüntümüz şudur ki siz maalesef terör örgütü YPG/PYD ile berabersiniz ve ‘Bunlarla DEAŞ’ı yok ettik’ diyorsunuz. Kusura bakmayın DEAŞ’ı yok ettiğiniz falan yok. DEAŞ yine bulunduğu yerlerde. Biz ispatlı konuşuyoruz. El-Bab’da 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı biz daha ilk harekatta, Fırat Kalkanı Operasyonu’nda etkisiz hale getirdik. Ondan sonra gerek Afrin’de gerek buralarda yaptığımız operasyonlarda binlerce DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Şu anda bizim cezaevlerimizde DEAŞ’lılar var. Hala toplamaya devam ediyoruz. 7 bini aşkın DEAŞ’lıyı biz derdest ettik. Ülkelerine geri gönderiyoruz. Hala girmeye çalışanlara da kapılarımız kapalı. Bakın Bağdadi’nin öldürülmesiyle ilgili övünüyorlar. ‘Biz de Bağdadi’nin en yakınlarını yakaladık. Bunlar şimdi bizim geri gönderme merkezlerimizde bulunuyor. Biz bu noktadayız. Siz bunları hiç masaya yatırmıyorsunuz.’ dedik.”

“Türkiye’ye teşekkür ederiz. Şu anda kendilerinde 4 milyona yakın mülteci var” denildiğini belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim her zaman söylediğim güzel bir nüktedir biliyorsunuz, ‘Siz hep bal diyorsunuz ama ağız tatlanmıyor.’ Avrupa Birliği olarak verilen bir söz vardı. İki partide 3+3 milyar avro destek verilecekti. Bu da bizim milli bütçemize değil. STK’lar vasıtasıyla Kızılay, AFAD gibi kuruluşlarımıza. Peki bunlar geldi mi? Hayır. Sadece 3 milyar avro geldi, orada kesildi, diye ifade ettik. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’le de bunu konuştuk. ‘Sen göçten yana sıkıntılarım var diyorsun, ben ne yapabilirim diyorsun. İlk etapta bunu yapman lazım. AB üyesisin. Bu konu ile ilgili gayretlerini ortaya koy ve sen AB ülkelerini sıkıştır.’ diyerek bu konuyu onunla da işledik.”

 “Dörtlü Zirve’yi en az yılda bir kez yapmayı karara bağladık”

Bu konunun Dörtlü Zirve’de de önem arz ettiğini vurgulayan Erdoğan, “O Dörtlü Zirve’de kendileri de buna hak verdiler. Gerek Almanya Başbakanı Merkel gerek Fransa Cumhurbaşkanı Macron… Tabi hepsinden öte İngiltere Başbakanı Johnson o bu işe çok önem veriyor. Bu Dörtlü Zirve’yi en az yılda bir kez yapmayı karara bağladık. Şimdi ikinci zirveyi de şubat ayında İstanbul’da yapacağız. Onu aramızda kararlaştırdık.” ifadelerini kullandı.

Zirve marjında bir dizi ikili görüşme de gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İspanya ve Yunanistan başbakanlarıyla görüştük. Özellikle İspanya ile yaptığımız görüşme çok verimli geçti. Yakın zamanda İspanya Başbakanı Sanchez, bir Türkiye ziyareti gerçekleştirecek. Bu vesileyle Kral Felipe’ye de mesajımızı gönderdik. ‘Onu da sizden sonra Türkiye’ye bekleriz. Onunki resmi bir ziyaret olur ama sizinkini 7. Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı olarak İstanbul’da yapalım. Büyük bir iş adamı grubu ile gelirseniz sizin ve bizim iş adamlarımızla birlikte bu toplantıyı gerçekleştiririz.’ dedik.”

ABD Başkanı Donald Trump ile de verimli bir görüşme gercekleştirdiklerine işaret eden Erdoğan, “Bazı sorun alanlarını gündeme getirdik. Onları tekrar konuştuk, görüştük. Bu konularla ilgili olarak da takibini ilgili arkadaşlarımız sürdürecekler. İkili ilişkilerde özellikle bu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi üzerindeki çalışmaya ağırlık vereceğiz. Ayrıca NATO Zirvesi ve bölgesel konuları ele aldık. S-400 ve F-35 konusunda ise daha önce görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız çalışmalarına devam edecekler.” değerlendirmesinde bulundu.

Kraliçe II. Elizabeth’in resepsiyonuna ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın davetine eşi Emine Erdoğan ile katıldığını hatırlatan Erdoğan, “Tabii bu görüşmelerle birlikte NATO’da yapacağımız birçok iş var. Malum NATO’daki görevimiz ve ittifak içindeki konumumuz büyük önem arz ediyor. Bunları da hassasiyet içerisinde yürüteceğiz. Türkiye, NATO içinde en büyük orduya sahip ülkeler sıralamasında ilk sıralarda. Ordumuzu gerek ileri teknoloji gerek yetkinlik itibarıyla şu anda olduğundan çok daha güçlü bir konuma çıkarma gayretlerine devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

“Herkes sözünün arkasında durursa terörle mücadelede işimiz çok daha kolay olacak”

Bir gazetecinin, “Macron ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ demişti. Siz de kendisine ‘Önce sen kendi beyin ölümünü kontrol ettir’ demiştiniz. Oldukça bozulmuş. Buraya geldiği gibi Trump’la görüşmesinde de Türkiye hakkında birtakım açıklamalar yaptı. S-400’ler konusunu gündeme getirdi ama Trump bile Türkiye’yi korudu, Obama’yı suçladı. Dörtlü Zirve’de Macron’un nasıl bir tavrı vardı?” şeklindeki sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Macron ile bu konulara hiç girmedik. Ama tabii Sayın Trump ile görüşmesinde Sayın Trump’ın hakikatin yanında yer alması gerçekten manidardı. Çünkü bizim Fransa ile çok farklı bir anlaşmamız var. Fransa – İtalya -Türkiye olarak bu adımı atacağız. Ama bu hala savsaklanıyor. Bunun yanında ikinci bir anlaşmamız daha olacak. Onunla ilgili de yine hala adımı atamıyoruz. Aradaki bu tür sıkıntılar nedeniyle maalesef yürümüyor. Halbuki onların bize ihtiyacı var, bizim de onlara ihtiyacımız var. ‘Gecikiyor bu işler. Bu adımları atalım ve neticeye yürüyelim’ dedik. O da kabullendi, ‘Çalışmaları yürütelim’ dedi. Temenni ederim ki bundan sonra bu tür şeyler olmaz.”

Erdoğan, “Dörtlü Zirve’den sonra Trump’la yaptığınız görüşmede YPG konusunda bir ilerleme var mı? ABD’nin herhangi bir tavır değişikliği olacak mı?” şeklindeki soruya şöyle karşılık verdi:

“NATO Zirvesi’nde yapılan açıklamalara, konuşmalara bakıldığı zaman hepsi de teröre karşı olduklarını söylüyor. Ama iş başa düştüğünde buna karşı bir mücadeleyi ortaya koyma maalesef olmuyor. Temenni ederiz ki bundan sonraki süreçte bunları yaşamayız. Herkes sözünün arkasında durursa o zaman tabii terörle mücadelede işimiz çok daha kolay olacak.

Her zaman söylüyorum; biz Türkiye olarak bir kabile devleti değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. 82 milyon nüfusumuz var, güçlü bir asker yapımız var, güçlü bir polis yapımız var. Bütün bunlarla birlikte son iki yıl içerisinde çok ciddi operasyonlara imza attık. Tabii şehitlerimiz de var. Ama böyle bir mücadelenin sebep-netice ilişkisinde bu şehitler olacaktır. Kaldı ki bir de Suriye Milli Ordusu’nun bizimle birlikte hareket edişi var. Bunlar da yılmadan, usanmadan çok şehit vermelerine rağmen bizimle birlikte hareket ediyorlar. Dolayısıyla bu mücadeleyi de kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Bu süreç içerisinde de bunların durumunu göreceğiz. Ama içeride dışarıda inlerine gireceğiz. Terörle mücadelede bunların inlerine girdik. Ciddi manada silkeliyoruz. Daha da devam edecek.

Dün akşam Sayın Miçotakis ile de görüşürken dedik ki ‘Bakın bu DHKP-C, PKK/YPG, FETÖ mensupları devamlı size geliyorlar ve aldığımız istihbaratta da Syriza bunların sığınma odağı yeri. Dolayısıyla bunlara karşı biz sizden tavır almanızı bekliyoruz, destek bekliyoruz. Ki bu destek bilesiniz ki bizim de size karşı olan desteğimizi arttıracaktır. Göç konusunda daha olumlu davranmamızın önünü açacaktır. Bakın biz size karşı şu ana kadar öyle bir şey yapmadık. 2 bin kadar mülteciyi geri gönderdiniz. Biz de aldık. Tekrar size göndermedik. Dolayısıyla bu dayanışmayla olacak bir iştir. Sizin bir avantajınız da şu an AB’desiniz. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte de bu dayanışma içerisinde arkadaşlarımız bu çalışmaları yürütsünler.’ Bunun için Sayın Miçotakis’le de bu görüşmemiz verimli geçti diyebiliriz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bir gün YPG ile mücadele noktasında Türkiye güvenlik kaygıları nedeniyle NATO’yu somut işbirliğine yani göreve çağırırsa sizce tavır ne olur? Bir de bugün çıkan bildiri sizi tatmin etti mi? Türkiye’nin bu konudaki kaygılarını yeterince anladılar mı sizce?” şeklindeki soru üzerine şöyle konuştu:

“İhtimaller üzerinden konuşursak da haksızlık olur. Şu anda ortada bir yazılı beyan varsa bu yazılı beyan onları da bağlar, bir yerde bizi de bağlar. Yani doğmamış çocuğa don biçmenin de bir anlamı yok. Ama biz ne yapacağız? Bunlar bizim ortağımızdır, ortağa güveneceğiz. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman da kendileri ile ilişkilerimizi geliştireceğiz. Şahsen NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, bu süreç içerisinde gerçekten samimi açıklamalar yapmış ve bununla tabii bizim de gönlümüzü kazanmıştır. Polonya ve Baltık ülkeleriyle ilgili biliyorsunuz dün gece bir adım attık. Gerek Stoltenberg gerek Macron gerek Merkel gerek Polonya Cumhurbaşkanı daha önce hepsi aradılar, bizden bu konuda destek istediler. Arkadaşlarımla yaptığım görüşmelerden sonra da biz de bu işe ‘evet’ dedik ama terörle mücadelede siz de bizi yalnız bırakmayacaksınız.”

“Niye evet dedik? YPG’nin terör örgütü olarak tanınması konusunda bir teminat aldık mı?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Orada konsey komisyon meselesi var. Bu konsey komisyon toplantısı ile ilgili o döneme kadar zaten bu işin şu anda geçerliliği adeta yok gibi. Süreç başlamıştır. Daha sonra 6 aylık periyodu var. Bu 6 aylık süreç işlerken böyle bir olay vuku bulduğu anda da burada başta NATO Genel Sekreterimiz olmak üzere hepsi devreye girerek bu işi tekrar yoluna rayına sokma şanslarına sahipler. Bu noktada bizi aşırı derecede bağlayıcı bir şey yok.” karşılığını verdi.

“Bunlara nereye kadar sessiz kalacağız”

Dörtlü Zirve’de sivillere yönelik saldırıların durdurulması biçiminde ortak bir sonuç bildirildiği hatırlatılarak, “Barış Pınarı ile Türkiye’nin kontrol ettiği bölgelerde sivilleri hedef alan katliamları oldu. Sivillere yönelik bu saldırılara karşı bu ülkeler ne yapmayı düşünüyor?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“O bölgelerdeki saldırılar terör örgütünün yanı sıra rejimin yapmış olduğu faaliyetler neticesinde de oluyor. İdlib’de de benzer şeyler oluyor. Tabi biz bunların uyarısını, ikazını yapıyoruz. Biliyorsunuz gerek bizim gerekse Rusya’nın, karşılıklı olarak heyetlerimiz var. Bu heyetler sürekli görüşme halindeler. Bu tür şeylerde karşılıklı uyarılar yapıyorlar. Eğer onları rahatsız edecek olan bir şey İdlib’deki muhalefet cephesinden olmuşsa, onlar bize bunu duyuruyorlar ve burada hemen bir arabuluculuk yapıp bu işi düzenleme yoluna gidiyoruz. Ama aynı şey karşı tarafta olunca da yine aynı durumu Rusya’nın ağırlıkta olduğu heyete bildirip orada bu işin önün almaya, bunu durdurmaya yönelik adımlar atılmasını istiyoruz. Yani olay böyle adeta bıçak sırtı bir süreç diyebilirim. Bir geçiş süreci diyebilirim. Tabi nüfusu itibarıyla büyük bir yer. Ama orada da tabi can yanıyor. Can yandığı zaman bunu da görmemezlikten gelemezsin. Böyle bir durum var. Şimdi Ayn el-İsa’da olanlar var, Münbiç’te hala verilen sözler tutulmuyor. Bakıyorsunuz Tel Rıfat’ta, Tel Abyad’da, Rasulayn’da pazar yerleri zaman zaman bombalanıyor. Hatta işte en son bir cezaevinin bombalanması olayı var.”

Cezaevinin bombalanmasında da kadın ve çocuk ölümleri olduğunu anımsatan Erdoğan, “Şimdi bunlara nereye kadar sessiz kalacağız. Biz de gerek Dışişleri Bakanımıza gerek Savunma Bakanımıza gerek istihbarata diyoruz ki hemen muhataplarınızla bu görüşmeleri yapın, bu işin önünü alalım. Olmadı tekrar Sayın Putin ile bu işi görüşelim.” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’ta İstanbul’a geleceğini ve birlikte Türk Akımı açılış törenini yapacaklarını söyleyen Erdoğan, “O zamana kadar bekleyebilir miyiz bekleyemez miyiz, bir de bu var. Bütün bu olaylar devam ederken nasıl olsa 8’inde gelecek diye de beklemeyebiliriz. Belki bu arada görüşmemiz gerekirse telefon diplomasisi yolunu çalıştıracağız.” dedi.

“Maalesef ülkelerin duyarsızlığı devam ediyor”

Dörtlü Zirve’de Suriye’de Güvenli Bölge’nin inşa ve imarına yönelik olumlu bir söz olup olmadığına ilişkin soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Bana göre bu konuda maalesef ülkelerin duyarsızlığı devam ediyor. İsim vermeyeceğim, sadece bir ülke ‘Bu konuda biz size gerekli desteği vereceğiz’ dedi. Biz de diyoruz ki en azından biz imkanlarımız çerçevesinde Tel Abyad ve Rasulayn arasındaki bölgede bir çalışma başlatalım. Bu çalışmayla ortaya bir mülteciler şehri çıkartalım. Onun için de bazı planlarımız var, bu planları da işletelim diyoruz ve peyderpey ülkemizdeki Suriyeliler’den o bölgedeki toprak sahiplerini, ev sahiplerini kendi yerlerine gönüllülük esasına dayalı olarak geri gönderelim.”

“Avrupa Birliğini tahrik ediyorlar”

Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmanın NATO Zirvesi’nde gündeme gelip gelmediği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Her şeyden önce Libya mutabakat muhtırasıyla alakalı olarak biz meşru yönetimle bu işi imzalamış bulunuyoruz. Şu anda arkadaşlarımız Meclis’e aktardılar ve Meclis’te bu süreç devam ediyor. Meclis’ten bunun geçmesiyle, süratle bu adımı atarak, iş artık adeta yürürlüğe de girmiş olacak. Ama karşı taraf da tabii bundan rahatsız. Hakları olmayan şeyleri hak edinme durumuna geçenler böyle bir durum olunca tabii sıkıntıya girdiler. Tabii başta Yunanistan olmak üzere Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail rahatsız olduğu gibi Avrupa Birliğini de tahrik ediyorlar.”

Dörtlü Zirve’de de Fransa ve Almanya’nın da bu konu üzerinde durduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz gerekli açıklamaları yapınca da gene tabii Fransa maalesef bu işte hala rahatsızlığını devam ettiriyor. Ondan sonra dedim ki ‘Sen niye bunun üzerinde bu kadar duruyorsun, burada senin bir hakkın var mı? Buranın garantör ülkesi Türkiye’dir, garantör ülkesi Yunanistan’dır, İngiltere’dir. Peki sen nereden buraya giriyorsun?’ Biz garantör ülke olma hakkımızı burada kullanıyoruz. Orada bizim soydaşlarımız var ve soydaşlarımızdan tarafız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Dolayısıyla onların haklarını da korumak için sonuna kadar çalışacağız. Bizim bundan feragat etmemiz söz konusu değildir. Tabii şu anda özellikle de hak yerini bulma yolunda yürüyor. Bu onları rahatsız ediyor. Ama bütün mesele burada. Şimdi bakıyorsunuz birileri ‘oradan çekilin, burada daha durmayın, aksi takdirde sizi memleketinize göndeririz’ gibi yaklaşımlar içerisine giriyorlar. Biz buradaki hukuku ve hukukumuzu soydaşlarımız başta olmak üzere koruyacağız.”

Atılan adımla ilgili bazılarının yalan yanlış şeyler uydurduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İşte bu uluslararası hukuka, uluslararası deniz hukukuna uygun değildir gibi saçmalamalar da yapıyorlar. Az önce de söyledim; Türkiye kabile devleti değil. Bizim yıllara sari, ta Osmanlı’ya dayanan bir birikimimiz var. Deniz hukuku nedir, uluslararası hukuk nerede neşet eder, bunların hepsini bu millet biliyor. Yani Dışişlerinin bu noktadaki hafızası çok çok güçlü. Dolayısıyla buradan bizim herhangi bir taviz vermemiz mümkün değil. Bu yapılanlar uluslararası deniz hukukuna da kesinlikle uygundur. Dolayısıyla bundan da taviz vermek söz konusu değil. Adımlarımız buna göre atılıyor. Şu anda da Libya’daki meşru hükümet yeter ki ayakları üzerinde dik durduktan, sağlam durduktan sonra bu atılan adım yerini bulacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’ye eleştiri

Libya ile yapılan anlaşmaya ilişkin CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün, “Libya ile yapılan bu mutabakat yeni tartışmaları da beraberinde getirir” ifadelerine ilişkin görüşünün sorulması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Çok doğru söylemiş. Tabii ki yeni tartışmaları beraberinde getirecek. Zaman su gibi akıyor. Bütün bu tartışmaların veya mutabakat metinlerinin adı anlaşma mı olsun mutabakat metni mi olsun; bunların hepsinin güncellemesi lazım. Bunlar Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine kim sahiptir, bunu bile bilmezler. Dolayısıyla bu attığımız adımlarla öğrenecekler. Hakkımız, hukukumuz nedir, bunu bilmezler. Bunu da öğrenecekler. Yani o gelip geçen -kusura bakmasınlar- monşerler var ya onlardan bu ülke çok çekti. Ama biz o monşerlere bu işi bırakmayacağız.

Kusura bakmasınlar. Adam gibi adam olup bu ülkenin hukukunu savunanlar, başımız, gözümüz üstüne. Ama savunmayanlar kusura bakmasınlar. Onlar da yerini bulmuşlar zaten. Biz onlarla beraber hareket etmedik etmeyeceğiz. Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın hakkını koruduğumuz gibi bir garantör ülke olarak da Türkiye orada kendi hakkını, hukukunu koruyacaktır. Buradan taviz vermek söz konusu değil. Tartışmaları getirirmiş götürürmüş, onlar bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz ne tartışmalardan geldik geçtik. Onlar izliyor tribünde, biz sahada futbol oynuyoruz.”

Adil Öksüz ile ilgili gelişmeler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ firarisi Adil Öksüz ile ilgili yeni gelişmelerin olup olmadığına yönelik bir soruya şu karşılığı verdi:

“Malum, şu anda tabii bunlar değişik ülkelerde seyrüseferdeler, dolaşıyorlar. Bakıyorsun sesi Belçika’dan geliyor, bir bakıyorsun Yunanistan’dan geliyor, bakıyorsunuz Almanya’dan geliyor, değişik yerlerde dolaşıyorlar. Aslında işte bölücü terör örgütünün başı nasıl getirildiyse bunları da böyle bir operasyonla getirme durumu söz konusu olursa şüphesiz ki iş çok daha rahat olacak. Ama şu ana kadar FETÖ’nün ileri gelenlerinden teslim edilenler oldu.

Onları da aldık ülkemize getirdik. Hala bu konuda görüşme yaptığımız devletler var. Bazen adreslerine varıncaya kadar istihbarat örgütümüz kendilerine veriyor. Onlardan da bunun iyi niyetini görüp, bunları alabilirsek tabii ki İçişleri teşkilatımız, istihbarat teşkilatımız bunları alıp getirme imkanına sahip. Ta Afrika’nın ücra köşelerinden alıp geldiğimiz gibi. Durmuyoruz.”

“Böyle bir ihtimal olabilir mi?” sorusuna “Olabilir” karşılığını veren Erdoğan, “İsim verebilir misiniz, mesela Almanya?” ifadesi üzerine ise “İsim istemeyin. Şu anda zaten bunların en çoğunluk olduğu yer Almanya.” yanıtını verdi.

]]>
‘Sibirya’dan Sevgilerle’ sergisi yarın açılacak https://www.bik.gov.tr/sibiryadan-sevgilerle-sergisi-yarin-acilacak/ Thu, 05 Dec 2019 13:09:01 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278762 Serginin açılışı Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu Andrey Buravov’un yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanı Hülya Muratlı katılacak.

Sergi, fotoğraflarla Sibirya’nın bilinmeyen yönlerini, manzaralarını, halkı ve halkın yaşam tarzlarını ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.

Irtutsk Fotoğrafçılar Derneği tarafından seçilen, Rus fotoğrafçılara ait 100 eserin yer aldığı sergi, 21 Aralık’a kadar görülebilecek.

]]>
Nijeryalı gencin yapışık yemek borusu ‘mıknatıs’la açıldı https://www.bik.gov.tr/nijeryali-gencin-yapisik-yemek-borusu-miknatisla-acildi/ Thu, 05 Dec 2019 13:07:41 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278759 Uzun süre yeterli beslenemediği için zayıflayan Sanda, hastalığına şifa bulmak için Nijerya Sağlık Bakanlığına başvurdu.

Türkiye ile Nijerya’nın sağlık alanında yaptığı iş birliği kapsamında, tedavi için Türkiye’ye yönlendirilen Sanda, Ankara Şehir Hastanesinde gerçekleştirilen endoskopik tedaviyle yemek borusu açılarak sağlığına kavuştu.

Ameliyatı gerçekleştiren Ankara Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Ödemiş, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ameliyat için geldiğinde ileri derecede kilo vermiş olan Sanda’nın tükürüğünü bile yutamadığını belirtti.

Sanda’ya yapılacak ameliyatın risk taşıması dolayısıyla endoskopik çözüm üretildiğini anlatan Ödemiş, şunları söyledi:

“Endoskopik yöntem kapsamında mıknatısla tedavi ettik. Bundan yaklaşık 5 yıl önce Türkiye’de bu metodu ilk kez ben kullandım. O zaman safra yolları için kullanmıştık ama İsmail’e yaptığımız yemek borusunda mıknatısla böyle bir kanal açma tedavisi, dünyada ilk defa bizim bildiğimiz kadarıyla İsmail’e yapılmış oldu. Önce büyük olan mıknatısları, ağızdan yemek borusunun tıkalı olan bölümüne indirdik. Daha sonra midesine beslenmesi için koyduğumuz tüp içinden daha küçük bir endoskopla girerek diğer mıknatısı da yemek borusunun kopuk olan bölümünün altına getirdik ve bunları birbirlerine yaklaştırarak bıraktık.

Ameliyatın ardından 15’inci günde mıknatısların tam olarak yapıştıklarını gördük. Onu gördüğümüzde bıraktığımız mıknatısları ağızdan çıkarttık ve yemek borusundan cerrahiyle yapılması çok zor olan bir şeyi, tamamen endoskopik ve hastaya çok az risk yaratan bir metotla gerçekleştirmiş olduk. O açılan açıklığı genişlettik ve içine bir stent koyduk. Hastamız geldiğinde 44 kilogramdı. Bizim yaptığımız tedaviyle 2 ay içerisinde 20 kilo alarak 64 kiloya çıktı.”

“Endoskopik işlem 1 saat sürdü”

Ödemiş, endoskopik işlemin ortalama bir saat sürdüğünü belirterek, Sanda’ya Türkiye’de müdahale edilmemesi durumunda, midesine konulan tüple ömür boyu beslenmesi ya da çok riskli bir ameliyatın yapılması gerektiğini söyledi.

Hastaneye sağlık turizmi kapsamında tedavi için pek çok kişinin geldiğini aktaran Ödemiş, bu tür tedavilerin Türkiye’de yapılıyor olmasının gurur verici olduğunu ifade etti.

“Tedaviden önce moralim çok bozuktu”

Sağlığına kavuşan Sanda ise duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye’ye geldiğinde sadece sıvı içecekleri tüketebildiğini ve tedavi olmadan önce moralinin çok bozuk olduğunu anlatan Sanda, şunları söyledi:

“Türkiye’ye teşekkür ediyorum. Sosyal hayatım çok iyi. Ailemi çok özledim ama burada doktor ve sağlık görevlileriyle aile gibi yaşıyoruz. Türkiye, ikinci ülkem gibi. En önemli şey sağlık ve ona kavuştum.”

]]>
Açılır kapanır alanlar da artık kapalı alan sayılacak https://www.bik.gov.tr/acilir-kapanir-alanlar-da-artik-kapali-alan-sayilacak/ Thu, 05 Dec 2019 11:49:59 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278754

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, uygulamaya geçirilen düz paket uygulamasına ilişkin, Özbekistan temasları kapsamında ziyaret ettiği Semerkand’da açıklama yaptı.

Tütünle mücadeleyi kesintisiz devam ettirmek istediklerini vurgulayan Koca, “Vatandaşımızın temiz hava alma hakkını güvence altına almak gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede bugün de gündeme giren tek paket uygulamasıyla markanın yüzde 5’i geçmediği ve cazibenin özellikle devre dışı kaldığı tek paket uygulamasına geçilmiş oldu” dedi.

“Tavanı açılır kapanır sistemlerin çok istismar edildiğini görüyoruz”

Dünyada birçok ülkede düz paket uygulaması olduğunu söyleyen Koca, Türkiye’nin de 7’nci ülke olarak bu uygulamaya geçtiğini anlattı.

Fahrettin Koca, endüstrinin gençleri ve kadınları rol model olarak hedef aldığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Bu çerçevede gençlere ve kadınlara yönelik daha etkili bir yaklaşım içinde olacağız. Kapalı ve açık alan tanımı vardı. Bu açık alan tanımının tavanı açılır kapanır sistemlerin çok istismar edildiğini ve kapalı alan olarak kullanıldığını görüyoruz. Bununla ilgili önümüzdeki haftalar bir düzenlememiz olacak. Açık alanın daha net tanımlandığı ‘açılır kapanır’ tarzında olmadığı ve vatandaşın yüzde 70’inin sigarasız, dumansız ortamı aradığı bir ortamda genelde arka taraflara yönlendirildiğini önde daha manzaralı yerlerin sigara içen kesime ayrıldığını görüyoruz.

Bunu daha net ayrıştıran açık alanı tanımlayan açılır kapanır tavanların da kapalı alan olarak tanımlandığını gösteren bir yönetmelik düzenlemesi önümüzdeki haftalarda yapılacak. Bu anlamda ne kadar mücadele edersek sonucun o kadar başarılı olduğunu, bu anlamdaki denetimleri ne kadar gevşetirsek sigara içme oranlarının yükseldiğini biliyoruz. Daha yoğun bir şekilde önümüzdeki dönemde denetimleri, çapraz denetimler özelinde daha da yoğunlaştırmak istiyoruz. Tanımda çok sorun yoktu. Biz bunun sahada istismar edildiğini görüyoruz. Açılır kapanır tavanlı alanların kapalı alan olarak tanımlanacağı, tavanın tamamen açık alan olarak uygulandığı bir yönetmelik değişikliği olacak.”

Gençlerde tütün kullanımında düşüş yaşandı

Tütün kullanımının erkeklerde yüzde 41’den 44’e yükseldiğini vurgulayan Koca, kadınlarda ise bu oranın yüzde 13’ten yüzde 19’a çıktığını, kadınlardaki artış oranının erkeklerden daha fazla olduğunu açıkladı.

Gençlerde tütün kullanımında düşüş yaşandığından bahseden Sağlık Bakanı Koca, şunları söyledi:

“Denetimlerin son dönem azalan denetimlerle oranın giderek arttığını da görüyoruz. Açılır, kapanır tavan alanların yeniden tanımlanmasıyla denetimlerimizi daha da yoğunlaştırarak tek tip uygulamayla mücadelemizi daha yoğun bir şekilde devam ettirmek istiyoruz. Yasal çerçevede uygulanan cezai müeyyideler var. Bu cezai müeyyideler ile birlikte aslında sigaranın ne kadar zararlı olduğunu bir şekilde endüstrinin hedef kitle olarak gençleri ve kadınları hedefledikleri biliyoruz. Bu çerçevede sigaranın zararlarını her geçen gün itici, bilinçaltında tiksindirici bir yaklaşımı da bir bilinci de geliştirmek istiyoruz.”

Kaynak: AA

]]>
Türkiye’nin ilk uzay radyasyonu test altyapısı açıldı https://www.bik.gov.tr/turkiyenin-ilk-uzay-radyasyonu-test-altyapisi-acildi/ Thu, 05 Dec 2019 11:35:00 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278751 Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, ekonomide kaydedilen gelişmelerin arkasında yıllardır süren gayretin olduğunu belirterek, “Ar-Ge alanında önemli ilerleme sağladık. Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 1,03’e yükseldi. 2023 hedefimiz bunu yüzde 1,8’e çıkarmak.” dedi.

Türkiye’nin ilk Parçacık Radyasyonu Test Altyapısı olma özelliği taşıyan “ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı”nın açılış töreni, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Sarayköy Nükleer Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Ağbal, burada yaptığı konuşmada, söz konusu test merkezinde uzay teknolojileri alanında önemli çalışmalar yapılacağını söyledi.

Hükümetin her dönemde Ar-Ge projelerinin desteklenmesine önemli kaynak sağladığına işaret eden Ağbal, son 17 yılda sadece kalkınma planlarında üniversitelerin araştırma altyapıları için yaklaşık 10 milyar lira kaynak ayrıldığını, toplam proje maliyeti 500 milyon lira civarındaki 9 projenin yatırım programına alındığını bildirdi.

Ağbal, bu projelerin başlangıç ödeneklerinin tahsis edildiğini, gelecek yıllarda da projeler için gerekli kaynakların tahsis edilmeye devam edileceğini söyledi.

Ar-Ge’de hamle dönemi

Türkiye’nin kalkınması, büyümesi ve rekabetçiliğinin artırılması için başta imalat sanayi olmak üzere birçok alanda atılımlar yapıldığına dikkati çeken Ağbal, şöyle devam etti:

“Ekonomide kaydedilen tüm gelişmelerin arkasında yıllardır sürdürülen büyük bir emek ve gayret var. Ar-Ge alanında önemli ilerleme sağladık. Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 1,03’e yükseldi. 2023 hedefimiz bunu yüzde 1,8’e çıkarmak. Özel sektör, üniversite ve kamunun Ar-Ge harcamalarını artıracağı önemli bir hamle dönemi olacak. Özel sektörün Ar-Ge harcamaları içindeki payının artmasını da önemsiyoruz.”

Ağbal, 11. Kalkınma Planı’nda, Türkiye ekonomisinin daha rekabetçi ve verimlilik temelli imalat sanayine dayalı bir büyüme modeline geçmesinin öngörüldüğünü anımsatarak, sanayide belirlenen odak sektörlerde önemli adımlar atılacağını dile getirdi.

Ar-Ge, inovasyon ve kritik teknolojilerin önemine işaret eden Ağbal, “Verimliliğin ve rekabetçiliğin temelinde teknoloji ve inovasyon var. Bunu sağlamak için de üniversitelerimizin eğitim ve araştırma altyapısının geliştirilmesi için önemli kaynaklar tahsis etmeye devam edeceğiz. Üniversitelerimizle beraber gelecek yıllarda çok fazla projeyi de devreye alacağız.” diye konuştu.

Ağbal, bu gibi projelerde gerekli mevzuat çalışmalarının ve çalışanların ücretleriyle ilgili yasal düzenlemelerin yapılacağını bildirdi.

“Teknoloji altyapılarının Türkiye’de tesis edilmesi önemli”

TAEK Başkanı Suat Ünal, ulusal teknoloji altyapısının Türkiye’de tesis edilmesi zorunluluğu bulunduğunu belirterek, nükleer teknoloji alanında da özgün uygulama ve Ar-Ge çalışmaları için altyapıların geliştirilmesinin önemine işaret etti.

ODTÜ Uzay ve Hızlandırıcı Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (İVME-R) Müdürü Prof. Dr. Bilge Demirköz de merkezin çalışmalarına ve Saçılmalı Demet Hattı’na ilişkin bilgi verdi.

Açılış törenine, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Faruk Yiğit, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök de katıldı.

Konuşmaların ardından Ağbal ve protokol üyeleri, testlerin gerçekleştirileceği laboratuvarları gezdi.

ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı

Söz konusu test altyapısıyla Türkiye’nin milli ve yerli imkanlarla geliştirdiği güneş hücreleri, lityum iyon pil ve çok katmanlı yalıtım battaniyesi gibi İMECE uydusuyla uzaya gönderilecek ekipman ve malzemelerin Avrupa Uzay Ajansı standartlarına göre testleri gerçekleştirilecek.

Projeyle, Türkiye’nin uydu ve uzay çalışmalarında dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

]]>
Vanlı öğrenciler balık ve sebzeyi bir arada yetiştirecek https://www.bik.gov.tr/vanli-ogrenciler-balik-ve-sebzeyi-bir-arada-yetistirecek/ Thu, 05 Dec 2019 11:33:20 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278748 Ziraat Fakültesi yüksek lisans öğrencileri Şilan Atbaş ve Cansu Kuzğun, Bitki Koruma Bölümü 1. sınıf öğrencisi Nisa Asel Tatar, AB Erasmus Gençlik Programı’nın “Genç Girişimciler Aquaponik Sistemlerde” projesi kapsamında Slovenya’da eğitim almaya hak kazandı.

20-25 Ekim’de söz konusu ülkenin Novo Mesto kentinde “tarımsal girişimcilik” eğitimi alan öğrenciler, son zamanlarda gelişmeye başlayan aquaponik topraksız tarım sisteminin Van’da uygulanması için çalışmaya başladı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semra Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, proje kapsamında yurt dışında eğitim almak isteyenler için il genelinde mülakat sınavının yapıldığını ve 3 öğrencilerinin yeterli puanı alarak Slovenya’ya gitmeye hak kazandığını anlattı.

Projeye Türkiye’den 6, Slovenya ve Yunanistan’dan 5’er öğrencinin kabul edildiğini aktaran Demir, “Türkiye’deki 6 öğrenciden 3’ü fakültemizden. Bu bizim için büyük bir başarı ve mutluluk oldu. Öğrencilerimizin 5 gün boyunca aldığı bu eğitimin kentimizde uygulanabilirliği ve pratiğe aktarılması yönünde çalışmalarımız olacak.” dedi.

Üniversite adına projede görev alan Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Numan Bildirici de Valilik öncülüğünde yürütülen projenin Van’da hayata geçirileceğini vurguladı.

“Mart ayında Van’da toplantı yapılacak”

YYÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Atbaş da Slovenya’da aquaponik sistemlerle ilgili eğitim aldıklarını ifade etti.

Dünyada yeni gelişen sistemin eğitimine birçok ülkeden öğrencinin katıldığını belirten Atbaş, “Eğitimin ardından Slovenya’da gerçekleştirilen aquaponik sistemini gördük, yakından tanıma imkanı bulduk. Bu sistem sayesinde ürünler daha çabuk elde ediliyor. Projenin bir diğer toplantısı gelecek yıl mart ayında Van’da yapılacak. Eğitimimiz tamamlandığında bu uygulamayı Van’da hayata geçireceğiz.” dedi.

Tarımsal Teknoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Kuzğun da aquaponik sistem dünyada yeni gelişen bir yöntem olduğu için bunun eğitimine katılmak istediğini söyledi.

Bu sayede farklı bir deneyim yaşadıklarını, sistemi yerinde görme imkanı bulduklarını dile getiren Kuzğun, şunları kaydetti:

“Bu sistem verimsizleşmeye başlayan toprakları verimli bir şekilde kullanılmayı sağlayacak. Ülkemizde bu uygulamaya başladığımız zaman hem balık hem de bitki üretimini bir arada yaparak ekonomiye katkı sunacağız. Böyle güzel bir projenin içinde yer aldığım için çok mutluyum. Topraksız tarıma kadın eli değecek.”

Bitki Koruma Bölümü 1. sınıf öğrencisi Tatar da projede yer almaktan mutluluğunu dile getirerek, Türkiye’de uygulanması için gereken çabayı göstereceğini ifade etti.

Aquaponik sistem

Aquaponik sistemde, suda balık yetiştiriciliği ile topraksız tarım birleştiriliyor.

Bu kapsamda kurulan havuzlarda beslenen balıkların dışkısını içeren su, filtre sisteminden geçirilerek havuzların yanındaki seralara aktarılıyor.

Seralarda küçük saksılara bırakılan bitkiler, kökleri aracılığıyla sudaki gübreyle beslenerek kısa sürede ürün verebilecek hale geliyor. Bitki köklerinin süzdüğü su da tekrar havuzlara aktarılarak sudan da tasarruf sağlanıyor.

Balık atıklarının bitkiler için biyolojik gübre, bitki köklerinin de balık havuzundaki su için doğal filtre olarak kullanıldığı topraksız tarım sistemi, verimliliği artırması ve tasarruf sağlamasıyla öne çıkıyor.

Tarıma elverişli olmayan arazilerde de kolaylıkla uygulanabilen sistemle taze sebze ve protein bakımından zengin balık üretimi yapılabiliyor.

]]>
Güler Sabancı’dan topluma gönüllülük çağrısı https://www.bik.gov.tr/guler-sabancidan-topluma-gonulluluk-cagrisi/ Thu, 05 Dec 2019 11:30:57 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278738 Gönüllülük hikayelerinin paylaşıldığı özel etkinlikte “gönüllülük” kavramının önemi ve potansiyeli konuşuldu.

Toplantının açılış konuşmasını, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı yaptı. Toplantıya katılan müzisyen Haluk Levent ise, kurucusu olduğu Ahbap’ın yola çıkış hikayesini anlattı. Dr. Kerem Dündar’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde; Sabancı Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Projeleri Birimi Yöneticisi Zeynep Bahar Çelik, Köy Okulları Değişim Ağı Kurucusu ve Genel Koordinatörü Mine Ekinci, Gençlik çalışanı Robin Askar ve çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için yola çıktığı hikayesiyle Kanber Bozan, nam-ı diğer Bakkal Kanber Amca yer aldı.

“Küçük bir adım, büyük bir değişim yaratabilir”

Güler Sabancı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 5 Aralık tarihini “Dünya Gönüllüler Günü” olarak ilan etmesinin ardından geçen 34 yılda gönüllülük hareketinin müthiş bir güç kazandığını hatırlattı.

Gönüllülüğü, bir bilinç ve sorumluluk meselesi olarak özetleyen Sabancı, “Başkalarını düşünerek yapacağımız en ufak bir hareket, atacağımız çok küçük bir adım, büyük bir değişim yaratabilir. Tek ihtiyacımız olan, bugünün temasında da söylediğimiz gibi, daha iyi bir ‘geleceğe gönüllü’ olmak. Dilerim ki, bugün, hiç gönüllülük yapmamış olanlar için bir milat olsun” dedi.

“Bugün tüm dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlar çok katmanlı ve çok geniş etki alanına sahip. Bu karmaşık problemlerin çözümü ise ancak; herkesin çözümün parçası olmak için çabalaması, tüm paydaşların katılımcı süreçlerle bir araya gelmesi ve sivil toplumun her alanda güçlenmesi ile mümkündür. Gönüllüleriyle birlikte etkin bir sivil toplum, sağlıklı bir demokratik sistemin de olmazsa olmazıdır” diyen Güler Sabancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde baktığımızda ise, ben de üzülerek öğrendim ki, gönüllük konusunda bize yakışmayan bir noktadayız. Dünya Bağışçılık Endeksi, 2007 yılından beri 145 ülkede yapılıyor. Buna göre Türkiye, tanımadığı bir kimseye yardım etme konusunda, 113. sırada. Gönüllülük için harcanan zamana baktığımızda ise, 126. sıradayız. 145 ülke içinde, en üst sıradakiler ise, Endonezya, Liberya ve Kenya…”

Gönüllülük konusunda en büyük rolün gençlere düştüğünü vurgulayan Sabancı, “Gençlerin, bu konuyla daha fazla ilgilenmesi, vakit ayırması, toplumsal sorunlara sizlerin enerjisinin dahil olmasıyla daha yaratıcı çözümlerin yolu açılacak. Böylece sizler de hayatınıza anlam katacaksınız, bazı tecrübeler elde edeceksiniz ve kendinizi iyi hissedeceksiniz” diye konuştu.

Güler Sabancı şöyle devam etti: “Gönüllüğün içinde yaşamı sevmek ve iyi işler yapmayı istemek var. İstemiyorsan, o heyecanı duymuyorsan zaten olmaz. Ama gençlere, bunu istemeyi öğretebiliriz. Biz de, aynı anlayışla, tam 20 yıl önce Sabancı Üniversitesi’ni kurarken, gençlerimize bu alanda da yetkinlikler kazandıracak şekilde programlarımızı tasarladık ve Toplumsal Duyarlılık Projelerini ders programımıza aldık. Üniversitemizin, yükseköğrenim sistemimize getirdiğimiz farklardan biri de bu oldu. Bu bir ilkti! Daha sonra diğer üniversitelere de bu konuda katkıda bulunduk. Sabancı Üniversitesi kurulduğundan beri notları ne kadar iyi olursa olsun, hiçbir öğrenci bir sosyal sorumluluk projesi yapmadan mezun olamaz. Şimdiye kadar yaklaşık 15.000 öğrenci bu sürece dahil oldu. 1.245 proje hayata geçirildi. Bu projelerle direk olarak yaklaşık 70.000 kişiye dokunuldu; bu rakamın çarpan etkisi ise, elbette çok daha büyük.”

Sabancı’dan şirketlere “gönüllülük” çağrısı

Güler Sabancı, kurumsal gönüllülük uygulamalarının, bu kavramın yaygınlaşmasındaki önemine de değindi. “Genç yaşlarda yaratılan bilinçle, iş hayatına girenler, uygun ortam yaratıldığında aynı anlayışla inisiyatif alıyorlar ve çözüm üretmeye devam ediyorlar. Kurumsal gönüllülük uygulamaları hem kurumlar, hem çalışanlar hem de toplum için çok önemli fırsatlar sunuyor; katma değer yaratıyor. Tüm şirketleri kurumsal gönüllülük programlarını hayata geçirmeye ve ellerinin ulaştığı her yere iyilik tohumları serpmeye davet ediyorum” çağrısında bulunan Sabancı, “Çok gurur duyarak söylüyorum ki, 2015 yılında başlattığımız Sabancı Gönüllüleri programımız çalışanlarımızın yürekten sahiplenmesiyle başarıyla devam ediyor. Başlangıcından bu yana 11 ilde 45 projeyi hayata geçirdik. Yine bu program kapsamında, yaklaşık 40.000 çalışanımıza online cinsiyet eşitliği eğitimi verdik. İkinci dönemine başladığımız projemiz, bugün yaklaşık 2.000 gönüllü ile yoluna devam ediyor.”

]]>
Bilecik’te kadın belediye başkanı azmiyle hemcinslerine örnek oluyor https://www.bik.gov.tr/bilecikte-kadin-belediye-baskani-azmiyle-hemcinslerine-ornek-oluyor/ Thu, 05 Dec 2019 11:28:44 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278742 Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, 2004 yılında sekreter olarak işe başladığı belediyede, özel kalem müdürlüğü yaptıktan sonra 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde bağımsız olarak aday oldu.

Belediye başkanı seçilen Tekin, özellikle yaptığı çalışmalar ve vatandaşlarla iletişimiyle takdir topluyor.

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesinin 85. yılı dolayısıyla AA muhabirine açıklamada bulunan Tekin, 15 yıl çalıştığı belediyede başkanlık yapmaktan gurur duyduğunu söyledi.

Seçim kampanyasında özellikle kadınlardan büyük destek gördüğünü belirten Tekin, “Adaylık döneminde kadınların benimle yürümesi, çok büyük bir fark yarattı. Pazaryeri’nin, kadının gücünü gösterdiği bir yer olduğunu gördük.” dedi.

Tekin, hiçbir zaman vatandaşla arasına mesafe koymadığını dile getirdi.

“Seçimden önce neysem, hep öyle kalacağım.” diye kendisine söz verdiği anlatan Tekin, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nün önemine değindi.

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının, 5 Aralık 1934’te verildiğini hatırlatan Tekin, şunları kaydetti:

“Buradan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bizlere seçme ve seçilme hakkı verdiği için sonsuz şükranlarımı sunuyorum. ‘Saçı uzun aklı kısa’ veya ‘elinin hamuruyla’ yakıştırmaları artık yok. İnşallah kardeşlerimize güzel örnek olmuşumdur. Bütün kadınlarla gurur duyuyorum. Genç kızlarımıza sesleniyorum. Siyasette ya da herhangi bir meslekte önce hedef edinsinler, azmin sonunda mutlaka başarı geliyor.”

]]>
Görme engelli baba kapıcılık yaparak engelli çocuklarına bakıyor https://www.bik.gov.tr/gorme-engelli-baba-kapicilik-yaparak-engelli-cocuklarina-bakiyor/ Thu, 05 Dec 2019 11:26:30 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278739 Adıyaman’da geçirdiği iş kazası sonrası görme bozukluğu yaşayan Zeynal Ataş, doğuştan engelli iki çocuğu ile yaşam mücadelesi veriyor.

Varlık Mahallesi TOKİ Konutları’nda oturan baba Ataş, 8 yıl önce 7 katlı inşaatta sıva işinde çalışırken dengesini kaybedip düştü.

Yaşadığı iş kazası sonrası yüzde 32,2 görme bozukluğu yaşayan Ataş, ailesinin geçimini sağlayıp engelli çocuklarına bakıyor.

Zeynal Ataş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evli ve 5 çocuğunun olduğunu ve çocuklarından ikisinin doğuştan bedensel engelli ve down sendromlu olduğunu söyledi.

Ailesinin geçimini sağlamak için hayat mücadelesini sürdürdüğünü ifade eden Ataş, “Çocuklarımın geçimini sağlamak için mücadelemi sürdürmek zorunda kaldım. Şu anda yaşadığım binanın kapıcılığını yapıyorum. Kimseye muhtaç olmadan geçimimi sağlıyorum.” dedi.

“Çocuklarımı hayata kazandırmak için elimden geleni yapıyorum”

Ataş, işten kalan zamanlarda çocuklarıyla ilgilendiğini dile getirerek, “Çocuklarımla oyun oynuyorum. Mahalledeki çocuklar, benim çocuklarımın engeli olmasına rağmen onların yanlarından bir an olsun ayrılmıyor. Çocuklarımı hayata kazandırmak için elimden geleni yapıyorum. Çocuklarımdan ikisi şu an için işsiz. Onların iş sahibi olmaları için elimden geleni yapıyorum. Bir kız çocuğum da okula gidiyor. Onu da inşallah okutacağım. ” diye konuştu.

“Her insan bir engelli adayıdır”

Son zamanlarda sosyal medyada engelli çocukların dövüldüğüne ilişkin çıkan haberlere çok üzüldüğünü ifade eden Ataş, “Benim de sağlık durumum iyiydi. Kaza sonrası görme bozukluğu yaşıyorum. Her insan bir engelli adayıdır. Şehir merkezindeki engellileri görünce yüreğim burkuluyor. Bu engelli çocuklar, hepimizin çocuklarıdır. Engelli çocuklara sahip çıkılması gerekiyor. ” ifadesini kullandı.

“İleriki hedefim kaleci olmak”

Bedensel engelli Muhammed Yasir Ataş da sokakta akranlarıyla oyun oynayıp zaman geçirdiğini ve onlar tarafından çok sevildiğini belirterek, “Arkadaşlarımla genellikle futbol oynuyorum. Futbol maçında da kalecilik yapıyorum. Bir yandan da okula devam ediyorum. 6’ıncı sınıfa gidiyorum. İleriki hedefim engelliler liginde kaleci olmak. Halı sahada iyi bir kaleci olduğum için madalya sahibi oldum. Bana herkes çok iyi davranıyor. Engelliyim ama kimse beni engelimden dolayı dışlamıyor.” sözlerine yer verdi.

]]>
Hayatını karartan failin bulunmasını istiyor https://www.bik.gov.tr/hayatini-karartan-failin-bulunmasini-istiyor/ Thu, 05 Dec 2019 10:50:15 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278735 Tuzla‘da 7 kişilik ailesine bakan ve 5 ay önce geçirdiği trafik kazası sonrası çalışamayacak duruma gelince işini kaybedip borç batağına sürüklenen Kadir İşgar, güvenlik kameralarınca kaydedilen kazanın failinin bulunmasını istiyor.

Bir tersanede kaynakçı olarak çalışan 36 yaşındaki Kadir İşgar’a 27 Temmuz 2019’da bisikletiyle işten eve dönerken İçmeler Mahallesi Rauf Orbay Caddesi’nde minibüs çarptı.

Çevredeki güvenlik kameralarınca görüntüleri kaydedilen kaza sonrası minibüs sürücüsü aracıyla kaçarken, çarpmanın şiddetiyle yerde sürüklenerek yaralanan İşgar’a ilk müdahale çevredeki vatandaşlarca yapıldı. Ambulansla hastaneye kaldırılan İşgar’ın vücudunun çeşitli yerlerinde kırık ve doku zedelenmesi tespit edildi.

Tedavisi sebebiyle iki ay yüzü sargıda, kol ve bacakları alçıda hastanede yatan, parmakları iyileşmesine rağmen dizindeki hasar sebebiyle yürümekte güçlük çeken, tamamen iyileşmek için de fizik tedavi gören İşgar, kaza sonrası başlayan kısa dönemli hafıza kayıpları sebebiyle psikolojik destek de alıyor.

Kazanın ardından asgari ücretle çalıştığı işini kaybeden İşgar, zor günler geçirmeye başladı. Annesi, eşi, üç çocuğu ve baldızından oluşan ailenin tek çalışanı olan İşgar, borçlarını ödeyemez hale geldi.

Oğlu okul harçlığını geri vermiş

Çalışamadığı için aile giderlerini karşılayamayan ve biriken borçlarını ödemekte güçlük çeken İşgar, AA muhabirine, dört bankaya faiziyle birlikte 48 bin lira borcu olduğunu, faturalarını aylardır ödeyemediğini, birikmiş ev kirasının bir bölümünü de annesinin dul maaşı üzerinden aldığı 14 bin liralık krediyle ödediğini söyledi.

“Bu maddi yükün yanı sıra manevi yük. Ben kendimle beraber çevredeki dostlarımı da üzüntüye düşürdüm.” diyen İşgar, 5 aydır pazar alışverişi yapamadığını, borç alarak günü kurtardığını, ancak dayanacak gücünün kalmadığını ifade etti.

Bir an evvel ayağa kalkıp çalışmak istediğini kaydeden İşgar, şunları söyledi:

“Benim çocuğum yırtık ayakkabıyla okula gidip geldi. Boynunu büküyordu. Okula giderken 1 lira veriyordum, durumumuz yok diye harçlık bile almadan ağlayarak gitti. Sebebi, ‘anne babam çalışamıyor’ diyor. Bunlar bizim hakkımız değil. Şu an yaşıyor olmama rağmen ihtiyaçlarını gideremiyorum. Belki birkaç ay sonra kendimi toparlayacağım ama niçin benim çocuğum cezalandırılsın, yırtık ayakkabıyla okula gitsin. Çalışan bir insan zor geçinirken şu anki ekonomik şartlarda ben çalışamadığım halde nasıl geçineyim? İnsan utanıyor, yeni doğmuş bir çocuğum var, bunun giderleri var. İki çocuğum okuya gidiyor, bunun gideri var. Annem tedavi görüyor, bunun bir gideri var. Evim kira, elektrik, su faturası… Çalışamazsam ailemi mağdur edeceğim.”

“Şahsın bulunup adalete teslim edilmesini istiyorum”

İşgar, kaza sonrası kaçan minibüs sürücüsünün bulunması için emniyete ve savcılığa başvurduğunu hatırlatan İşgar, kaza sonrası ilk 2 ay yeni doğan çocuğunu eli yüzü sarılı olduğu için sevemediğini belirterek, “Enfeksiyon kapar korkusuyla yeni doğmuş çocuğumu kucağıma alıp, koklayıp sevemedim. Bunun gereğini yapılmasını yetkililerden rica ediyorum. Beni bu hale sokan, beni mağdur eden bu şahsın bulunup adalete teslim edilmesini istiyorum. Neyse cezası verilmesini talep ediyorum.” diye konuştu.

“Benim zoruma giden 5-6 aydır çalışmıyorum, belki 3-4 ay daha çalışamayacağım. Benim bu mağduriyetimin bir cezası olmalı.” diyen İşgar, şöyle devam etti:

“Bir insanın hayatını karartmak cezasız olmamalı. Hırsızlık yaparken yaralanmadım. Ailemin nafakasını çıkarmak için gittiğim işten gelirken birinin dikkatsizliği yüzünden mağdur oldum. O sürücüye beddua etmiyorum ancak yakalanmasını istiyorum. O vatandaş bana bilerek ya da bilmeyerek çarptı gitti. Şu anda belki çocuğu var, belki ailesi var onu da bilmiyorum. Hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. 1 lira veriyorum çocuğuma, 1 liraya bugün çocuk simit dahi alamıyor. 1 lirayı çocuk, ‘babam çalışamıyor’ diye geri veriyor. Israr ediyorum veriyorum, ağlayarak geri veriyor. Bu cezayı haketmediğimi düşünüyorum.”

Havaların soğumasının yükünü daha da arttırdığına işaret eden İşgar, “Çocuklarıma ayakkabı almam, doğal gazı açmam lazım. Yeni doğmuş çocuğum var. 6 aylık çocuğumun dışında iki çocuğum daha var, annem rahatsız, evde 7 kişiyiz. Bunların elektrik, su, doğal gaz masrafı… Bu kışı nasıl atlatacağım bilemiyorum” dedi.

Mama bulamayınca bebeğe şerbet içirip yatırıyor

Eşi ve çocukları Muhammet Enes (9), İbrahim (8) ve Fatmanur Hira (6 aylık) ile zor günleri aşmak için mücadele veren 27 yaşındaki İlknur İşgar ise çocukların isteklerine yanıt veremediklerini, özellikle bebeklerinin yeterli beslenemediğini belirtti.

İlknur İşgar, “Mama alamıyoruz. Bazen çorba yedirip öyle yatırıyorum, ya da şerbet yapıp öyle yatıyorum. Zaten ötekiler de aynı. Bez alamıyoruz. Yakınlarımız bazen bez ve mama getiriyorlar. Sağlıklı beslenemiyorlar. Süt içmesi lazım onu alamıyoruz. Bisküvi, mama yemesi lazım onları da yediremiyorum. Mecbur ya çorba içecek ya da su içecek.” dedi.

“Ayrılma durumuna kadar geldik”

Eşinin işsiz olmasının evde huzursuzluğa yol açtığından ve bir dönem boşanma durumuna kadar geldiklerinden bahseden İşgar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Eşimin çalışmaması beni çok yıprattı. Sürekli evde huzursuzluk, kavga. Neredeyse ayrılma durumuna kadar geldik. Çünkü çalışmıyor, bir yerden sonra da her şeyin ihtiyacı gerekiyor. Yemek, içmek, o da olmayınca ne olacak? O bağırıyor, ben bağırıyorum. ‘Artık bitsin. Ayrılalım, sen kendi yoluna, ben kendi yoluma’ dedim. Çocuğun ihtiyaçları var, çocuklar okula gidiyor. Öğretmen bir kitap istiyor, okula para gerekiyor, bunların hiçbirini ben veremiyorum.”

Kadir İşgar’ın 15 Temmuz nöbetlerinde Tavşantepe Polis Merkezi önünde beklerken haberlere konu olan annesi Fatma Küçük de akciğer ve kalp rahatsızlığı tedavisi görüyor.

Evladının bu duruma düşmesi karşısında kahrolduğunu ifade eden 65 yaşındaki Küçük, “Çocuğumun bu durumda olması bizi çok üzdü. Benim üç torum var, onların mağdur olmasından dolayı çok üzgünüm. Daha kira borçlarımız var. Kredi çektim onunla ödeme yaptım ama artık tutunacak bir dalımız kalmadı. Borç ettim, ne yapacağım bilmiyorum.” diye konuştu.

Kazaya karışan minibüs sürücünün bulunmasını isteyen Küçük, “15 Temmuz’da ben baltayla nacakla bekledim Tavşantepe Karakolu’nun önünde. Şimdi ise onlardan yardım istiyorum ben. Öyle bir durum olsun yine çıkarım.” dedi.

Küçük, “Biz bittik. Çocuğum neredeyse intihar etmeye kalktı. Bunlara sebep olan insanın bulunmasını istiyorum. Yardım istiyorum devletimizden.” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
Duvara bantlanmış muz 120 bin dolara satıldı https://www.bik.gov.tr/duvara-bantlanmis-muz-120-bin-dolara-satildi/ Thu, 05 Dec 2019 10:43:04 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278729 İtalyan heykel sanatçısı Maurizio Cattelan’ın “Komedi” adını verdiği muz eseri, Art Basel’in Miami’de düzenlediği sanat fuarında satışa çıkarıldı.

Sanatçının üç adet ürettiği eserin iki versiyonu 120 biner dolara alıcı bulurken, üçüncü kopyası için 150 bin dolar fiyat belirlendiği belirtildi.

Alıcılar çürüyen muzu değiştirebilecek

Alıcılara eserle birlikte verilen orijinallik sertifikasında eser sahiplerinin, çürüme halinde gerekli gördükleri takdirde, muzu değiştirebilecekleri söylendi.

Cattelan’ın uzun zamandır bir muz heykeli fikri üzerinde çalıştığını ifade eden, eseri satışa çıkaran Fransız sanat galerisinin sahibi Emmanuel Perrotin, şöyle konuştu:

“Önce çam sakızı reçinesiyle yapmaya çalıştı, sonra bronz yapmayı denedi ama ikisi de istediği sonucu vermedi. Sonunda gerçek bir muz kullanmanın en iyi çözüm olacağına karar verdi. Başta şaka gibi görünüyor ama sonra bir adım geriye çekilip bir daha baktığınızda bambaşka bir anlam kazanıyor.”

Muzun hem küresel ticaretin sembolü hem de komedinin klasik bir aracı olduğuna dikkat çeken Perrotin, eserin bir çift anlamlılık örgüsü içinde eleştiri ile mizahı birleştirdiğini vurguladı.

“Altın klozeti” çalınmıştı

İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan hiciv ağırlıklı heykel ve enstelasyon çalışmalarıyla tanınıyor.

Sanatçının 18 karat altından yaptığı klozet biçimli heykel, eylül ayında İngiltere’de sergilendiği Bleinheim Sarayı’ndan çalınmıştı. “Amerika” adı verilen esere yaklaşık 6 milyon dolar değer biçiliyordu.

AA

]]>
Hayatını ırk ayrımcılığıyla mücadeleye adayan lider: Nelson Mandela https://www.bik.gov.tr/hayatini-irk-ayrimciligiyla-mucadeleye-adayan-lider-nelson-mandela/ Thu, 05 Dec 2019 10:35:22 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278726 Irk ayrımcılığına karşı verdiği mücadeleden dolayı Apartheid hükümeti tarafından ömür boyu hapse mahkum edilen Mandela, 27 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı.

Mandela, 1994 yılında Güney Afrika’da yapılan ilk demokratik seçimde ülkenin ilk siyahi devlet başkanı olarak tarihe geçti.

Her kesimden Güney Afrikalının desteğini alan Mandela, seçimden sonra Hristiyan, Müslüman, Yahudi ve Hinduların dualarıyla görevine başladı.

Mandela, seçildikten sonra yaptığı açıklamada “ülkede artık barışın egemen olacağını” vurguladı.

Zafer kazandıktan sonra ülkedeki beyazları da kucaklayan Mandela, tüm dünyada liderliğine hayranlık duyulan bir insan oldu.

Efsanevi lider, solunum rahatsızlığı nedeniyle 5 Aralık 2013’te, 95 yaşında hayatını kaybetti.

“Mandela ülkemizdeki uç noktaları bir araya getirdi”

Inyathelo Enstitüsü Başkanı Nazeema Muhammed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mandela’nın intikam duygusuna kapılmadan, ülkede kalıcı istikrarı ve barışı sağladığını vurguladı.

Muhammed, “Güney Afrika’da on yıllarca beyazın üstünlük zulmü, beyaz olmayanın ezilmesi, toplumda doğal olarak sivri uçlar meydana getirdi. Mandela ülkemizin geçtiği zorlu yıllardan sonra çok sayıda uç noktayı bir araya getirerek toplumsal uzlaşıyı ve barışı sağladı. Kendisinin de hapiste yıllarını geçirmesine rağmen bu liderliği yapabilmesi onu dünyada demokrasi ve sosyal adalet ikonu konumuna getirdi.” diye konuştu.

Çözülmeyi bekleyen onlarca toplumsal sorunun, Mandela’nın felsefesiyle aşılabileceğine dikkati çeken Muhammed, “Bizler de kurum olarak bu misyonla toplumsal sorunlara çözümler getirmeye çalışıyoruz.” dedi.

Hapisten barış ile çıktı

62 yaşındaki Charles Elffers da Mandela’nın herkesi kucaklamasının ülkeye istikrar ve itibar kazandırdığını söyledi.

Elffers, “Mandela hapisten nefreti ile çıkmadı, barışla çıktı ve herkese el uzattı. Bizler onun siyah beyaz herkesin huzur içinde yaşayabileceği bir ülkeyi hayal ettiğine şahit olduk. Onunla tekrar uluslararası arenaya çıktık ve çok güzel bir başlangıç yapıldı.” ifadelerini kullandı.

Bugün Mandela’nın hayal ettiği Güney Afrika için alınması gereken çok yol olduğunu vurgulayan Elffers, “Bugünkü hükümetimiz onun felsefesine olabildiğince bağlı kalarak sorunlarımızı çözmeye ve ülkeyi ileri taşımaya çalışıyor fakat önlerinde çok boyutlu, kompleks bir denklem var. Bugünün gençleri, onun mirasına sahip çıkmaya devam ederlerse ülkeyi daha ileriye taşıyacaklarına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

AA

]]>
Fransa’da siyonizmi destekleyen karar tartışma yarattı https://www.bik.gov.tr/fransada-siyonizmi-destekleyen-karar-tartisma-yaratti/ Thu, 05 Dec 2019 10:33:02 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278723 Fransa Ulusal Meclisinde antisemitizm ile antisiyonizmi aynı sayan karar tasarısı, bu iki kavram arasındaki farkın önemini bir kez daha gündeme getirdi. Kavramlar arasındaki net ayrıma rağmen Fransız meclisinin bunları eş değer sayması, kararının doğruluğunu tartışmaya açtı.

Fransa’da meclisin antisiyonizmi (siyonizm karşıtlığı) antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) ile eş değer sayan ve herhangi bir yaptırımı olmayan yasa tasarısını salı günü onaylamasının ardından, çok sayıda bilim insanı ve akademisyen bu iki kavramın eş değer tutulamayacağını savundu. Bu kişiler tezlerinde antisemitizmle mücadelenin önemine vurgu yaptı ancak siyonizm karşıtlığının da meşru olduğu görüşünü savundu.

Dünyanın birçok yerindeki antisiyonist Yahudiler de tasarıya itiraz ediyor. Fransa, İsrail ve birçok ülkede görev yapan 127 Yahudi akademisyen, Le Monde gazetesinde yayımlanan açık mektupta, antisemitizmle mücadelenin önemli olduğunu ancak siyonizm karşıtlığını antisemitizmle eş değer sayan yasa tasarısına karşı çıktıklarını belirtti.

Akademisyenler, siyonizm karşıtlığının meşru olduğunun altını çizdi. Siyonizm karşıtlığı ile antisemitizmin aynı şey olmadığına vurgu yapan akademisyenler, bir devleti eleştirmenin ”siyonizm karşıtlığı” anlamına gelmediğini kaydetti.

Yasayı savunanlar, antisemitiklerin siyonizm karşıtlığının arkasına sığınarak gizlice Yahudi karşıtlığı yaptığını iddia ediyor.

Antisiyonist Yahudiler de bulunuyor

Akademisyenlerin de vurguladığı gibi antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) ile antisiyonizm (siyonizm karşıtlığı) kavramları farklı anlamlar taşıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, antisemitizm, birçok kaynakta “Yahudi halkına karşı hoşnutsuzluk sergileyen dil veya tavır, Yahudilere karşı adaletsiz davranma ve ayrımcılık yapma” şeklinde tanımlanıyor. Dünyanın birçok yerinde bu tür olaylar, tavır ve dil kullanımının ciddiyetine bağlı olarak nefret suçu kapsamında değerlendirilebiliyor.

Uluslararası Holokost Anma İttifakı, antisemitizmi “Yahudilere karşı nefret şeklinde ifade edilebilecek belli bir algı” şeklinde tanımlıyor.

Siyonizm ise Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak amacıyla ortaya çıkan milliyetçi siyasi hareket olarak tanımlanıyor. Adını Kudüs’ün eski çağlardaki adı “Sion”, “Siyon” veya “Zion”dan alan siyonizme karşı çıkan Yahudi gruplar da bulunuyor. Yani, Yahudiler de antisiyonist olabiliyor.

Antisemitizm

Antisemitizm kavramının yaygın kullanımı 19. yüzyılın ortalarında, başta şimdiki Almanya ve Avusturya olmak üzere Avrupa’da görülmeye başladı. Kavram, ortaya çıkışından bu yana ırk temelinde özel çağrışımlar içeriyor.

Semitik (Sami) kavramı ilk olarak dil biliminde kullanılan bir terim olarak ortaya çıktı. Yazılı bir kaynakta semitik kelimesini ilk kez Alman tarihçi August Ludwig von Schloser 1761’de yayımlanan bir eserde kullandı.

İngiliz asıllı Amerikalı tarihçi Bernard Lewis, antisemitizmin herhangi bir grubun veya milletin bir başka gruba, ırka veya azınlığa karşıtlığından farklı olarak “kendine has özellik” taşıdığını savunuyor. Lewis, bir makalesinde bunu anlatırken “Antisemitizmin kendine has özelliği Yahudilerin Hristiyanlıkla hususi ilişkisinde ve Hristiyanlıkta inançlarının kökeniyle ilgili Yahudilere biçilen rolde yatmaktadır.” diyor.

Bu terimin ırk temelinde kullanımı daha sonra 18. yüzyıldaki Fransız Aydınlanması ile ilgili yazılarda ortaya çıktı. Yaygınlaşması ise 19. yüzyılda başladı ve “antisemitizm” kelimesi ilk kez Almanya’da kullanıldı. Bu terimin kullanımı Almanya’da daha sistematik bir form aldı ve Batı Avrupa ile Orta Avrupa’da giderek arttı.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde antisemitizm Avrupa’nın büyük kısmında ve ABD’de sağcı politikaları savunan kesimlerde görülüyordu. Yahudiler ve “Yahudi davranışı” hakkındaki yargılar bu dönemde artış gösterdi.

Savaşı kaybeden Almanya’da “Yahudilerin Almanları sırtından bıçakladığı” görüşü, Bolşevik Devrimi ve komünizmi savunan Troçki gibi bazı önemli isimlerin Yahudi oluşu ve 1929’daki ekonomik krizin de etkisiyle Yahudi karşıtlığı arttı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce 1933’te Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesiyle Yahudi karşıtı yasalar çıkarıldı. Nuremberg Yasalarıyla kana göre tanımlama getirildi ve ayrımcılık başladı. 1939-1945 arasındaki İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da yaklaşık 6 milyon Yahudi Naziler tarafından hapsedildi ve öldürüldü.

Siyonizm ve antisiyonizm

Fransız İhtilali sonrasında farklı dinden olanların yasa önünde eşitliği fikri Batı Avrupa’da yayılmaya başladı. Bu bölgedeki Yahudiler bulundukları toplumlara entegre oldular.

Doğu Avrupa ve özellikle Çarlık Rusyası’nda Yahudiler devlet temelli ya da dini temelli baskılara maruz kaldı. Bölgedeki Yahudilerde ilk göç düşüncesi ortaya çıktı. Rus baskısı karşısında siyonizmin doğuşundan önce Filistin’e ilk önemli Yahudi göçü böylece başladı.

Sistemli bir siyasi hareket olarak siyonizmin kurucusu ise Theodor Herzl oldu. Herzl, 1890’larda Avrupa’da ve diğer yerlerde Yahudiler arasında teşkilatlanmayı sağladı. Hareketin Avusturyalı önderlerinden Nathan Birnbaum 1893’te ilk defa siyonizm terimini ortaya attı. Herzl ise Yahudilere ait bir devlet fikrini işlediği “Der Judenstaat” (Yahudi Devleti) kitabını 1896’da yayımladı.

İlk kez 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde toplanan Dünya Siyonist Teşkilatı, Filistin’e sürekli göçü düzenleme ve siyasi, ekonomik, yerleşimci faaliyetleri yürütme yolunda en temel organ niteliğini o günden itibaren korudu. İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar birkaç göç dalgasıyla yüz binlerce Yahudi Filistin’e göç etti. Yahudilerin Filistin’de çeşitli yöntemlerle Arapları yerlerinden ederek hem toprak mülkiyeti almaları hem de nüfuslarını artırmasından sonra 1948’de İsrail kuruldu.

Kuruluş bildirisinde İsrail’in Yahudi halkının doğal ve tarihi haklarına dayanılarak kurulduğu iddiası bulunuyordu. Bu “tarihi haklar” kavramı siyonist propagandada önemli yer teşkil ediyor ve “Kitabı Mukaddes” kaynaklı “vadedilmiş topraklar” kavramına dayanıyor.

Antisiyonizm yani siyonizm karşıtlığı ise 1948 öncesinde İsrail devletinin kurulmasına, Yahudilerin kendilerini yönetmesini öngören siyasi harekete, sonrasında ise İsrail devletine karşıtlık anlamına geliyor.

Bazı antisiyonist Yahudiler İsrail’in varlığını sorguluyor

Tarihçi Bernard Lewis’e göre, Yahudiler ve onları destekleyenler, İsrail devleti ya da siyonizme olan karşıtlığı sıklıkla antisemitizmle tarif etme ve ilişkilendirme eğilimini gösteriyor.

Halbuki, siyonizmin ortaya çıkışından bu yana antisiyonizm kabul gören fikirler arasında yer alıyor. Antisiyonizm, özellikle İkinci Dünya Savaşı’na kadar dünyanın birçok yerindeki çok sayıda Yahudi arasında kabul gören bir Yahudi ideolojisiydi.

İsrail devletinin varlığını farklı yönlerden sorgulayan antisiyonist fikirler bugün de bazı Yahudi kesimler arasında kabul görüyor. Örneğin bazı Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudiler, “İsrail Krallığını” yalnızca Mesih’in kurabileceği iddiasıyla İsrail’i tanımıyor ancak Yahudi şeriatını yaşatmak için kerhen İsrail’de yaşadıklarını dile getiriyor.

AA

]]>
‘Türkiye ile ilişkilerdeki zorluklar iyi niyet olduğunda aşılabilir’ https://www.bik.gov.tr/turkiye-ile-iliskilerdeki-zorluklar-iyi-niyet-oldugunda-asilabilir/ Thu, 05 Dec 2019 10:31:28 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278720 NATO liderleri toplantısı için İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin Yunan basınına değerlendirmelerde bulundu.

Miçotakis, “son dönemde Türkiye’nin hareketlerinden kaynaklanan tüm meseleleri masaya yatırdığını” belirterek “Bunlarla ilgili farklılıklar kaydedildi. İki taraf, savunma bakanlıklarının güven artırıcı önlemlerle ilgili görüşmelerinin devam etmesi konusunda anlaştı.” dedi.

Miçotakis, görüşmeyle ilgili Yunan siyasi parti liderlerini bilgilendirmek üzere Dış Politika Yüksek Konseyi’nin acilen toplanması talimatını verdiğini vurgulayarak, “Yunan halkını temin ederim ki Türkiye ile ilişkilerde zorluklar vardı, halen var ve var olacak. Ancak iki tarafta da iyi niyet olduğunda bunlar aşılabilir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Libya arasında Akdeniz’de yetki alanları sınırlandırmasına ilişkin imzalanan anlaşmaya da değinen Miçotakis, uluslararası hukuku ihlal eden uluslararası anlaşmaların, NATO’nun iş birliği ilkesiyle bağdaşmadığını savundu.

Miçotakis, “Ülkemiz komşularından iyi komşuluk ilişkilerini ve bölgesel güvenliği tehlikeye sokan açıklama ve hareketlerden kaçınarak Yunanistan’ın egemenlik haklarına saygılı olmalarını bekliyor.” diye konuştu.

AA

]]>
Yalova’da tersaneler 931 milyon dolarlık ihracat yaptı https://www.bik.gov.tr/yalovada-tersaneler-931-milyon-dolarlik-ihracat-yapti/ Thu, 05 Dec 2019 10:28:28 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278715 Yalova, tersanelerin gösterdiği başarıyla Türkiye’de kasım ayı verilerine göre ihracatını en fazla artıran il oldu.

Yalova Altınova Tersane Girişimcileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Fazıl Uzun, gemi ihracatının yüzde 70’inin Yalova’dan yapıldığını ifade etti.

İlin ihracat hacminde önemli rol oynayan Yalova-Altınova Tersane Bölgesi’nin yaklaşık 6 kilometrelik bir kıyı şeridi bulunduğunu aktaran Uzun, “Sektörümüz yatırımcıları ve çalışanlarının inanç ve gayretleri sayesinde dünya denizcilik camiasında tanınan ve tercih edilen gemi inşa, bakım ve onarım bölgesi haline gelmiştir. Halen 23 bini aşan çalışan var. Tersanelerimizde yılda 55-60 gemi ve tekne inşa edilmekte, 750-800 gemiye bakım-onarım hizmeti verilmektedir.” diye konuştu.

Bakım onarım hizmetleri 600 milyon doları aşkın döviz kazandırıyor

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre 2018 yılında Türkiye’nin gemi yat ihracatının 990 milyon dolar olduğunu ifade eden Uzun, şöyle konuştu:

“2019 yılının 11 ayında 931 milyon 175 bin dolar tutarında ihracat yapıldı. Aralık ayında da teslim edilecek gemilerle yıl sonunda önceki yıl rakamının yakalanacağını, belki de geçileceğini öngörmekteyiz. Bakım onarım hizmetlerimiz de 600 milyon doları aşkın döviz kazandırmaktadır. Kalite, zamanında teslim, değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilecek esneklik içeren müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımı, sektör çalışanlarının sosyal hakları ile iş güvenliği ve çevre tedbirlerine gösterilen özen, Türk tersanelerinin tercih edilmesi için önemli etkenlerdir.”

Son teknolojiyle donatılan gemiler dünyaya dağılıyor

Tersanelerin çalışmalarında hibrit, elektrikli sevk ile uzaktan kumanda sistemleri gibi yeni teknolojiler kullandığını da sözlerine ekleyen Uzun, şu ifadeleri kullandı:

“İleri teknolojilere sahip sistemlere sahip römorkör, balıkçı gemileri, araştırma gemileri, rüzgar türbini inşa-bakım gemileri, feribot ve yolcu gemileri inşa edilmektedir. İnşa edilen gemilerin büyük çoğunluğu Norveç, İzlanda, İngiltere, Fransa, Danimarka, Kanada, İrlanda, Rusya gibi ülkelere ihraç edilmektedir. Bu gemilerin bazıları, ‘dünyanın en büyük balık fabrika gemisi’, ‘dünyanın ilk uzaktan kumandalı römorkörü’, ‘Türkiye’de inşa edilen en büyük yüzer havuz’ gibi unvanlara da sahiptir.”

Halen Türkiye’de ilk kez kruvaziyer yapıldığını da hatırlatan Uzun, bunun dışında bazı tersanelerin sipariş defterlerinin de 2022 yılına kadar dolu olduğunu söyledi.

AA

]]>
Kırsal Kalkınma Destekleme Programı’na 4,1 milyar liralık yatırım https://www.bik.gov.tr/kirsal-kalkinma-destekleme-programina-41-milyar-liralik-yatirim/ Thu, 05 Dec 2019 10:25:49 +0000 https://www.bik.gov.tr/?p=278712 Tarım ve Orman Bakanlığının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki 2020 yılı bütçe görüşmeleri sırasında, projeler ve gelecek yıla dair hedefler ortaya konuldu.

Bu çerçevede, 2020, bitkisel ürün miktarının arttığı ve meraların optimum kullanıldığı bir yıl olacak. Bitkisel üretim yüzde 5 artırılarak yaklaşık 125 milyon tona ve sertifikalı tohum üretimi de aynı oranda yükseltilerek 1,2 milyon tona çıkartılacak. Tohum sektörünün pazar büyüklüğü de 1,4 milyar dolara yükseltilecek.

Küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına 100 lira ek destek verilecek. 2020’de küçükbaş hayvan sayısının 56 milyona ulaştırılması hedefleniyor.

Küçükbaş hayvan ıslahına yönelik proje kapsamında 80 bin damızlık koç/teke üretilecek.

Küçükbaş hayvan sayısındaki artış, büyükbaş hayvanlardaki üremeye bağlı kayıpların azaltılması ve etçi-kombine buzağılara 250 lira ilave destek verilmesiyle kırmızı et üretiminin gelecek yıl 1 milyon 250 bin tona ulaştırılması hedefleniyor.

Beyaz et üretiminin ise aynı yıl 2,4 milyon ton olacağı öngörülürken, 2020’de 220 bin yerli etçi ve yumurtacı damızlık civciv üretimi yapılacak. Bu damızlıklar sayesinde 30 milyon tavuk üretilecek.

Topraksız seradan 155 milyon lira katma değer hedefi

Kırsal Kalkınma Destekleme Programı kapsamında, toplam 4,1 milyar liralık yatırım desteklenecek ve 16 bin istihdam sağlanacak. Tarıma dayalı sanayi bölgeleri artırılarak, sanayi üretimine katkı verilecek.

Örtü altı üretimde yeni teknolojilerin uygulanması teşvik edilerek, hem gelir hem de istihdam yaratılacak. 30 topraksız serada, yıllık yaklaşık 31 bin ton domates yetiştirilecek, bu ürünler ihraç edilerek 155 milyon lira katma değer elde edilecek.

Özel sektöre Ar-Ge desteği

Avrupa ve Türkiye’nin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi 16 bin 500 ton kapasiteyle kurulacak. Türk somonu üretimi, 9 bin ton dan 30 bin tona çıkarılacak.

Öte yandan Ar-Ge’ye 27 milyon lira uluslararası finansman sağlanacak. Özel sektöre Ar-Ge Destek Programı kapsamında, 21,4 milyon lira destek verilecek.

Elektrikli traktörün 65 beygirlik ikinci prototipi ve kendi yürür ilaçlama makinesinin prototipi üretilecek. Gelecek yıl yaş çay alım miktarı 650 bin ton olacak.

Bütçenin yarıdan fazlası destekler için kullanılacak

Bakanlığın hedefleri arasında orman varlığına yönelik konular da yer alırken, bu kapsamda söz konusu varlık 22,9 milyon hektara ulaştırılacak.

Ülkede akarsular tarafından denizlere taşınan toprak miktarı 154 milyon tondan, 140 milyon tona düşürülecek.

Söz konusu dönemde 143 bin hektar toplulaştıracak. Böylece tescillenen toplulaştırılmış alan 4,5 milyon hektara çıkartılacak. 854 olan e-Devlet hizmet sayısı, 904’e yükseltilecek.

Bu arada Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 için bütçe teklifi 40,3 milyar lira olurken, bütçenin yüzde 54,5’ini oluşturan 21 milyar 968 milyon lira, tarımsal desteklemeler için kullanılacak.

Bakanlığın 2019 çalışmaları

Öte yandan, ekim ayı itibarıyla toplam 14,5 milyar liralık destekleme ödemesi yapılırken, yıl sonuna kadar bu rakamın 16,9 milyar lira olması bekleniyor.

Hayvancılık alanında ise söz konusu ay itibarıyla, 4,4 milyar lira destekleme ödemesi yapıldı. Bu dönemde besicilere 1 milyar 962 milyon lira ödendi.

Tarım Kredi kooperatiflerince, 2019’un 9 ayında 4,9 milyar lira tarımsal kredi kullandırıldı. Aynı dönemde 750 bin ton da yaş çay alımı yapıldı.

Üreticinin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen, çevre dostu ve sessiz elektrikli traktör prototipi geliştirildi.

Toprak Mahsulleri Ofisi, bu yıl 14 üründe hasat dönemi öncesi alım fiyatı açıklayarak bugüne kadar 156 bin üreticiden, toplam 2,4 milyon ton ürün alımı gerçekleştirdi, karşılığında üreticilere 4,8 milyar lira ödendi.

Milli Ağaçlandırma Günü olan 11 Kasım’da 11 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Yaklaşık 13 bin futbol sahası büyüklüğünde 80 bin dekarlık alan ağaçlandırıldı.

AA

]]>